Hastalık Tanımı

Glukokortikoid eksikliği, hiperandrojenizm, hipertansiyon ve kadınlarda virilizasyon ile karakterize nadir görülen bir konjenital adrenal hiperplazi (KAH) formudur.

ORPHA: 90795

  • Eş Anlamlısı(ları):

    • 11-beta-hidroksilaz eksikliğine bağlı KAH

    • CYP11B1 eksikliği

  • Prevalans: 1-9/1,000,000

  • Kalıtım: Otozomal resesif

  • Başlangıç yaşı: Bebeklik, Yenidoğan

  • ICD-10: E25.0

  • OMIM: 202010

  • UMLS: C0268292

  • MeSH: C535978

  • GARD: 5658

  • MedDRA: 10000002

Özet

Epidemiyoloji

KAH vakalarının yaklaşık %5-8'ini oluşturur ve yıllık 1/100,000-200,000 canlı doğum insidansı vardır.

Klinik Tanım

Bozukluk neonatal dönemde tanımlanmazsa, hem dişi hem de erkek çocuklar, hızlı büyüme hızı, hızlı erişkin iskelet olgunlaşması (erişkinlikte kısa boya neden olur) ve cinsel önkoşul ile hızlı bir şekilde doğum sonrası büyümeye maruz kalırlar. Erkeklerin normal görünmesine karşın kızların dış cinsel organlarında ciddi virilizasyon görülür. Her iki cinsiyette de erken dönemde yalancı puberte ve hipertansiyon görülür. Ayrıca adrenal bir kriz için yaşam boyu risk vardır.

Etiyoloji

Hastalığa, 8q21 kromozomunda bulunan CYP11B1 genindeki bir mutasyon neden olur. Steroid 11 beta-hidroksilaz eksikliği, glukokortikoid ve mineralokortikoid öncüllerinin birikmesi nedeniyle kortizol salınımının azalmasına ve hipertansiyona neden olur.

Genetik Danışmanlık

Hastalık otozomal resesif kalıtım gösterir.

Uzman(lar): Pr Juliane LEGER – Son Güncelleme: Ekim 2012

Çeviren: Can Veysel ŞOROĞLU, MSc

Hastalık Tanımı

Glukokortikoid eksikliği, hipergonadotropik hipogonadizm ve ciddi hipokalemik hipertansiyon ile karakterize çok nadir görülen bir konjenital adrenal hiperplazi (KAH).

ORPHA: 90793

• Eş Anlamlısı(ları):

o 17-alfa-hidroksilaz eksikliğine bağlı CAH

o Kombine 17-hidroksilaz / 17,20-liyaz eksikliği

• Prevalans: 1-9 / 1.000.000

• Kalıtım: Otozomal resesif

• Başlangıç yaşı: Bebeklik, Yenidoğan

• ICD-10: E25.0

• OMIM: 202110

• UMLS: C0268285

• MeSH: -

• GARD: 1469

• MedDRA: -

Özet

Epidemiyoloji

Tüm KAH vakalarının yaklaşık %1'ini oluşturur. Prevalans bu nedenle 1/1.000.000 civarındadır.

Klinik Tanım

Hem cinsiyet steroidleri hem de glukokortikoid eksikliği vardır. Yaygın belirtiler arasında erkeklerde cinsel gelişim yetersizliği/düşük virilization, kadınlarda primer amenore ve her iki cinsiyette de pubertal gelişim eksikliği vardır. Genellikle hipokaleminin eşlik ettiği hipertansiyon, bu hastalıkta görülen mineralokortikoid fazlalığı nedeniyle de gelişebilir.

Etiyoloji

Hastalığa, 10q24.3 kromozomunda bulunan CYP17A1 genindeki bir mutasyon neden olur.

Genetik Danışmanlık

Hastalık otozomal resesif kalıtım gösterir.

Uzman(lar): Pr Juliane LEGER – Son Güncelleme: Ekim 2012

Çeviren: Can Veysel ŞOROĞLU, MSc

Hastalık Tanımı

Konjenital adrenal hiperplazi (KAH) 'nin en yaygın şekli olan, dişilerde kuşkulu genitalya ve adrenal yetmezlikle (her iki cinsiyette de), yenidoğan döneminde dehidratasyon ve hipoglisemi ile ortaya çıkan, basit virilizan veya tuz kaybettiren formları olan ve hiperandrojeneminin görüldüğü bir bozukluk (eğer tedavi edilmezse ölümcül olabilir).

ORPHA:90794

  • Eş Anlamlısı(ları): Klasik 21-HE KAH
  • Prevalans: 1-9 / 100 000
  • Kalıtım: Otozomal resesif
  • Başlangıç yaşı: Antenatal, yenidoğan
  • ICD-10: E25.0
  • OMIM: 201910
  • UMLS: C2936858
  • MeSH: -
  • GARD: 12665
  • MedDRA: -

Özet

Epidemiyoloji

Prevalans yaklaşık 1/14.000'dir.

Klinik Tanım

Klasik 21-HE KAH iki klinik gruba ayrılabilir: basit virilizan veya tuz kaybettiren (bu terimlere bakınız). Klasik 21-HE KAH'ın klinik bulguları doğum öncesinde veya doğumda gözlenir. Dişilerde kuşkulu genitalya (klitoromegali, ruga ile kısmen kaynaşmış labia major, yaygın ürogenital sinüs) ile ortaya çıkar ve virilizasyonun boyutu normal erkek görünümünden minimal klitoromegaliye kadar değişebilir. Normal uterus ve çeşitli derecelerde anormal vajinal gelişim görülür. Erkeklerde dış genitalya normaldir. KAH'ın tuz kaybettirici formları, aldosteron eksikliği nedeniyle yaşamın ilk birkaç haftasında dehidratasyon ve hipotansiyon semptomlarına yol açar. Hemen tedavi edilmezse, hayati tehlike oluşturabilecek, hiponatremi, hiperkalemi, asidoz ve hipoglisemi gelişebilir. Hiperandrojenemi, kendini hızlanmış büyüme hızı ve iskelet olgunlaşması (erişkinlikte kısa boya yol açar), ileri kemik yaşı, erken çocukluk döneminde erken pubarş ve erken puberte, akne ve hirsutizm, ergenlik döneminde adet problemleri, subfertilite, metabolik bozukluklar ve obezite ile kendini gösterir.

Etiyoloji

Hastalığa, kortizol ve aldosteron üretimini kontrol eden 6p21.3 kromozomu üzerinde bulunan CYP21A2 genindeki bir mutasyon neden olur.

Tanısal Yöntemler

Klasik 21-HE KAH'lı dişilerin teşhisi genellikle kuşkulu genitalya tespiti ile doğumdadır. Amniyotik sıvıda bulunan 17-hidroksi-progesteron (17-HP) seviyelerini ölçerek doğum öncesi KAH fetüslerde teşhis edilebilir. Çoğu Avrupa ülkesindeki ulusal sistematik yenidoğan tarama programları KAH vakalarını teşhis etmektedir.

Ayırıcı Tanı Ayırıcı tanılar arasında diğer KAH formları, polikistik over sendromu (PKOS, bu terimlere bakınız) veya androjen fazlalığı olan diğer hastalıklar yer alır.

Antenatal Tanı

Prenatal test, 10-11. gebelik haftasında koryon villus örneklemesi (CVS) veya 15-18. GH'da amniyosentez ile 17-HP'nin enzim aktivitesi ölçümü ile yapılabilir.

Genetik Danışmanlık Klasik 21-HE KAH, otozomal resesif kalıtım modelindedir ve genetik danışmanlık mümkündür.

Yönetim ve Tedavi

Klasik KAH riski taşıyan dişi fetüsler için deksametazon ile doğum öncesi tedavi uygulanabilir. 9. haftadan önce uygulandığında, dişilerdeki kuşkulu genitalyadan sorumlu aşırı androjen üretimini önler. Doğumdan sonra teşhis konulursa, vajinoplasti ameliyatı genellikle yaşamın ilk yılında yapılır. Normal büyüme ve ergenlik için, adrenal yetmezliğini tedavi etmek ve yüksek androjen hormonu seviyelerini azaltmak için yaşam boyu hormon replasman tedavisi gerekir. Hidrokortizon genellikle çocuklara glukokortikoid (GK) replasman tedavisi olarak (10-15mg / m2 / gün 2 veya 3 doza bölünmüş) ve mineralokortikoid (MK) replasmanı için 9 alfa-fludrokortizon verilir. Doz, hasta stres altında olduğu zamanlarında izlenir ve değiştirilir. Akut adrenal yetmezlik (bu terime bakınız) ve kronik hiperandrojenemiye bağlı diğer komplikasyonların gelişme riski vardır. GK ile aşırı tedavi cushingoid yan etkilere neden olur ve aşırı MK hipertansiyona neden olur. Pediatrik endokrinologlar, cerrahlar, jinekologlar, psikologlar dahil olmak üzere multidisipliner bir ekip tarafından düzenli takip önemlidir.

Prognoz

Uygun tedavi altında hastalar normal bir yaşam beklentisine sahiptir. Uzman(lar): Pr Juliane LEGER – Son Güncelleme: Ekim 2012

Çeviren: Ezgi Gizem Berkay, MD – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

22q11.2 delesyon sendromu (DS) konjenital malformasyon hastalığına neden olan bir kromozomal anomalidir. Kardiyak hasarlar, palatal anomaliler, yüz dismorfizmi, büyüme gecikmesi ve immune yetmezlik sık karşılaşılan özellikleridir.

ORPHA:567

  • Eş Anlamlısı(ları):
  • 22q11DS
  • CATCH 22
  • Cayler kardiyofasiyal sendrom
  • Konotronkol anomaly yüz sendromu
  • DiGeorge sekansı
  • DiGeorge sendromu
  • Mikrodelesyon 22q11.2
  • Monozomi 22q11
  • Sedlackova sendrom
  • Shprintzen sendrom
  • Takao sendrom
  • Velokardiyofasiyal sendrom
  • Prevalans: Bilinmiyor
  • Kalıtım: Otozomal Dominant ya da bilinmiyor
  • Başlangıç yaşı: Neonatal
  • ICD-10: D82.1
  • OMIM: 188400 192430
  • UMLS: C0012236 C0220704 C0431406 C0795907 C2936346 C3266101
  • MeSH: D058165
  • GARD: 10299
  • MedDRA: 10012979 10066430

Özet

Epidemiyoloji

Dünya genelindeki insidansı 1/2000-1/4000 canlı doğum olarak tahmin edilmektedir.

Klinik Tanım

22q11.2 DS, hafif ila şiddetli arasında değişken bir klinik fenotipi göstermektedir. Konjenital kalp defektleri (olguların %77'sinde), trunkus arteriosus, Fallot tetralojisi ve ventriküler septal defekt gibi başlıca konotrunkal malformasyonları içerir. Hastaların %75'inden fazlasında hipernazal konuşma, beslenme ve yutma güçlüğüne yol açabilen palatal anomaliler (örneğin yarık damak, yarık dudak ve damak, veloparingeal yetersizlik) görülür. Gelişimsel gerilik sık gözlenir. Birçok hasta, hafif yüz dismorfizmi (örneğin, malar düzlük, pitoz, hipertelorizm, epikantal kıvrımlar, belirgin nazal kök) ve vertebral anomaliler (örneğin, kelebek vertebraları, hemivertebralar) ile başvurmaktadır. Hastaların %75'inde, çeşitli enfeksiyonlara duyarlı hale getiren timik aplazi / hipoplazi nedeniyle immün yetmezliği vardır. Hastalar ayrıca idiopatik trombositopenik purpura ve juvenil idiyopatik artrit gibi bir otoimmün hastalık geliştirme riski daha yüksektir (bu terimlere bakınız). Neonatal hipokalsemi olguların %50'sinde görülür. Genellikle düzelir ancak herhangi bir yaşta veya bir enfeksiyondan, ameliyattan veya hamilelikten sonra tekrar ortaya çıkabilir. Ek klinik bulgular arasında gastrointestinal anomaliler (intestinal malrotasyon, imperfore anüs), işitme kaybı, renal anomaliler (renal agenezis), dental anomaliler (mine hipoplazisi), öğrenme problemleri ve / veya psikiyatrik bozukluklar (dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, şizofreni) sayılabilir. Sendromun kapsadığı klinik fenotiplerin geniş spektrumu daha önce farklı sendromlara (örn., DiGeorge sendromu, velokardiofasiyal sendrom, kardiyofasiyal sendrom) bölünmüştür, ancak şu anda etiyolojik olarak özdeş olduğu bilinmektedir ve 22q11.2 DS olarak adlandırılmaktadır.

Etiyoloji

Vakaların büyük bir kısmında sendrom, 22q11.2 kromozom bölgesindeki düşük kopya sayısı tekrarlarıyla çevrili 3 milyon baz çiftlik (Mb) bir delesyondan kaynaklanmaktadır. Delesyon spermatogenez ya da oogenez sırasında alelik olmayan mayotik rekombinasyon kaynaklıdır. Vakaların %15’inde delesyon 3Mb’lik bölgenin içindedir ve farklı boylarda olabilir. Ayrıca DiGeorge kritik bölgesi içinde atipik delesyonlar da mevcuttur. Bazı delesyonlar kardiyak, paratiroid, timus ve yüz yapı gelişimine katılan TBX1 genini kapsamaktadır. 22q11.2 fenotipinde gözlenen değişken ekspresivitenin diğer 22q11.2 alellindeki ya da diğer kromozomlardaki genetik modifiye edici genlerden kaynaklandığı düşünülmektedir.

Tanı Yöntemleri

Klinik inceleme ve anomaliler (ör: ekokardiyografi ile kardiyak hasarlar, servikal omur X-ışınları ile vertebral anomaliler) gözlenmesi üzerine tanıdan şüphelenilir. Floresan in situ hibridizasyon (FISH), MLPA, cCGH ya da genom boyu SNP mikroarrayleri gibi yöntemlerle 22q11.2 delesyonunun gösterilmesi ile tanı kesinleştirilir

Ayırıcı tanı

Ayırıcı tanı Smith-Lemli-Opitz sendromu, CHARGE sendromu, Alagille sendromu, VATER sendromu, Goldenhar sendromu ve izotretinoin embriyopatisi (bu terimlere bakınız).

Antenatal Tanı

Ailesel vakalarda ve fetal ekokardiyogragi ile ilişkili anomaliler tespit edilmiş gebeliklerde, koriyonik villus öneklemesi ya da amniyonsentez ile prenatal tanı mümkündür. Preimplantasyon genetik tanı uygulanabilir.

Genetik Danışma

De novo vakaların yaklaşık %90’ında delesyonlar görülür. Etkilenmiş bireylerde %50 nüks riski mevcuttur.

İdame ve Tedavi

Tedavi ilişkili anomalilere bağlıdır. Kalp ve/ya da damak operasyonları, konuşma terapisi, nasogastrik besleme, kalsiyum takviyesi ve psikolojik terapiyi içerebilir. Düzenli immünolojik takip gereklidir.

Prognoz

Prognoz değişkendir ve hastalığın şiddetine bağlıdır. İnfant ölümleri görece düşüktür (~%4). Erişkinlerde, diğer erişkin populasyona göre mortalite daha yüksektir

Uzman Hakem(ler): Dr Donna MCDONALD-MCGINN - Dr Elaine ZACKAI – Son Güncellme:Aralık 2012

Çeviren: Özden Hatırnaz Ng, PhD- Ocak 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

3-metilkrotonil-CoA karboksilaz eksikliği (3-MCCD), bebeklik döneminde metabolik krizden asemptomatik erişkinlere kadar oldukça değişken bir klinik tablo ile karakterize olan kalıtsal bir lösin metabolizması bozukluğudur.

ORPHA:6

  • Eş anlamlısı(ları) : 3-metilkrotonilglisinüre, MCC eksikliği, MCCD
  • Prevalans: 1-9 / 100 000
  • Kalıtım: Otozomal resesif
  • Başlangıç Yaşı: Tüm yaşlar
  • ICD-10: C25.0 C25.1 C25.2 C25.7 C25.8
  • OMIM: 210200 210210
  • UMLS: C0268600
  • MeSH: C535308
  • GARD: 10954
  • MedDRA: -

Özet

Epidemiyoloji

Avrupa'da doğum prevalansının 1/50,000-1/30,000 olduğu tahmin edilmektedir. Tandem kütle spektrometrisine dayanan yenidoğan tarama programlarının başlatılması, bu hastalığın sıklığını ortaya çıkarmıştır ve şimdilerde bazı popülasyonlarda en yaygın organik asitüri olduğu görülmektedir.

Klinik Tanım

3-MCCD'li hastalar değişken asemptomatik ve çoğu zaman çevresel tetikleyici faktörlerle birlikte organik bir asidüri semptomları gösteren küçük bir alt gruba sahip değişken bir klinik fenotipe sahiptir. Şimdi genişletilmiş yenidoğan tarama testleriyle tanı konan birçok yenidoğan asemptomatik kalıyor ve bu hastalığın çok düşük bir klinik penetrasyona sahip olduğunu işaret etmektedir. Semptomatik hastaların çoğu, 2-33 aylık yaşlarda, genellikle küçük bir enfeksiyon, açlık veya protein açısından zengin bir diyetin uygulanmasından sonra akut metabolik krizle ortaya çıkana kadar normal büyüme ve gelişme gösterir. Belirtileri kusma, koma ve apne içerir. Nadiren nörolojik anormallikler (yani metabolik inme, hemiparezi ve ensefalopati), zayıflık, kas hipotoni ve gelişimsel gecikme bildirilmiştir. Metabolik kriz dönemleri arasında hastalar genellikle asemptomatiktir. 3-MCCD'li bazı hastalar yetişkinliğe kadar, zayıflık ve halsizlikle kendini gösteren semptomlar geliştiremezken, diğerleri hiçbir zaman semptom göstermeyebilir.

Etiyoloji

3-MCCD, MCCC1 (3q27.1) veya MCCC2 (5q12-q13) genlerindeki mutasyonlardan kaynaklanmaktadır. Bu iki gen, birlikte lösin katabolik yolundaki dördüncü basamağı katalize eden MCCase alt birim alfa ve MCCase alt birim beta kodlar. Bu genlerdeki mutasyonlar azalmış veya yokmuş 3-MCC aktivitesine yol açar, böylece lösin işleminin toksik yan ürünlerinin birikmesine ve klinik semptomlara neden olmasına izin verir. İkinci bir nadir hastalık genindeki mutasyonlara zarar veren mutasyonlar için homozigosite ile birlikte olmanın, 3-MCCD'nin spesifik olmayan şiddetli fenotipleri ile ilişkili olabileceğine dair kanıtlar ortaya çıkmaktadır.

Tanısal Yöntemler

Tandem kütle spektrometresi kullanılarak yapılan yenidoğan taraması, kan lekelerinde C5-hidroksi asilkarnitin yükselmesi olduğunu göstermektedir. İdrar organik asit analizi, 3-hidroksi izovalerik asit ve 3-metilkromilglisin seviyesini gösterir. Karnitin serum seviyeleri azaltılabilir. Lenfosit ve fibroblast deneyleri, düşük veya eksik 3-MCC aktivitesi gösterirken, diğer karboksilaz enzimleri normal aktiviteye sahiptir. Akut metabolik kriz sırasındaki laboratuvar bulguları arasında metabolik asidoz, hipoglisemi ve bazı durumlarda hafif hiperammonemi vardır. Allellere neden olan iki hastalığı tanımlayan moleküler genetik testler tanıyı doğrular. Yenidoğan tarama programları ABD'de ve bazı Avrupa ülkelerinde mevcuttur.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanı, Reye sendromunun yanı sıra çoklu karboksilaz eksikliği gibi diğer organik asitleri de içerir (bu terimlere bakınız).

Antenatal Tanı

Antenatal tanı, hastalığa neden olan mutasyonlara neden olan ailelerde mümkündür.

Genetik Danışmanlık

3-MCCD, otozomal resesif olarak kalıtılır ve genetik danışmanlık önerilir.

Yönetim ve Tedavi

Erken tanı 3-MCCD'nin uygun şekilde yönetilmesinde ve ciddi metabolik kriz riskinin azaltılmasında yardımcı olabilir. Asemptomatik bireylerde tedavi genellikle gerekli değildir. Bazı hastalarda oral L-karnitin takviyesi gerekebilir. Lösin ile sınırlı bir diyet genellikle garanti edilmez. Serbest karnitin konsantrasyonlarının düzenli olarak izlenmesi gibi oruç tutmanın ve diğer çöktürücü gerilmelerin önlenmesi (özellikle bebeklerde ve küçük çocuklarda) önerilmektedir. Akut hastalık sırasında acil bir rejim (IV glikoz ve asidozun düzeltilmesi) önerilmektedir.

Prognoz

Prognoz genellikle iyidir ancak yaşanan semptomların ciddiyetine bağlıdır.

Uzman Hakem(ler): Pr Matthias BAUMGARTNER – Son Güncelleme:Ekim 2014

Çeviren: Seda KARAKAŞ, MSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

46, XX yumurtalıkta cinsel gelişim bozukluğu (46, XX yumurtalıkta DSD), 46, XX karyotipli bir bireyin histolojik olarak doğrulanmış testis ve yumurtalık dokusu ile karakterize edilir.

ORPHA:2138

  • Eş anlamlısı(ları) : 46,XX ovotestiküler DSD
  • Prevalans: 1-9 / 100 000
  • Kalıtım: Otozomal resesif
  • Başlangıç Yaşı: Bebeklik, Yenidoğan
  • ICD-10: Q56.0
  • OMIM: 400045
  • UMLS: C0266361 C2748895
  • MeSH: D058165
  • GARD: -
  • MedDRA: -

Özet

Epidemiyoloji

Tahmini prevalans yaklaşık 1/20.000 doğumdur. Hastalık tüm DSD'nin %3-10'undan daha azını oluşturabilir.

Klinik Tanım

Etkilenen bireylerin yaklaşık %20'si, 5 yaşından önce teşhis edilir. Atipik genital organlara bağlı olarak tanı genellikle yenidoğan döneminde yapılır. Bazıları daha sonra anormal pubertal gelişim ile ortaya çıkar. Belirtiler alt karın ağrısı, jinekomasti, kasık fıtığı, bir inguinoskrotal kitle, kriptorşidizm veya cinsiyet atamasına bağlı olarak amenore/periyodik hematüri. Etkilenen bireylerin çoğu kadın iç genital organına (uterus, hemi uterus veya ilkel uterus) sahiptir. Dış genital organların gelişimi, belirgin kadın genital organından erkek genital organına korid ve hipospadias ile birlikte değişir. Nadiren hastalar normal veya normale yakın bir erkek penisine sahiptir ve bilateral olarak inişli ovotestlere (over ve testis elementleri içeren gonadlar) sahiptir. Gonadal yapılandırmaları değişiklik gösterir. Kısırlık erkeklerde sık görülürken, kadınların doğurganlık için biraz potansiyelleri vardır. Malign gonadal tümörleri nadir görülür (vakaların %3'ünden azı).

Etiyoloji

46, XX ovotestiküler DSD'nin kesin nedeni, vakaların çoğu için açıklığa kavuşturulmamıştır, ancak mozaikizm veya genetik mutasyonlarla ilgili olabilir. Olguların çoğu (% 65) SRY (Y kromozomunun cinsiyet belirleyici bölgesi) -negatiftir. Nadiren, hastalar SRY geninin bir kopyasına sahiptir, SOX9 gen çoğalmasına ya da RSPO1 ya da WNT4 genlerinde, hurda hücreli karsinom ve Serkal sendromuna sırasıyla palmoplantar keratoderma - XX cinsiyet ters - predispozisyonunun bir parçası olarak mutasyonlara sahiptir (bu terimlere bakınız).

Tanısal Yöntemler

Birçok hasta belirgin genital belirsizliğe sahiptir ve doğumda teşhis edilir. DSD'nin değerlendirilmesi ve tanısı karmaşıktır. Mutabakat kuralları, muayene ve tedavi için uzman bir merkeze başvurmanızı önerir. İlk araştırmalar kromozom analizini ve iç üreme organlarını kontrol etmek için bir ultrason taramasını içerir. Hastalığı sonradan gösteren hastalar, cinsel organlarda daha yüksek bir farklılaşmaya sahiptir. Teşhis görüntüleme yöntemleri ve/veya laparoskopi ile dikkatli bir anatomik değerlendirme gerektirir. Biyokimyasal endokrin incelemesi, sitogenetik ve moleküler genetik testler gereklidir. Kesin tanı gonadal histolojiye dayanmaktadır (testis ve over dokusu).

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanılar, karışık gonadal disgenezi ve 46,XX testis DSD'si dahil diğer DSD'yi içerir (bu terimlere bakın).

Antenatal Tanı

Prenatal tanı atipik genital organların ultrasonda gösterilmesinin ve amniyosentezde bir 46, XX karyotip ortaya çıkmasının ardından mümkün olabilir.

Genetik Danışmanlık

Etkilenen çocukların ailelerine genetik danışmanlık verilmelidir. Tekrarlama riski, bulunan genetik değişikliğin türüne bağlıdır. Çoğunlukla de novo mutasyonları olarak ortaya çıkar.

Yönetim ve Tedavi

Hasta ve aileye psikolojik destek sağlanmalıdır. Diğer tedaviler temel olarak hormon replasmanını içerir. Cinsiyet ataması ve gonadal konfigürasyona bağlı olarak cerrahi tedaviye duyulan ihtiyaç ve zamanlama karmaşıktır. Yönetim gonadektomi ve rekonstrüktif cerrahi risklerini ve yararlarını dengelemeye ihtiyaç duyar.

Prognoz

Hastalar genellikle normal yaşam beklentisine sahiptir.

Uzman Hakem(ler): Pr Faisal AHMED - Dr Angela LUCAS-HERALD - Dr Ruth MCGOWAN - Pr Edward TOBIAS Son

Güncelleme:Ocak 2014

Çeviren: Seda KARAKAŞ, MSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

46,XX testis cinsiyet gelişimi bozukluğu (46,XX testis DSD) testosteron eksikliği ile birlikte, normalden belirsizliğe dek değişen erkek dış genital organı ile karakterizedir.

ORPHA:393

  • Eş anlamlısı(ları) : 46,XX testiküler DSD
  • Prevalans: 1-9 / 100 000
  • Kalıtım: -
  • Başlangıç Yaşı: Yeni doğan,bebeklik
  • ICD-10: Q99.1
  • OMIM: 278850 300833 400045
  • UMLS: C0432475 C2936419
  • MeSH: D058531
  • GARD: 399
  • MedDRA: -

Özet

Epidemiyoloji

Tahmini prevalans 1/20.000 erkek olarak görülür.

Klinik Tanım

Klinik fenotip, aşağıdakileri içeren özelliklerle değişkendir: atipik genital dış normal erkek, Müllerian yapıları olmayan infertiliteye sahip inmemiş testis. Prezentasyonu, SRY geninin varlığına bağlıdır (Y kromozomunun cinsiyet belirleyici bölgesi). SRY pozitif olgular (%80-90) genellikle kısa boylu, normal pubik kıl ve penil büyüklüğü olan ergenlik sonrası ortaya çıkan, ancak küçük testisler, jinekomasti ve azoospermiye bağlı kısırlığı olan normal erkeklerdir. Kriptorşidizm ve hipospadias da bildirilmiştir. Cinsiyet rolü ve kimliği hakkında genellikle endişeler yoktur. SRY negatif bireyler (%10-20) genellikle doğumda penoskrotal hipospadias ve kriptorşidizm gibi özelliklerle görülür. Erkek hipogonadizmi nedeniyle uzun vadeli komplikasyonlar şunlardır: düşük libido, erektil işlev bozukluğu, sekonder cinsel özelliklerin azalması, osteopeni ve depresyon.

Etiyoloji Çoğu hastada, hastalığa SRYin bir karyotipik XX genomu içeren küçük bir Y-kromozom parçasının varlığı neden olur. Normal bir SRY alelinin bir X kromozomuna translokasyonu yaygın bir nedendir, ancak SRY-negatif vakalarda, diğer genler örn. SOX9, SOX3, RSPO1 ve WNT4 de ilişkilidir.

Tanısal Yöntemler

Tanı hipergonadotrofik hipogonadizm ve sitogenetik testi gösteren klinik bulgulara ve endokrin testlerine dayanmaktadır. Floresan in situ hibridizasyon (FISH) veya polimeraz zincir reaksiyonu (PCR) teknikleri SRY genini tespit edebilir.

Ayırıcı Tanı

Başlıca ayırıcı tanılar 45,X/46,XY karışık gonadal disgenezi, 47,XXY Klinefelter sendromu, 46,XX ovotestiküler DSD ve cinsiyet kromozom mozaikleridir. Nadiren diğerleri arasında derinin skuamöz hücreli karsinomalı palmoplantar keratoderma ve XX cinsi tersine çevirme (RSPO1 gen mutasyonları nedeniyle) ve lineer cilt defekti (MIDAS) sendromlu mikroftalmi (MIDAS) sendromu bulunur (bu terimlere bakınız).

Antenatal Tanı

SRY pozitif olan riskli gebeliklerde doğum öncesi testler 46,XX testis DSD'si mümkündür.

Genetik Danışmanlık

SRY pozitif olgular genellikle kalıtsal değildir, çünkü SRY geni X kromozomunda mevcut olduğunda, neredeyse her zaman kısırlığa neden olur. Penetrans %100 kadar yüksek olabilir. SRY-negatif vakaların çoğunda, diğer genlerde mutasyonlar tespit edilmedikçe, örneğin; RSPO1 veya WNT4 (her ikisi de resesif kalıtım gösteren), kalıtımın çeşidi bilinmez.

Yönetim ve Tedavi

Tedavinin temeli hormonal dengesizliği düzeltmek, jinekomastiyi önlemek ve erkek sekonder cinsiyet özelliklerinin gelişimini sağlamak için testosteron replasman tedavisidir. Hipergonadotrofik hipogonadizm yetişkinlikten önce nadirdir. Bazı vakalarda küçültme mamoplastisi düşünülebilir. Psikolojik destek ve yönlendirme ile destek servisi önerilmelidir.

Prognoz

Erkek hipogonadizminin yönetimi komplikasyonları azaltır. Etkilenen hastalar tipik olarak kısırdır. Tümorigenik risk düşüktür.

Uzman Hakem(ler): Pr Faisal AHMED - Dr Angela LUCAS-HERALD - Dr Ruth MCGOWAN - Pr Edward TOBIAS– Son

Güncelleme:Aralık 2013

Çeviren: Seda KARAKAŞ, MSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

47, XYY sendromu, erkeklerin ek Y kromozomu aldıkları bir cinsiyet kromozomu anöploididir ve klinik olarak çocukluk çağında uzun boy ile belirgin , makrosefali, yüz özellikleri (hafif hipertelorizm, alçak kulaklar, hafif düz malar bölgesi), konuşma gecikmesi ve, sosyal ve duygusal zorluklarda risk artışı, dikkat eksikliği hiperaktif bozukluk ve otistik spektrum bozukluğu ile karakterize edilir.

ORPHA:8

  • Eş anlamlısı(ları) : Çift Y Sendromu, XYY Sendromu, Y Dizomi
  • Prevalans: 1-9 / 100 000
  • Kalıtım: Uygulanabilir veya bilinmeyen
  • Başlangıç Yaşı: Tüm yaşlar
  • ICD-10: Q98.5
  • OMIM: -
  • UMLS: C0043379 C3266843
  • MeSH: C535317 D014997
  • GARD: 5674
  • MedDRA: 10056894

Çeviren: Seda KARAKAŞ, MSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

48, XXXY sendromu, erkeklerde iki ekstra X kromozomunun varlığı ile karakterize edilen anöploidik tipte bir kromozomal anomaliyi temsil eder.

ORPHA:96263

  • Eş anlamlısı(ları) : -
  • Prevalans: 1-9/100.000
  • Kalıtım: Bilinmiyor ya da uygulanabilir değil
  • Başlangıç Yaşı: Yeni doğan, bebeklik
  • ICD-10: Q98.1
  • OMIM: -
  • UMLS: C0265498
  • MeSH: -
  • GARD: 5676
  • MedDRA: 10048228

Özet

Epidemiyoloji

Yıllık 1/50.000 erkek doğum insidansı vardır.

Klinik Tanım

48,XXXY sendromu, orta derecede entelektüel eksiklik (ortalama IQ:50), daha belirgin genital hipoplazi (mikroorganizma, mikropenis, skrotumun hipoplazisi) ve daha sık gözlenen yüz dismorfikliği (yassı burun, epicanthus, prognatizm, kısa boyun, hipertelorizm, yüz asimetrisi) ile Klinefelter sendromundan farklıdır. Diğer dismorfik özellikler (beşinci parmağın klinodaktili, koksa valga, vb.) bu sendromla sıklıkla ilişkilidir. Genital anomalilere (kriptorşidizm) ve jinekomastiye ek olarak konjenital iskelet malformasyonları (kifoskolyoz, radioulnar sinostoz, epifiz displazisi) de mevcut olabilir. Yaşla birlikte, artropatiler, şişmanlık, davranışsal problemler (hiperaktivite, huzursuzluk, kaygı, olgunluk, pasiflik, öfke, iletişim ve sosyalleşme sorunları) ve dil geriliği gibi diğer belirtiler de ortaya çıkabilir.

Etiyoloji

En muhtemel etiyoloji, homolog kromozomların (ilk mayotik bölünme sırasında) homolog kromozomların (ikinci mayotik bölünme sırasındaki) veya ebeveyn üreme hücrelerinde kardeş olmayan ayrışmasıdır. Bu sendromun gelişmesinden sorumlu veya lehine bilinen bir faktör yoktur.

Tanısal Yöntemler Metafaz karyotipi klinik bir tanının onayına izin verir. Diğer poligonozomlarla mozaiklik nadir değildir (48, XXXY / 48, XXYY / 49, XXXXY).

Ayırıcı Tanı Ayırıcı tanı Klinefelter sendromu (47,XXY), 48, XXYY sendromu ve 49,XXXXY sendromu (bu terimlere bakınız) gibi diğer anöploidleri içerir.

Antenatal Tanı Antenatal tanı amniyosentez ile mümkündür.

Genetik Danışmanlık 48, XXXY vakaları sporadik olması nedeniyle tekrarlama riski çok düşüktür.

Yönetim ve Tedavi

Tedavinin multidisipliner bir ekip tarafından ele alınması gerekir ve kalp ve iskelet malformasyonlarının tedavisini, duyusal, nörolojik, hormonal (testosteron bazlı hormon tedavisi), metabolik (obeziteyi denetleyen), psikolojik ve psikiyatrik bakımı ve diş takibini içerir.

Prognoz

Hastalar temel olarak normal yaşam süresine sahiptir, ancak özellikle endokrin ve bulaşıcı problemleri için düzenli tıbbi ziyaretlere katılmaları ve düzenli psikiyatrik izlenmeleri gerekir. Uzman Hakem(ler): Dr Carole CORSINI - Pr Pierre SARDA – Son Güncelleme:Mayıs 2011

Çeviren: Seda KARAKAŞ, MSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Genetik olarak, erkeklerde ekstra bir X ve Y kromozomunun varlığı ve klinik olarak uzun boyla, kısırlık, kısırlık ve yetersiz testosteron üretimi ile ilişkili işlevsiz testlerin varlığı , bilişsel, duygusal ve sosyal işlev bozukluğu ile ilişkili işlevsiz testlerin ve gelişimsel gecikme ve artmış konjenital malformasyon riski ile karakterize edilen nadir bir cinsiyet kromozomu anomalisi hastalığıdır.

ORPHA:10

  • Eş anlamlısı(ları) : -
  • Prevalans: Bilinmiyor
  • Kalıtım: Uygulanabilir değil ya da bilinmiyor
  • Başlangıç Yaşı: Yenidoğan, bebeklik, çocukluk çağı, ergenlik
  • ICD-10: Q98.8
  • OMIM: -
  • UMLS: C2936741
  • MeSH: D007713
  • GARD: 5677
  • MedDRA: 10048230

Özet

Epidemiyoloji

Tahmini prevalans 1/18.000 ila 1/50.000 erkek doğumu arasındadır.

Klinik Tanım

Görünüm, genellikle hafif dismorfik yüz plajiyofali ve düz ayakların eşlik ettiği hipotoni ve global gelişim gecikmesi olan bebeklik döneminde veya erken çocukluk dönemindedir. Ergenlik çağında başlayan ve yetişkinlik döneminde devam eden testis hipogonadizmi neredeyse evrenseldir. Kriptorşidizm, mikropenis ve jinekomasti zaman zaman rapor edilmiştir. Genel olarak, bilişsel yetenekler, zihinsel engelli aralığında tam ölçekli IQ olan erkeklerin yaklaşık 1/3'ü ile sınırda (70-80) arasında olma eğilimindedir. Belirgin derecede düşük sözel akıl yürütme becerileri sıklıkla mevcuttur. IQ'ya göre, iletişim, sosyal beceriler, öz-bakım ve öz-yönelimdeki ortak açıklarla birlikte, adaptif işlevsellik önemli ölçüde bozulur. Önemli diş problemleri (~%90), titreme (~ yetişkinlerin%60'ı), astım / alerji (~% 60), iskelet anomalileri (kulüp ayağı, radioulnar synostosis, cubitus varus ile belirgin dirsekler) skolyoz ve kifoz, tip 2 diyabet (yetişkinlikte ~%20), tromboz (~%18), epilepsi (~%15), şaşılık (~%15), gastrointestinal problemler (besleme intoleransı, reflü, kabızlık), konjenital kalp defektleri ve böbrek anormallikleri gibi bir çok tıbbi durumla sıklıkla ilişkilidir. Spesifik olmayan dismorfik özellikler epikantal kıvrımları, hipertelorizmi ve klinodaktili içerebilir. Davranış örüntüleri, ruhsal kararsızlık, kaygı, obsesif-kompulsif davranışlar ve duygusal olgunluğa ek olarak, dikkat eksikliği / hiperaktivite bozukluğu ve otizm spektrum bozukluğu özelliklerini içerebilir.

Etiyoloji

48,XXYY sendromu, spermatogenez sırasında cinsiyet kromozomlarının bir bozulma olayından veya daha az sıklıkla, hücre bölünmesi sırasında zigotik sonrası mitotik bozulmadan kaynaklanır. Bilinen herhangi bir predispozan faktör yoktur.

Tanısal Yöntemler

Tanı genellikle çocukluk çağında fiziksel ve/veya gelişimsel kaygıların değerlendirilmesi sırasında belirlenir. Tanı standart karyotip veya kromozomal mikroarray ile doğrulanır.

Ayırıcı Tanı

Ana ayırıcı tanılar 47,XXY sendromunu; 48,XXXY sendromunu; 49,XXXXY sendromunu; 45,X/46,XY mozaiklik ve 46,XX erkekleri içerir. Diğer olası örtüşen koşullar arasında Fragile X, Jacob, Prader-Willi, Soto, Börjeson-Forssman Lehman, Weaver ve Cohen sendromları bulunur.

Antenatal Tanı

Hücresiz fetal DNA ile invaziv olmayan prenatal tarama, 48,XXYY ile fetüs tanımlayabilir, ancak bu test teşhis amaçlı değildir. Antenatal tanı, amniyosentez veya koryon villus örneklemesi ile mümkündür.

Genetik Danışmanlık

48,XXYY, tipik olarak <%1'lik bir tahmini nüksetme riski olan sporadik bir anöploidi olayı nedeniyledir. Genetik danışma potansiyel fiziksel, tıbbi, gelişimsel ve psikolojik özelliklerin gözden geçirilmesini içermelidir.

Yönetim ve Tedavi

Kapsamlı disiplinlerarası bakım, ilişkili gelişimsel, tıbbi ve psikolojik koşulları değerlendirmek ve yönetmek için önemlidir. Konjenital defektleri değerlendirmek için ayrıntılı bir fizik muayene, renal ultrason ve ekokardiyografi yapılmalıdır. Görme / işitme taramaları ve rutin diş bakımı yaşam boyu önemlidir. Astım ve epilepsi gibi komorbiditeler, 48,XXYY olmayan bireylerde olduğu gibi teşhis ve tedavi edilmelidir. Ergenlik muayeneleri ve serum hormon profilleri, 10 yaş civarında başlayarak izlenmeli ve hipogonadizm için testosteron takviyesi düşünülmelidir. Ergenlikten itibaren yıllık olarak hiperlipidemi, diyabet ve otoimmün tiroid hastalığı taraması önerilmektedir. Kapsamlı, disiplinlerarası nörogelişimsel ve davranışsal değerlendirme çocukluk boyunca garanti altına alınmıştır. Psikolojik işlevselliği (duygusal ve davranışsal bozukluklar dahil) ve konuşma/dil, motor ve kişisel bakım becerilerini hedefleyen müdahaleler kanıta dayalı ve bireyselleştirilmelidir. Okul ve toplum temelli destek ve hizmetler, tedavi planının bir parçasını oluşturur.

Prognoz

Tedavi olmasa da, ilişkili tıbbi ve psikiyatrik durumlar için uygun tedaviyle yaşam beklentisi normaldir. Sağlıkla ilgili yaşam kalitesi ve bağımsızlık derecesi, semptomların ciddiyetine ve uygun sağlık hizmeti ve destek hizmetlerine erişimine bağlı olarak değişir.

Uzman Hakem(ler): Catherine BUCHANAN - Dr Shanlee DAVIS - Dr Susan HOWELL - Dr Nicole TARTAGLIA - Dr Adrianne VILLAGOMEZ – Son Güncelleme:Ocak 2019

Çeviren: Seda KARAKAŞ, MSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

49,XXXXY sendromu, erkeklerde üç ekstra X kromozomunun varlığı ile karakterize edilen anöploidik bir kromozomal anomaliyi temsil eder.

ORPHA:96264

  • Eş anlamlısı(ları) : -
  • Prevalans: Bilinmiyor
  • Kalıtım: Bilinmiyor ya da uygulanabilir değil
  • Başlangıç Yaşı: Çocukluk çağı
  • ICD-10: Q98.1
  • OMIM: -
  • UMLS: C0265499
  • MeSH: -
  • GARD: 5679
  • MedDRA: -

Özet

Epidemiyoloji

Yıllık 1/85.000 ila 1/100.000 erkek doğum insidansına sahiptir.

Klinik Tanım

49,XXXXY sendromu, çocukluk çağında sıklıkla hemen göze çarpmayan bir entelektüel eksiklikle beraber değişken IQ ile ama yaşla birlikte ilerleyen (orta ila şiddetli) bir bozulma (IQ 70 ile 20 arasında değişen) ile Klinefelter sendromundan farklılık gösterir, çoğu zaman zaten uterusda ve doğumdan sonra yüzdelik üçün altında, bazen de küçük bir boy ve büyüme hormonu eksikliği ile görülebilir. Hipogonadizm, mikropenis, mikroorganizma, skrotumun hipoplazisi ve kriptorşidizm ile şiddetlidir. Jinekomasti nadirdir. Olağanüstü yüz dismorfikliği (hipertelorizm, depresif burun eğriliğine sahip büyük düz burun, artmış palpebral fissürler, epikantus, prognatizm, katlanmış kulaklar, kısa boyun) ve beşinci parmağın diğer dismorfik karakteristikleri (kubitus valgus, düz ayaklar, beşinci parmağın klinoktilisi, eklem laksisi)) sık görünür. Konjenital kalp defektleri (arteriyel kanal) yanı sıra iskelet defektleri (radyulnar sinostoz, epifizeal displazi, coxa valga, kifoscoliosis, kalça ve diz dislokasyonu), serebral (hipoplastik korpus kallosum, arenefali) ve renal defop (renal defop). Aksiyal hipotoni çocuklarda sıklıkla görülür. Yaşla birlikte, entelektüel eksiklik kötüleşir ve dil gelişiminde büyük bir gecikmeyle ilişkilidir. Şaşılık ya da görme keskinliğine neden olabilecek şiddetli ve ilerleyici miyop oluşabilir. Utangaçlık gibi davranışsal problemler de ortaya çıkabilir.

Etiyoloji

Etiyoloji, maternal germ hücrelerinde homolog kromozomların (ilk mayotik bölüm sırasında) veya kardeş kromatitlerin (ikinci mayotik bölüm sırasında) ayrılmamasıdır. Bu sendromun ortaya çıkmasından sorumlu veya bilinen herhangi bir faktör yoktur.

Tanısal Yöntemler Metafaz karyotipi klinik bir tanının doğrulanmasına izin verir.

Antenatal Tanı

Antenatal tanı, çok çeşitli koşullar için bir amniyosentez taraması ile mümkündür.

Genetik Danışmanlık

49,XXXXY vakalarının sporadik olması nedeniyle tekrarlama riski çok düşüktür.

Yönetim ve Tedavi

Yönetimin multidisipliner bir ekip tarafından ele alınması gerekir ve kalp ve iskelet kusurlarının tedavisi, psikomotor gelişimin fizyoterapi ile izlenmesi, psikomotoriklik, konuşma terapisi, ortopedik ve duyusal yönetim (oftalmolojik muayene), nörolojik, hormonal (gerekirse) ve psikolojik bakım ve düzenli diş takibi tedavilerini içermelidir.

Prognoz

Hastalar normal yaşam süresi beklenir ancak düzenli tıbbi ziyaretlere katılmaları gerekecektir. Uzman Hakem(ler): Dr Carole CORSINI - Pr Pierre SARDA– Son Güncelleme:Mayıs 2011

Çeviren: Seda KARAKAŞ, MSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

ORPHA:240839

  • Eş anlamlısı(ları) : -
  • Prevalans: Bilinmiyor
  • Kalıtım: -
  • Başlangıç Yaşı: Tüm yaşlar
  • ICD-10: -
  • OMIM: -
  • UMLS: -
  • MeSH: -
  • GARD: -
  • MedDRA: -

Özet

Bu terim farmakogenetik test için bir endikasyonu gösterir.

Çeviren: Seda KARAKAŞ, MSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

8p inversiyon duplikasyon/delesyon [invdupdel (8p)] sendromu, klinik olarak hafif ila şiddetli entelektüel eksiklik, ciddi gelişimsel gecikme (psikomotor ve konuşma gelişimi), zaman içinde ilerleyici hipertoni ve ağır ortopedik problemler geliştirme eğilimi gösteren hipotoni, minör yüz anomalileri ve korpus kallozumun agenezisi ile karakterize, nadir görülen bir kromozomal anomalisidir

ORPHA:96092

  • Eş anlamlısı(ları) : Invdupdel(8p), İnversiyon 8p Duplikasyon/Delesyon Sendromu
  • Prevalans: 1-9 / 100 000
  • Kalıtım:Bilinmiyor ya da uygulanabilir değil
  • Başlangıç Yaşı: Yenidoğan, bebeklik
  • ICD-10: Q99.8
  • OMIM: -
  • UMLS: -
  • MeSH: -
  • GARD: -
  • MedDRA: -

Özet

Epidemiyoloji

Bilinen yaklaşık 50 vaka raporlanmıştır. Prevalansın 1/22.000 ila 1/30.000 doğumda bir olduğu tahmin edilmektedir.

Klinik Tanım

Yaygın olarak görülen klinik belirtiler arasında gelişimsel gecikme, hafif ila şiddetli bilişsel eksiklik derecesi, anlamlı konuşma ve dil eksikliği veya gecikmesi ve ciddi bir psikomotor gecikmeye katkıda bulunan hipotoni vardır. Invdupdel (8p) olan çocukların çoğunun sözlü olmamakla birlikte mutlu tabiatlı, sosyal ve iletişimsel olduğu bildirilmiştir, ancak bazıları dikkat eksikliği, dürtüsellik ve hiperaktivite gösterebilir. Invdupdel (8p) olan bireylerin yüzde otuz ila elli, çok hafif ila ciddi otistik olan bireyler arasında büyük ölçüde değişen otizmi vardır. Çocukluk çağında daha belirgin olan yüz dismorfikliği, hemen göze çarpmaz ve sıklıkla belirgin bir alın, geçici kellik, korunan burun delikleri, alt dudaktan çıkma, büyük ağız ve kulaklar ve kısa bir boyun içerir. Invdupdelli (8p) yetişkinler normalden çok uzun boyludur ve ilerleyici hipertoni, spastik kuadripleji ve sözleşmeli eklemler ve skolyoz gibi ciddi ortopedik problemler geliştirme eğilimindedir. Kardiyak defektler, göz anormallikleri, üriner sistem anomalileri, erken ergenlik, yüksek damak ve anormal diş gelişimi, ayrıca ekstremite ve çıkık kalça anomalileri bildirilmiştir.

Etiyoloji

  1. kromozomun kısa kolunun bir terminal delesyonuyla beraber ters bir kopyalama ile çoğunlukla ya D8S349'dan bir pter delesyon ile sentromerden D8S552'ye ters bir kopyalama veya 8p11.2 veya 8p21'den D8S552'ye ters çevrilmiş bir kopyalama ile gerçekleşir. D8349. 8p delesyon işleminin klinik tabloya girmesi, 8p inversiyon çoğaltma yeniden düzenlemesinden daha az önemli görünmektedir. Bugüne kadar, tüm invdupdel (8p) de novo meydana gelmiştir.

Tanısal Yöntemler

Tanı, beyin manyetik rezonans görüntülemede (MRG) korpus kallozumun klinik bulgularına ve agenezisine dayanır ve kromozomal analize yol açar. Delesyon işleminin genetik karakterizasyonu için moleküler teknikler kullanılabilir (FISH, MLPA, CGH dizisi).

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanı, özellikle 8p21-p22 replikasyonuna sahip olanlar olmak üzere, Trizomi 8p (bu terime bakınız) gibi diğer çoklu konjenital anomalileri/entelektüel eksiklik sendromlarını içerir.

Antenatal Tanı

Antenatal tanı, fetal anormalliklerin (ör. Korpus kallozum agenezisi) ekografik olarak saptanmasına ve amniyosentez veya koryon villus örneklemesinden sonra sitogenetik analizine dayanır.

Genetik Danışmanlık

Genetik danışmanlık tavsiye edilir. Invdupdel (8p) düzenlemeleri de novo'da gerçekleşir. Bununla birlikte, ebeveynler, nadir durumlarda yavrularında daha karmaşık işgal (8p) düzenlemesine yol açabilecek olan 8p23.1 segmentini (yaygınlık 1/4 ila 1/5) içeren zararsız bir ortak inversiyon taşıyabilir.

Yönetim ve Tedavi

Spesifik bir tıbbi tedavi yoktur. Erken yaşta fizyoterapinin yanı sıra mesleki terapi ve konuşma terapisi önerilmektedir. Bazı hastalar müzik terapisinden yararlanır. Hiçbir brüt ortopedik komplikasyon kaydedilmemiştir. Ancak düzenli takip gereklidir.

Prognoz

Yaşam beklentisi konusunda bir rapor bulunmamaktadır. Invdupdel (8p) bireylerin çoğunluğunun ömür boyu tam zamanlı bakıma ihtiyacı olacaktır. Spastik kuadripleji, yaşla yavaş ilerleyici olabilir.

Uzman Hakem(ler): Pr Jean-Pierre FRYNS– Son Güncelleme: Ocak 2013

Çeviren: Seda KARAKAŞ, MSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

8p23.1 duplikasyon sendromu, temel olarak hafif ila orta dereceli gelişimsel gecikme, entelektüel yetmezlik, hafif yüz dismorfizmi (çıkık alın, kemerli kaşlar, geniş burun köprüsü, kalkık burunlar, yarık dudak ve/veya damak) ve konjenital kalp anomalileri (örneğin, atriyoventriküler septal defekt) dahil, oldukça değişken bir fenotip ile kromozom 8'in kısa kolunun kısmen çoğaltılmasından kaynaklanan nadir bir kromozomal anomali sendromudur. Diğer bildirilen özellikler arasında makrosefali, davranışsal anormallikler (örneğin dikkat eksikliği bozukluğu), nöbetler, hipotoni ve oküler ve dijital anomaliler (poli/sindaktil) bulunur.

ORPHA:251076

  • Eş anlamlısı(ları) : dup(8)(p23.1p23.1), trizomi 8p23.1
  • Prevalans: 1-9 / 100 000
  • Kalıtım: Bilinmiyor ve uygulanabilir değil
  • Başlangıç Yaşı: Bebeklik, yenidoğan
  • ICD-10: E71.1
  • OMIM: -
  • UMLS: -
  • MeSH: -
  • GARD: 10304
  • MedDRA: -

Çeviren: Seda KARAKAŞ, MSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Yüz, uzuvlar ve genital özellikler ve orantısız bir akromelik kısa boy ile karakterize nadir bir gelişimsel bozukluktur.

ORPHA:915

  • Eş anlamlısı(ları) : Aarskog sendromu, Fasiyodijitogenital sendrom, Fasiyogenital displazi
  • Prevalans: Bilinmiyor
  • Kalıtım: Otozomal resesif, Otozomal Dominant ya da X’e bağlı resesif
  • Başlangıç Yaşı: Çocukluk çağı
  • ICD-10: Q87.1
  • OMIM: 100050 305400
  • UMLS: C0175701
  • MeSH: -
  • GARD: 4775
  • MedDRA: 10067148

Özet

Epidemiyoloji

AAS prevalansı bilinmemekle birlikte, literatürdeki 1970'deki ilk tanımından bu yana 100'den az vaka bildirilmiştir. Bununla birlikte, prevalans tahminlerinin 1/25,000 civarında olduğu düşünülmektedir. Dünya çapında moleküler olarak kanıtlanmış yaklaşık 40 vaka yayınlanmaktadır.

Klinik Tanım

AAS ağırlıklı olarak erkekleri ilgilendirir. Yüz özellikleri, hem dişi taşıyıcılarda gözlenen hem de alt taraftaki palpebral fissürler, geniş burun köprüsü, önlenmiş burun delikleri, alçak ayarlanmış ve çıkıntılı kulaklar, ve hipertelorizmini içerir. AAS hastalarında kısa ve geniş el ve ayaklar, parmaklar arası perde (ağ), klinodaktili ve proksimal interfalangeal eklemlerin hiperekstansiyonu ve distal interfalangeal eklemlerde fleksiyonun parmakların kuğu boynu deformitesine neden olduğu görülmektedir. Büyüklük doğumda genellikle normaldir, ancak bebeklik döneminde ve çocuklukta büyüme yavaştır, bu da ergenliğe kadar kısa boylanmaya yol açar, bu genellikle geciktirilir. Genelde, geç gençlerde bir büyüme hamlesi, orta derecede kısa bir boyuta neden olur. Genital anomaliler, kriptorşidizm, makroorşidizm, şal skrotum ve daha nadiren hipospadias içerebilir. Doğurganlık normaldir. Dişi taşıyıcılar, yalnızca hipertelorizm olan ince bir fenotipe sahip olabilir. Hastalar, genellikle erken çocukluk dönemine sınırlı olan öğrenme ve davranışsal engelli bir nörogelişimsel fenotip sunabilir. Varsa, zihinsel bozukluk nadiren şiddetlidir.

Etiyoloji

Klinik ve genetik olarak heterojen olmasına rağmen, hastalığın en iyi karakterize edilen formu FGD1 genindeki mutasyonlar (fasiyogenital displazi 1 geni; Xp11.21) 'dir. Ailelerin çoğu genetik nedenini henüz belirlemediğinden, diğer gen (ler) de rol oynayabilir.

Tanısal Yöntemler

Klinik tanı, fiziki muayeneye ve en belirgin klinik özelliklerin tanınmasına dayanır. FGD1 geninin analizine dayanan moleküler genetik, tanıyı doğrulayabilir.

Ayırıcı Tanı

Moleküler tanı kesin olmadığında, Noonan sendromu, SHORT sendromu, psödohipoparatiroidi ve Robinow sendromu da dahil olmak üzere, ayırıcı tanı için tüm olası seçenekler düşünülmelidir (bu terimlere bakınız).

Antenatal Tanı

Artmış risk altındaki gebeliklerde , ailede hastalığa neden olan mutasyon bilindiğinde, doğum öncesi tanı teknik olarak mümkündür (mutasyonların çoğu aileye özgüdür). Bununla birlikte, doğum öncesi testlerin sıklıkla istenmesi olası değildir, çünkü genellikle fiziksel bulgular hafif olabilir ve klinik heterojenite aynı ailede bile fenotip tahminini zorlaştırır.

Genetik Danışmanlık

AAS, X'e bağlı bir hastalıktır, ancak otozomal dominant ve otozomal resesif yayınlar da rapor edilmiştir. Bu nedenle genetik danışma hastanın aile geçmişinin derinlemesine araştırılmasını gerektirir.

Yönetim ve Tedavi

AAS için iyileştirici bir tedavi yoktur. Çocukluk çağında büyüme hormonu uygulamasının ön sonuçlarının önemli bir etki göstermediği görülmektedir. Öğrenme problemleri ve dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB), nöropsikiyatrik bir müdahale gerektirebilir.

Prognoz

Hastaların çoğu iyi bir prognoz gösterir. Tipik olarak, yaşa bağlı zihinsel durum gelişimi ile yetişkinlikte iyi bir evrime sahiptirler.

Uzman Hakem(ler): Dr Alfredo ORRICO– Son Güncelleme :Ekim 2012

Çeviren: Seda KARAKAŞ, MSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

ACTH'nin anormal üretiminin neden olduğu endojen Cushing sendromu (CS), vakaların %80'inde bir hipofiz adenomunun (Cushing hastalığı, CD) ve ektopik ACTH sekresyonuna göre vakaların %20'sinde adrenokortikotropik hormonun (ACTH) bir ekstrahipofiz tümörü (akciğerlerden veya daha az yaygın timus, pankreas, adrenal bez veya tiroid kaynaklı vakaların %50'sinde) veya çok nadiren ACTH ve kortikotrofin salgılayan hormonu ( CRH) salgılayan bir tümör nedeniyle aşırı miktarda kullanılmasına neden oldu (EAS'ye bağlı CS).

ORPHA: 99892

  • Eş anlamlısı(ları) : ACTH'ye bağımlı CS, Adrenokortikotropik hormon bağımlı Cushing sendromu, Kortikotropin-bağımlı Cushing sendromu
  • Prevalans: Bilinmiyor
  • Kalıtım: -
  • Başlangıç Yaşı: -
  • ICD-10: E24.0
  • OMIM: -
  • UMLS: -
  • MeSH: -
  • GARD:-
  • MedDRA: -

Çeviren: Seda KARAKAŞ, MSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Olguların % 80'inden fazlasında tibia ön yüzünden ortaya çıkan(tibial diafiz), nadir, primer düşük dereceli malign kemik tümörüdür. Vakaların çoğu semptomatiktir, ağrı, şişlik, eğrilik deformasyonu veya patolojik kırılma ile ortaya çıkar. Özellikle akciğerlere metastaz görülebilir.

ORPHA:55881

  • Eş Anlamlısı(ları):
  • Uzun Kemiklerin Adamantinoması
  • Prevalans: Bilinmiyor
  • Kalıtım: Uygulanamaz
  • Başlangıç yaşı: Adölesan, Çocukluk, Yetişkin
  • ICD-10: C40.2
  • OMIM: 102660
  • UMLS: C1367554
  • MeSH: D050398
  • GARD:-
  • MedDRA: -

Özet

Epidemiyoloji

AD, tüm primer malign kemik tümörlerinin %0,1 ila %0,5'ini temsil eder. Avrupa'da yaşam boyunca sıklığının 1/900.000 olduğu tahmin edilmektedir. Erkekler daha sık etkilenir ve ikinci durumda tümör daha agresiftir.

Klinik Tanım

AD, geniş yaş aralığında (2-86 yaş) bireyleri etkiler, ancak %75'i ikinci ve üçüncü dekad yetişkin iskeletlerinde görülür. AD'nin sinsi bir başlangıcı vardır ve tipik bulgu tibianın ön tarafında yavaş büyüyen ve ağrısız bir şişliktir. Lokalize ağrı, patolojik kırık ve kemik deformitesi, hastanın tıbbi yardım almasına neden olan diğer özelliklerdir. Tümörler, tibial anterior korteksin orta üçte birinde bulunur, ancak tibia dışındaki kemiklerin de tutulduğu bildirilmiştir (humerus (%6), ulna (%4), fibula (%3), femur (%3) ve radius (%1)). Nadir durumlarda, tümör kaburga, pelvis, omurga, el ve ayak bileklerinde bulunabilir. Birden fazla konumda veya sadece korteks içinde gözlenebilir.

Etiyoloji

AD'nin etiyolojisi bilinmemektedir ve bugüne kadar, bilinen herhangi bir genetik mutasyon tanımlanmamıştır. Bir erkek çocukta tibial AD'den bir akciğer metastazında translokasyon t(7;13) (q32;q14) bildirilmiştir. Ancak bu translokasyon sağlıklı babasında da bulunmuştur.

Tanısal Yöntemler

Konvansiyonel radyografide, erken evre AD'de, periosteal olmayan kortikal belirgin bir berraklık olarak görülür. Kortikal kalınlaşma, kırıktan sonra görülebilmesine ve yumuşak doku kitlesinin varlığına rağmen nadir görülen bulgulardır. Bu evrede tümörlerin tespiti nadirdir ve genellikle tesadüfidir, çoğu hasta daha ileri evrelerde teşhis edilir. Tipik tümörler, karakteristik bir 'sabun köpüğü benzeri' görünüme sahip, çok damarlı kistik/sklerotik lezyonlardır. Bazı durumlarda, korteks sonunda bozulabilir ve yumuşak bir doku bileşeni bulunabilir. Lezyonlar çoğunlukla eksantriktir, genişler ve kortikal yerleşimlidir. AD, T-1 ağırlıklı MRG'de düşük sinyal yoğunluğunu ve T-2 ağırlıklı görüntülerde yüksek sinyal yoğunluğunu gösterir. Histopatolojik terimlerle AD, 2 farklılaştırıcı düzende sonuçlanan osteofibröz doku içerisinde değişken oranlarda birbirleriyle karışabilen epitelyal hücrelerin mevcudiyeti ile karakterize edilir: orta derecede malignite potansiyeli olan osteofibröz displaziye benzer AD ve epitelyal komponent ağırlıklı ve düşük dereceli maligniteli klasik AD.

Ayırıcı Tanı

AD için temel ayırıcı tanı kondrosarkomun fibröz displazisidir, ancak buna Langerhans hücreli histiyositoz, hemanjioendotelyoma (bu terimlere bakınız), fibroma (kemikleşmenin yanı sıra kemikleşmeyen) ve kemik kisti dahil edilmemelidir.

Yönetim ve Tedavi

Kesin iyileşme, ancak geniş rezeksiyon sınırlarına sahip geniş total rezeksiyondan sonra sağlanabilir. Kemoterapi ve radyoterapi AD'lerin tedavisinde rol oynamaz. İlk tedaviden yıllar sonra ortaya çıkabilecek lokal nüks veya metastaz riski nedeniyle uzun süreli klinik ve radyolojik izlem gereklidir.

Prognoz

Genel olarak, AD'ler iyi bir prognoza sahiptir. Olguların yaklaşık %70'inde tam remisyon sağlanabilir. Bununla birlikte, vakaların %10-50'sinde, hastalık metastazlar nedeniyle ölümcül olabilir (karaciğerde, kemikte ve beyinde metastaz bildirilmiş olmasına rağmen en sık akciğerlerde ve lenf düğümlerinde görülür). Metastatik hastalığı olan hastaların ortalama sağkalımının 12 yıl olduğu bildirilmektedir.

Uzman(lar): Pr M. [Mario] MAAS - Pr R.R. [Rick] VAN RIJN – Son Güncelleme: Temmuz 2014

Çeviren: Ezgi Gizem BERKAY, MD – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalığın tanımı

Addison hastalığı (AH) adrenal korteksin otoimmün yıkımı yüzünden glukokortikoid ve mineralokortikoid eksikliği ile sonuçlanan kronik ve nadir hormonal rahatsızlıktır. Aslında AH otoimmün adrenaliti işaret eder fakat bu terim yaygın olarak kronik primer adrenal yetmezliğin (CPAI; bu terime bakınız) herhangi bir formunu tarifte kullanılır.

ORPHA:85138

  • Hastalığın diğer adı/adları:
  • Otoimmün Addison hastalığı
  • Otoimmün adrenalit
  • Klasik Addison hastalığı
  • Primer Addison hastalığı
  • Görülme Sıklığı: 1-5 / 10 000
  • Kalıtımı: -
  • Görülmeye başladığı yaşlar: Tüm yaşlar
  • ICD-10: E27.1
  • OMIM: 103230 240200
  • UMLS: C00 01403 C0271737
  • MeSH: D000224
  • GARD: 5740
  • MedDRA: 10001130

Özet

Epidemiyoloji

Addison hastalığının prevalansı gelişmiş ülkelerde 1/9,000-1/6,900’dir.

Klinik Açıklaması

Hastalığın başlama üst sınırı 40’lı yaşlardır fakat her yaşta da görülebilir. Spesifik olmayan semptomlarla sinsice meydana gelir ki diğer daha yaygın vakalarla karıştırılabilir. Yaygın belirtileri bitkinlik, enerji düşüklüğü, keyifsizlik, kilo kaybı, mide bulantısı, iştahsızlık (büyüyen çocuklarda), kas ve eklem ağrısını kapsar. Derinin ve muköz membranların pigmentasyonu (derinin özellikle avuç içi çizgilerinde, bilek eklemlerinde, yara izlerinde, oral mukoza ve sürtünme yerlerinde kararma) AH’nın esas belirtileridir. Postural hipotansiyon ve hipoglisemi semptomları hastalığın geç belirtileridir. Hastalar ayrıca tuzu çok tüketmek isteyebilir. Vitiligo ve alopesi areata sıklıkla mevcuttur. AH ayrıca sadece kadınlarda görülen ek semptomlara sebebiyet veren (aksiller/pubik bölgede kıl kaybı, çocuklarda puberş yokluğu, azalan libido ve kuru cilt) dehidroepiandrosteron eksikliğine neden olur. Akut primer adrenal yetmezlik (AAI; bu terime bakınız), adrenal kriz olarak da anılır, tedavi takip edilmediğinde ya da hastalığın süratlenme sürecinde hayati tehlike arz eden medikal bir acil durum ortaya çıkabilir.

Etiyoloji

AH adrenal korteksin otoimmün destrüksiyonundan kaynaklanır ve otoimmün bir bozukluğun parçası olarak görülebilir ya da ayrılabilir (otoimmün poliendokrin sendromu tip 1, 2 veya 4; bu terimlere bakınız).

Tanı yöntemleri

AH’nin tanısı için biyokimyasal testler elzemdir. Sabahın erken serum kortizolü ve plazma adenokortikotropik hormon (ACTH) düzeyleri ölçülür. AH olan kişilerde plazma ACTH seviyesi daha yüksektir (>22 pmol/L) ve sabah serum kortizol seviyeleri genelde düşüktür (<83 nmol/L) fakat dalgalanmalar olabilir. Eksojen ACTH’ye kortizol cevabını gözlemleyen bir stimülasyon testi tanıyı doğrulayan yararlı bir araçtır. Sağlıklı deneklerde eksojen ACTH uygulamasından sonra serum kortizol konsantrasyonları artar (>500 nmol/L) fakat AH hastalarında yükselme görülmez. Artan plazma ACTH seviyeleri AH tanısını doğrular.

Ayırıcı tanı

Sekonder adrenal yetmezliğin elimine edilmesi gerekir. Sebepler hipofiz bezi tümörleri, lenfatik hipofizit, hipofiz tüberkülozu ve sarkoidozu içerir, bunların tümü ayırıcı tanıdır. İnfiltratif rahatsızlıklar ve CPAI’nın diğer sebepleri hariç tutulmalı ve tüberküloz (bu terime bakınız), mantar enfeksiyonları ve AIDS-ilişkili oportünist enfeksiyonlar dahil edilmelidir. Genetik bozukluklar, tümörler ve bazı ilaçlarla tedavi, CPAI’nın diğer daha az yaygın sebeplerindendir.

Kontrol ve tedavi

Kontrol ömür boyudur ve bir multidisipliner takım gerektirir. Oral hidrokortizonlu glukokortikoid replasmanı (günlük alım 10-25 mg ve 2-3 doz halinde) fizyolojik kortizol sekresyon paternlerini taklit etmek için verilir. Oral fludrokortizon, mineralokortikoid hormonlarının yerine kullanılır. Dehidroepiandrosteon isteğe bağlı yerine konur. Glukokortikoid seviyeleri AAI’yı önlemek için stres süresince ayarlanabilir. Hidrokortizonun dozu, hastanın refahı aşırı replasman veya az replasman belirtilerinin varlığı göz önünde bulundurularak klinik değerlendirme ve yanıtlar temelinde korunur. Plazma renin aktivitesinin değerlendirilmesi fludrokortizonun dozunun optimize edilmesinde yardımcıdır. Çocuklarda büyüme ve gelişme gözlenmelidir. Adrenal kriz ihtimaline karşı hastalar, enjeksiyona hazır bir hidrokortizon preparasyonu ve medikal bir uyarı kartı taşımalıdırlar.

Prognoz

AH’de iyileşme görülmez ancak AAI'yı önlemek için uygun tedavi ve özen gösterildiğinde yaşam süresi azalmaz. AH sadece görmezden gelindiğinde hayatı tehdit eder. Uzman hakem(ler): Dr Anne BACHELOT – Son güncelleme: Ekim 2012

Çeviren: Ayşe Nur Kurtcuoğlu – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Adrenal korteksten köken alan nadir bir kanserdir.

ORPHA: 1501

  • Eş Anlamlısı(ları): -
  • Prevalans: 1-9 / 100.000
  • Kalıtım: Uygulanamaz
  • Başlangıç yaşı: Çocukluk
  • ICD-10: C74.0
  • OMIM: 202300
  • UMLS: C0206686
  • MeSH: D018268
  • GARD: 558
  • MedDRA: 10001388

Özet

Epidemiyoloji

Çocukluk malinitelerinin %0,2’sine tekabül eder ve uluslararası insidansı 1/2.000.000’dur. Kızlarda erkeklerden daha sıktır. (oranı 1,5:1)

Klinik Tanım

Adrenokortikal karsinom (AKK), çocuklukta görülen ve 3,5 yaşında en üst insidans ile ortaya çıkar. Çocuklar ve ergenlerde çoğu AKK hormon salgılar ve klinik prezentasyonu tümör tarafından salgılanan hormon çeşidini yansıtır. Virilizasyon belirti ve semptomları vakalarda %90’ın üstünde mevcut olduğu gibi hipertansiyon da mevcut olabilir. Hirşutizm, akne ve seste kalınlaşma her iki cinsiyette de görülür. Kızlarda ayrıca kliteromegali ve yüzde kıllanma görülebilirken erkeklerde fallomegali ve erken virilizasyon mevcuttur. Cushing sendromu (bu terim için bakınız), vakaların üçte birinde, ay benzeri bir yüz görünümü, merkezcil yağ dağılımı ve bolluğu olan en yaygın belirtilerle ortaya çıkar. İzole hemihipertrofi, Beckwith-Wiedemann sendromu, Konjenital Adrenal Hiperplazi (KAH) ve Li-Fraumeni sendromu (LFS) olan hastalarda AKK insidansı artmıştır (bu terimlere bakınız). Tanısal Yöntemler Tanı, idrar ve kan testleri, deksametazon supresyon testi, abdomen ultrason, BT ve MR sonuçlarına dayanır.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanısında, feokromositoma ve nöroblastom (bu terimlere bakınız) vardır.

Genetik Danışmanlık

AKK’lerin en az %50’si kalıtsaldır ve bu nedenle bir kanser genetiği birimine sevk edilmesi önerilir.

Yönetim ve Tedavi

Cerrahi tam radikal rezeksiyon önerilen tedavidir ve özellikle küçük tümörler için iyileştirici olabilir. Eksik rezeksiyonlu ve metastatik yayılmalı vakalarda kemoterapi ve/veya mitotan (semptomatik ve ileri-rezekte edilemeyen, metastatik veya nüks- AKK’ler için yetim ilaç olarak AB pazarlama iznini 2004’de alan) tedavi seçenekleri arasındadır.

Prognoz

AKK, tamamen rezeke edilen küçük tümörler dışında kötü bir prognoza sahiptir (5 yıllık sağkalım %36'dır).

Uzman: Dr Bernadette BRENNAN – Son Güncelleme: Haziran 2007

Çeviren: Can Veysel ŞOROĞLU, MSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

ORPHA: 183669

  • Eş anlamlısı(ları): -
  • Prevalans: 1-9 / 1.000.000
  • Kalıtım: -
  • Başlangıç Yaşı: -
  • ICD-10: -
  • OMIM: -
  • UMLS: C0001768
  • MeSH: D000361
  • GARD: -
  • MedDRA: 10001471

Özet

Şu anda bu hastalık için bir Orphanet özeti geliştirilmektedir. Hastalığa ilişkin diğer verilere linkteki sayfada yer alan Ek bilgi menüsünden ulaşılabilir.

Çeviren: Can Veysel ŞOROĞLU, MSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Farklı dokularda mast hücrelerinin önemli miktarda infiltrasyonu ile karakterize edilen nadir ve ağır bir sistemik mastositoz (SM) formu.

ORPHA: 98850

  • Eş Anlamlısı(ları): -
  • Prevalans: 1-9 / 1.000.000
  • Kalıtım: Uygulanamaz
  • Başlangıç Yaşı: Yetişkin
  • ICD-10: C96.2
  • OMIM: -
  • UMLS: C1112486
  • MeSH: -
  • GARD: -
  • MedDRA: 10056453

ÖZET

Epidemiyoloji

SM vakalarının %10’dan azına tekabül eder ve küresel prevalansı 1/400.000 ve 1/250.000 arasında tahmin edilmektedir.

Klinik Tanım

Agresif sistemik mastositoz (ASM) genellikle çocuklarda gelişmez. Kutanöz tutulum normalde yoktur. Hastalarda mast hücre invazyonu ve yoğun medyatör salınımı ile senkop, tekrarlayan kızarıklık ishal, ağrı, organomegali ve organ fonksiyon bozukluğu, hematopoetik fonksiyon bozukluğu (izole sitopeniden belirgin pansitopeniye kadar farklılık gösteren kan sayımının bozulmasına neden olabilir), kırık riski osteoporoz biçiminde kemik tutulumu ve malabsorpsiyon görülür. ASM’nin en ciddi komplikasyonu büyük ihtimalle ölümcül anafilaktik şoktur. Hastalar mast olmayan hücreli hematolojik hastalık belirtileri göstermezler.

Etiyoloji

ASM etiyolojisi iyi anlaşılamamıştır ancak ASM’li hastaların büyük çoğunluğunun mast hücrelerinde aktive edici KIT mutasyonu, genellikle D816V, olduğuna dair kanıtlar vardır.

Tanısal Yöntemler

Tanı, kemik iliğinin histolojik ve sitolojik analizine dayanır. Sitolojik analizle kemik iliği mast hücrelerinin %5’i ila 20’si açıklanır ve bu çoğu ASM vakasında, kemik iliği mast hücreleri tek veya çok loblu bir çekirdek veya bazen blast benzeri bir morfolojik görünümde atipik olgunlaşmamış görünüme sahiptir. Serum triptaz ölçümü sürekli 20ng/ml’nin üzerindedir ve aktive edici KIT mutasyonu vakaların büyük çoğunluğunda pozitiftir.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanısı, tüm sitopeni nedenlerinin (miyelofibroz, miyelodisplazi ve diğer hematolojik maliniteler; bu terimlere bakınız) ve JAK2’deki diğer patojenik mutasyon tiplerini içerir. Aktive edici KIT mutasyonu ile kemik iliğinin mast hücrelerince infiltrasyonunun saptanmasıyla dışlanır.

Yönetim ve Tedavi

Kısmen semptomatik tedavi, ağırlıklı olarak antihistaminikler (anti-H1 ve Anti-H2) ve kısmen antiproliferatif (cladribine kullanılan kortikosteroidli veya kortikosteroidsiz interferon alfa tedavisi) tedavi uygulanır. KIT D816V mutasyonu görülmeyen birkaç vaka, imatinib mesilat veya masitinib mutasyona uğramamış KIT formunu inhibe ettiği için kullanılır. Mutant D816V formunu inhibe eden moleküller klinik çalışmalarla incelenmektedir ve diğer terapötik yaklaşımlar (rapamisin, bortezomib veya talidomid kullanımı dahil) önerilmiştir. İyotlu kontrast ajanların kullanımı sınırlı olmalıdır, çünkü mast hücre medyatörlerinin salınımını ciddi arttırır.

Prognoz

İki ila dört yıllık ortalama sağkalım ile kötü prognozludur.

Uzman: Pr Michel AROCK – Son güncelleme: Kasım 2008

Çeviren: Can Veysel ŞOROĞLU, MSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Bazal gangliyon kalsifikasyonu, lökodistrofi ve beyin omurilik sıvısı (BOS) lenfositozu ile karakterize kalıtsal, subakut ensefalopati.

ORPHA: 51

  • Eş anlamlıları:
  • Bazal gangliyon kalsifikasyonlu ensefalopati
  • İntrakraniyal kalsifikasyon ve beyin omurilik sıvısının kronik lenfositozlu ensefalopati
  • Prevalans: 1-5 / 10.000
  • Kalıtım: Otozomal dominant veya Otozomal resesif
  • Başlangıç yaşı: İnfant, Yeni Doğan
  • ICD-10: G31.8
  • OMIM: 114100 225750 610181 610329 610333 612952 615010 615846
  • UMLS: C0393591
  • MeSH: C535607
  • GARD: 575
  • MedDRA: -

Özet

Epidemiyoloji

Şimdiye kadar literatürde 120’den fazla vaka bildirilmiştir.

Klinik Tanım

Etkilenen bebeklerin çoğunluğu normal büyüme parametreleri ile zamanında doğarlar. Hastalık başlangıcı epilepsi (vakaların %53), ekstremitelerde “chilblain” deri lezyonları (vakaların %43) ve aseptik ateşli hastalık atakları (vakaların %40) ile ilişkili şiddetli, subakut ensefalopati (beslenme sorunları, sinirlilik ve psikomotor regresyon veya gecikme) ile yaşamın ilk birkaç gün veya ay içinde ortaya çıkar. Semptomlar, hastalık seyri stabilize edilmeden önce birkaç ay içinde (mikrosefali ve piramidal bulguların gelişmesiyle birlikte) ilerlemektedir. Bununla birlikte, 1 yaş sonrası başlangıçlı, dil becerilerinin ve bilişsel işlevin korunduğu, normal baş çevresi ile seyreden daha az şiddetli formlar tanımlanmıştır. Fenotip, aile içi ve aileler arası varyasyon gösterir.

Etiyoloji

2006’da dört gende hastalığa neden olan mutasyonlar tanımlandı: 3'->5' ekzonükleaz kodlayan TREX1 ve Rnaz H2 endonükleaz kompleks alt birimlerini kodlayan genler olan RNASEH2A, RNASEH2B ve RNASEH2C. TREX1 (vakaların %25'i), RNASEH2C (vakaların %14’ü) ve RNASEH2A (vakaların %4’ü) mutasyonları ciddi bir fenotipe neden olurken, RNASEH2B (vakaların %41’i) mutasyonları genellikle daha hafif bir fenotipe yol açar. Kalan vakalarda bu genler için mutasyon bulunmaz.

Tanı Yöntemleri

Kalsifikasyon (bazal gangliyon ve beyaz maddeyi içeren), kistik lökodistrofi (ağırlıklı olarak frontotemporal) ve kortikal-subkortikal atrofi tanı için ana bulgulardır ve genellikle korpus kallosum, beyin sapı ve serebellumun atrofisi ile ilişkilidir.

Ayırıcı Tanı

Temel ayırıcı tanısı TORCH konjential enfeksiyonlarını (toksoplazma, rubella, CMV, HSV1 ve HSV2) kapsar.

Antenatal Tanı

Prenatal tanısı amniyotik sıvı (amniyosentez) veya trofoblastların (koryon villus aspirasyonu) moleküler analizi ile mümkündür.

Genetik Danışma

Otozomal resesif olarak aktarılsa da nadiren otozomal dominant kalıtım vakaları da bildirilmiştir.

Yönetim ve Tedavi

Tedavi semptomatiktir (beslenme problemlerinin yönetimi, psikomotor gecikme ve varsa epilepsi).

Prognoz

Şiddetli formla başvuran hastaların yaklaşık %80'i yaşamın ilk 10 yılında ölmektedir, ancak yaşamın ilk on yılından sonra uzun süreli sağkalım daha hafif formlarda bildirilmiştir.

Uzmanlar: Dr Pierre BLANC - Pr Isabelle CREVEAUX – Son güncelleme: Haziran 2008

Çeviren: Can Veysel ŞOROĞLU, MSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

ORPHA:90081

  • Eş anlamlısı: -
  • Prevalans: 1-5 / 10.000
  • Kalıtım: -
  • Başlangıç yaşı: -
  • ICD-10: B22.2
  • OMIM: -
  • UMLS: C0343755
  • MeSH: -
  • GARD: -
  • MedDRA: -

Özet

Bu, Avrupalı ve/veya Amerikalılarda yetim (orphan) olarak adlandırılan nadir rastlanan bir durumdur.

Çeviren: Can Veysel ŞOROĞLU, MSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Ailesel adenomatoz polipozis (FAP/AAP), yaşamın ikinci on yılında rektum ve kolonda yüzlerce ila binlerce adenom gelişimi ile karakterizedir.

ORPHA: 733

  • Eş Anlamlısı(ları):

    • Kolorektal adenomatoz polipozis

    • FAP

    • Ailesel polipozis koli

  • Prevalans: 1-9 / 100.000

  • Kalıtım: Otozomal dominant ya da otozomal resesif

  • Başlangıç yaşı: Yetişkin

  • ICD-10: D12.6

  • OMIM: 175100

  • UMLS: C0032580

  • MeSH: D011125

  • GARD: 6408

  • MedDRA: 10056981

Özet

Epidemiyoloji

FAP yaklaşık 1/8.300 doğum insidansına sahiptir, her iki cinsiyette de aynı şekilde görülür ve kolorektal kanser (KRK) vakalarının %1'inden azını oluşturur. AB'de yaygınlık 1/11.300-1/37.600 olarak tahmin edilmektedir.

Klinik Tanım

Hastaların çoğu, adenomlar büyük ve sayısız olana kadar yıllarca asemptomatiktir ve rektal kanamaya, hatta anemiye veya kanser gelişimine neden olur. Genellikle, kanser poliplerin ortaya çıkmasından on yıl sonra gelişmeye başlar. Spesifik olmayan semptomlar kabızlık veya ishal, karın ağrısı, elle hissedilen karın kitleleri ve kilo kaybını içerebilir. FAP osteomalar, dental anormallikler, retinal pigment epitelinin konjenital hipertrofisi (RPEKH), desmoid tümörler ve ekstrakolonik kanserler (tiroid, karaciğer, safra kanalları ve merkezi sinir sistemi) gibi ekstraintestinal belirtiler gösterebilir. Daha az agresif bir FAP varyantı, zayıflatılmış FAP (AFAP; bu terime bakınız), daha az kolorektal adenomatöz polipleri (genellikle 10 ila 100), daha sonra adenom görünüm yaşı ve düşük kanser riski ile karakterize edilir. Bazı lezyonlar (kafa derisi ve mandibula osteomları, diş anormallikleri, kafa derisindeki fibromlar, omuzlar, kollar ve sırt) Gardner sendromunun göstergesidir, oysa FAP ve medulloblastom arasındaki ilişki Turcot sendromu olarak adlandırılır (bu terimlere bakınız).

Etiyoloji

Klasik FAP, APC genindeki (5q21-q22) bir germ hattı mutasyonundan kaynaklanır. Hastaların çoğunda (yaklaşık %70) ailesinde kolorektal polip ve kanser öyküsü vardır. Bir hasta alt kümesinde, bir MUTYH mutasyonu (1p34.1), her ikisinde de az miktarda artmış CRC ve polip/adenom gelişme riski ile karakterize olan, resesif olarak kalıtsal bir polipoz durumuna, MUTYH ile ilişkili ailesel üst ve alt gastrointestinal sistem adenomatoz polipozuna (bu terime bakınız) neden olur.

Tanısal Yöntemler

Teşhis aile öyküsüne, klinik bulgulara ve kalın bağırsak endoskopisine veya tam kolonoskopiye dayanmaktadır. Mümkün olduğunda, klinik tanı genetik testlerle doğrulanmalıdır.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanılar çoklu poliplere neden olan diğer hastalıkları içerir (Peutz-Jeghers sendromu, ailesel çocuk polipozu veya hiperplastik polipoz, kalıtsal karışık polipoz sendromu ve Lynch sendromu; bu terimlere bakınız).

Antenatal Tanı

Presemptomatik ve prenatal (amniyosentez ve koryon villüs örneklemesi) ve hatta preimplantasyon genetik testleri mümkündür. Bir genetik uzmanına veya genetik danışmana başvurmak zorunludur.

Genetik Danışmanlık

Klasik FAP, otozomal dominant bir şekilde kalıtsaldır. Ailede APC mutasyonu tespit edildiğinde, tüm birinci derece akrabaların genetik testleri yapılmalıdır.

Yönetim ve Tedavi

Kanser önleme ve iyi bir yaşam kalitesini sürdürme, yönetimin ana hedefleridir ve tüm hastalara düzenli ve sistematik takip ve destekleyici bakım önerilmelidir. Gençlerin sonlarında veya yirmili yaşların başında, kolorektal kanser profilaktik ameliyatı savunulur. Önerilen alternatifler total proktokolektomi ve AFAP için ileoanal kese veya ileorektal anastomozdur. Duodenal kanser ve desmoidler total kolektomi sonrası iki ana ölüm nedenidir. Erken teşhis edilmeleri ve tedavi edilmeleri gerekir. Ampullar ve duodenal kanser riskini azaltmak için üst endoskopi gereklidir. Progresif tümörleri ve geri dönüşümsüz hastalığı olan hastalar, sitotoksik kemoterapi ve cerrahi kombinasyonuyla cevap verebilir veya stabilize olabilir. Celecoxib, ABD Gıda ve İlaç İdaresi (FDA) ve Avrupa İlaç Ajansı tarafından FAP hastalarında ek tedavi olarak kullanılmak üzere pazarlama izni aldı.

Prognoz

FAP'lı hastalar % 100 KRK riski taşırlar. Ancak, hastalar bir tarama tedavi programına girdiklerinde bu risk önemli ölçüde azalır.

Uzman(lar): Dr Dani BERCOVICH - Dr Elizabeth HALF - Pr Paul ROZEN–Son Güncelleme: Ekim 2009

Çeviren: Ezgi Gizem BERKAY, MD

ORPHA: 93372

  • Eşanlamlısı(ları) :AHH tip 1

  • Prevalans: 1-9 / 100.000

  • Kalıtım: Otozomal dominant

  • BaşlangıçYaşı: Tüm yaşlar

  • ICD-10: E83.5

  • OMIM: 145980

  • UMLS: C0342637 C1809471

  • MeSH: C537145

  • GARD: 2796

  • MedDRA: 10068704

Özet

Bu hastalık ailesel hipokalsiürik hiperkalsemi altında tanımlanmaktadır.

Çeviren: Ezgi Gizem BERKAY, MD

Hastalık Tanımı

Ailesel izole dilate kardiyomiyopati, sol ve/veya sağ ventriküllerin sistolik ve diyastolik disfonksiyonuna yol açan, kalp yetmezliği veya aritmiye neden olan dilatasyon ile karakterize, nadir görülen, genetik olarak heterojen bir kalp hastalığıdır.

ORPHA: 154

  • Eş anlamlısı(ları) : Ailesel veya idiyopatik dilate kardiyomiyopati

  • Prevalans:1-5 / 10.000

  • Kalıtım: Otozomal dominant / Otozomal resesif / X’e bağlı resesif / Mitokondriyal kalıtım

  • Başlangıç Yaşı: Tüm yaşlar

  • ICD-10: I42.0

  • OMIM: 115200 302045 600884 601154 601493 601494 604145 604288 604765 605582 606685 607482 608569 609909 609915 611407 611615 611878 611879 611880 612158 612877 613122 613172 613252 613286 613424 613426 613642 613694 613697 613881 614672 615184 615235 615248 615373 615396 615916 618189

  • UMLS: C0340427

  • MeSH: -

  • GARD: 2905

  • MedDRA: -

Çeviren: Ezgi Gizem BERKAY, MD

ORPHA: 75249

  • Eşanlamlısı(ları) :Ailesel veya idiyopatik kısıtlayıcı kardiyomiyopati

  • Prevalans:1-9 / 100.000

  • Kalıtım: Otozomal dominant veya uygulanamaz

  • BaşlangıçYaşı: Tümyaşlar

  • ICD-10: I42.5

  • OMIM: 115210 609578 612422 615248 617047

  • UMLS: -

  • MeSH: -

  • GARD: -

  • MedDRA: -

Özet

Bu hastalık için bir Orphanet özeti halen geliştirilme aşamasındadır. Bununla birlikte, hastalıkla ilgili diğer verilere bu sayfanınaltındaki Ek Bilgi menüsünden erişilebilir.

Çeviren: Ezgi Gizem BERKAY, MD

Hastalık Tanımı

Ailesel Kısmi Lipodistrofi (AKLD), çoğu durumda, ekstremitelerden ve kalçalardan, çocukluktan veya erken yetişkinlikten yağ kaybıyla karakterize edilen ve genellikle akantoz nigrikans, insülin direnci, diyabet, hipertrigliseridemi ve karaciğer steatozu ile ilişkili nadir genetik lipodistrofik sendrom grubudur.

ORPHA:98306

  • Eş Anlamlısı(ları):AKLD

  • Prevalans: 1-9/100.000

  • Kalıtım: Otozomal dominant ya da otozomal resesif

  • Başlangıç yaşı: -

  • ICD-10: E88.1

  • OMIM: -

  • UMLS: C0271694

  • MeSH: D052496

  • GARD: 11962

  • MedDRA: -

Özet

Epidemiyoloji

AKLD prevalansı bilinmemektedir, ancak Dunnigan tipi AKLD (AKLD2; bu terime bakınız) en yaygın formdur. Kobberling tipi AKLD (AKLD1; bu terime bakınız) açıkça tanımlanmamıştır ve farklı etiyolojik alt tipleri içerebilir. Bir PPARG mutasyonu kaynaklı AKLD (AKLD3) yaklaşık yirmi ailede tanımlanmıştır. PLIN1 mutasyonları nedenli AKLD (AKLD4) bugüne kadar 4 ailede tanımlanmıştır. CIDEC'e bağlı AKLD mutasyonları (AKLD5) bir hastada ve iki ailede LIPE mutasyonları (AKLD6) nedeniyle FPLD tanımlanmıştır. İnsüline dirençli diyabet ve parsiyel lipodistrofi olan bir ailede AKT2 heterozigot mutasyonu bildirilmiştir.

Klinik Tanım

AKLD, klinik ve genetik olarak heterojen bir nadir bozukluk grubudur. En yaygın ve iyi tarif edilen formu (AKLD2), ergenlikte veya ergenliğe yakın dönemde lipodistrofi başlangıcını, uzuvlardan, kalçalardan ve gövdeden subkutanöz yağ dokusunun bölgesel kaybını ve devamında yüz, boyun ve aksiller bölgelerde ilerleyici bir yağ birikimini içerir. Hastalara cushingoid bir görünüm verir. Artmış iskelet kası hacmi ve kütlesi de gözlenmiştir. Ekstremitelerde belirgin damarlar (lipoatrofi nedeniyle) görülür. Metabolik komplikasyonlar ergenlik döneminde veya yetişkinlikte kademeli olarak ortaya çıkar ve insülin direnci, diyabet, hepatik steatoz, akantoz nigrikans, yüksek tansiyon ve koroner kalp hastalığı riski artmış erken ateroskleroz içerir. Bazı kadınlar, hirşutizm, oligomenore, polikistik overler ve infertilite gibi polikistik over sendromunun özelliklerini gösterebilir. Hastalar tipik olarak erken kardiyovasküler hastalıklara yatkındır. Diğer belirtileri diyabet, tekrarlayan akut pankreatit ve karaciğer steatohepatit veya siroz komplikasyonları içerebilir. Diğer AKLD formları benzer metabolik komplikasyonlarla ilişkilidir, ancak lipoatrofi daha sık normal veya artmış truncal yağ ile ekstremitelerle sınırlıdır. AKLD3 sıklıkla şiddetli hipertansiyon ile ilişkilidir.

Etiyoloji

AKLD'nin en yaygın formu olan AKLD2, hücresel ara filamentler A tipi laminleri kodlayan LMNA genindeki (1q22) bir mutasyondan kaynaklanır. Bu gendeki diğer mutasyonlar, otozomal kodominant şiddetli lipodistrofik laminopati gibi diğer laminopatik fenotiplerle (kas ve/veya kardiyak distrofiler, hızlanmış yaşlanma) daha sık ilişkili atipik lipodistrofilere yol açabilir. AKLD'nin daha nadir genetik varyantları ile ilişkili diğer genler arasında PPARG (3p25) (AKLD3), AKT2 (19q13.1-q13.2), PLIN1 (15q26) (AKLD4), CIDEC (3P25) (AKLD5) ve LIPE (19q13.1-q13.2) (AKLD6) bulunur. AKLD1 etiyolojisi bilinmemektedir. AKLD fenotipli birçok hastada bu genlerde mutasyon yoktur ve bu nedenle yeni AKLB genleri henüz keşfedilmemiştir.

Genetik Danışmanlık

İlgili mutasyona bağlı olarak, AKLD otozomal dominant veya resesif bir şekilde kalıtılabilir. Bilinen bir mutasyona sahip ailelerde genetik danışmanlık mümkündür.

Uzman(lar): Pr Corinne VIGOUROUX–Son Güncelleme: Şubat 2015 Çeviren: Ezgi Gizem BERKAY, MD

Hastalık Tanımı

Ailesel melanom (FM), etkilenen bir ailede iki birinci derece akrabada veya daha fazla akrabada histolojik olarak doğrulanmış melanom gelişimi ile karakterize nadir bir kalıtsal melanom şeklidir.

ORPHA: 618

  • Eş Anlamlısı(ları):-

  • Prevalans: Bilinmiyor

  • Kalıtım: Otozomal dominant ya da multigenik/multifaktöryel

  • Başlangıç yaşı: Yetişkinlik

  • ICD-10: C43.0 C43.1 C43.2 C43.3 C43.4 C43.5 C43.6 C43.7 C43.8

  • OMIM: 155600 155601 155700 608035 609048 613099 613972 615134 615848

  • UMLS: C2314896

  • MeSH: -

  • GARD: -

  • MedDRA: -

Özet

Epidemiyoloji

FM'nin tüm kutanöz melanom vakalarının yaklaşık %10'unu oluşturduğu düşünülmektedir. Melanom en çok Avrupa kökenli popülasyonları etkiler. Daha fazla güneşe maruz kalınan (ABD’nin güneyi, Avustralya, Yeni Zelanda) coğrafi bölgelerde insidansı daha yüksektir. İnsidans 2012 yılında Avrupa'da 1/90.000 olarak tahmin edilmiştir.

Klinik Tanım

Ailesel melanom, ailesel olmayan melanomdan daha erken ortaya çıkma eğilimindedir. Ortalama başlangıç yaşı genellikle 30 ile 40 yıl arasında iken, ailesel olmayan melanom tipik genel popülasyonda 50 ile 60 arasında görülür. Bazı ailelerde daha erken ve daha geç başlangıçlı vakalar bildirilmiştir. Çoklu primer melanomların daha yüksek frekansı olduğu da bulunmuştur. Melanom genellikle ciltte pigmentli bir lezyon olarak ortaya çıkar. Genellikle düzensiz sınırlar ve renk çeşitliliği ile asimetriktir. Çap genellikle 6 mm'den büyüktür. En yaygın alanlar gövde, alt bacaklar ve sırttır. Tanımlanan primer kutanöz melanomun (yayılan melanom, nodüler melanom, lentigo malign melanom ve akral lentiginöz melanom) dört ana klinikopatolojik alt tipinin tümü gözlenir. Çeşitli büyüme kalıpları ile Diğer organlara metastaz potansiyeline ilerleme görülür. Atipik nevüsler ailesel melanomlu ailelerde sıkça bulunur.

Etiyoloji

Ailesel melanom riski, yatkınlık genlerinde çok çeşitli genetik değişikliklerle yakından ilişkilidir, aynı zamanda pigmentasyon, çiller, nevüsler ve güneş reaksiyonları gibi fenotipik risk faktörlerinden etkilenmiş gibi görünmektedir, ancak UV radyasyonuna da maruz kalmaktadır. FM'nin altında bu nedenle genetik ve çevresel faktörler arasındaki karmaşık etkileşimlerin yattığı düşünülmektedir. FM'de yer alan en yaygın yüksek penetranslı duyarlılık geni, FM'nin yaklaşık %20'sinde yatkınlığı oluşturan CDKN2A'dır. CDK4, başka bir yüksek riskli gen, nadiren yer almaktadır. BAP1, POT 1, TERF2IP, ACD ve TERT mutasyonları yakın zamanda bildirilmiştir ve penetransı belirlenmeye devam etmektedir. MC1R orta penetranslı genlerdendir. Bazı yaygın yirmi genetik varyant düşük kümelenmiş ailelerde melanom riskini düzenler.

Tanısal Yöntemler

İki veya daha fazla yakın akrabasında melanom gelişen bireylerde ailesel melanomdan şüphelenilir. Melanomu tanımlamak için yeni veya değişen bir cilt yapısı değerlendirilmelidir. Değişiklikler renk, sınır, boyut ve simetri içerir.

AyırıcıTanı

Ana ayırıcı tanılar seboreik keratoz, atipik leke, ailesel atipik çoklu leke melanomu ve cilt karsinomudur.

Genetik Danışmanlık

Etkilenen bazı ailelerde melanom kalıtımı otozomal dominanttır ancak çoğu durumda poligenik bir kalıtım modeli olasıdır. Yakın akrabalarında melanom öyküsü olan hastalara ortalama 2 kat artmış riske sahip oldukları bildirilmelidir. Çoklu pigmentli atipik melanositik lezyonlar gibi birden fazla göreceli ve ilgili kişisel fenotipik öykü, önemli ölçüde daha yüksek bir riskle sonuçlanır.

Yönetim ve Tedavi

FM ailelerinde yüksek riskli bireylerin uzun süreli taranması ve izlenmesi önerilir. Altı ayda bir nitelikli bir dermatolog tarafından tüm vücut cilt muayenesi gereklidir. Cildin kişi tarafından muayenesi teşvik edilmelidir. Tedavi sporadik melanom tedavisine benzerdir ve büyük ölçüde başlangıç evrelerinde ameliyata dayanmaktadır.

Prognoz

Prognoz değişkendir; tanı, kalınlık, ülserasyon varlığı, mitotik indeks, olası lenf nodu tutulumu ve uzak metastatik hastalık varlığına bağlıdır. Erken tanı (ince Breslow kalınlığında) yüksek oranda tedavi ile ilişkilidir. Melanomlu ailelerin izlenmesi, olumlu bir prognoz ile sonuçlanan cilt takibi melanomu tespit etmeyi amaçlamaktadır.

Uzman(lar): Pr Marie-Françoise AVRIL - Pr Eve MAUBEC–Son Güncelleme: Şubat 2016

Çeviren: Ezgi Gizem BERKAY, MD

Hastalık Tanımı

Asemptomatik olabilen veya nöbetler, spesifik olmayan baş ağrıları, progresif veya geçici fokal nörolojik defisitler ve/veya beyin kanaması gibi değişken nörolojik belirtilere neden olabilen kümelenmiş düzensiz dilate kapilerler ile karakterize nadir, kılcal-venöz malformasyonlardır.

ORPHA:221061

  • Eş Anlamlısı(ları):

    • Ailesel beyin kavernöz anjiyomu

    • Ailesel serebral kavernom

    • Kalıtsal beyin kavernöz anjiyom

    • Kalıtsal serebral kavernom

    • Kalıtsal serebral kavernöz malformasyon

  • Prevalans: 1-5 / 10.000

  • Kalıtım: Otozomal dominant

  • Başlangıç yaşı: Tüm yaşlar

  • ICD-10: Q28.

  • OMIM: 116860 603284 603285

  • UMLS: C2931263

  • MeSH: -

  • GARD: -

  • MedDRA: -

Özet

Epidemiyoloji

Tüm serebral kavernöz malformasyonların (CCM/SKM) genel prevalansının 1/200 ila 1/1.000 olduğu tahmin edilmektedir. Ailesel serebral kavernöz malformasyon (FCCM/ASKM), tahmin edilen 1/5.000-1/10.000 prevalansı olan tüm SKM vakalarının yaklaşık %20'sini temsil eder ve bu nedenle sporadik SKM'lerin aksine nadir görülür. Hispanik-Amerikan SKM ailelerinde güçlü bir kurucu etkisi bulunmuştur.

Klinik Tanım

FSKM hastalarının %60'a yakını semptomatiktir. FSKM genellikle 20-30 yaşları arasında tezahür eder, ancak herhangi bir yaşta klinik belirtiler görülebilir. Belirtiler nöbetleri (%40-70), spesifik olmayan baş ağrıları (%10-30), ilerleyici veya geçici fokal nörolojik defisitleri (%35-50) ve/veya beyin kanamasını (%41) içerir. FSKM hastaları genellikle birkaç milimetreden birkaç santimetreye kadar değişen çok sayıda lezyonla ortaya çıkarlar. FSKM'ler baskın olarak beyinde görülür ancak aynı zamanda omurilik, retina (%5'inde) ve ciltte de bildirilmiştir.

Etiyoloji

Bugüne kadar, üç gendeki mutasyonların ailesel SKM'ye neden olduğu gösterilmiştir; Sırasıyla 7q21.2, 7p13 ve 3q26.1 kromozomu üzerinde bulunan KRIT1, CCM2 ve PDCD10 genleridir, çeşitli fonksiyonlarının arasında vasküler endotel hücreleri arasındaki bağlantı oluşumunu modüle eden proteinleri kodlar.

Tanısal Yöntemler

SKM'leri ortaya çıkaran serebral manyetik rezonans görüntüleme (MRG), SKM'yi teşhis etmek için altın standart bir araştırmadır ve hemosiderin için oldukça hassas olan T2 gradyan eko dizisi içermelidir. MRG, çoğu ASKM hastasında, yalnızca bir lezyonu barındıran sporadik olguların aksine çoğul lezyonları göstermektedir. Bu nedenle çoklu SKM lezyonlarının tespiti, hastalığın genetik yapısını kuvvetli bir şekilde ortaya koymaktadır. ASKM genlerinin moleküler taranması bazen atipik MRG lezyonları gösteren hastalarda tanıyı belirlemek için yararlıdır; bununla birlikte, çoğu durumda, genetik danışma için kullanılır.

Ayırıcı Tanı

Atipik hemorajik MRG lezyonları ile başvuran olgularda ASKM'nin ayırıcı tanısında çoklu hemorajik metastazlar veya amiloidozlu kalıtsal serebral kanama vardır.

Antenatal Tanı

Prenatal tanı mümkündür. Bununla birlikte, pratikte, bu hastalıkta çok az doğum öncesi tanı istenmektedir (çoğunlukla birkaç hastanın bazal ganglionlardaki veya omurilikteki veya ponstaki SKM'lerden ciddi şekilde etkilendiği ailelerde).

Genetik Danışmanlık

ASKM, eksik penetrasyonu olan otozomal dominant bir özellik olarak aktarılır. Etkilenen ailelere, mutasyona uğramış genin kalıtım riskinin %50'sini bildiren genetik danışmanlık verilmelidir. SKM'lerin genetik yatkınlığının değerlendirilmesindeki diğer önemli hususlar, MRG beyin taramasında lezyon sayısını, SKM klinik özelliklerinin ailesinde öyküyü ve başlangıç yaşını içerir.

Yönetim ve Tedavi

Genelde yılda bir kez MRG ile düzenli kontrol, SKM'nin fark edilmesinden sonra zaman zaman ek asemptomatik lezyonlar görülebileceğinden önerilmektedir. Bu MRG kontrolleri, eş zamanlı semptomların yokluğunda her 5 yılda bir verilebilir. Nöbet ve baş ağrısı tedavisi semptomatiktir. Ciddi sakatlayıcı nöbetlere ve/veya fokal nörolojik defisitlere ve/veya beyin kanamalarına neden olan lezyonlar, mümkün olduğunda lezyonların cerrahi olarak çıkarılmasını gerektirir. Asetilsalisilik asit, heparin ve varfarin kullanımı kanama riskini artırabilir.

Prognoz

ASKM, hastanın yaşı ile SKM lezyonlarının sayısı arasında güçlü bir korelasyon ile gelişen bir durumdur. Hemorajik olay oranının, her yıl lezyon başına %2-5 olduğu tahmin edilmektedir. Fonksiyonel sonuç çoğunlukla SKM lezyonlarının yeri ile ilgilidir, beyin sapı ve bazal ganglion lezyonları kötü prognozludur. Mevcut veriler, çoğu hastada uzun vadeli prognozun, vakaların %80'inde korunmuş bir otonomi için oldukça uygun olduğunu göstermektedir.

Uzman(lar): Pr Elisabeth TOURNIER-LASSERVE–Son Güncelleme: Ağustos 2019

Çeviren: Ezgi Gizem BERKAY, MD

Hastalık Tanımı

Ailesel tiroit dishormonogenezi birincil konjenital hipotiroidizm türüdür (bu terime bakınız), doğumdan itibaren mevcut olan kalıcı bir tiroid hormonu eksikliği, tiroit hormon sentezinin doğuştan gelen hatalarından kaynaklanır.

ORPHA:95716

  • Eş Anlamlısı(ları):Tiroit dishormonogenez

  • Prevalans: 1-9 / 100.000

  • Kalıtım: Otozomal resesif

  • Başlangıç yaşı: Yenidoğan, bebeklik

  • ICD-10: E03.0 E03.1

  • OMIM: 274400 274500 274700 274800 274900 607200

  • UMLS: -

  • MeSH: -

  • GARD: -

  • MedDRA: -

Özet

Epidemiyoloji

Tiroit dishormonogenezi, kalıcı konjenital hipotiroidizmin %10-15'ini oluşturur (bu terime bakınız).

Klinik Tanım

Klinik bulgular, konjenital hipotiroidizmin diğer biçimleridir (bu terime bakınız). Hipotiroidizm özelliklerine ek olarak, hastalarda dishormonogenezle birlikte guatr da ortaya çıkabilir.

Etiyoloji

Dishormonogenez, çoğunlukla otozomal resesif kalıtılır, ancak en az bir durumun otozomal dominant kalıtımı olan tiroit hormon sentezi ve sekresyon basamaklarındaki kalıtsal kusurlardan kaynaklanabilir. En sık görülen kusur, toplam iyot organifikasyon defektlerine (TİOD) yol açan ve DUOX2 ve DUOX2A genlerinde (15q15.3, 15q15) otozomal dominant mutasyonlardan kaynaklanabilen tiroit peroksidaz aktivitesidir. Daha az ciddi kusurlar kısmi iyot organifikasyon kusurlarına (PİOK) neden olur ve sodyum/iyodür taşınmasında kusurlar, kusurlu tiroglobulin eylemi veya iyodotirozindeiodinaz enziminde bir kusur içerebilir.

Tanısal Yöntemler

Yenidoğan tarama programları olan ülkelerde (primer tiroksin (T4)-takip tiroit uyarıcı hormon (TSH) veya primer TSH testi ile), konjenital hipotiroidi olan bebekler tarama testleri ile tespit edildikten sonra teşhis edilir. Bununla birlikte, yenidoğan taramasıyla tespit edilen bebeklerde guatr nadiren görülür. Tanı, yüksek serum TSH seviyesi ve düşük T4 veya serbest T4 seviyesi ile doğrulanmalıdır. Tanı, tiroit bezinin yüksek radyoaktif iyot (RAI) alımına ve ardından sodyum perklorat uygulamasından sonra %90'dan fazla salınmaya dayanır. Genetik testler de kullanılabilir. PID, perklorat uygulamasından sonra %50-90 salınımı ile teşhis edilir (ve genetik testlerle doğrulanabilir).

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanılar diğer konjenital hipotiroidizm biçimlerini içerir (bu terime bakınız)

Antenatal Tanı

Genetik bir kusurun tespit edildiği ailelerde genetik danışmanlık ve antenatal tanı sunulabilir.

Yönetim ve Tedavi

Levotiroksin, serum T4'ü 130 nmol/L'nin (10 ug/dL) üzerinde olabildiğince hızlı bir şekilde yükseltmek için acil bir hedefle (10-15mcg/kg/gün başlangıç dozu) tercih edilen tedavidir; bu dozlarda, serum TSH genellikle 2-4 hafta içinde normalleşir. Bebeklik döneminde sık laboratuvar izleme optimal nörobilişsel sonucu sağlamak için esastır. Serum TSH ve T4 veya serbest T4, yaşamın ilk 6 ayında her 1-2 ayda bir, 6 ay ile 3 yaş arasındaki her 3 ayda bir ve herhangi bir doz değişikliğinden 4 hafta sonra ölçülmelidir.

Prognoz

Erken tedaviye başlayan bebeklerin prognozu, kardeş veya sınıf arkadaşı kontrollerine benzer IQ'larla mükemmeldir. Daha sonraki bir yaşta (>30 gün) başlayan bebeklerde, şu anda önerilenden daha düşük L-tiroksin dozlarında ve daha şiddetli hipotiroidi olan bebeklerde daha düşük nörobilişsel sonuçlar ortaya çıkabilir.

Uzman(lar): DrStephen LAFRANCHI - DrMaynika RASTOGI –Son Güncelleme: Ağustos 2010

Çeviren: Ezgi Gizem BERKAY, MD

Hastalık Tanımı

Konjenital uzun QT sendromu (UQTS), bazal EKG'de QT aralığının uzaması ve yaşamı tehdit eden aritmiler için riski yüksek olan kalıtsal bir kalp hastalığıdır.

ORPHA: 768

  • Eş Anlamlısı(ları):Konjenital uzun QT sendromu

  • Prevalans: Bilinmiyor

  • Kalıtım: Otozomal dominant ya da otozomal resesif

  • Başlangıç yaşı: Çocukluk

  • ICD-10: I45.8

  • OMIM: 192500 220400 600919 601005 603830 611818 611819 611820 612347 612955 613485 613688 613693 613695 616247 616249

  • UMLS: C1141890

  • MeSH: -

  • GARD: -

  • MedDRA: 10057926

Özet

Epidemiyoloji

Prevalansı 2.500 canlı doğumda bire yakın olarak tahmin edilmektedir.

Klinik Tanım

UQTS’nin önemli iki belirtisi kardiyak arest ve ani kardiyak ölüme yol açabilen senkop atakları ile QT aralığının uzaması ve T dalgası anormallikleri de dahil olmak üzere elektrokardiyografik anormalliklerdir.

Etiyoloji

Hastalığın genetik temeli doksanlı yılların ortalarında tespit edildi ve şimdiye kadar tanımlanan tüm UQTS genleri, iyonik akımları düzenleyen kardiyak iyon kanalı alt birimlerini veya proteinleri kodlar. Bu genlerdeki mutasyonlar (KCNQ1, KCNH2, KCNE1, KCNE2, CACNA1c, CAV3, SCN5A, SCN4B) aksiyon potansiyelinin süresini uzatarak hastalığa neden olur. En yaygın UQTS varyantı (LQT1), KCNQ1 genindeki mutasyonlardan kaynaklanır ve genotiplendirilmiş hastaların yaklaşık yarısı KCNQ1 mutasyonları taşır.

Tanısal Yöntemler

UQTS’nin karakteristik özellikleri göz önüne alındığında, tipik vakalar hastalığın farkında hekimler için tanıda hiçbir zorluğa yol açmaz. Bununla birlikte, sınırdaki vakalar daha karmaşıktır ve spesifik tanı kriterlerinde önerildiği gibi çeşitli elektrokardiyografik, klinik ve ailesel bulguların değerlendirilmesini gerektirir. Ek olarak, moleküler tarama artık tanı sürecinin bir parçasıdır.

Yönetim ve Tedavi

Geçerli kontrendikasyonlar olmadıkça tedavi her zaman beta blokörlerle başlamalıdır. Eğer hastanın tam doz beta-blokaj olmasına rağmen ileride senkop atağı olursa, sol kardiyak sempatik denervasyon (LCSD/SKSD) olmalıdır. Tereddüt etmeksizin gerçekleştirilen ve implante edilebilen kardiyovertör-defibrilatör (KAD)ile tedavi olması, hastanın bireysel özelliklerine (yaş, cinsiyet, klinik öykü, bazı durumlarda genetik alt grubu da dahil olmak üzere mutasyona özgü özellikleri ve EKG işaretleri varlığı - 24 saatlik Holter kayıtları dahil olmak üzere) dayalı olacak şekilde nihai kararın verilmesi gerektiği düşünülmelidir.

Prognoz

Hastalığın prognozu genellikle doğru teşhis ve tedavi edilen hastalarda iyidir. Ancak hastalar için UQTS varyantı birkaç ciddi istisna vardır: (belirgin QT uzaması, 2:1 fonksiyonel atriyoventriküler blok ve sindaktili ile karakterize) Timothy sendromu, KCNQ1 mutasyonlarının taşındığı Jervell ve Lange-Nielsen sendromu (konjenital sağırlık ve kardiyak aritmilerin çok erken oluşumu ile ilişkili ciddi bir UQTS formu) ve 2:1 atriyoventriküler blok ve kardiyak aritmilerin çok erken ortaya çıktığıLQT3 hastalığı (bu terimlere bakınız)

Uzman(lar): Dr Giuseppe CELANO - Dr Lia CROTTI - Pr Peter SCHWARTZ–Son Güncelleme: Temmuz 2008

Çeviren: Ezgi Gizem BERKAY, MD

Hastalık Tanımı

Aura esnasında motor zayıflık varlığı ile karakterize nadir bir auralı migren çeşididir. Aile öyküsüne bağlı olarak iki ana formu vardır: en az bir birinci veya ikinci derece akrabasında motor zayıflığın da olduğu auralı ailesel hemiplejik migren (AHM); aile öyküsü olmayan sporadik hemiplejik migren (SHM).

ORPHA: 569

  • Eş Anlamlısı(ları):-

  • Prevalans: 1-5 / 10.000

  • Kalıtım: Otozomal dominant

  • Başlangıç yaşı: Çocukluk

  • ICD-10: G43.1

  • OMIM: 141500 602481 607516 609634

  • UMLS: -

  • MeSH: -

  • GARD: 1076-

  • MedDRA: -

Özet

Epidemiyoloji

Hemiplejik migren prevalansı 10.000'de birdir ve AHM ile SHM eşit sıklıkta görülür.

Klinik Tanım

Tipik HM atakları, en sık görülen diğer aura semptomları (her zaman duyusal, görsel ve konuşma bozuklukları) ile ilişkili olan motor zayıflık ile karakterizedir. Ek olarak, baziler tip semptomlar hastaların%70'inde görülür. Uzun süreli hemipleji, konfüzyon, koma, ateş ve nöbetlerle birlikte AHM ve SHM'de ciddi ataklar ortaya çıkabilir. Klinik spektrum ayrıca kalıcı serebellar belirtileri (nistagmus, ataksi, dizartri) ve daha az sıklıkla çeşitli nöbet tipleri ve bilişsel yetersizliği içerir.

Etiyoloji

Şimdiye kadar tanımlanan üç gen, iyon taşıyıcıları (CACNA1A, ATP1A2 ve SCNA1) kodlar. Bu üç genin taranmasıyla moleküler tanısı mümkündür.

Genetik Danışmanlık

AHM otozomal dominant kalıtımlıdır.

Yönetim ve Tedavi

Tedavi, triptanların AHM/SHM'de kontrendike olması haricinde, auralı diğer migren çeşitleri ile aynı yaklaşımları içerir. Yeni patofizyolojik bilgilere dayanarak, çeşitli antiepileptik ajanları kullanan önleyici tedaviler umut verici görünmektedir.

Prognoz

Prognoz genellikle iyidir.

Uzman(lar): Dr Anne DUCROS–Son Güncelleme: Nisan 2008

Çeviren: Ezgi Gizem BERKAY, MD

ORPHA: 444490

  • Eş anlamlısı(ları) : -

  • Prevalans:1-9/1.000.000

  • Kalıtım: Otozomal resesif

  • Başlangıç Yaşı: Bebeklik, Çocukluk, Ergenlik, Yetişkinlik

  • ICD-10: E78.3

  • OMIM: 118830 207750 238600 615947

  • UMLS: -

  • MeSH: -

  • GARD: -

  • MedDRA: -

Özet

Bu hastalık için bir Orphanet özeti halen geliştirilme aşamasındadır. Bununla birlikte, hastalıkla ilgili diğer verilere bu sayfanın altındaki Ek Bilgi menüsünden erişilebilir.

Çeviren: Ezgi Gizem BERKAY, MD

Hastalık Tanımı

Genellikle kontakt lens kullananlarda meydana gelen protozoan Akantomoeba'ya bağlı nadir görülen bir kornea enfeksiyonu, şiddetli oküler ağrı, Blefarospazm, fotofobi, göz yırtılması, bulanık görme ve yabancı cisim hissi ile karakterizedir. Derhal tedavi edilmezse, görme sorunlarına neden olabilir.

ORPHA: 67043

  • Eş anlamlısı(ları) : -

  • Prevalans: 1-9 / 100 000

  • Kalıtım: Uygulanabilir değil

  • Başlangıç Yaşı: Tüm yaşlar

  • ICD-10: B60.1+ H19.2*

  • OMIM: -

  • UMLS: C0000880

  • MeSH: D015823

  • GARD: 9285

  • MedDRA: 10069408

Çeviren: Seda KARAKAŞ, MSc - OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Hidrojen peroksitin parçalanmasından sorumlu bir enzim olan eritrosit katalazındaki bir eksiklikten kaynaklanan nadir bir doğumsal hastalık.

ORPHA: 926

  • Eş anlamlısı(ları) : Katalaz Eksikliği

  • Prevalans: 1-9 / 100 000

  • Kalıtım: Otozomal resesif

  • Başlangıç Yaşı: Tüm yaşlar

  • ICD-10: E80.3

  • OMIM: 614097

  • UMLS: C0268419 C2931868

  • MeSH: -

  • GARD: 363

  • MedDRA: -

Özet

Epidemiyoloji

Hastalık genel popülasyonda çok nadir görülür ve 31250'de 1 olduğu tahmin edilmektedir.

Klinik Tanım

Hastalık genellikle asemptomatiktir, ancak bazı popülasyonlarda oral ülserasyonlar ve kangren veya diabetes mellitus ve ateroskleroz ile ilişkili olabilir.

Genetik Danışmanlık

Yayılımı otozomal resesiftir.

Çeviren: Seda KARAKAŞ, MSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Klasik olarak kötü beslenme, uyuşukluk, kusma ve doğumdan kısa bir süre sonra notumda (ve daha sonra idrarda) bir akçaağaç şurubu kokusu ile karakterize nadir görülen, tedavi edilmezse ilerleyici ensefalopati ve merkezi solunum yetmezliği görülen kalıtsal bir dallı zincirli amino asit metabolizması hastalığıdır. Örtüşen dört fenotipik alt tip şunlardır: klasik, orta, aralıklı ve tiamine duyarlı AAŞH.

ORPHA: 511

  • Eş Anlamlısı(ları):

    • DZAA Eksikliği

    • DZAAH Eksikliği

    • Dallı zincirli 2-ketoasit dehidrojenaz eksikliği

    • Dallı zincirli ketoasidüri

    • AAŞH

  • Prevalans: 1-9 / 1 000 000

  • Kalıtım: Otozomal resesif

  • Başlangıç yaşı: Yenidoğan, erken bebeklik, çocukluk

  • ICD-10: E71.0

  • OMIM: 248600 615135

  • UMLS: C0024776 C0268576

  • MeSH: D008375

  • GARD: 3228

  • MedDRA: 10026817

Özet

Epidemiyoloji

Yayınlanmış ve yayınlanmamış yenidoğan tarama verilerine göre tahmini görülme sıklığı yaklaşık 1/150.000 canlı doğumdur.

Klinik Tanım

Klasik AAŞH, yaşamın ilk günlerinde zayıf beslenme ve uyuşukluk, ardından aralıklı apne, stereotipik hareketler ("eskrim" ve "bisiklet") ve opistotonus ile kötüleşen bir ensefalopati, 7 ila 10 gün içinde koma ve merkezi solunum yetmezliği ile kendini gösterir. Biyokimyasal testlerdeki tek anormallik ketozdur. Ara form AAŞH klinik olarak klasik AAŞH'ye benzer, ancak daha sonra başlayan ve daha az şiddetli semptomlara sahip olabilir. Araform AAŞH olguları doğumda asemptomatiktir, ancak akut dekompansasyon atakları yaşayabilir veya nörolojik semptomlar ile gelişimsel gecikme görülebilir. Tiamine duyarlı AAŞH, diyetteki lösin toleransını artıran tiamin tedavisi ile klinik olarak ara AAŞH'ye benzer.

Etiyoloji

AAŞH, dallı zincirli amino asitlerin (DZAA), lösin, izolösin ve valinin, metabolizmasında ikinci enzimatik aşamada yer alan dallı zincir 2-ketoasit dehidrojenaz (DZKAD) kompleksinin alt birimleri E1a, E1b ve E2'yi kodlayan genlerdeki mutasyonlardan kaynaklanmaktadır. DZKAD'ın dört alt birimi vardır: sırasıyla BCKDHA (19q13.1-q13.2), BCKDHB (6q14.1), DBT (1p31) ve DLD (7q31-q32) genleri tarafından kodlanan E1a, E1b, E2 ve E3. Bu genlerdeki mutasyonlar, DZAA'ların (özellikle lösin) ve bunların dallı zincirli alfa-ketoasitlerinin birikmesine yol açar. E3 alt birim genindeki (DLD) mutasyonlar AAŞH ile ilişkili değildir, ancak piruvat dehidrojenaz E3 eksikliğine yol açar (bu terime bakın). PPM1K geninde (4q22.1) bir mutasyon, tek bir hafif ara form AAŞH vakasında bildirilmiştir.

Genetik Danışmanlık

AAŞH, otozomal resesif olarak kalıtılır ve genetik danışmanlık verilebilir.

Uzman(lar): Dr Bridget WILCKEN – Son Güncelleme: Nisan 2014

Çeviren: Ezgi Gizem BERKAY, MD

Hastalık Tanımı

Rizomelia, abartılı lomber lordoz, brakidaktil ve frontal bossing ve orta yüz hipoplazisi ile makrosefali ile karakterize kondrodisplazinin bir formudur.

ORPHA:15

  • Eş anlamlısı(ları) : -

  • Prevalans: 1-9 / 100 000

  • Kalıtım: Otozomal dominant

  • Başlangıç Yaşı: yenidoğan

  • ICD-10: Q77.4

  • OMIM: 100800

  • UMLS: C0001080

  • MeSH: D000130

  • GARD: 8173

  • MedDRA: -

Özet

Epidemiyoloji

Tahmini insidans, canlı doğumda dünya çapında yaklaşık 1/25.000.

Klinik Tanım

Karakteristik klinik özellikler (rizomelia ile kısa uzuvlar, uzun ve dar gövde ve frontal boss ile makrosefali ve baskılanmış nazal köprülü orta yüz hipoplazisi) görülür. Hipotoninin yanı sıra, kısa ekstremiteler, kısa boyun ve büyük baş nedeniyle kaba motor becerilerinde başarı tipik olarak daha yavaştır. Adenoid ve tonsil hipertrofisi ile birlikte ortayüz hipoplazisi obstrüktif uyku apnesine yol açabilir. Kronik otitis media işitme sorunlarına yol açabilir. Diş çarpışıklığı yaygındır. Torakolomber kifoz bebeklik döneminde çok yaygındır. Eklemlerin çoğu hiper-uzatılabilir olabilir ve eller geniş, kısa ve çatal şeklindedir. Foramen magnum seviyesindeki kord basısı, bebeklik döneminde ve erken çocukluk döneminde santral apneye, gelişimsel gecikmeye ve uzun izlere neden olarak görülebilir. Yay bacak( Parantez bacak) sıklıkla çocuklukta görülür. Ayrıca kafa içi venöz basınç artışıyla birlikte küçük bir hidrosefali riski de vardır. Eşlik eden nörolojik eksikliklere sahip olan alt lomber spinal stenoz, erişkinlikte, kardiyovasküler hastalık gibi artmış bir sıklığa sahiptir. Obezite ortak bir konudur. Yetişkinler 131±5,6 cm (erkek) ve 124±5,9 cm (kadın) yüksekliğe ulaşır. Etkilenen kadınlar, küçük pelvis boyutundan dolayı sezaryen ile doğum yapmalıdır.

Etiyoloji

Akondroplazi, diğer fonksiyonların yanı sıra lineer kemik büyümesini düzenlemede önemli olan bir transmembran reseptörünü kodlayan fibroblast büyüme faktörü reseptörü 3 (FGFR3) genindeki mutasyonlardan kaynaklanır.

Tanısal Yöntemler

Tanı, karakteristik klinik ve radyolojik bulguların varlığına dayanır. İskelet grafileri, rizomelia, genelleştirilmiş metafizeal düzensizlikler, alt lomber vertebraların interpedik mesafesinin daralması ve küçük kare iliak kanatları ve dar sakrosiyanik çentik ile anormal bir pelvis olduğunu göstermektedir. Moleküler genetik testler, bir FGFR3 mutasyonu varlığında teşhisi doğrulayabilir.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanılar arasında hipokondroplazi, thanatoforik cücelik (tip I ve II) ve SADDAN (bu terimlere bakınız) bulunur.

Antenatal Tanı

Prenatal tanı, 3. Üç aylık dönemde rutin prenatal ultrason muayenesinde rastlantısal olarak ortaya çıkabilir. Yüksek riskli gebeliklerde veya bir ultrasondan sonra akondroplazinin şüpheli olduğu durumlarda, FGFR3 mutasyonu için tanıyı doğrulamak için fetal DNA test edilebilir. Özel laboratuarlarda implantasyon öncesi genetik tanı mümkündür.

Genetik Danışmanlık

Kalıtım otozomal dominanttır, bu nedenle genetik danışma garanti edilir. Bir ebeveynin akondroplazisi varsa, çocuğa geçirme şansı % 50'dir. Vakaların % 80'inde, ortalama boy ebeveynleri olan çocuklarda de novo mutasyon kaynaklanmaktadır. Homozigoz akondroplazi ölümcül bir durumdur.

Yönetim ve Tedavi

Yönetim çok disiplinlidir ve öngörülü bakım esastır. Bebeklerde foramen magnumun cerrahi dekompresyonu ve/veya hidrosefali için manevra gerektirebilir. Bazıları tartışmalı uzuv uzatma prosedürlerini seçebilir. Kulak enfeksiyonları ve seröz otitis medya tedavisi, işitme problemlerinin değerlendirilmesi ile birlikte gereklidir. Kaygılar ortaya çıkarsa konuşma terapisi önerilebilir. Tıkalı uyku apnesinin tedavisi adenotonsillektomi, kilo kaybı ve / veya sürekli pozitif hava yolu basıncını içerebilir. Cerrahi düzeltme bacakların bükülmesini yeniden ayarlayabilir. Yetişkin hastalarda spinal stenozu tedavi etmek için lomber laminektomi gerekebilir. Kilo alımı çocuklukta daha sonra komplikasyonları önlemek için izlenmelidir. Kraniyoservikal kavşakta yaralanma riskine neden olan faaliyetlerden kaçınılmalıdır. Sosyal ve psikolojik destek verilmelidir

Prognoz

Potansiyel olarak kardiyovasküler hastalık nedeniyle genel popülasyona kıyasla yaşam beklentisinde sadece hafif bir azalma vardır.

Uzman Hakem(ler): Dr Michael BOBER - Angela DUKER– Son Güncelleme:Nisan 2013

Çeviren: Seda KARAKAŞ, MSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

*Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Renk körlüğü, nistagmus, fotofobi ve koni fonksiyonunun yokluğu veya bozulması nedeniyle ciddi derecede azalmış görme duyarlılığı ile karakterize nadir görülen bir otozomal resesif retinal bozukluktur.

ORPHA:49382

  • Eş anlamlısı(ları) : ACHM, Kısmi ya da tamamen renk körlüğü, Pingelapese körlük, Çubuk Monokromasi, Çubuk monokromatizması, Toplam renk körlüğü

  • Prevalans: 1-9 / 100 000

  • Kalıtım: Otozomal resesif

  • Başlangıç Yaşı: Yenidoğan, bebeklik

  • ICD-10: H53.5

  • OMIM: 216900 262300 610024 613093 613856 616517

  • UMLS: C0152200

  • MeSH: -

  • GARD: -

  • MedDRA: 10000454

    Özet

Epidemiyoloji

Prevalansın dünya çapında 1/30.000-1/50.000 olduğu tahmin edilmektedir.

Klinik Tanım

ACHM, azalmış görme duyarlılığı, sarkaç nistagmus, ışığa duyarlılık (fotofobi), küçük bir merkezi skotoma ve azalmış veya tamamen renk ayırtetme kaybı ile karakterize edilir. Çoğu birey, üç koni türünün tamamında işlev eksikliği olan tam ACHM'ye sahiptir. Nadiren, bireyler benzer, ancak genellikle daha az şiddetli semptomları olan eksik ACHM'ye sahiptir.

Etiyoloji

Beş gen (GNAT2 (1p13), PDE6C (10q24), PDE6H (12p13), CNGA3 (2q11.2) ve CNGB3 (8q21.3)), koni fototransdüksiyon kademeleri (G kondansatörünün tüm ana bileşenlerini kodlayan) -protein GNAT2> fosfodiesteraz PDE6C/PDE6H> siklik nükleotit kapılı kanal CNGA3/CNGB3) ACHM ile ilişkilendirilmiştir. CNGB3'teki mutasyonlar en yaygın olanıdır, bunu CNGA3 izler, diğerleri nadir görülen ACHM nedenleridir.

Tanısal Yöntemler

ACHM tanısı, fotopik fakat normal skotopik cevapların kaybının gözlendiği klinik oftalmolojik muayene, psikofiziksel test (yani renk görme) ve elektrofizyolojik teste (elektroretinografi - ERG) dayanmaktadır. Optik koherens tomografi, fotoreseptörlerin iç/dış segment kavşağında progresif bozulma ve / veya kayıp ve maküler bölgede retinal pigment epitelinin (RPE) zayıfladığını gösterir. Teşhis, nedensel genlerin moleküler genetik analizi ile doğrulanır.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanı, mavi koni monokromatizmi (BCM), Leber konjenital amaurozu, diğer koni distrofileri (bu terimlere bakın) ve serebral akromatopyayı içerir.

Antenatal Tanı

Riskli çiftlere uzman laboratuvarlar tarafından doğum öncesi tanı önerilebilir.

Genetik Danışmanlık

ACHM, otozomal resesif bir şekilde iletilir. Ailede mutasyon riski taşıyan taşıyıcı testleri ailede hastalığa neden olan mutasyonlar tanımlandıktan sonra mümkündür. Ayrıca, risk altındaki çiftlere (her iki birey de hastalığa neden olan bir mutasyonun taşıyıcısıdır) genetik danışmanlık verilmelidir, bu da etkilenen bir çocuğa sahip olma şansı% 25'tir.

Yönetim ve Tedavi

Spesifik bir terapi yok. Yönetim semptomatiktir ve düzenli oftalmolojik takip muayenesini içerir. Hastalara fotofobiyi azaltmak ve kontrast duyarlılığını arttırmak için filtreleme gözlükleri veya kontakt lensler (kırmızı renkli veya kahverengi) kullanma olasılığı hakkında bilgi verilmelidir. Az-gören yardımlar, okuma için yüksek güçlü büyüteçleri içerir.

Prognoz

ACHM genellikle durağan bir hastalıktır, ancak maküler dejenerasyon oluşabilir.

Uzman Hakem(ler): Dr Susanne KOHL– Son Güncelleme:Ağustos 2013

Çeviren: Seda KARAKAŞ, MSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalığın Tanımı

Akromegali, aşırı büyüme hormonu (GH-growth hormone) üretiminin sebep olduğu kazanılmış bir bozukluktur. Özellikle yüz ve ekstremitelerde belirgin olmak üzere progresif şekil bozukluğu ve sistematik belirtilerle karakterizedir.

ORPHA:963

  • Hastalığın diğer adı/adları: -

  • Görülme Sıklığı: 1-9 / 100 000

  • Kalıtımı: Yoktur

  • Görülmeye başladığı yaşlar: Yetişkinlik

  • ICD-10: E22.0

  • OMIM: 102200 300943

  • UMLS: C0001206

  • MeSH: D000172

  • GARD: 5725

  • MedDRA: 10000599

Özet

Epidemiyoloji

Avrupa’daki görülme sıklığının 1/250,000-1/100,000 olduğu tahmin edilmektedir. Çoğu zaman orta yaştaki erişkinlerde tanı koyulur (ortalama 40’lı yaşlarda, kadınlar ve erkekler eşit ölçüde etkilenir).

Klinik Açıklaması

Sinsi bir şekilde başlaması ve yavaş ilerlemesi nedeniyle tanının konması hastalığın başlangıcından itibaren 4-10 yıl veya daha fazla sürebilir. Başlıca klinik belirtiler büyümüş ekstremiteler (eller ve ayaklar), genişlemiş, kalınlaşmış ve güdükleşmiş parmaklar ve yumuşak dokuda kalınlaşmadır. Yüz görünümü karakteristiktir; genişlemiş ve kalınlaşmış bir burun, belirginleşmiş elmacık kemiği, çıkıntılı alın, kalın dudaklar ve belirgin yüz çizgileri görülür. Alın ve üzerindeki cilt kalınlaşmıştır, bazen frontal çıkıntı oluşumuna yol açar. Prognatizm, maksiller genişleme, diş ayrılması ve çene malokluzyonu ile birlikte mandibulanın aşırı büyümesine doğru bir eğilim vardır. Hastalığın ayrıca romatolojik, kardiyovasküler, respiratuar ve metabolik sonuçları vardır ve prognoz açısından belirleyidir.

Etiyoloji

Olguların büyük kısmında, akromegali hipofiz bezi tümörüne bağlıdır; bu saf büyüme hormonu sentezleyen (60%) veya mikst tip olabilir. Çok nadir vakalarda akromegali, büyüme hormonu salgılayıcı hormonun (GHRH) ektopik olarak sentezlenmesinin sorumlu olduğu hipofiz bezi hiperplazisine bağlıdır. Aril hidrokarbon reseptörü etkileşimli protein geni, AIP (11q13.3), özellikle ailevi olgularda ya da akromegalinin çocukluk veya adolesan çağda başladığı durumlarda ana yatkınlık faktörü olarak tanımlanmıştır. Akromegali ayrıca MEN1 (MEN1 geni, 11q13) veya Carney kompleksi (PRKAR1A geni , 17q24.2) (bu terimlere bakınız) gibi çoklu endokrin neoplazi (MEN) sendromlarının parçası olabilir.

Tanı yöntemleri

Klinik tanı, oral glikoz tolerans testi (OGTT) sonrasında artmış serum GH konsantrasyonuyla ve artan insülin benzeri büyüme faktörü-I (IGF-I) seviyelerinin tespiti ile biyokimyasal olarak doğrulanır. Tümörün boyutu ve yaygınlığı görüntüleme yöntemleriyle tespit edilir. Ekokardiyografi ve uyku apnesi testi, akromegalinin klinik etkilerini belirlemede kullanılır.

Yönetim ve tedavi

Tedavide amaç tümörün bası yapıcı etkisini hastalık yapıcı lezyonu ortadan kaldırarak düzeltmek (veya önlemek) ve GH ile IGF-I seviyelerini normale düşürmektir. Transsfenoidal cerrahi genellikle ilk seçenektir. Ameliyat sonrası GH / IGF-I hipersekresyonu normalleşmezse, dopamin agonistleri ve / veya somatostatin analogları ile tıbbi tedavi önerilmektedir. Somatostatin analoglarına dirençli hastalarda GH antagonisti (pegvisomant) kullanılır. Medikal tedavi başarısız olduğunda radyoterapi seçenek olarak sunulabilir.

Prognoz

Hormonal bozukluğun etkin kontrolü birçok vakada sağlanmakta, yaşam beklentisi genel populasyon düzeyine çekilebilmekle birlikte kür veya etkin kontrol sağlansa bile, çoğunlukla sekel (eklem ağrısı, deformiteler ve hayat kalitesinde bozulma) kalmaktadır.

Uzman hakem(ler): Pr Philippe CHANSON - Dr Sylvie SALENAVE – Son güncelleme: Ocak 2014

Çeviren: Ayşe Nur Kurtcuoğlu – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

ORPHA:178320

  • Eş anlamlısı(ları) : -

  • Prevalans: 1-5 / 10 000

  • Kalıtım: -

  • Başlangıç Yaşı: -

  • ICD-10: -

  • OMIM: -

  • UMLS: C0242488

  • MeSH: D055371

  • GARD: -

  • MedDRA: 10069351

Özet

Bu durum, Avrupa ve/veya Amerika’da yetim olarak tanımlanan nadir bir durumdur. Bu terim farmakogenetik test için endikasyon olarak belirtilmiştir.

Çeviren: Ezgi Gizem Berkay, MD – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Santral sinir sisteminin demiyelinizan bir bozukluğudur.

ORPHA:83597

  • Eş anlamlısı(ları) : ADEM, Akut dissemine ensefalit

  • Prevalans: Bilinmiyor

  • Kalıtım: Uygulanabilir değil

  • Başlangıç Yaşı: Tüm yaşlar

  • ICD-10: G04.0

  • OMIM: -

  • UMLS: C0014059

  • MeSH: -

  • GARD: 8639

  • MedDRA: -

Özet

Epidemiyoloji

İnsidans oranı yılda 125.000-250.000 arasında 1 olarak tahmin edilmiştir.

Klinik Tanım

10 yaşından küçük çocuklar ağırlıklı olarak etkilenir. Mevsimsel kış ve ilkbahar zirveleri kaydedilmiştir. Hastalık genellikle akut viral veya bakteriyel enfeksiyon veya aşılamadan sonra, ani bir irritabilite başlangıcı ve 1-4 haftalık bir prodromal sürenin ardından uyuşukluktan sonra gelişir. Başlıca belirtiler ateş, baş ağrısı, uyuşukluk, zihinsel durumdaki değişiklikler, nöbetler ve komadır. Zayıflık, kusma, kilo kaybı, boyun boynu, ataksi, bilateral optik nörit ve deliryum yaygındır. Literatür verilerine göre periferik sinir sistemi tutulumu (tek bacak veya hemiplejik felç) olguların% 5-45'inde görülür. Başlangıçta ADEM semptomları hafif olsa da, birkaç saat ila dört gün içinde hızla kötüleşir. Patolojik olarak ADEM, serebral ve serebellar beyaz maddede iki taraflı büyük ve birleşik lezyonlarla karakterize edilir; Bazal ganglionlar ve gri madde de dahil olabilir. Omurilikteki ADEM lezyonları süreklidir ve çok sayıda seviyeye uzanır. Bazı yazarlar hastalığı, multipl sklerozun (MS) bir varyant veya sınır çizgisi formu olarak görür (bu terime bakınız).

Etiyoloji

ADEM, merkezi sinir sisteminin immün aracılı bir bozukluğu olarak kabul edilir. Kendiliğinden ortaya çıkabilir, ancak çoğu durumda hastalık bulaşıcı hastalık veya aşılarla tetiklenir. Pasteur kuduz aşısı ile ADEM arasındaki bağlantılar belgelenmiştir. ADEM ile daha az ilişkilendirilen aşılar arasında boğmaca, kızamık, Japon B virüsü, tetanoz, grip vardır.

Tanısal Yöntemler

Teşhis klinik öykü ve tercih edilen tanı yöntemi olan manyetik rezonans görüntülemeye dayanmaktadır.

Ayırıcı Tanı

MS ana ayırıcı tanıdır. ADEM ile MS'in ilk bölümü arasındaki ayrım çok zor olabilir ancak önemli prognostik ve tedavi sonuçları vardır. Ayırıcı tanı ayrıca enfeksiyöz ensefalit, Guillain-Barré sendromu, glioblastoma multiforme, Schilder hastalığı (bu terimlere bakınız), akut başlangıçlı psikotik bozukluklar, toksik / metabolik ensefalopati, vaskülit, vaskülitik olmayan otoimmün ensefalopati, menenjit, metastatik hastalıkları içerir.

Yönetim ve Tedavi

Günümüzde akut olaylar için kortikosteroidlerle immünsüpresyon tedavinin temelidir. Steroid tedavisine dirençli hastalarda, plazmaferez veya intravenöz immünoglobulin tedavisi kullanılabilir. Semptomatik ve destekleyici tedaviler önerilir.

Prognoz

ADEM tipik olarak, genellikle olumlu bir sonuç veren monofazik (tek bölüm) bir hastalıktır. Ortalama iyileşme süresi bir ila altı ay arasındadır. Tekrarlayan vakaların% 5-25'inde, genellikle başlamasından 6-18 ay sonra ortaya çıkabilir. Akut beyin ödemi görülen olguların çok azında yoğun bakım gereklidir.

Son Güncelleme:Temmuz 2009

Çeviren: Seda KARAKAŞ, MSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Guillain-Barré sendromunun (GBS) klinik spektrumuna ait nadir bir enflamatuvar nöropatidir.

ORPHA:98916

  • Eş Anlamlısı(ları):

  • AIDP

  • Akut İdiyopatik Demiyelinizan Polinöropati

  • Akut İnflamatuvar Polinöropati

  • GBS, Akut İnlamatuvar Demiyelinizan Poliradikülonöropatik Form

  • Guillain-Barré Sendromu, Akut İnfalamatuvar Demiyelinizan Poliradikülonöropatik Form

  • Prevalans: 1-9 / 100 000

  • Kalıtım: Multigenik/Multifaktöriyel ya da Uygulanamaz

  • Başlangıç yaşı: Tüm yaşlar

  • ICD-10: G61.0

  • OMIM: 139393

  • UMLS: C1963929

  • MeSH: -

  • GARD:-

  • mMedDRA: -

Özet

Epidemiyoloji

Genel GBS insidansının 1/91.000 ila 1/55.000 arasında olduğu tahmin edilmektedir. AIDP, Avrupa ve Kuzey Amerika'daki GBS vakalarının yaklaşık %90'ını oluşturmaktadır ve bu nedenle GBS terimi Batı ülkelerinde genellikle AIDP ile eşanlamlıdır. Hastalık her yaştaki hastalarda görülür ve erkekler kadınlardan yaklaşık 1,5 kat daha fazla etkilenir.

Klinik Tanım

AIDP'nin klinik seyri üç aşamaya ayrılmıştır. İlk aşama (birkaç hafta süren), hızlı ilerleyen kas güçsüzlüğü ile karakterizedir (genellikle önce ayaklarda ortaya çıkar ve yukarı doğru ilerler). Simetriktir ve akut nöromüsküler paraliziye neden olabilir. Duyusal bozukluklar (karıncalanma ve uyuşukluk), yoğun ağrılar ve kramplar da ortaya çıkabilir. Tutulan diğer alanlar, solunum kaslarını (akut solunum yetmezliğine yol açan,% 20-30'unun mekanik ventilasyona ihtiyacı olan), yutma kaslarını (hayatı tehdit edici aspirasyona neden olan) ve göz kaslarını (oftalmoplejiye neden olan) içerebilir. Derin tendon refleksleri azalmış veya yok olabilir. İkinci aşamada (değişken süre), semptomlar stabil hale gelir, ancak diğer belirtiler (kardiyak aritmi, hiper / hipotansiyon ve gastrik dismotilite) oluşabilir. Üçüncü (iyileşme) aşamasında, birkaç ay veya daha uzun süren semptomlar yavaşça geriler. Birçok hasta aylarca hatta yıllarca rezidüel bulgulara sahiptir (zayıflık, duyusal bozukluklar, yorgunluk veya ağrı).

Etiyoloji

Vakaların çoğunda, enfeksiyöz bir hastalık, ekstremite güçsüzlüğünün başlamasından önce gelir ve Campylobacter jejuni enfeksiyonu en sık görülenidir. Sitomegalovirüs, Epstein-Barr virüsü, Mycoplasma pneumoniae ve Haemophilus influenza da bu duruma yol açmaktadır. AIDP ayrıca aşılama ve cerrahi müdahale sonrası da rapor edilmiştir. Patolojik mekanizmalar araştırılmaya devam etmesine rağmen, AIDP, miyelin kılıflarının aktive edilmiş makrofaj infiltrasyonu ile ilişkili olup, miyelin hasarına ve demiyelinasyonuna neden olmaktadır. Diğer immünolojik mekanizmaların da rol oynaması muhtemeldir.

Tanısal Yöntemler

Teşhis klinik tabloya dayanır ve tanı koymak zor olabilir. Lomber ponksiyon yapılarak beyin omurilik sıvısı (BOS) incelenmelidir ve elektromiyografi, GBS tanısında ve alt tipinin tanımlanmasında yardımcı olabilir: AIDP veya aksonal (AMAN, AMSAN) formları (bu terimlere bakın).

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanı ilaca bağlı nöropati, kritik hastalık polinöropatisi, karsinomatozis, metabolik bozukluklar, akut rabdomiyoliz ve omurilik ve spinal sinir kökü sıkışması veya enflamasyonunu içerir. Ayırıcı tanıda porfiri, vaskülit, difteri, myastenia gravis, botulizm, polimiyozit, dermatomiyozit, beyin sapı ensefaliti, menenjit, transvers miyelit ve poliomyelitin (bu terimlere bakınız) yanı sıra B1 vitamini eksikliği de düşünülebilir.

Yönetim ve Tedavi

Yoğun bakım olanakları sağlayan multidisipliner bir ekibin optimal bakımı, hastalığın yönetimi için şarttır. Tedavi, intravenöz immünoglobülin (IVIg) veya plazma değişiminin hızlı uygulanmasından oluşur. Fizyoterapi ve rehabilitasyon da önemlidir.

Prognoz

GBS hastalarında değişken prognoz vardır: hastaların yaklaşık %50'sinin tamamen düzeldiği ya da sadece küçük sekellerin kaldığı, %20'sinin 6 ay sonrasında yürüyemediği ve %3'ünün öldüğü tahmin edilmektedir. Çok sayıda klinik, elektrofizyolojik, serolojik ve laboratuvar faktörün olması, olumsuz sonucun göstergesi olarak tanımlanmıştır. Yorgunluğa ve dayanıklılığa tahammülsüzlük yıllarca sürebilir.

Uzman(lar): Pr P.A. [Pieter] VAN DOORN – Son Güncelleme: Aralık 2009

Çeviren: Ezgi Gizem BERKAY, MD – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not :Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Cilt bulguları olmadan nöro-visseral atakların ortaya çıkması ile karakterize, akut hepatik porfirilerin nadir, ciddi bir şeklidir.

ORPHA:79276

  • Eş Anlamlısı(ları):-

  • Prevalans: 1-9 / 1 000 000

  • Kalıtım: Otozomal dominant

  • Başlangıç yaşı: Adölesan, Yetişkin

  • ICD-10: E80.2

  • OMIM: 176000

  • UMLS: C0162565

  • MeSH: D017118

  • GARD: 5732

  • MedDRA: -

Özet

Klinik Tanım

Hastalar birkaç gün devam edebilen ve birkaç haftada tekrarlayan nöro-visseral atak geçirir. Bu ataklar, şiddetli karın ağrısı (vakaların >%95'i) ve nörolojik ve/veya psikolojik semptomlar ile kendini gösterir. Karın ağrısı genellikle uyluklara yansıyan bel ağrısı ve bulantı, kusma ve amansız kabızlık ile ilişkilidir. Psikolojik semptomlar değişkendir: sinirlilik, duygusallık, depresyon, önemli kaygı ve daha nadiren işitsel ve görsel halüsinasyonlar, oryantasyon bozukluğu, zihinsel karışıklık. Nörolojik bulgular, merkezi sinir sistemini, periferik sinir sistemi (miyalji, parezi, ekstremitelerin flask felci veya konvülsiyonlar) gibi etkileyebilir ve motor sinir felci gibi ciddi komplikasyonlara yol açabilir. Taşikardi ve hiponatremi ataklarda sık görülür. Kardiyak aritmi ve solunum felci (nadir) olan durumlarda ataklar ölümcül olabilir. Ataklar en sık ekzojen faktörler (porfirinojenik ilaçlar, alkol, enfeksiyonlar, düşük kalorili diyet, stres) ve / veya endojen faktörler (adet döngüsüne bağlı hormonal) tarafından tetiklenir.

Etiyoloji

Akut intermitenr porfiria, karaciğerde porfirin öncüllerinin (delta-aminolevulinik asit, ALA ve porfobilinojen, PBG) birikimine neden olan bir porfolibinojen deaminaz (PBG-D; hem biyosentez yolundaki üçüncü enzim) eksikliği nedeniyle olur. Enzim eksikliğine, PBG-D'yi kodlayan HMBS geninin (11q23.3) mutasyonları neden olur. Hastalığın kalıtımı otozomal dominanttır ve penetrasyonu çok zayıftır. Tanısal Yöntemler Işığa maruz kaldıktan sonra pembe veya kırmızı olan idrarın gözlemlenmesi hastalığın tanısını koydurur. Teşhis, idrarda yüksek PBG ve ALA konsantrasyonlarının ve kırmızı kan hücrelerinin %50'sinde (ataklar sırasında her zaman bulunmaz) rezidüel PBG-D aktivitesinin bulunmasına dayanır. Teşhis, HMBS geninde bir mutasyonun tanımlanması ile doğrulanabilir.

Ayırıcı Tanı

Diğer akut hepatik porfirialardan ayırıcı tanısı, idrardaki ve özellikle dışkı ve plazmadaki porfirin konsantrasyonuna bağlıdır.

Genetik Danışmanlık

Hastalığın gelişmesine veya aktarılmasına duyarlı bireylerin belirlenmesi için hastalara ve ailelerine genetik danışmanlık verilmelidir.

Yönetim ve Tedavi

Akut bir atak tanımlandığında, insan hemin enjeksiyonu ve / veya karbonhidrat perfüzyonu ile acil tedavi gereklidir. Hatalığın yönetimi, tetikleyici faktörlerin baskılanmasını, ağrıdan kurtulmayı (afyonlar), kusmayı ve kaygıyı durdurmayı ve atakların önlenmesini (tetikleyici faktörlerden, özellikle de ilaçlardan kaçınarak) içerir.

Prognoz

Bazı hastalarda ataklar tekrar eder, bu durumda tekrarlayan ve daha sık insan hemin enjeksiyonlarına ihtiyaç duyulur. Felç edici ataklar muhtemelen karaciğer nakli ihtiyacını gösterir. Bununla birlikte, vakaların çoğunda, tüm yetişkin yaşamı boyunca akut intermitent porifira atağı meydana gelmez ve hastalık nadiren ilerleyicidir.

Uzman(lar): Pr Jean-Charles DEYBACH – Son Güncelleme: Şubat 2009

Çeviren: Ezgi Gizem BERKAY, MD – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Nadir, hızlı ilerleyici ve histolojik olarak farklı bir idiyopatik interstisyel pnömoni şeklidir.

ORPHA:79126

Eş Anlamlısı(ları):

  • Akut İnterstisyel Pnömonitis

  • Hamman-Rich Sendromu

  • Prevalans: 1-9 / 100 000

  • Kalıtım Bilinmiyor

  • Başlangıç yaşı: Yetişki

  • ICD-10: J84.1

  • OMIM: 178500

  • UMLS: C0085786 C1279945

  • MeSH: -

  • GARD: 12835

  • MedDRA: 10066728

Özet

Epidemiyoloji

Akut interstisyel pnömoni (AIP) prevalansının 1/25.000 olduğu tahmin edilmektedir.

Klinik Tanım

AIP, ortalama yaklaşık 50 yaş olan geniş bir yaş aralığında ortaya çıkar. Cinsiyet baskınlığı ya da sigara ile ilişkisi yoktur. Başlangıç, akut / subakuttur (1 ± 3 hafta), nefes darlığı ve öksürük ile birlikte hızlı solunum yetmezliği gelişimi ve hastaların büyük çoğunluğunda mekanik ventilasyon gereksinimi görülür. Ateş başvuru sırasında hastaların neredeyse yarısında görülür ve çoğu vakada viral benzeri semptomatoloji öyküsü vardır, ancak bakteriyel ve viral ajanlar için kapsamlı araştırmalar negatiftir.

Tanısal Yöntemler

Akciğer grafisi ve yüksek çözünürlüklü bilgisayarlı tomografi (HRCT) tarama bulgularında AİP iki taraflı ve bazen yamalıdır ve buzlu cam görünümünde zayıflama alanlarıyla ilişkili alveoler yoğunlukları vardır. Konsolidasyon vakaların çoğunda görülür, ancak buzlu cam görüntüsü kadar yaygın değildir. AIP'li hastalardan alınan akciğer biyopsileri, diffüz alveoler hasarının (DAH) akut ve / veya organizasyon fazlarının histolojik özelliklerini göstermektedir. Eksudatif faz, ödemi, hiyalin membranları ve mikrovasküler trombüsü gösterir. Organizasyon fazı, çoğunlukla alveoler septa ve tip II pnömosit hiperplazisi içerisinde fibrozu gösterir. AIP tanısı, akut solunum sıkıntısı sendromu (ARDS; bu terime bakınız) ile uyumlu ancak net bir etiyolojisi olmayan klinik bir prezentasyonu olan bir hastada uygun klinik bulgularla yapılır.

Ayırıcı Tanı

Histolojik ve klinik olarak ayırıcı tanı, akciğer fibrozunun akut alevlenmesini, kollajen vasküler hastalıkları olan hastalarda DAH'ı, bilinen nedenli DAH'ı (ARDS), enfeksiyona (özellikle Pneumocystis Jiroveci pnömonisi ve legionellosis) ve ilaca bağlı pnömoniyi ve ayrıca hipersensitivite pnömonisini ve akut eozinofilik pnömoniyi içerir (bu terimlere bakınız).

Yönetim ve Tedavi

Kanıtlanmış bir tedavi yoktur, ancak genellikle yüksek dozda kortikosteroidler ve siklofosfamid kullanılan ilaçlardır.

Prognoz

Prognozu kötüdür ve erken mortalite oranı yüksektir.

Uzman(lar): Dr Gian Luca CASONI - Pr Venerino POLETTI – Son Güncelleme: Ağustos 2008

Çeviren: Ezgi Gizem BERKAY, MD – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Çoğunlukla oral, mukozal tutulumu olan, ağırlıklı olarak gövde, intertriginöz ve fleksiyon bölgelerinde meydana gelen, ödem ve eritematöz yapıda çok sayıda, non-foliküler, steril, iğne başı büyüklüğünde püstüllerin hızlı gelişimi ile karakterize nadir bir toksik dermatöz hastalıktır. Akut başlangıçlı ateş (> 38 ° C), periferik kanda lökositoz ve hafif eozinofili eşlik eden bulgulardır. Bazen hepatik, renal veya pulmoner disfonksiyonla birlikte sistemik tutulum meydana gelir. Histolojik olarak karakteristik spongiform, subkorneal ve / veya intraepidermal, püstüllerin yanı sıra papiller dermisin belirgin ödemi, perivasküler alanda belirgin, nötrofil bakımından zengin bir enflamatuar infiltrat ve intrapustular veya intradermal eozinofilleri içerir.

ORPHA:293173

  • Eş Anlamlısı(ları):

  • AJEP

  • Püstüler ilaç erüpsiyonu

  • Toksik Püstüloderma

  • Prevalans: Bilinmiyor

  • Kalıtım: Multigenik/multifaktöriyal veya Uygun değil

  • Başlangıç yaşı: Tüm yaşlar

  • ICD-10: -

  • OMIM: -

  • UMLS: C0853331 C0877055

  • MeSH: -

  • GARD: -

  • MedDRA: 10048799

Çeviren: Ezgi Gizem BERKAY, MD – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

ORPHA:90062

  • Eş anlamlısı(ları): Akut Hepatik Yetmezlik-Fulminan Hepatik Yetmezlik

  • Prevalans: 1-5 / 10 000

  • Kalıtım: -

  • Başlangıç Yaşı: -

  • ICD-10: K72.0

  • OMIM: -

  • UMLS: C0162557

  • MeSH: D017114

  • GARD: -

  • MedDRA: 10000804

Özet

Bu durum, Avrupa ve/veya Amerika’da yetim tanımlanan nadir bir durumdur.

Çeviren: Ezgi Gizem BERKAY, MD – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

*Hastalık Tanımı

Lenfoid hücre farklılaşmasının erken evrede durarak malign proliferasyonunun olduğu, tüm çocukluk lösemisi vakalarının % 75'ini oluşturan nadir görülen bir hastalıktır.

ORPHA:513

Eş Anlamlısı(ları):

  • ALL

  • Akut Lenfoblastik Lösemi/Lenfoma

  • Akut Lenfositik Lösemi

  • Prevalans: 1-5 / 10 000

  • Kalıtım: -

  • Başlangıç yaşı: Tüm Yaşlar

  • ICD-10: C91.0

  • OMIM: 247640 613065 613067

  • UMLS: C0023449

  • MeSH: -

  • GARD: 522

  • MedDRA: -

Özet

Epidemiyoloji

Her yıl Amerika Birleşik Devletleri'nde yaklaşık 3.000 çocuğa ve Avrupa'da 5.000 çocuğa ALL teşhisi konmaktadır.

Klinik Tanım

En sık 2 ila 5 yaş arasında görülür. ALL, hayati tehlike arz eden kanama, enfeksiyon veya solunum sıkıntısı epizodu ile asemptomatik veya akut gelişebilir. ALL öncelikle kemik iliğini ve periferik kanı etkilese de, herhangi bir organ veya doku anormal hücreler tarafından tutulabilir. En sık görülen belirtiler lenfadenopatiler, hepatosplenomegali, ateş, kanama belirtileri ve kemik ağrısıdır.

Etyoloji

Çoğu vakada, lenfoid hücre popülasyonunun kontrolünde önemli düzenleyici rol oynayan genlerde kendiliğinden meydana gelen kromozomal ve genetik anormallikler görülür. En yaygın ALL translokasyonu, t(12; 21), iyi prognoz göstergesidir.

Tanısal Yöntemler

ALL, biyolojik olarak heterojendir ve morfolojik, immünolojik, sitogenetik, biyokimyasal ve lösemi lenfoblastlarının moleküler genetik karakterizasyonunun gösterilmesi, teşhisi sağlamak veya kemik iliği yetmezliğinin diğer olası nedenlerini dışlamak ve son olarak ALL alt tiplerini sınıflandırmak için gereklidir. Biyolojik bulgular arasında dolaşımdaki lenfoblastlar nedeniyle oluşan hiperlökositoz, anemi ve trombositopeni vardır. Teşhis lösemik hücre infiltrasyonunu ortaya çıkaran kemik iliği biyopsisi ile konur.

Yönetim ve Tedavi

Uluslararası işbirliği grupları tarafından kabul edilen kemoterapi protokollerinin dört ana amacı vardır: tam remisyon amaçlı indüksiyon, merkezi sinir sistemi tutulumundan, konsolidasyon/yeniden indüksiyondan kaçınmak için önleyici terapi ve bakım tedavisi. Nüksün yönetimi büyük oranda tartışmalı kalmasına rağmen, yüksek dozda kemoterapi blokları ve kök hücre nakli çoğu vakada artan bir şekilde benimsenen yaklaşımlardır. 2006'da klofarabin, pediatrik ALL hastalarının ikinci basamak tedavisi için Yetim ilaç olarak AB pazarlama yetkisini almıştır. Yeni bir tirozin kinaz inhibitörü olan dasatinib'in Philadelphia kromozomu pozitif akut lenfoblastik lösemili ve imatinibe direnç veya intoleransı olan yetişkinler için güvenli ve etkili bir tedavi seçeneği olduğu gösterilmiştir. Pediatrik popülasyonda bu inhibitörle klinik çalışmalar sürdürülmektedir. Hastaları risk gruplarına ayırma ve riske uyarlanmış tedavi sağlama ihtiyacı ile tedavi yüksek düzeyde organizasyon, uzmanlık ve bilgi gerektirir.

Prognoz

15 yaşından küçük çocuklar için hayatta kalma oranı 60'lı yılların başlarında %10'dan daha düşük iken 90'ların sonlarında%75'e yükseldi ve sağkalımdaki bu artış etkileyiciydi. Bununla birlikte, ne yazık ki kaynaklar, çocuk nüfusunun yaklaşık% 80'ine ev sahipliği yapan sınırlı kaynakları olan ülkelerde hala yetersizdir.

Uzman(lar): Pr Andrea BIONDI - Dr Roberto CHIESA - Dr C CITTERIO - Dr Valentino CONTER - Dr Carmelo RIZZARI - Dr Arturo SALA – Son Güncelleme: Ağustos 2007

Çeviren: Ezgi Gizem BERKAY, MD – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not:Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Çoğunlukla çocukluk çağında ve özellikle Down sendromlu çocuklarda görülen nadir bir akut miyeloid lösemidir (DS-AMKL). Spesifik olmayan semptomlar sinirlilik, zayıflık ve baş dönmesi olabilirken, spesifik semptomlar arasında solukluk, ateş, mukokutanöz kanama, hepatosplenomegali, nörolojik belirtiler ve nadiren lenfadenopati bulunur. Miyelofibrozisli akut panmyeloz da AMKL ile ilişkili olabilir. DS-AMKL'nin aksine (yaklaşık% 80 hayatta kalma), DS-AMKL dışı lösemi, kötü prognoz ile ilişkili bir AML alt grubudur.

ORPHA:518

  • Eş Anlamlısı(ları):

  • AMKL

  • AML M7

  • Akut Megakaryositik Lösemi

  • Akut Myeloid Lösemi M7

  • Prevalans: <1 / 1 000 000

  • Kalıtım: Uygulanamaz

  • Başlangıç yaşı: Çocukluk

  • ICD-10: C94.2

  • OMIM: -

  • UMLS: C0023462

  • MeSH: -

  • GARD: 524

  • MedDRA: -

Çeviren: Ezgi Gizem BERKAY, MD – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not:Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

ORPHA:86843

  • Eş Anlamlısı(ları):

  • Akut Miyelodisplazi ile Miyelofibrozis

  • Akut Miyelofibrozis

  • Akut Miyelosklerozis

  • Prevalans: -

  • Kalıtım: -

  • Başlangıç yaşı: Yetişkin

  • ICD-10: C94.4

  • OMIM: -

  • UMLS: C0334674

  • MeSH: -

  • GARD: 11907

  • MedDRA: 10000879

Özet

Bu hastalık için bir Orphanet özeti halen geliştirilme aşamasındadır. Bununla birlikte, hastalıkla ilgili diğer verilere bu sayfanın altındaki Ek Bilgi menüsünden erişilebilir.

Çeviren: Ezgi Gizem BERKAY, MD – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Miyeloid hücre serisi farklılaşmasına bağlı öncül hücrelerden kaynaklanan bir grup neoplazmadır. Hepsi miyeloid blastların klonal genişlemesi ile karakterize edilir. Ateş, solukluk, anemi, kanama ve tekrarlayan enfeksiyonlarla kendini gösterir.

ORPHA:519

  • Eş Anlamlısı(ları):

  • AML

  • Akut Miyelojenöz Lösemi

  • Prevalans: 1-9 / 100 000

  • Kalıtım: -

  • Başlangıç yaşı: Tüm yaşlar

  • ICD-10: C92.0

  • OMIM: 601626

  • UMLS: C0023467 C1879321

  • MeSH: D015470

  • GARD: 12757

  • MedDRA: 10000880

Özet

Epidemiyoloji

Yıllık AML insidansının Avrupa'da 1/33,000-1/25,000 olduğu tahmin edilmektedir.

Klinik Tanım

AML her yaşta görülebilmesine rağmen, tipik olarak yaşlıları etkileyen, genellikle 65 yaş sonrası görülen bir hastalıktır. Ana klinik tablo solukluk, halsizlik, ateş, enfeksiyon ve kanamaların olduğu kısa bir zaman periyodundan oluşmaktadır. Tüm bu özelliklerin varlığı zorunlu değildir. Merkezi sinir sistemi infiltrasyonu nadirdir ve çoğunlukla monositik varyantlarla ilgilidir. Özellikle deri olmak üzere farklı dokularda miyeloid blastların ekstramedüller birikimi gözlemlenebilir ve bu durum miyeloid sarkom olarak bilinir (bu terime bakınız). Testler genellikle etkilenmez.

Etiyoloji

AML'nin patogenezi hala belirsizdir ancak çift vuruş modeli, lökojenez için olası bir mekanizma olarak önerilmiştir. Bu, AML'nin en az 2 farklı tipte gen mutasyonunun sonucu olabileceği anlamına gelir. Sınıf I mutasyonları proliferatif bir avantaja neden olurken, Sınıf II mutasyonları normal hematopoetik farklılaşmayı değiştirir. Sınıf I mutasyonlarının örnekleri, FLT3-ITD veya KIT mutasyonlarıdır. Sınıf II mutasyonları CEBPA mutasyonlarını içerir. Tartışmalar hala AML'nin doğduğu hücre tipi hakkındadır. Spesifik miyeloid hücre tipine bağlı progenitör hücreleri destekleyen veriler bildirilmiş olsa da, diğer çalışmalar daha olgunlaşmamış bir kök hücre yönündedir.

Tanısal Yöntemler

Teşhis, anemi, trombositopeni ve lökopeni veya lökositozu gösteren laboratuvar bulgularına dayanır ve bu da kemik iliği ve olgunlaşmamış blast hücrelerinin periferik kan infiltrasyonuna bağlı bozulmuş hematopoetik fonksiyondan kaynaklanır. AML'nin teşhisi, hastalık şüphesi oluştuktan sonra kemik iliği aspirasyonuna veya biyopsisine de dayanır. Kemik iliği, AML olarak kabul edilecek en az %20 oranında miyeloid blast oranına sahip olmalıdır. Morfolojik incelemeden sonra, lösemik hücrelerin immünofenotiplemesi, sitogenetik ve moleküler analizler yapılmalıdır.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanıda megaloblastik anemi, miyelodisplastik sendromlar, akut lenfoblastik lösemi, akut bifenotipik lösemi, kronik miyeloid lösemi (miyeloid blast evresi) ve rabdomiyosarkom ve nöroblastom gibi tümörlerin metastazı bulunur (bu terimlere bakınız).

Yönetim ve Tedavi

Genç hastalar için tedavi, tam bir yanıta (TY) ulaşmak için ilk hedef ile tipik bir 3+7 programında sitarabin + idarubisin veya daunorubisin ile bir indüksiyon döngüsünden oluşur. Hastaların yaklaşık %75'i TY'ye ulaşır, ancak ek tedavi (konsolidasyon tedavisi) verilmediğinde hemen hemen hepsi nüks eder. Tabakalaşmaya dayanarak hastalar kemoterapi konsolidasyonu veya allojenik hematopoetik kök hücre nakli (HKHN) ile tedavi edilebilir. Refrakter veya tekrarlayan AML, standart tedaviye yeni ilaçlar (gemtuzumab ozogamisin) ekleyen ikinci bir indüksiyon rotası ile tedavi edilir. Azasitidin veya desitabin gibi bazı ilaçlar, belirli koşullar altında yaşlı AML hastalarının tedavisi için kullanılabilir.

Prognoz

Prognoz sitogenetik, moleküler bulgular, indüksiyon tedavisine yanıt ve yaşa göre geniş ölçüde değişir. Genel olarak, uzun süreli hayatta kalanlar genç hastaların %40'ını oluşturmaktadır. 15 yaşından küçük çocuklar için genel sağkalım oranları %60-70'tir. Yaşlı hastaların prognozu oldukça kötüdür.

Uzman(lar): Dr Federico MOSCARDÓ –Son Güncelleme: Haziran 2014

Çeviren: Ezgi Gizem BERKAY, MD – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

ORPHA:98277

  • Eş anlamlısı(ları) : Tekrarlayan Genetik Anomali İle Seyreden AML

  • Prevalans:-

  • Kalıtım: -

  • Başlangıç Yaşı: -

  • ICD-10: -

  • OMIM: 601626

  • UMLS: C1275661

  • MeSH: -

  • GARD: 12758

  • MedDRA:-

Özet

Bu terime dahil olan hastalıklar hakkında bilgi edinmek için sınıflandırmalara bakabilirsiniz.

Çeviren: Ezgi Gizem BERKAY, MD – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Genellikle ateş, solukluk, dispne, yorgunluk, kilo kaybı ve kanama bozuklukları ile birlikte görülen akut miyeloid lösemi (AML) formudur. Lösemi kutis ve dişeti infiltrasyonu görülebilir. Bazı durumlarda, hastalık anormal kemik iliğinde eozinofili (AML-M4Eo) ve / veya kemoterapiye yüksek yanıt oranı ile diğer AML tiplerine göre olumlu klinik sonuç gösteren inv (16) ile ilişkili olabilir. İntrakraniyal kitleler, genellikle inv (16) ile AML-M4Eo grubunda ortaya çıkabilir.

ORPHA:517

  • Eş Anlamlısı(ları):

  • AML M4

  • AMMoL

  • Prevalans: 1-9 / 1 000 000

  • Kalıtım: Uygulanamaz

  • Başlangıç yaşı: Yetişkin

  • ICD-10: C92.5

  • OMIM: -

  • UMLS: C0023479

  • MeSH: D015479

  • GARD: 529

  • MedDRA: 10000890

Çeviren: Ezgi Gizem BERKAY, MD – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Akut monoblastik lösemi (AML-M5), % 80'den fazla monoblast (AML-M5a) veya% 30-80 monoblastın (pro)monositik farklılaşmasıyla (AML-M5b) oluşan akut miyeloid löseminin en yaygın alt tiplerinden biridir. AML-M5 asteni, solukluk, ateş ve baş dönmesi ile kendini gösterir. AML-M5'in spesifik özellikleri arasında hiperlökositoz, ekstramedüller sızıntı eğilimi, yaygın intravasküler koagülasyon ve nörolojik bozukluklar dahil olmak üzere pıhtılaşma anormallikleri bulunur. Lösemi kutis ve dişeti infiltrasyonu görülebilir. AML-M5'te gözlenen karakteristik translokasyon t(9;11) 'dir.

ORPHA:514

  • Eş Anlamlısı(ları):

  • AML M5

  • Akut Monositik Lösemi

  • Prevalans: 1-9 / 1 000 000

  • Kalıtım: Uygulanamaz

  • Başlangıç yaşı: Çocukluk

  • ICD-10: C92.7

  • OMIM: -

  • UMLS: C0023465 C0457334 C1318544

  • MeSH: D007948

  • GARD: 525

  • MedDRA: 10000871 10059439

Çeviren: Ezgi Gizem BERKAY, MD – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

ORPHA:90064

  • Eş anlamlısı(ları) : -

  • Prevalans: 1-5 / 10 000

  • Kalıtım: -

  • Başlangıç Yaşı: -

  • ICD-10: I74.4

  • OMIM: -

  • UMLS: -

  • MeSH: -

  • GARD: -

  • MedDRA:-

Özet

Bu durum, Avrupa ve/veya Amerika’da yetim tanımlanan nadir bir durumdur.

Çeviren: Ezgi Gizem BERKAY, MD – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Miyeloid hücrelerde spesifik bir kromozomal translokasyon t(15;17) ile kolay morarma, hemorajik diyatez ve yorgunluk ile tezahür eden promyelosit aşamasında lökosit farklılaşmasının durdurulması ile karakterize agresif bir akut miyeloid lösemi formudur (AML).

ORPHA:553

  • Eş Anlamlısı(ları):

  • AML M3

  • t(15;17)(q22;q12);(PML/RARalpha) ve varyantlar ile AML

  • APML

  • Akut Miyeloblastik Lösemi 3

  • t(15;17)(q22;q12);(PML/RARalpha) ve varyantlar ile Akut Miyeloid Lösemi

  • Prevalans: Bilinmiyor

  • Kalıtım: -

  • Başlangıç yaşı: Yetişkin

  • ICD-10: C92.4

  • OMIM: 612376

  • UMLS: C0023487

  • MeSH: D015473

  • GARD: 538

  • MedDRA: 10001019

Özet

Epidemiyoloji

Akut promyelositik lösemi (APL), AML vakalarının %10'unu oluşturur ve insidansının Avrupa'da 1/1.000.000 kişi olduğu tahmin edilmektedir.

Klinik Tanım

APL başlangıcı genellikle orta yaşlı yetişkinlerde ve çok nadiren pediatrik hastalarda görülür. Belirtiler arasında ateş, halsizlik, baş dönmesi, balgamlı hafif öksürük, egzersize bağlı dispne, kilo kaybı veya iştahsızlık sayılabilir. Kolay morarma veya hemorajik diyatez (burun kanaması, diş eti kanaması, hematüri, peteşi, metroraji) sıkça görülür.

Etiyoloji

APL vakalarının büyük çoğunluğu (% 93-95), PML (promyelositik lösemi (PML); 15q24.1) geni ile birlikte RARA'nın (retinoik asit reseptörü-alfa (RARalpha); 17q21.1) füzyonuyla sonuçlanan de novo translokasyonundan t(15;17)(q22;q21) kaynaklanır. PML ve RARalpha'nın her ikisi de normal hematopoezde yer almaktadır. PML, büyüme baskılayıcı ve proapoptotik aktiviteye sahiptir ve RARalpha, retinoik asidin (RA) spesifik yanıt elemanlarındaki etkisine aracılık eden ve promyelositlerin nötrofillere çoğalmasında ve farklılaşmasında önemli olduğuna inanılan bir transkripsiyon faktörüdür. Az sayıdaki vakada (<%1) APL, t(11;17)(q23;q21), t(5;17)(q35;q21), t(11;17)(q13;q21), t(3;17)(q26;q21) der(17), del(17)(q21), t(4;17)(q12;q21), der(2) t(2;17)(q32;q21) dahil varyant translokasyonlarından kaynaklanabilir. Burada RARalfa, sırasıyla ZBTB16, NPM1, NUMA1, TBL1XR1, STAT5b, PRKAR1A, FIP1L1 ve NABP1 genlerine kaynaşmaktadır. APL vakalarının %35'i ilave kromozomal anormallikleri içerir (en sık trizomi 8 ve diğer 1, 3, 9, 7, 11, 20 ve 17 kromozomlarında anormallikler ve ayrıca FLT3'teki mutasyonları ifade eder (13q12)). APL vakalarının %5-7'si önceki kemoterapi ve / veya radyoterapi ile ilişkilidir.

Tanısal Yöntemler

Teşhis, pansitopeni (yaklaşık% 20 oranında hiperlökositoz) gösteren laboratuvar bulgularına ve hepsi granüle promyelositik hücreleri (makrogranüler ise nadir granülasyon) içeren, tümü myeloperoksidaz boyamada pozitif olan kemik iliği incelemesine dayanır. Promyelositik hücrelerin immünofenotiplemesi CD33, CD13, CD64, CD117 ve CD123 ve MPO için pozitiflik ve DR, CD34, CD15 ve CD65 için negatiflik gösterir. Teşhis, PML / RARA füzyon genlerinin moleküler tarama (RT-PCR), anti-PML antikoru ve sitogenetik veya FISH (in situ hibridizasyondaki floresan) analizi ile doğrulanır.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanı AML'nin diğer alt tiplerini içerir.

Yönetim ve Tedavi

APL'nin temel tedavisi, ya all-trans retinoik asit (ATRA) ve antrasiklin bazlı kemoterapi ya da ATRA ve arsenik trioksitinin (ATO) kombinasyonundan oluşur. Bu son kombinasyon tekrarlayan APL için de kullanılabilir ve yaşlı APL hastaları için, özellikle kemoterapiye uygun görülmeyen hastalar için alternatif bir terapi olarak eşit derecede etkilidir. Yaygın intravasküler pıhtılaşma riskinin yüksek olması nedeniyle herhangi bir hemorajik belirtinin sürveyansı gereklidir.

Prognoz

Tedavi sonrası APL prognozu, 2 yıllık genel sağkalım >% 90 olan yaklaşık % 90'lık tam remisyon oranları ile olumludur. Sanz skoru (periferal lökosit ve trombosit sayımlarına dayanarak), birçok APL klinik çalışmasında risk sınıflandırmasının temelini oluşturur; Beyaz kan hücresi sayımı >10x109/L olan hastalar, ATRA + antrasiklin kemoterapisini takiben yaklaşık 15-25 nüks riski ile yüksek riskli kabul edilir. Olumsuz bir sonuçla ilişkili olduğu belirlenen diğer faktörler arasında CD56 ekspresyonu ve ileri yaş bulunur.

Uzman(lar): Dr Eva BARRAGÁN GONZÁLEZ - Dr Miguel Angel SANZ ALONSO–Son Güncelleme: Temmuz 2019

Çeviren: Ezgi Gizem BERKAY, MD – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Omuriliğin, idiyopatik (IATM) veya bilinen bir nedene ikincil olabilen (SATM) nadir bir enflamatuar demiyelinizan bozukluğudur.

ORPHA:139417

  • Eş Anlamlısı(ları):-

  • Prevalans: -

  • Kalıtım: -

  • Başlangıç yaşı: -

  • ICD-10: G37.3

  • OMIM: -

  • UMLS: C0270627

  • MeSH: -

  • GARD:-

  • MedDRA: -

Özet

Epidemiyoloji

IATM'nin yıllık insidansının 1/1,000,000 ila 1/250,000 arasında olduğu tahmin edilmektedir. SATM insidansı değişkendir ve altta yatan hastalığa bağlıdır.

Klinik Tanım

Başlangıç yaşı ve klinik seyir forma göre değişmektedir. Her iki formda ortak olan klinik bulgular arasında motor tutulum (üst omuriliğin tutulduğu durumlarda solunum fonksiyonlarında bozulma, ekstremite zayıflığı, sertlik ve kas spazmları), duyusal belirtiler (sırt ağrısı, parestezi, uyuşma ve nöropatik ağrı) ve otonomik bulgular (cinsel işlev bozukluğu, idrara sıkışma / retansiyonu, dışkılama dürtüsü / bağırsak retansiyon ve otonom disrefleksi). Diğer işaretler, SATM'deki ilişkili hastalıklara, kraniyal ve periferik sinirlerin tutulmasına bağlıdır. IATM'nin monofazik bir seyri varken SATM tekrarlayabilir.

Etiyoloji

IATM'nin, istemeden omuriliği hedef alan son bir enfeksiyona karşı geç bağışıklık tepkisi nedeniyle otoimmün bir hastalık olduğuna inanılmaktadır. SATM, enflamatuar bir hastalığa bağlıdır: multipl skleroz (MS), nöromyelitis optika (NMO), sistemik lupus eritematozus (SLE) ve Sjögren sendromu (bu terimlere bakın) ve bir enfeksiyöz hastalık (bakteri, parazitik veya viral).

Tanısal Yöntemler

Tanı, Akut transvers miyelitin varlığını ve varsa nedenini doğrulamak için omurilik MRG'sini gerektirir. SATM'in nedenini belirlemek için laboratuvar testleri de gereklidir: beyin omurilik sıvısının analizi, oligoklonal bantların (MS'de yaygın olarak görülür) veya bakteriyel / viral / paraziter enfeksiyonların varlığını ortaya çıkarabilir; seroloji, aquaporin-4 (NMO), anti-çift sarmallı DNA antikorlarının (SLE) veya anti-Ro/SS-A antikorlarının (Sjögren sendromu) varlığını ortaya çıkarabilir.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanıda fistül, travma, akut kompresyon lezyonları (metastaz ve epidural apse gibi) ve omuriliğin enfarktüsü ile ilişkili akut transvers myelopati vardır.

Yönetim ve Tedavi

Tedavi yaklaşımları, ilişkili hastalığın varlığına bağlıdır. Akut tedavi, kortikosteroid ve steroide dirençli hastalarda plazma değişimini içerebilir. İntravenöz immünoglobülinlerin ve siklofosfamidin yararı henüz kesinleşmemiştir. Nüks veya hastalık ilerlemesini önlemek için uzun süreli bakım, semptomatik tedavi, rehabilitasyon ve SATM durumunda uzun süreli bakım tedavisi yapılmaktadır.

Prognoz

Prognoz değişkendir, tahmin edilemez ve tedaviye verilen cevaba bağlıdır. SATM sıklıkla tekrarlar ve prognoz tekrarlayan epizodların önlenmesine bağlıdır.

Uzman(lar): Dr Anu JACOB - Dr Alison L JONES – Son Güncelleme: Haziran 2010

Çeviren: Ezgi Gizem BERKAY, MD – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Genellikle bir plazma hücresi tümörü tarafından üretilen monoklonal immünoglobulin hafif zincirlerinin yanlış katlanması sonucu üretilen çözünmeyen amiloid fibrillerin agregasyonu ve birikimi ile karakterize bir plazma hücresi bozukluğudur. Genellikle çoklu organ tutulumu olan Primer Sistemik Amiloidoz (PSA) ve tek bir organla sınırlı Primer Lokalize Amiloidoz (PLA) olarak daha az sıklıkla görülür.

ORPHA: 85443

  • Eş anlamlıları:
  • Hafif-Zincir Amiloidoz
  • Primer Amiloidoz
  • Prevalans: 1-5 / 10.000
  • Kalıtım: Uygulanamaz
  • Başlangıç yaşı: Erişkin
  • ICD-10: E85.9
  • OMIM: 254500
  • UMLS: C0268381
  • MeSH: C531616
  • GARD: 5797
  • MedDRA: 10036673

Çeviren: Can Veysel ŞOROĞLU, MSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Alagille Sendromu (AGS) intrahepatic safra yollarının yetersizliği sonucu görülen kronik kolestaz, periferik pulmoner arter stenozu, vertebra segmentasyon anomalileri, karakteristik yüz, posterior embriyotokson(anterior segment bozuklukları, pigmenter retinopati ve displastik böbrek gibi çeşitli şekillerde karaterizasyon gösterir.

ORPHA:52

  • Eşanlamlısı(ları):
    • Alagille-Watson Sendromu
    • Arteriyohepatik displazi
    • Sendromik safra kanalı yetersizliği
  • Prevalans: Bilinmiyor
  • Kalıtım: Otozomal dominant
  • Başlangıç Yaşı: Tüm yaşlar
  • ICD-10: Q44.7
  • OMIM: 118450 610205
  • UMLS: C0085280
  • MeSH: D016738
  • GARD: 804
  • MedDRA: 10053870

Özet

Epidemiyoloji

Prevalans yaklaşık 1/70,000’dir.

Klinik Tanımlama

Hastalık, yeni doğanda konjuge hiperbilirubinemiye bağlı uzamış ikter ve/veya kardiyak bulgular ve semptomlarla birilkte görülür. Kardiyak anomaliler, pulmoner atrezi veya stenoz, atriyal ve/veya ventriküler septal defekt, Fallot tetralojisi ve patent duktus arteriozus’dur (bu terimlere bakınız). Kolestaz, konjuge hiperbilirubinemiye, hepatosplenmegali, hiperkolesterolemi, hipertrigliseridemi ve koagülopatiye bağlı olarak görülür. Kaşıntı ve ksantomlar olabilir. Butterfly hemivertebrae (vakaların yakşaık %50’sinde) ve radius, ulna ve falanksların kısalığını içeren minor iskelet bozuklukları görülebilir. Eğer mevcutsa, genellikle çocukluktan itibaren belirgin alın, derin gözler, yükselen palpebral fissürler, hipertelorizm, düz burun kökü ve sivri çene gibi belirgin karakteristik yüz özellikleri görülür. Posterior embriyotokson (vakaların %75’i), Aksenfeld anomalisi (bu terime bakınız), pigmenter retinopati, papiller ve optik disk anomalileri gibi göz anomalileri görülür. Büyüme gecikmesi, yağ malabsorbsiyonu (raşitizm oluşabilir) ve bazen gelişim geriliği görülebilir. Küçük ve displastik böbrekler (AGD tip 2’de yaygındır) ve hipotiroidizm mevcuttur.

Etiyoloji

AGS, en sık Notch sinyal yolağndaki bir ligandı kodlayan JAG1 (20p12) gen mutasyonları sonucunda görülür. AGS tip 2 NOTCH2 gen mutasyonlarından kaynaknanır (1p12).

Tanı Yöntemi

Tanı, klinik resme ve kronik kolestazı ve interlobular safra kanalı yetmezliğini gösteren karaciğer biyopsisi ile konur. Görüntüleme (abdominal ultrason, kolanjiyografi) safra anatomisinin tanımlanmasına yardım eder. Göz, iskelet, damar ve endokrin (tiroit) bozuklukların taranması değerendirilmelidir. DNA dizilemesi tanıyı doğrulayabilir.

Ayırıcı Tanı

Farklı tanı, biliyer atreziyi, konjenital hepatik fibrozu, kistik fibrozu, neonatal ikteri, polikistik böbrek hastalığını, progresif ailesel intrahepatik kolestazı ve tirozinemiyi (bu terime bakınız) içerebilir.

Antenatal Tanı

Eğer patojenik bir mutasyon tespit edildiyse, prenatal genetik tanının kültüre amniyosit veya koryon villus dokusundan elde edilen DNA ile yapılması mümkündür. Aksi takdirde, ayrıntılı fetal ultrason, eğer varsa kardiyak ve/veya böbrek anomalilerini belirleyebilir.

Genetik Danışma

Geçiş otozomal dominanttır, ancak azalmış penetrans (vakaların %50 kadarında) ve somatik mozasizm (yaklaşık %8) yaygındır.

İdamesi ve Tedavisi

Tedavi spesifik değildir ve yüksek karbonhidratlı ve yüksek orta zincirli trigliserit içeren diyet ve vitamin takviyesini içerir. Kaşıntı kolestramin veya rifampin ile azaltılabilir. Karaciğer nakli, dirençli hastalarda gerekli olabilir. Anlamlı semptomatik lezyonları olanlarda kalp veya damarsal yaklaşımlar gerekli olabilir

Prognoz

Prognoz genellikle olumludur ancak siroz, varis kanaması, dirençli assit ve spontan bakteriyel peritonit görülebilir. Hastalık genellikle 4 ve 10 yaşları arasında sabitlenir. Karaciğer yetmezliği ve/veya kalp lezyonları mevcut olduğunda mortalite riski artar.

Uzman yazar: Dr Peter TURNPENNY – Son güncelleme: Mart 2009

Çeviren: Emrah Yücesan

Kaynak sayfa için tıklayınız

OCAK-2019

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

İskeletin sklerozan bir bozukluğu, klasik olarak "sandviç vertebra" nın radyografik bulgularını (vertebral endplatlara paralel sklerozun yoğun bantları) gösteren artmış kemik yoğunluğu ile karakterizedir.

ORPHA:53

  • Eş anlamlısı:
  • Osteopetrozis otozomal dominant tip 2
  • Prevalans: 1-9 / 100.000
  • Kalıtım: Otozomal dominant
  • Başlangıç yaşı: Çocukluk
  • ICD-10: Q78.2
  • OMIM: 166600
  • UMLS: C3179239
  • MeSH: -
  • GARD: 383
  • MedDRA: -

Özet

Epidemiyoloji

Prevalansın 1/20.000 olduğu tahmin edilmektedir.

Klinik Tanım

Hastalığın başlangıcı genellikle geç çocukluk veya ergenlik dönemindedir. Ana belirtileri özellikle dişte apse veya çürük ile birlikte mandibulayı etkileyen, kırıklar, skolyoz, kalçada osteoartrit ve osteomiyelit de dahil olmak üzere iskelet ile sınırlıdır. İşitme ve görme kaybıyla kranial sinir sıkışması nadir fakat önemli bir komplikasyondur, bireylerin yaklaşık %5'ini etkiler. Nadiren de orta derecede kemik iliği yetmezliği bazen tanımlanmıştır.

Etiyoloji

Hastalık, klorür kanal 7 (ClCN7) genindeki (16p13) heterozigot mutasyonlardan kaynaklanır.

Tanısal Yöntemler

Tanı klinik bulgulara dayanır ve büyük ölçüde iskeletin radyografik görünümüne bağlıdır. Genetik test mevcuttur ve tanıyı doğrulamak için kullanılabilir.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanı, osteopetrozun diğer alt tiplerini, floroz, berilyum, kurşun ve bizmut zehirlenmesi, miyelofibroz, Paget Hastalığı (sklerozan form) ve malignitelerini (lenfoma, osteoblastik kanser metastazları) içerir (bu terimlere bakınız).

Antenatal Tanı

Ailede duruma neden olan mutasyon biliniyorsa antenatal tanı mümkündür.

Genetik Danışmanlık

Albers-Schönberg osteopetrozis otozomal dominant bir şekilde aktarılır. Genetik danışma ailelere sunulmalıdır. Etkilenen bir bireyin her çocuğu %50 etkilenme riskine sahiptir. Probandın ebeveynleri, iskeletin radyografik incelemeler de dahil olmak üzere osteopetroz belirtileri için dikkatle değerlendirilmelidir.

Yönetim ve Tedavi

Günümüzde osteoporoz için etkili bir tıbbi tedavi yoktur. Yönetim destekleyicidir, multidisipliner gözetim ve semptomatik tedavi sağlamayı amaçlamaktadır.

Prognoz

Klinik bulgular zamanla kötüleşebilir, ancak yaşam beklentisi genellikle normaldir.

Uzman: Dr Ravi SAVARIRAYAN - Dr Zornitza STARK – Son güncelleme: Ekim 2012

Çeviren: Can Veysel ŞOROĞLU, MSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız

Not:Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Okülokütanöz albinizm (OKA), saç, cilt ve göz pigmentasyonunda genel bir azalmayı ve nystagmus, azalmış görsel keskinlik ve fotofobi gibi değişken oküler bulgular ile karakterize edilmiş kalıtımsal bir melanin biyosentez bozukluğunu ifade eder. Çeşitlerin arasında OCA1A (en şiddetli form), OCA1B, OCA1-minimal pigment (OCA1-MP), OCA1-(sıcaklık duyarlı) (OCA1-TS), OCA2, OCA3, OCA4, OCA5, OCA6 and OCA7 bulunmaktadır.

ORPHA:55

Sınıflandırma düzeyi: Hastalıklar grubu - Eş Anlamlısı(ları): - OKA - Prevalans: 1-9 / 100 000 - Kalıtım: Otozomal resesif - Başlangıç yaşı: Yenidoğan - ICD-10: E70.3 - OMIM: – - UMLS: C0078918 - MeSH: D016115 - GARD: 10958 - MedDRA: –

Özet

*Epidemiyoloji

OCA prevalansının dünya çapında 1/17,000 olduğu tahmin edilmektedir.

Klinik Tanım

OCA belirlenmesi, spesifik alt tipe bağlı olarak oldukça değişkendir.Deri, saç ve gözlerdeki pigmentasyon varlığı yokluk veya az seviyelerden normal seviyelere kadar değişebilir ve nystagmus, fotofobi ve azalmış görsel keskinlik bulguları ise; olabilir veya hiç bulunmaz.

Etiyoloji

OCA, melanosit içindeki melanin sentezini kontrol eden birkaç gendeki mutasyonlardan kaynaklanır. OCA1A, OCA1B, OCA-MP ve OCA-TS, TYR genindeki (11q14.3) lokasyonundaki mutasyonlardan kaynaklanır ve bu da tyrosinase (melanin üretimini katalize eden enzim) enziminin katalitik aktivitesinin tamamen veya kısmen kaybına neden olur.OCA2 de mutasyonlar, OCA2 proteinini kodlayan, melanozomal pH’ın düzenlenmesinde ve melanozomal proteinlerin transfer sürecinde etkili olduğu düşünülen OCA2 geninde görülmektedir. OCA3 ise, TYRP1 genindeki mutasyonlardan kaynaklanmaktadır. Fare melanositleri üzerinde yapılan çalışmalar, TYRP1 geninin fonksiyonunun tyrosinase proteinini stabilize etmek olduğu, TYRP1 genindeki mutasyonun gecikmiş olgunlaşmaya ve erken tyrosinase degradasyon(bozulma) sebebiyet verdiğini göstermektedir. OCA4 ise, melanozomun fonksiyonu ve protein transferinden sorumlu olan membran ile ilişkili taşıyıcı proteini (MATP) kodlayan SLC45A2 genindeki mutasyon sonucunda meydana gelir. OCA5 ise, geni henüz keşfedilememiş olan 4q24 kromozomu üzerindeki mutasyon sonucu oluşmaktadır.OCA6 ise, SLC24A5 genindeki (15q21.1) mutasyonlara bağlıdır. Son zamanlarda keşfedilen OCA7 ise, C10orf11(10q22.3) genindeki mutasyona bağlıdır.

Genetik Danışmanlık

OCA’nın bütün formları otozomal resesif olarak aktarılmaktadır ve genetik tanı mümkündür.

Uzman Çevirmen(ler): Dr Masahiro HAYASHI – Dr Tamio SUZUKI Son Güncelleme: April 2013

Çeviren: Mehmet Eymen Sümer – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Aleksander Hastalığı (AxD) iki klinik formdan oluşan astrositlerin nadir nörodejeneratif bir hastalığıdır: Makrosefalinin, spastisitenin, ataksinin ve nöbetlerin ve psikomotor regresyonun çeşitli derecelerde görüldüğü AxD Tip I ve II (bu terimlere bakınız) olarak kendini gösterir.

ORPHA:58

  • Eşanlamlısı(ları):
    • AxD
  • Prevalans: Bilinmiyor
  • Kalıtım: Otozomal dominant
  • Başlangıç Yaşı : Tüm yaşlar
  • ICD-10: E75.2
  • OMIM: 203450
  • UMLS: C0270726
  • MeSH: D038261
  • GARD: 5774
  • MedDRA: –

Özet

Epidemiyoloji

Prevalansı bilinmemektedir. Japonya’da yapılan bir populasyon tabanlı çalışmada insidansı 1 / 2,7 milyon olarak hesaplanmıştır.

Klinik Tanımlama

Klinik sunum alt tiplerine bağlıdır. Önceden, AxD, temel olarak, infantil, juvenil veya yetişkin olmak üzere, başlangıç yaşına göre sınıflandırılıyordu. Güncel kullanılan sınıflandırma sistemi ise AxD tip I ve AxD tip II’yi (bu terimlere bakınız) de içeren klinik ve radyolojik özelliklerin birlikteliğini temel almaktadır. AxD tip I, genelde erken başlangıçlıdır (ortalama 1,74 yaş) ve daha kısa bir sağkalım gösterirken (ortanca 14 yaş), tip II yaşam boyunca herhangi bir anda ortaya çıkabilir (ortalama 21,64 yaş, ancak erken çocukluk çağında da görülebilir) ve daha uzun sağkalım gösterir (ortanca 25 yaş). İki tip ayrıca klinik semptomlar açısından da farklılık gösterir. AxD tip I, infantil dönemde ensefalapati, epilepsi ve gelişememe ile birlikte görülürken, AxD tip II hastaları bulbar, otonomik ve dizartri, disfoni, disfaji, ataksi, spastik paraparezi ve palatal myoklonu gibi motor bulgularla birlikte görülür. AxD tip II ayrıca yavaş progresyon gösterir ve kognitif bozukluk olmayabilir.

Etiyoloji

Hastaların büyük çoğunluğunda (%95), glial fibriller asidik protein (GFAP) genindeki fonksiyon kazanımına neden olan de novo mutasyonu hastalığa neden olur. Ayrıca birçok ailesel vaka çalışmasında otozomal dominant geçiş de bildirilmiştir. Bu gen, astrositlerde bulunan major ara filaman protein olan GFAP’ı kodlar. Bu mutant proteinin aşırı ekspresyonu ve birikimi, merkezi sinir sistemi (MSS) boyunca astrositik inklüzyon cisimcikleri (Rosenthal fibrilleri) oluşumuna neden olur. Şu an için Rosenthal fibrillerinin hastalığın patogenezine nasıl etkidiği bilinmemektedir.

Uzman yazarlar : Dr Albee MESSING – Dr Adeline VANDERVER – Son güncelleme: Haziran 2013

Çeviren: Emrah Yücesan, PhD

Kaynak sayfa için tıklayınız

OCAK-2019

Not:Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Erişkinlikte gelişen ve kronik karaciğer bozuklukları (siroz), solunum bozuklukları (amfizem) ve nadiren pannikülit ile karakterize kalıtsal bir hastalıktır.

ORPHA: 60

  • Eş anlamlısı(ları): -
  • Prevalans: 1-5 / 10.000
  • Kalıtım: Otozomal resesif
  • Başlangıç yaşı: Tüm yaşlar
  • ICD-10: E88.0
  • OMIM: 613490
  • UMLS: C0221757 C3501835
  • MeSH: C531610 D019896
  • GARD: 5784
  • MedDRA: 10001806

Çeviren: Can Veysel ŞOROĞLU, MSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız

Not:Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Alfa-7 eksikliği ile konjenital kas distrofisi, erken motor gelişim geriliği ve serum kreatin kinaz düzeyindeki hafif artış ve kas zayıflığı ile karakterize ekstraselüler matriks protein anomalisi nedenli nadir bir genetik konjenital kas distrofisidir ve hastalık seyrinde ilerleme ile ağırlıklı olarak proksimal kas zayıflığı ve atrofi, motor gelişim gerilemesi, skolyoz ve solunum yetmezliği görülebilir.

ORPHA: 34520

  • Eş Anlamlısı(ları): ITGA7 eksikliği ile Konjenital kas distrofisi

  • Prevalans: <1/1.000.000

  • Kalıtım: Otozomal resesif

  • Başlangıç yaşı: Bebeklik, Yenidoğan

  • ICD-10: G71.2

  • OMIM: 613204

  • UMLS: C2750786

  • MeSH: -

  • GARD: 12587

  • MedDRA: -

Çeviren: Can Veysel ŞOROĞLU, MSc

Hastalık Tanımı

Alopesi areata’nın tüm kafa derisinde saç ve tüy kaybı ile karakterize formu olan, kıl folikülünün enflamatuvar hastalığı.

ORPHA:700

  • Eş anlamlısı(ları): -
  • Prevalans: 1-5 / 10.000
  • Kalıtım: Multigenik/multifaktöryel
  • Başlangıç: Tüm yaşlar
  • ICD-10: L63.0
  • OMIM: 104000 300042 610753
  • UMLS: C0263504
  • MeSH: -
  • GARD: -
  • MedDRA: 10001766

Çeviren: Can Veysel ŞOROĞLU, MSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Alopesi areata'nın en şiddetli formundaki bir bozukluk olan, saç folikülünün enflamatuvar bir hastalığıdır, bu da kafa derisinde saç ve vücudun tüm kıl taşıyan bölgelerinde dökülme ile karakterizedir.

ORPHA: 701

  • Eş anlamlısı(ları): -
  • Prevalans: 1-5 / 10.000
  • Kalıtım: -
  • Başlangıç yaşı: Tüm yaşlar
  • ICD-10: L63.1
  • OMIM: 104000 203655 610753
  • UMLS: C0263505
  • MeSH: C537055
  • GARD: 614
  • MedDRA: 10001767

Çeviren: Can Veysel ŞOROĞLU, MSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Bir serebrohepatopati ve ilerleyici gelişimsel regresyon, inatçı nöbetler ve hepatik yetmezlik üçlüsü ile karakterize mitokondriyal DNA (mtDNA) tükenme sendromunun nadir ve şiddetli bir formu.

ORPHA: 726

  • Eş anlamlıları:
  • Alpers ilerleyici sklerozan poliodistrofi
  • Alpers Sendromu
  • Çocukluk çağı karaciğer hastalığı ile görülen ilerleyici nöronal dejenerasyon
  • Prevalans: <1 / 1.000.000
  • Kalıtım: Otozomal resesif
  • Başlangıç yaşı: İnfant, Çocukluk, Ergenlik, Yetişkin
  • ICD-10: G31.8
  • OMIM: 203700
  • UMLS: C0205710
  • MeSH: D002549
  • GARD: 5783
  • MedDRA: 10062943

Özet

Epidemiyoloji

AHS insidansının 1/100.000 ve 1/250.000 arasında olduğu tahmin edilmektedir.

Klinik Tanım

Gelişme genellikle hastalık başlangıcına kadar normaldir ve prezentasyonu oldukça değişkendir. En yaygın başlangıç yaşı 2-4 yıl arasındadır (3 aydan 36 yıla kadar değişir). Nöbetler (çoğunlukla kısmi, ikincil jeneralize tonik-klonik veya miyoklonik) genellikle fokal “status epileptikus”, “epilepsia partialis continua” ve/veya multifokal miyoklonik epilepsiye dönüşür. Nöbetler başlangıçta tedaviye cevap verebilir, ancak genellikle ilaca dirençli hale gelebilir. Baş ağrısı, görme bozuklukları ve hareket bozuklukları (örneğin miyoklonus ve koreoatetoz) da yaygındır. Serebellar ataksi çoğu hastada gelişir. Periferik nöropati birçok kişide gelişir ve daha büyük çocuklarda ve genç yetişkinlerde giderek yaygınlaşır. Bilişsel işlev kaybı, uyku hali, sinirlilik, konsantrasyon kaybı, dil becerilerinin kaybı ve hafıza yitimi, demans ve görme kaybı gibi belirtilerle değişen oranlarda (bulaşıcı hastalıklar sırasında görülen hızlı gerileme) ilerler. Gastrointestinal tutulum (yani yutma disfonksiyonu, bağırsak dismotilitesi) de not edilir. Karaciğer hastalığı, ilk akut alevlenmeden önce yıllarca rahatsız edici olabilir, ancak bazı çocuklarda ilk başvuran semptom olabilir. Hem beyin hem de karaciğer anormalliklerinin klinik seyri genellikle akut alevlenmelerle epizodiktir ve ardından kısmi iyileşme dönemleri izlemektedir.

Etiyoloji

AHS, polimeraz gama (POLG) genindeki (15q24) mutasyonlar kaynaklıdır. Bu gen, mtDNA'nın replikasyonu ve onarımında yer alan DNA polimeraz alt birimi gama-1'i kodlar. Tesadüfi enfeksiyonlar ve valproik asit gibi ilaçlar da dahil olmak üzere ekogenetik ve epigenetik stres, semptomların başlangıcını hızlandırabilir ve fenotipin ortaya çıkış şeklini değiştirebilir.

Tanısal Yöntemler

Tanı, klinik ve laboratuvar bulgularına dayanmaktadır. Elektroensefalogram bulguları, epilepsi partialis continua veya status epileptikusa dönüşen epileptiform deşarjların asimetrik oksipital lob baskınlığına sahip patlayıcı nöbetleri içerir.

Nörogörüntüleme, nöronal kayıp/glioz ve jeneralize beyin atrofisi gösterebilir. Hastalık ilerledikçe mitokondriyal solunum zinciri eksiklikleri ve düşük mtDNA seviyeleri karaciğer ve kaslarda gözlenir. POLG geninde mutasyonları gösteren moleküler genetik testler tanıyı doğrular.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanılar, otozomal dominant ilerleyici dış oftalmoplejiye (odPEO) ve AHS ile çakışabilecek diğer fenotiplere yol açabilen resesif mutasyonlara neden olan C10ORF2 genindeki (10q24) mutasyonlarının neden olduğu hastalık fenokopileri olan bazı örnekleri içerir. Diğer bozukluklar arasında infantil nöronal seroid-lipofussinoz, geç infantil nöronal seroid lipofussinoz, MERRF ve MELAS bulunur. Diğer polg ile ilgili bozukluklar resesif mitokondriyal ataksi sendromu (MİRAS), ataksi nöropati spektrumu (ANS) ve otozomal resesif PEO içerir.

Antenatal Tanı

Bilinen bir hastalığa neden olan mutasyona sahip ailelerde prenatal tanı mümkündür.

Genetik Danışmanlık AHS otozomal resesif bir şekilde kalıtılır. Genetik danışma mümkündür.

Yönetim ve Tedavi

AHS’nin tedavisi yoktur, tedavi semptomatik ve palyatiftir. Antikonvülsif tedavi epileptik nöbetlerin yönetimi için verilir, ancak her zaman başarılı değildir. Valproik asit karaciğer hastalığını tetikleyebilir veya kötüleştirebilir, kontrendikedir. Mesleki, fiziksel ve/veya konuşma terapisi mümkün olduğunca uzun süre nörolojik fonksiyonu korumak için sunulabilir. Trakeostomi yerleştirme, suni havalandırma ve mide besleme tüpünün yerleştirilmesi, hastalık ilerledikçe gerekli olabilir.

Prognoz

Prognoz, hastalık başlangıcı sonrası 3 aydan 12 yıla kadar değişen yaşam beklentisi ile şiddetlidir.

Uzmanlar: Pr Robert NAVIAUX - Dr Russell SANETO – Son güncelleme: Ekim 2012

Çeviren: Can Veysel ŞOROĞLU, MSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

İmmün yetmezlik, yüz ve iskelet anomalileri, işitme bozukluğu ve bilişsel yetersizlik ile karakterize kalıtsal bir lizozomal depolama bozukluğudur.

ORPHA:61

  • Eş anlamlısı:
  • Lizozomal alfa-D-mannosidaz eksikliği
  • Prevalans: 1-9 / 1.000.000
  • Kalıtım: Otozomal resesif
  • Başlangıç yaşı: İnfant, Yenidoğan, Çocukluk
  • ICD-10: E77.1
  • OMIM: 248500
  • UMLS: C0024748
  • MeSH: D008363
  • GARD: 6968
  • MedDRA: -

Özet

Epidemiyoloji

Yaklaşık 500.000 canlı doğumda 1 görülür.

Klinik Tanım

Etkilenen bebekler genellikle doğumda normal görünür, ancak durumları giderek kötüleşir. Bununla birlikte, bazı çocuklar “ankle equinus” ile doğar veya yaşamın ilk yılında hidrosefali geliştirir. Başlıca özellikleri immün yetersizlik (özellikle yaşamın ilk on yılında tekrarlayan enfeksiyonlar ile kendini gösterir), iskelet anomalileri (hafif-orta dizostoz multipleks, skolyoz ve sternumun deformasyonu), işitme bozukluğu (orta-şiddetli sensorinöral işitme kaybı), zihinsel işlevlerin ve konuşmanın kademeli olarak bozulması ve sıklıkla psikoz dönemleridir. İlişkili motor fonksiyon bozuklukları kas zayıflığı, eklem anomalileri ve ataksi içerir. Yüzdeki dismorfizm bulguları belirgin bir alın, yuvarlak kaşlar, geniş burun kökü, makroglosi, geniş aralıklı dişler ve prognatizm ile büyük bir kafadır. Hafif şaşılık yaygındır. Klinik çeşitlilik önemlidir, kliniğin şiddetinde sürekliliği ifade eder.

Etiyoloji

Bozukluk lizozomal alfa-mannosidaz eksikliğinden kaynaklanır. 19. kromozom (19 p13.2-q12) üzerinde bulunan MAN2B1 genindeki mutasyonlardan kaynaklanır.

Tanısal Yöntemler

Tanı, lökositlerde veya diğer çekirdekli hücrelerde asit alfa-mannosidaz aktivitesini ölçerek yapılır ve genetik test ile teyit edilebilir. Mannoz bakımından zengin oligosakkaritlerin yüksek üriner sekresyonu düşündürebilir ancak kesin tanı kriteri değildir.

Ayırıcı Tanı

Temel ayırıcı tanılar, çeşitli mukopolisakkaridoz formları gibi diğer lizozomal depo hastalıklarını içerir (bu terimlere bakınız).

Antenatal Tanı

Hem biyokimyasal hem de genetik yöntemlere dayanarak antenatal tanı mümkündür.

Genetik Danışmanlık

Alfa-mannosidoz otozomal resesif bir şekilde kalıtılır. Hastalığın doğasını açıklamak ve taşıyıcıları tespit etmek için genetik danışma verilmelidir.

Yönetim ve Tedavi

Yönetim proaktif olmalı, komplikasyonları önlemeli ve bulguları tedavi etmelidir. Enfeksiyonlar sık sık tedavi edilmelidir. Orta kulaktaki sıvının tedavisi sıklıkla gereklidir ve işitme cihazlarının kullanımı her zaman gereklidir. Sosyal becerilerin gelişimi için erken eğitim müdahalesine ihtiyaç vardır ve bedensel işlevi iyileştirmek için fizyoterapi önemlidir. Ortopedik cerrahi gerekli olabilir.

Prognoz

Uzun vadeli prognozu kötüdür. Birkaç on yıl içinde görülen yavaş ilerleyişli nöromüsküler ve iskelet sisteminde bozukluklar vardır ve çoğu hastanın tekerlekli sandalyeye bağımlı olmasına neden olur. Hiçbir hasta sosyal olarak tamamen bağımsız olmayı başaramaz. Bununla birlikte, birçok hasta 50 yaşın üzerinde yaşam süresine sahiptir.

Uzmanlar: Pr Dag MALM - Pr Oivind NILSSEN – Son güncelleme: Temmuz 2016

Çeviren: Can Veysel ŞOROĞLU, MSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Hematürinin birlikte olduğu glomerüler nefropati ile karakterize kalıtsal bir hastalık. Sensorinöral sağırlık ile ilişkilidir ve son evre böbrek hastalığına ilerler. Glomerüler bazal membranın normal bir bileşeni olan tip IV kolajenin yapısal bir kusurunu içerir.

ORPHA:63

  • Eş anlamlısı:
  • Alport sağırlık-nefropati
  • Prevalans: 1-9 / 100.000
  • Kalıtım: Otozomal dominant veya otozomal resesif veya X’e bağlı dominant
  • Başlangıç yaşı: Çocukluk
  • ICD-10: Q87.8
  • OMIM: 104200 203780 301050
  • UMLS: C1567741
  • MeSH: D009394
  • GARD: 5785
  • MedDRA: 10001843

Özet

Epidemiyoloji

Prevalansın 1/50.000 olduğu tahmin edilmektedir.

Klinik Tanım

Olguların 1/3'ünde oküler anormallikler mevcuttur (anterior lentikonus, kornea lezyonları). Sensorinöral sağırlık koklear tutulumu ile bağlantılıdır. Trombopeni ve leiomatoz gibi ekstrarenal tutulum da görülebilir (bu terime bakınız). Xq22 kromozomunda lokalize olan ve tip IV kolajenin alfa 5 zincirini kodlayan COL4A5 genindeki mutasyonlar, hastalığın en sık görülen formundan sorumludur. Erkek hastalar ciddi şekilde etkilenir ve mikrohematüriye yaşamın çok erken döneminde (erkekler için 3,5 yaş ve kızlar için 9 yaş civarında) görülür. Devamında proteinüri ve 40 yaşından önce son evre böbrek hastalığına ilerleme izlenir. Çoğu kadın hastada ilerleme daha hafiftir. 2. kromozomda bulunan COL4A3 ve COL4A4 genlerindeki mutasyonlar, AS'nin daha az sıklıktaki (%15) otozomal resesif formundan sorumludur. AS'nin bu otozomal formunda, hastalık şiddeti kadın ve erkek hastalar için eşit derecededir. Birkaç nadir otozomal dominant form vakası bildirilmiştir.

Tanısal Yöntemler

Hastalığın teşhisi, aile öyküsü, klinik bulgular ve böbrek biyopsisi sonuçlarına dayanır ve elektronik mikroskopi incelemesi ile glomerüler bazal membranın anomalilerini gösterir. Böbrek ve deride alfa 3, alfa 4 ve alfa 5 kolajen IV zincirlerine antikorların bağlanması çalışması da tanının yapılmasına izin verir.

Yönetim ve Tedavi

Yetişkin hastalar işitme kapasitesinin birazını korurlar, ancak bazı hastalar işitme cihazına ihtiyaç duyar. Hemodiyaliz ve periton diyalizi son evre böbrek yetmezliği olan hastaların tedavisinde kullanılır. AS hastalarında böbrek nakli genellikle başarılı olur ancak nakil hastalarında %10 graft nefrit geliştirdiği bildirilmiştir.

Uzmanlar: Dr Mietta MERONI - Pr Adalberto SESSA – Son güncelleme: Temmuz 2007

Çeviren: Can Veysel ŞOROĞLU, MSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Echinococcus multilocularis'in yumurtalarının sindirim yoluyla alınmasından sonra ortaya çıkan, yıllarca süren asemptomatik bir inkübasyon süresinin olduğu, klinik belirtilerde epigastrik ağrı ve sarılığın olduğu, kronik seyirli, nadir görülen bir paraziter bozukluk.

ORPHA:284

  • Eş Anlamlısı(ları): Echinococcus multilocularis enfeksiyonu
  • Prevalans: Bilinmiyor
  • Kalıtım: -
  • Başlangıç yaşı: Yetişkin, ileri yaş
  • ICD-10: B67.5 B67.6 B67.7
  • OMIM: -
  • UMLS: C0948954
  • MeSH: C536591
  • GARD: 207
  • MedDRA: 10053042

Özet

Epidemiyoloji

E.multilocularis kuzey yarımkürede ve orta Avrupa'da endemiktir ve Avrupa'da insidansın 1/10.000.000-1/330.000 arasında olduğu tahmin edilmektedir. Sıcak noktalar, Çin'in ve Orta Asya'nın batı bölgeleridir. Yüksek risk altındakiler çiftçiler, vahşi tilkilerle veya dışkılarıyla temasta bulunanlar ve köpek sahipleridir.

Klinik Tanım

Bu hastalıkta Avrupa'daki en yüksek yaş grubu 50-60 yıldır. Asemptomatik bir periyoddan, >10 yıl sonra parazit esas olarak karaciğeri, yavaş büyüyen, küçük kesecikler oluşturarak süngere benzer bir şekle sokarak istila eder. Lezyon büyüdükçe, merkezi kısım nekrotik hale gelebilir ve yalancı kist benzeri görünebilir. Kalsifikasyonlar sıklıkla görülür. Klinik bulgular, ateş, anemi ve kilo kaybı ile epigastrik ağrı ve sarılığı içerir. Safra kanallarının istila edilmesi, kolanjit, portal hipertansiyon ve biliyer siroz hastalığına yol açar. Hastalık, uzun bir latent, asemptomatik dönemden sonra siroz aşamasına ilerleyebilir. Primer hastalık olarak ekstrahepatik bulgular çok nadirdir (% 1). Olguların %13'ü, metasestodun karaciğerin komşuluğundaki dokuları, akciğerleri, dalağı, kemikleri ve/veya beyni içeren metastatik multiorgan hastalığı olarak ortaya çıkar. Akciğer veya beyin tutulumu, efor dispnesi, dizartri, hemiparezi ve kraniyal sinir felciyle karakterizedir.

Etiyoloji

Alveolar ekinokokkoz (AE), parazit E.multilocularis'in yumurtalarının alımından sonra ortaya çıkar. Başta tilki olmak üzere, yabani etoburlar en önemli konaklardır, ancak evcil köpekler ve kediler de enfekte olmuş vahşi kemirgenlerin yutulmasıyla kesin konaklar olabilir. İnsanlar, tesadüfi ara konaklardır ve parazitin ara metasestod evresinden etkilenir.

Tanısal Yöntemler

AE'nin teşhisi, ultrason (örneğin, yan yana yerleştirilmiş iç hiper-hipoekojenite alanlarına sahip geniş hepatik kitle, düzensiz kenar boşlukları ve dağınık kalsifikasyon bölgeleri ve / veya geniş bir merkezi nekroz alanı olan bir yalancı kist gibi görüntüleme teknikleriyle tespit edilen tipik lezyonların, fibröz dokuyu temsil eden düzensiz halka benzeri bir hiperekojenite bölgesi ile çevrilidir) , BT (merkezi nekrotik alanlara sahip belirsiz katı tümörler, plak benzeri kalsifikasyonlar) ve MR gibi tekniklerle lezyonların gösterilmesi; spesifik serum antikorlarının ELISA veya immüno-kromatografik test ile saptanması; histo veya immünohistopatolojide metasestodun spesifik boyanması ve E. multilocularis nükleik asidin saptanması ile konur.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanı benign veya malign neoplazmaları, fokal hepatik lezyonları ve apseleri içerir.

Yönetim ve Tedavi

AE tedavisinin temeli gastroenterologlar, cerrahlar, radyologlar ve parazitologlar tarafından yönlendirilen disiplinlerarası bir yönetimdir. Radikal cerrahi, lezyonun güvenli sınırlarla eksize edilebildiği durumlarda gösterilir. Albendazol ile uzun süreli antiparaziter tedavi zorunludur. Önleyici tedbirler arasında tilki dışkısı ile temastan kaçınılması, prazikuantel emdirilmiş yemlerin kullanımı, prazikantel ile köpeklerin veya kedilerin düzenli tedavisinin yanı sıra el yıkama ve iyileştirilmiş hijyen şartları sayılabilir.

Prognoz

AE, dünyadaki en tehlikeli zoonotik hastalıklardan biridir ve tedavi edilmezse prognozu kötüdür. AE'nin erken tanısı ve tedavisi, özellikle asemptomatik dönemde, morbidite ve mortalitenin azaltılması için önemlidir. Hastalar hepatik yetmezliğe, yakın organların işgaline veya daha az sıklıkla beynin tutulmasına katlanırlar. Ölüm oranları %50 ile %75 arasında değişmektedir. Bununla birlikte, son yıllarda AE vakalarının dikkatli bir şekilde yönetimi ile büyük başarılar elde edildi ve hastaların yaşam beklentisi genel popülasyona yaklaşıyor.

Uzman(lar): Dr Peter KERN – Son Güncelleme: Haziran 2014

Çeviren: Can Veysel ŞOROĞLU, MSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Amiyotrofik lateral skleroz (ALS) primer motor kortekste, kortikospinal yolakta, beyin sapında ve spinal kordda ilerleyen kas paralizi ile motor nöronların dejenerasyonu ile karakterize bir nörodejeneratif hastalıktır.

ORPHA:803

  • Eşanlamlısı(lar):
    • ALS
    • Charcot hastalığı
    • Lou Gehrig hastalığı
  • Prevalans: 1-9 / 100 000
  • Kalıtım: Otozomal dominant veya otozomal resesif ya da belirlenemez
  • Başlangıç yaşı: Yetişkin
  • ICD-10: G12.2
  • OMIM: 105400 205250 300857 606070 606640 608030 608031 608627 611895 612069 612577 613435 613954 614696 614808 615426 615515 616208 616437 617839
  • UMLS: C0002736
  • MeSH: D000690
  • GARD: 5786
  • MedDRA: 10002026

Özet

Epidemiyoloji

Batı ülkelerinde insidans (ortalama yılda 1/50,000 civarında) ve prevalans (ortalama 1/20,000 civarında) olsa da Pasifik’in batısında daha yüksek frekanslı odaklar bildirilmiştir. Sporadik ALS için ortalama başlangıç yaşı yaklaşık 60’tır. Genel olarak erkeklerde hafif de olsa daha çok görülür. (erkek kadın oranı 1,5/1).

Klinik Tanımlama

Tipik olarak ALS’li hastaların yaklaşık üçte ikisi hastalığın spinal bir formuna sahiptir (ekstremite başlangıçlı) ve semptomların başlangıcında üst ve alt ekstremitede semptomların hem distal hem de proksimal olarak başlayabileceği bölgesel kas güçsüzlüğü ve zaafı ile ilgili semptomlar vardır. Kademeli olarak, el becerisi ve yürüyüşü etkileyecek şekilde zayıflamış olan atrofik ekstrimitelerde spastisite gelişebilir. Bulbar başlangıçlı ALS hastaları genellikle dizartri ile katıları veya sıvıları içerecek şekilde disfaji ile kendini gösterir. Ekstremite semptomları bulbar semptomlarla neredeyse eş zamanlı olarak gelişebilir ve vakaların büyük çoğunluğunda 1-2 yıl içinde ortaya çıkar. Felç ilerleyicidir ve bulber başlangıçlı olgularda 2-3 yıl ve uzuv başlangıçlı ALS olgularında 3-5 yıl içinde solunum yetmezliği nedeniyle ölüme yol açar.

Etiyoloji

ALS vakalarının çoğu sporadiktir ancak vakaların %5-10’u ailesel ve bunların %20’si SOD1 geninde (21q22.11) mutasyon ile, yaklaşık %2-5’i DNA bağlayan protein 43 (TDP-43) olan TAR’ı kodlayan TARDBP genindeki (1p36.22) mutasyon ile ve %1-2’si valosin içeren proteini kodlayan VCP genindeki (9p13.3) mutasyon ile ortaya çıkar. Sporadik olguların yüzde ikisi SOD1 mutasyonu içeririken, yine sporadik vakalarda TARDBP mutasyonları da tanımlanmıştır.

Tanı Yöntemi

Tanı, klinik öykü, muayene, elektromyografi ve “ALS-takliti” (örneğin multifocal motor nöropati, Kennedy hastalığı (bu terimlere bakınız) ve servikal spondilotik myelopati) bulguların uygun gözlemlerle dışlanması temeline dayanır. Patolojik işaretler, üst motor nöronlarda intranöronal ubikutin-immunreaktif inklüzyonların ve dejenere alt motor nöronlarda TDP-43 immunreaktif inklüzyonların görülmesidir. Başka bir hastalık ile ilişkilendirilemeyen üst ve alt motor nöron hasarı belirtileri ALS’yi düşündürmektedir.

İdamesi ve Tedavisi

ALS’nin idamesi destekleyici, palyatif ve multidisiplinerdir. Girişimsel olmayan ventilasyon sağkalımı uzatır ve yaşam kalitesini arttırır. Sağkalımı uzattığı gösterilen tek ilaç riluzol’dür.

Uzman yazarlar: Pr Nigel LEIGH – Dr Lokesh WIJESEKERA – Son güncelleme: Mayıs 2011

Çeviren: Emrah Yücesan, PhD – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

ORPHA: 228113

  • Eş anlamlısı(ları): -
  • Prevalans: 1-5 / 10.000
  • Kalıtım: -
  • Başlangıç yaşı: -
  • ICD-10: K60.3
  • OMIM: -
  • UMLS: C0205929
  • MeSH: -
  • GARD: -
  • MedDRA: 10002156

Özet

Bu, Avrupalı ve/veya Amerikalılarda yetim (orphan) olarak adlandırılan nadir rastlanan bir durumdur. Bu terim, bir farmakogenetik test için bir endikasyon belirtir.

Çeviren: Can Veysel ŞOROĞLU, MSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Anal kanalın epitelinden (mukozal yüzey, anal bezler ve fistül kanalları dahil) kaynaklanan, anal kanalda nodüler, genellikle ülserli, invaziv bir kitle halinde makroskobik olarak görülen, çok nadir bir bağırsak tümörüdür. Hastalarda sıklıkla rektumda kanama ile birlikte dışkılama sırasında güçlük ve ağrı görülür. İnguinal lenfadenopati görülmesi, genellikle metastatik yayılımı gösterir.

ORPHA:424016

  • Eş Anlamlısı(ları):-
  • Prevalans: -
  • Kalıtım: Uygulanamaz
  • Başlangıç yaşı: Yetişkin
  • ICD-10: C21.1
  • OMIM: -
  • UMLS: -
  • MeSH: -
  • GARD: -
  • MedDRA: -

Çeviren: Ezgi Gizem BERKAY, MD – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Lenf düğümleri ve ekstranodal bölgeleri etkileyen CD30-pozitif lenfoproliferatif bozukluklar grubuna ait nadir ve agresif periferik T-hücresi Hodgkin dışı lenfoma. Anaplastik lenfoma kinaz (ALK) adı verilen bir proteinin ekspresyonuna dayanan iki alt tipten oluşur: ALK-pozitif ve ALK-negatif ABHL.

ORPHA: 98841

  • Eş anlamlıları:
  • ABHL
  • CD30 pozitif anaplastik büyük hücreli lenfoma
  • Ki-1 pozitif anaplastik büyük hücreli lenfoma
  • Primer sistemik ABHL
  • sACL
  • Prevalans: 1-9 / 100.000
  • Kalıtım: -
  • Başlangıç yaşı: Tüm yaşlar
  • ICD-10: C84.6 C84.7
  • OMIM: -
  • UMLS: C0206180
  • MeSH: D017728
  • GARD: 3112
  • MedDRA: -

Özet

Epidemiyoloji

ABHL, yetişkin Hodgkin dışı lenfomaların yaklaşık %3'ünü ve çocukluk çağı lenfomalarının %10 ila %20'sini oluşturur. Prevalansı bilinmemektedir. ALK-pozitif alt tipi genellikle çocukları ve genç yetişkinleri etkiler. ALK-negatif alt tipi, 40 yaşın üzerindeki yaşlı hastalarda daha sık görülür.

Klinik Tanım

ABHL periferik, mediastinal veya abdominal lenf nodu tutulumu ile karakterizedir. Özellikle boyun veya koltukaltında (aksiller lenf düğümleri) ağrısız ve büyümüş lenf düğümlerinin gelişimiyle kendini gösterir. Genel bulguları iştah ve yorgunluk kaybı yanı sıra ateş, kilo kaybı ve gece terlemeleri (B semptomları) içerir. Mediastinal tutulum öksürük, dispne ve/veya ödem olarak kendini gösterir. ABHL ayrıca kemikler, kemik iliği, deri altı dokusu, akciğerler, dalak ve karaciğer gibi ekstranodal bölgelere de uzanabilir.

Etiyoloji Etiyolojisi bilinmemektedir. ALK-pozitif alt tipte, anaplastik lenfoma reseptör tirozin kinaz ALK geninin(2p23) t(2;5)(p23;q35) translokasyonu nedeniyle gen anlatımı aşırı yapılır.

Tanısal Yöntemler

Tanı fizik muayene ve tıbbi öyküye dayanmaktadır ve lenf nodu biyopsisine ait histopatolojik ve immünohistokimyasal değerlendirme ile doğrulanır. Biyopsi, genellikle lenf nodu-sinüs tutulumu, anaplastik sitoloji (bol sitoplazmalı atipik büyük hücreler, belirgin nükleol ve at nalı benzeri veya reniform çekirdekler), CD30 antijeninin sabit membran ekspresyonu, vakaların çoğunda EMA (epitel membran antijeni) ekspresyonu ve CD3, CD5 veya CD2 ekspresyonu (çoğunlukla ALK-negatif vakalarda) ile kohezif bir büyüme paterni gösterir. ALK proteini, ALK-pozitif alt tipte immünohistokimya ile tespit edilir. Ek testleri, kan ve kemik iliği analizinin yanı sıra kemik hastalığı için görüntüleme (x ışınları, bilgisayarlı tomografi, PET taramaları ve MR) içerir.

Ayırıcı Tanı Ayırıcı tanısı Hodgkin lenfoma ve CD30 gen anlatımı yapan periferik T hücre lenfomalarını içerir (bu terimlere bakınız).

Yönetim ve Tedavi

Antrasiklin bazlı kemoterapi, örneğin CHOP (siklofosfamid, doksorubisin, vinkristin ve prednizon) veya CHOP-benzeri protokolü, tedavinin ilk adımını oluşturur. Hastalığın sadece I/II evrelerinde radyoterapi ile kombine edilebilir. Pediatrik hastalar, metotreksat, etoposid ve sitarabin gibi diğer ilaçlarla birlikte B hücreli lenfomalar için kullanılan protokollere benzer farklı protokollere sahiptir. Yüksek doz kemoterapi ve ardından otolog kök hücre transplantasyonu, genellikle nüks vakalarında veya olumsuz prognozu olan vakalarda birinci basamak tedavi olarak da yapılabilir. En az bir kemoterapi rejimi başarısız olduğunda antikor-ilaç konjuge tedavisi (brentuximab velotin) verilebilir.

Prognoz

Tedavi ile AL-pozitif hastalar (%70-80 5 yıllık sağkalım) ALK-negatif hastalardan daha iyi bir prognoza sahiptir (%33-49 5 yıllık sağkalım). Nüks daha kötü bir prognoza yol açar.

Uzman: Dr Pauline BRICE – Son güncelleme: Mart 2014

Çeviren: Can Veysel ŞOROĞLU, MSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

ORPHA: 251630

  • Eş anlamlısı: -
  • Prevalans: -
  • Kalıtım: Uygulanamaz
  • Başlangıç Yaşı: Erişkin
  • ICD-10: C71.9
  • OMIM: 137800 616568
  • UMLS: C0334590
  • MeSH: -
  • GARD: 9472
  • MedDRA: 10026659

Özet

Bu hastalık için bir Orphanet özeti şu anda geliştirilmektedir. Bununla birlikte, hastalığa ilişkin diğer verilere linkteki sayfanın alt kısmında bulunan “Ek Bilgi” menüsünden erişilebilir.

Çeviren: Can Veysel ŞOROĞLU, MSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Tiroit tümörü oluşumunda nihai dediferansiyasyon adımını temsil eden bir hastalıktır ve insanlardaki en şiddetli kanser türlerinden biridir.

ORPHA: 142

  • Eş anlamlısı(ları): -
  • Prevalans: 1-9 / 1.000.000
  • Kalıtım: Uygulanamaz
  • Başlangıç yaşı: Erişkin, İleri Yaş
  • ICD-10: C73
  • OMIM: -
  • UMLS: C0238461
  • MeSH: C536910
  • GARD: 664
  • MedDRA: 10002240

Özet

Epidemiyoloji

Tiroid kanserlerinin %2'sinden daha azını oluşturur ve altıncı ila sekizinci on yılda yaşlı hastaları etkiler.

Klinik Tanım

Klinik bulgu çoğunlukla hızlı bir şekilde büyüyen ve çevre dokulara baskı oluşturan tiroit kitlesidir. Servikal lenf düğümleri genişlemesi ve uzak metastazlar sıklıkla görülür.

Tanısal Yöntem

İnce iğne aspirasyonu ile elde edilen sitolojik sonuçlar tanıyı düşündürse de, lenfomayı dışlamak ve agresif tedavileri doğrulamak için immünohistokimyasal çalışma için doku biyopsisi gerekebilir.

Yönetim ve Tedavi

Tiroit kanseri hastaları genel durumlarına bağlı olarak tedavi yaklaşımının planlanması için acilen ileri sağlık merkezlerine sevk edilmelidir. Tedavi yaklaşımı hastalar cerrahiye uygunsa cerrahi tedavi, radyoterapi ve doksorubisin temelli kemoterapi tedavilerini içerir. Bu tür tedavi lokasyonel hastalığın kontrolünü sağlayabilir, ancak uzak metastazlı hastalarda genel sağkalımı etkilemez. Terapötik araştırma, EGF reseptörlerini ve neoplastik anjiyogenezi inhibe etmek için redifferentiasyon stratejilerini ve hedefli terapileri araştırmaktadır. Bu ölümcül hastalığın primer tedavisi, yaşlılarda farklılaşmış tiroit kanserlerinin ve guatrların yeterli tedavisini içerebilir.

Prognoz

Tanıdan dört ila dokuz ay sonra ortalama sağkalım ile prognoz kötüdür. Uzun süre hayatta kalanlar, rezektabl bir tümör sunan ve adjuvan radyoterapi ve/veya kemoterapi alan gelişmekte olan bir hastalığa sahip hastalardır.

Uzmanlar: Dr Christine DO CAO - Pr Jean-Louis WEMEAU – Son güncelleme: Nisan 2008 Çeviren: Can Veysel ŞOROĞLU, MSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Periyodik kas felci, çeşitli ventriküler aritmilerle uzamış QT mesafesi (ani kardiyak ölüme yatkınlığa yol açan) ve karakteristik fiziksel özellikler ile karakterize nadir bir bozukluk: kısa boy, skolyoz, düşük yerleşimli kulaklar, hipertelorizm, geniş burun kökü, mikrognati, klinodaktili, brakidaktili ve sindaktili.

ORPHA: 37553

  • Eş anlamlıları :
  • Andersen Sendromu
  • UQT7
  • Uzun QT Sendromu Tip 7
  • Prevalans: Bilinmiyor
  • Kalıtım: Otozomal Dominant
  • Başlangıç Yaşı: Çocukluk
  • ICD-10: G72.3
  • OMIM: 170390
  • UMLS: C1563715
  • MeSH: -
  • GARD: 9453
  • MedDRA: -

Özet

Etiyoloji

Potasyum kanalı Kir2.1’in alfa alt birimini kodlayan KCNJ2’deki mutasyonlar vakaların yaklaşık %60’ını oluşturur.

Genetik Danışma

Andersen-Tawil Sendromu otozomal dominant olarak kalıtılmasına rağmen sporadik vakalar bildirilmiştir. Penetrans oldukça değişkendir.

Yönetim ve Tedavi

Tedavi bireye ve bireyin potasyuma olan tepkisine bağlıdır. Şiddetli aritmili hastalarda kalp pili gerekebilir. - Son güncelleme: Nisan 2016

Çeviren: Can Veysel ŞOROĞLU, MSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Ciddi bilişsel eksiklik ve farklı dismorfik yüz özellikleri ile karakterize nörogenetik bir bozukluk.

ORPHA: 72

  • Eş anlamlısı(ları): -
  • Prevalans: 1-9 / 100.000
  • Kalıtım: Uygulanamaz veya Bilinmiyor
  • Başlangıç Yaşı: Bebeklik
  • ICD-10: Q93.5
  • OMIM: 105830
  • UMLS: C0162635
  • MeSH: D017204
  • GARD: 5810
  • MedDRA: 10049004

Özet

Epidemiyoloji

Dünya çapında prevalansının 1/10.000 ila 1/20.000 olduğu tahmin edilmektedir.

Klinik Tanım

Angelman Sendromlu (AS) hastalar doğumda normal görünür. Yenidoğan döneminin ilk 6 ayında beslenme güçlükleri ve hipotoni ortaya çıkabilir ve bunu 6 ay ile 2 yaş arasındaki gelişimsel gecikme takip eder. Genellikle 1 yaşından itibaren AS'nin tipik özellikleri gelişir: ciddi bilişsel eksiklik, konuşma gecikmesi, el çırpma ile kahkaha patlamaları, mikrosefali, makrostomi, maksiller hipoplazi, prognatiya ve kukla benzeri bir yürüyüş ile nörolojik problemler, ataksi ve epileptik nöbetler spesifik elektroensefalogram (EEG) anormallikleri (frontal bölgeler üzerinde maksimum trifazik delta aktivitesi). Tanımlanan/anlatılan/tarif edilen diğer belirtiler mutlu bir tavır, saldırgan olmayan bir hiperaktivite, kısa dikkat süresi, heyecan ve uyku problemi, ateş için artan duyarlılık, suya ilgi ve hayranlık vardır. İlerleyen yaşla birlikte yüz kabalaşması, torasik skolyoz ve hareketlilik problemleri nedeniyle hastalığın tipik özellikleri daha az belirgin hale gelir. Torasik skolyoz hastaların %40'ında (çoğunlukla kadın) bildirilmiştir. Erişkin hastalarda nöbetler halen devam etmektedir, ancak hiperaktivite, kısa dikkat süresi ve uyku sorunları iyileşmektedir. 15q11 bölgesi delesyonu olan hastalarda iris ve koroidal hipopigmentasyon yaygındır.

Etiyoloji

15Q11.2-q13 kritik bölgesinin (%60-75) delesyonu, paternal uniparental dizomi (%2-5), imprinting defekti (%2-5) ve UBE3A geninde mutasyon (%10) gibi farklı genetik mekanizmalar, Angelman sendromuna neden olabilir. Hastaların %5-26'sını temsil eden bir grupta genetik defekt tanımlanmamıştır.

Tanısal Yöntemler

Tanı klinik ve EEG bulgularına dayanır ve çoğu durumda sitogenetik ve moleküler testlerle teyit edilebilir. Tipik EEG deseni tanı için yararlı olabilir.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanı, West sendromunda hipsaritmi veya Lennox-Gastaut sendromunda petit mal varyantı modelini içerir (bu terimlere bakınız). Diğer ayırıcı tanılar Rett sendromu, Mowat-Wilson sendromu, X'e bağlı alfa-talasemi-bilişsel eksiklik sendromu (ATR-X) ve 22q13 delesyonu sendromudur (bu terimlere bakınız). Genetik Danışma Altta yatan genetik mekanizmaya bağlı olarak tekrarlama riski 0 ve %50 arasında değiştiğinde genetik danışma önerilir.

Yönetim ve Tedavi

Yönetimi sözsüz iletişim yöntemleri de dahil olmak üzere fiziksel, ergoterapi ve konuşma terapisi içerir. Hastalar genellikle çok genç yaşta nöbetler geliştirdikçe, antikonvülsan ilaç tedavisi gereklidir. Şiddetli uyku bozukluğu olan hastalarda sedatif ilaç verilebilir. Görsel fonksiyon da izlenmelidir.

Prognoz

Erişkin dönemde hastalar daha az aktiftir ve obeziteye yatkınlık gösterirler. Eklem kontraktürleri hareketliliği azaltıp yürüme güçlüklerine yol açar ve bazı hastalar tekerlekli sandalyeye bağlı kalır. Hastalar özerk bir birey olamasalar da yaşam süresi normaldir.

Uzman: Pr Griet VAN BUGGENHOUT – Son güncelleme: Mayıs 2011

Çeviren: Can Veysel ŞOROĞLU, MSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Balık veya kafadanbacaklılarda bulunan Anisakis cinsine ait nematodların üçüncü aşama larvalarının yutulmasından kaynaklanan balık kaynaklı bir zoonoz. İnsan gastrointestinal sistemindeki penetrasyonunu takiben, parazit akut (karın ağrısı, ishal, mide bulantısı ve kusma gibi tezahür eden), kronik veya ektopik reaksiyonlar veya alerjik belirtiler (ürtiker, anjiyoödem, anafilaktik şok) olarak sınıflandırılan gastrointestinal sisteme neden olabilir.

ORPHA: 1070

  • Eş anlamlısı: -
  • Prevalans: Bilinmiyor
  • Kalıtım: -
  • Başlangıç Yaşı: Çocukluk, Ergenlik, Yetişkin, İleri Yaş
  • ICD-10: B81.0
  • OMIM: -
  • UMLS: C0162576 C2711591
  • MeSH: D017129
  • GARD: 693
  • MedDRA: 10002533

Özet

Epidemiyoloji

Bugüne kadar, vakaların %90’dan fazlası Japonya’dan (yıllık bildirilen 2.000-3.000 olgu) ve geri kalanı 5 kıtada (Asya (Kore), Avrupa (Hollanda, Almanya, Fransa, Birleşik Krallık, İspanya, İtalya), Amerika (Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve Güney Amerika ülkeleri) ve Yeni Zelanda) olmak üzere dünya çapında 20.000 vaka bildirilmiştir.

Klinik Tanım

Anisakiasis, larvaların olduğu yere ve neden olduğu lezyonlara bağlı olarak bir dizi form alabilir. Luminal anisakiasis larvaları, öksürük, kusma veya dışkılama yoluyla solucanlar (1 gün-2 hafta sonra) dışarı atıldığında keşfedilebilecek asemptomatik bir enfeksiyona neden olarak dokulara nüfuz etmeden gastrointestinal sistemde kalır. İnvaziv anizakiasiste larvalar gastrointestinal mukozaya nüfuz eder (daha nadiren boğaz). Akut gastrik form, kontamine yiyeceklerin alınmasından 1-7 saat sonra bulantı, kusma, karın ağrısı ve ishal ile karakterizedir. Yanlış teşhis edilirse, aralıklı karın ağrısı, mide bulantısı ve kusmanın eşlik ettiği haftalardan birkaç yıla kadar süren kronik hale gelebilir. Akut bağırsak formunun belirtileri gastrik olana benzer ve tüketimden 5-7 gün sonra ortaya çıkar. Kronik intestinal belirtileri kilo kaybı, hafif kramp, karın ağrısı ve ishal şeklindedir aylar veya yıllar sürebilir. Larvaların periton boşluğuna veya katı veya içi boş organlara göçü, ilgili doku ile ilgili semptomlara neden olabilir. Bazı durumlarda anizakiasise ürtiker, anjiyoödem ve anafilaktik şok gibi alerjik bir yanıt eşlik eder. Astım, konjonktivit ve dermatit, balık işleme çalışanlarında anisakis alerjenlerine mesleki olarak maruz kalma biçiminde görülebilir.

Etiyoloji

Anisakiasis, çiğ, yetersiz pişirilmiş, tütsülenmiş veya marine edilmiş balıkların veya kafadanbacaklıların iç organlarında ya da kaslarında bulunan Anisakid nematodlarının üçüncü aşama larvalarının yutulması kaynaklıdır. Yaygın olarak bildirilen türler Anisakis simplex (sensu stricto) ve Anisakis pegreffii'dir, ancak ilki balık kasında ikincisinden daha yüksek bir penetrasyon oranına sahiptir. İnsanlar yaşam döngüsünde kazara ara konakçılardır ve parazitler insan gastrointestinal sisteminde neredeyse hiç gelişmezler. Bazı insan enfeksiyonu vakaları, Anisakidae (Contracaecum, Pseudoterranova) veya Raphidascarididae (Hysterothylacium, ihmal edilebilir) ailelerindeki belli bir türden solucanlar ile bildirilmiştir.

Uzman: Dr Paolo MERELLA – Son Güncelleme: Haziran 2014

Çeviren: Can Veysel ŞOROĞLU, MSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Konjenital vasküler kemik sendromu (KVKS), esas olarak arteriovenöz tipte bir ekstremitede vasküler malformasyon varlığı ile karakterize edilir ve bu da etkilenen ekstremitenin aşırı büyümesine neden olur.

ORPHA: 2346

  • Eşanlamlısı(ları):
  • Klippel-Trénaunay-Weber sendromu
  • Prevalans: Bilinmiyor
  • Kalıtım: Otozomal dominant veya uygulanamaz
  • Başlangıç Yaşı: Bebeklik, Çocukluk, Ergenlik
  • ICD-10: Q87.2
  • OMIM: 149000 608354 608355
  • UMLS: C0022739 C2931360
  • MeSH: -
  • GARD: 3122
  • MedDRA: -

Özet

Epidemiyoloji

Prevalansı bilinmemekle birlikte şimdiye kadar 1000 civarında vaka bildirilmiştir.

Klinik Tanım

Etkilenen ekstremite kontralateral ekstremiteye kıyasla aşırı büyüme gösterebilir ve bu ekstremite uzunluğu tutarsızlığının (EUT) derecesi hafif bir farktan 10 cm veya daha fazlasına kadar değişebilir. Büyüme etkisi sadece bir kemikte (çoğunlukla femur veya tibia) ortaya çıkabilir veya bazı durumlarda tüm ekstremiteyi etkileyebilir. EUT bebeklik, çocukluk veya ergenlik döneminde belirgin hale gelebilir ve gluteal ve posterior diz kıvrımlarının seviyesinin karşılaştırılmasıyla açıkça görülebilir. Kollateral işaretler kutanöz nevüs, dilate yüzeysel damarlar, ekstremite genişlemesi, cilt ısınması, dermatit, ülser ve kanama içerebilir. Ancak, bu işaretler her zaman mevcut değildir. Kemiğin etrafında veya içinde arteriovenöz fistüllerinin varlığı, kemik büyümesinin ana nedeni olarak yaygın şekilde kabul edilmektedir ve venostazın kemik büyüme değişikliklerine neden olabileceği eski teori büyük ölçüde terk edilmiştir. Arteriovenöz malformasyonlar (AVM'ler) kemik metabolizmasını etkileyebilir ve büyüme döneminde ekstremite uzamasını uyarabilir. Kemik büyümesinin fizyolojik bitiminden sonra, kemik uzunluğunda başka bir değişiklik mümkün değildir. Venöz anomalileri olan bazı KVKS vakaları (derin venöz aplazi gibi) gözlenmiştir, ancak anjiyografik çalışmalar, bu vakalarda bir arteriovenöz iletişimi oluşumunun kemik büyümesinin uyarılmasına neden olduğunu göstermiştir.

Etiyoloji

Son zamanlarda, hem anjiyojenik hem de osteojenik aktiviteye sahip birkaç farklı molekül tanımlanmıştır ve KVKS'deki rollerinin araştırılması gerekmektedir.

Tanısal Yöntemler

Teşhis, X-ışınıincelemelerinin (tercihen LLD ve kemik yapısındaki herhangi bir değişikliği tanımlamak için ayakta durma pozisyonunda) ve AVM'nin yerini tespit etmek ve kurmak için çeşitli tekniklerin bir kombinasyonu ile yapılan klinik muayene ile yapılır: dupleks tarama, anjiyografi (intraosseöz fistülleri göstermede başarısız olmasına rağmen), anjiyosintigrafi (tam kan havuzu taraması), etiketli bir mikrosfer testi, kontrast enjeksiyonu ile anormal kemik alanlarının doğrudan perkütan delinmesi ve anjiyo-MRG, -BT ve -3B BT taramalarını içerir.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanı venöz displaziler, lenfödem ve kemik tümörlerini içermelidir.

Genetik Danışma

Anjiyo osteohipertrofi sendromu genellikle sporadik görünse de, birkaç ailede otozomal dominant kalıtıma rastlandı.

Yönetim ve Tedavi

Çocukluk çağında, büyüme dönemi sürecinde, AVM'nin tedavisi yapılmalı ve EUT'un kendiliğinden düzelmesini sağlayabilir. İntraosseöz AVM'ler doğrudan ponksiyon ve oklüzyon ile veya muhtemelen kateter embolizasyonu ile tedavi edilmelidir, ancak hemoraj yüksek olduğu için cerrahiden kaçınılmalıdır. Yumuşak doku fistülleri, kateter embolizasyonu veya fistül alanının rezeksiyonu ile tek başına veya endovasküler prosedürlerle kombinasyon halinde cerrahi ile tedavi edilebilir. Ortopedik prosedürler büyüme döneminde kemik uzamasını durdurmalı veya yetişkinlerde EUT’u düzeltmelidir. Epifiz zımba da büyümeyi durdurmada etkilidir. İlizarov tekniğini kullanarak kontralateral ekstremite uzaması yetişkinlerde mümkündür.

Prognoz

Erken tanı alırsa ve çocukluk döneminde doğru şekilde tedavi edilirse, sonuçlar iyi veya mükemmel olabilir. Yetişkinlerde, ortopedik müdahaleler EUT’u düzeltebilir.

Uzman: Dr Raul MATTASSI – Son güncelleme: Ekim 2008

Çeviren: Can Veysel ŞOROĞLU, MSc – OCAK 2019 Kaynak sayfa için tıklayınız

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Dış kulağın konjenital malformasyonu ve dış kulak ve işitsel kanalın tamamen yokluğu, dikkat eksikliği bozuklukları, gecikmiş dil gelişimi ile karakterize en aşırı mikrotia şeklidir.

ORPHA: 93976

  • Eş anlamlısı: -
  • Prevalans: <1 / 1 000 000
  • Kalıtım: -
  • Başlangıç Yaşı:Bebeklik, yenidoğan
  • ICD-10: Q16.0 Q16.1
  • OMIM: 600674
  • UMLS: C0702139
  • MeSH: C537772
  • GARD: -
  • MedDRA: 10002654

Çeviren: Gizem Şentürk, MSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Glomerüler ve/veya pulmoner kılcal damarları etkileyen anti-GBM antikorlarının varlığı ile karakterize, hızlı ilerleyen ve genel olarak fulminan bir nadir otoimmün durumdur. İzole bir glomerülonefrit (anti-GBM nefriti) veya şiddetli akciğer kanaması (Goodpasture sendromu) ile pulmoner-renal sendromu olarak ortaya çıkabilir.

ORPHA:375

  • Eş anlamlı(ları)sı:

    • Anti-GBM sendromu

    • Goodpasture sendromu

  • Prevelansı: Bilinmiyor

  • Kalıtım: Uygulanamaz

  • Başlangıç yaşı : Genç, Yetişkin

  • ICD-10: M31.0+ N08.5*

  • OMIM: 233450

  • UMLS: C0403529

  • MeSH: -

  • GARD: 2551

  • MedDRA: 10018620

Çeviren: Gizem Şentürk, MSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız

Not:Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdı

Hastalık Tanımı

Miyozit, artralji, Raynaud fenomeni, mekanik el, interstisyel akciğer hastalığı (ILD) ve aminoasil transfer RNA sentetazlarına (anti-ARS) serum oto-antikorları ile karakterize idiyopatik enflamatuar miyopatinin klinik olarak heterojen bir formudur.

ORPHA:81

  • Eş anlamlı(ları)sı):
  • AS sendromu
  • Anti-Jo1 sendrome
  • Prevalansı: 1-9 / 100 000
  • Kalıtım : Uygulanamaz
  • Başlangıç yaşı: Yetişkin, Geç başlangıçlı
  • ICD-10: M35.8
  • OMIM: -
  • UMLS: C2609059
  • MeSH: C537778
  • GARD: 735
  • MedDRA: 10068801

Özet

Epidemiyoloji

Prevalansı ve yıllık insidansı bilinmemektedir. AS sendromu, polimiyozit ve dermatomiyozitin (PM, DM, bu terimlere bakınız) alt kümesini, tahminen yaklaşık 1/4,650 prevalansı olan bozuklukları temsil eder. AS sendromuna sahip bu hastaların yaklaşık dörtte biri, dünya çapında 1/ 25,000 – 1 / 33,000 arasında tahmini prevalans sağlar. Bozukluk kadınları erkeklerden iki katı sıklıkla etkiler.

Klinik Tanım

Başlangıç yaşı ortalama 50 yıl olmakla beraber oldukça değişkendir. (aralığı 19-82). İnterstisyel akciğer hastalığı (ILD) klinik belirtilerinden biridir. Solunum semptomları (nefes darlığı, öksürük, disfaji) hastalığın başlangıcındaki hastaların %40-60’ında bulunur. Solunum yetmezliği akut olabilir veya yavaş yavaş gelişebilir. Bazı hastalar klinik olarak belirgin miyotis geliştirirken bazıları hipomiyopatik ve hatta hastalığın amyopatik formlarına sahiptir. Başlangıçta hastaların %20-70’i proksimal ve aksiyal kaslarda kas güçsüzlüğüne sahiptir ve birçoğu PM/DM’nin daha hafif formlarına benzer şekilde miyalji ve kas sertliği vardır. Diğer temel klinik özellikleri ateş, iştahsızlık, kilo kaybı, genel olarak simetrik artrit , artralji, tenosinovit, Raynaud fenomeni, heliotrafik döküntü, distal özofageal, dismotilite ve mekanik el (ellerin distal ve lateral açıdan çatlaması ve pullanması) dir. Nadiren bildirilen belirtiler arasında Shawl ve V-işareti (sırt ve omuzlarda eritem veya ön boyun ve göğüste eritem) ve periungual eritem bulunur. Pulmoner arter hastalığın (PAH bu terime bakınız) bazı hastalarda ciddi komplikasyon oluşturduğu bildirilmiştir. Malignite insidansı oldukça düşük görünmektedir.

Etiyoloji

Hastalığa yol açan mekanizmalar kesin olarak bilinmemektedir. Viral enfeksiyonların antisentetaz antikorlarının gelişimini teşvik ettiği düşünülmektedir. HLA-DRB10301, DQA10501 ve DQB1*0201 genleri anti-Jo-1 + AS sendromunun gelişimi için risk faktörleridir.

Tanısal Yöntemler

Hastalar, çoğunlukla yedi antisitantetaz otoantikorundan biri için pozitiftir, anti-Jo-1 en yaygın olanıdır. (vakaların %70’i). Teşhis klinik özelliklere dayanır ve anti-ARS antikorları (anti-Jo-1, anti-PL-12, anti-PL-7, anti-OJ; anti-KS) için pozitif serolojik testlerin varlığında doğrulanır. ILD, akciğerlerin yüksek çözünürlüklü bilgisayarlı tomografisi (HRCT) ile teşhis edilir. Keratin kinaz (CK) seviyeleri genellikle belirgin şekilde yükselir. Miyozit veya ILD olmaması AS sendromu tanısını engellemez. Anti-ARS varlığı bakımından ILD ve/veya enflamatuvar miyopatili hastalarda tanı muhtemel olarak kabul edilir.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanılar, diğer enflamatuvar miyopatileri ve olağan interstisyel pnömani gibi izole ILD’yi içerir.

Yönetim ve Tedavi

Oral kortikosteroidler (prednison) ve immünosupresif ajanlar tedavinin temelini oluşturur. AS konusunda tedavi rejimleri konusunda fikir birliği yoktur. Gösterme ve ciddiyetine bağlı olarak, ilaç tedavisi rejimleri azotiyoprin, metotreksat, siklofosfamid, siklosporin, takrolimus, mikofenolat, mofetil veya rituksimab içerebilir. ILD ile ilişkili hastalarda immünosupresif tedaviye yanıt genellikle iyidir.

Prognoz

Prognoz, ağır vakalarda, bazen ölümle sonuçlanır. Diğer durumlarda stabilizasyon veya iyileşme sağlanabilir. ILD’nin ilerlemesi temel prognostik faktördür. Uzun süreli tedavi gerektiren hastalık seyri kroniktir.

Uzman Hakemler: Pr Olivier BENVENISTE – Son güncelleme : Mayıs 2014

Çeviren: Gizem Şentürk, MSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdı

ORPHA: 90079

  • Eş anlamlısı(ları): -
  • Prevelans: 1-9 / 1 000 000
  • Kalıtım: -
  • Başlangıç yaşı: -
  • ICD-10: Y43.2
  • OMIM: -
  • UMLS: -
  • MeSH: -
  • GARD: -
  • MedDRA: -

Özet

Bu, Avrupalı ve/veya Amerikalılarda yetim (orphan) olarak adlandırılan nadir rastlanan bir durumdur.

Çeviren: Gizem Şentürk, MSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Pankreas başının duodenumun ikinci kısmı çevresini halka şeklinde sardığı duodenal atrezinin farklı bir formu.

ORPHA:675

  • Eş anlamlısı(ları) : -
  • Prevalans: Bilinmiyor
  • Kalıtım: Otozomal Dominant veya Uygulanamaz
  • Başlangıç Yaşı: Yenidoğan, Çocukluk
  • ICD-10: Q45.1
  • OMIM: 167750
  • UMLS: C0149955
  • MeSH: C536376
  • GARD: 705
  • MedDRA: 10071757

Özet

Epidemiyoloji

Yıllık insidansının/görülme sıklığının 50.000 doğumda bir civarında ve tüm duodenal stenoz vakalarının %10’u olduğu tahmin edilmektedir.

Klinik Tanım

Yenidoğanlarda, klinik tablo tıkanıklık genellikle safra kanallarının birleşiminin üstünde)olduğu için safrasız kusma ve epigastrik distansiyon hakimdir. Duodenal atrezinin diğer formlarında olduğu gibi anüler pankreaslı hastalarda “cranial intestine” malformasyonları sıkça görülür. Kardiyak anomaliler de bulunabilir ve notokord indüksiyonu anomalileri ve eksikliğinde daha sık görülür. Kromozomal anomaliler, en sık saptanan anomali olan Trizomi 21 (ardından trizomi 18 ve 13; Bu terimlere bakınız) ile anüler pankreaslı vakaların üçte birinde görülür.

Etiyoloji

Anüler pankreas, gelişimin erken döneminde (dördüncü haftaya doğru) meydana gelen bir anomali kaynaklı embriyopatidir. Pankreatik bir anomali yerine duodenal atrezinin belirgin bir şeklidir ve tanısı çocukluk veya yetişkinliğe kadar yapılamayan pankreas veya pankreatobilier kanalların (pankreatobilier kavşak anomalileri gibi) diğer konjenital malformasyonlarla karıştırılmamalıdır.

Tanısal Yöntemler

Anüler pankreas tanısı sıklıkla doğum öncesi duodenal dilatasyon gösteren ultrason bulguları ve peri-duodenal pankreatik gelişimin gözlenmesindeki zorluklar ile yapılır. Doğum öncesi tanı verilemeyen vakalarda, yenidoğan evresinde klinik tablo ve görüntüleme çalışmaları (abdomen radyografi ve ultrason) ile yapılır.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanı diğer duodenal stenoz formlarını içermelidir.

Antenatal Tanı

Prenatal tanı, doğumun hemen sonrasında özel bir merkezde (hastalık) yönetiminin planlanmasını sağlar.

Yönetim ve Tedavi

Mide sondası kullanıldığı araştırmalarda, tıkanma/tıkanıklık bölgesinden önce sindirim sistemi drenajına izin verir. Cerrahi tedavi uygulanır ve yenidoğan döneminde yapılır.

Prognoz

Anüler pankreas prognoza/u oldukça uygundur, ancak genel prognoz ilişkili malformasyonların varlığına bağlıdır.

Uzman: Pr Frédéric BARGY – Son Güncelleme: OCAK 2019

Çeviren: Can Veysel ŞOROĞLU, MSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

ORPHA:1457

  • Kalıtım: -
  • Başlangıç yaşı: Yenidoğan, Bebeklik
  • ICD-10: Q25.1
  • OMIM: 120000
  • UMLS: C0003492 C2930803
  • MeSH: C531623 D001017
  • GARD: 5828

Özet

Bu hastalık için özet ‘Orphanet’ sitesinde halen geliştirilme aşamasındadır. Ancak hastalıkla ilgili diğer verilere ‘Orphanet’ sitesinde ek bilgi menüsünden erişilebilir.

Çeviren: Gizem Şentürk, MSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır

Hastalık Tanımı

Orta aort koarktasyonu, abdominal ve/veya distal inen torasik aortun segmental daralması ile karakterize, nadir görülen, erken başlangıçlı ve refrakter hipertansiyonlu, abdominal, çocuklarda ve genç erişkinlerde görülen viseral ve renal arterlerin değişken tutulumu ile karakterize nadir görülen bir vasküler anomalidir. Anjina ve alt ekstremite klodikasyonu, şiddetli hipertansiyonla ilişkili hayatı tehdit eden komplikasyonlara yol açabilir (yani miyokard enfarktüsü, kalp yetmezliği, aort yırtılması, böbrek yetmezliği ve beyin kanama). Konjenital veya edinilmiş çeşitli nedenlerden dolayı olabilir, ancak sıklıkla edinilmiş bir enflamatuvar hastalığa (yani Takayasu arteriti veya dev hücreli arterit) ikincildir.

ORPHA:1456

Sınıflandırma Seviyesi : Alt tip hastalık

  • Eş Anlamlıları:
  • Abdominal aortun koarktasyonu
  • Orta-aort displastik sendromu
  • Orta-aort sendromu
  • Midaortik sendromu
  • Orta aort sendromu
  • Prevalans: <1 / 1 000 000
  • Kalıtım: Uygulanamaz
  • Başlangıç yaşı: Çocukluk çağı
  • ICD-10: Q25.1
  • OMIM: -
  • UMLS: C3805239
  • MeSH: -
  • GARD: -
  • MedDRA: -

Çeviren: Gizem Şentürk, MSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Genellikle kafa derisi üzerinde yer alan ancak yüz, gövde ve ekstremiteler dahil vücutta herhangi bir yerde görülebilen lokal cilt yokluğu ile karakterize nadir bir cilt hastalığıdır. ACC, bazen diğer anomalilerle ilişkilendirilebilir.

ORPHA:1114

  • Eş anlamlısı: -
  • Prevalans: 1-5 / 10 000
  • Inheritance: Otozomal resesif veya otozomal dominant veya uygulanamaz
  • Başlangıç yaşı :Doğum öncesi, Yenidoğan
  • ICD-10: Q84.8
  • OMIM: 107600 600360
  • UMLS: C0282160
  • MeSH: C536840
  • GARD: 5835
  • MedDRA: -

Özet

Epidemiyoloji

İnsidans yaklaşık 1 / 10,000 doğumdur.

Klinik Tanım

ACC aniden doğum sırasında ve genellikle soliter lezyon ya da verteksin yakınında görülür. Kafa tasında ya da başka yerlerde çoklu lezyonlar olabilir. Bireye özgü lezyon süperfisyal, sirküler ya da oval, alopesi ile seyreden iyice parçalanmış bir atrofik skardan kemiğe kadar uzanan granüle ülsere kadar değişebilir. Lezyonlar birkaç milimetre ile 10 cm’den daha fazla bir aralıkta olabilir. Bazı defektler, büllöz görüntüye neden olacak şekilde içi sıvıyla dolu olabilir ve bunun etrafını membranöz bir şekilde sarabilir. Kranial disrafizm bulgusunu destekleyen membranöz lezyonların çevresinde uzun bir perçem, koyu siyah saçlar sıklıkla görülür. Membranöz ACC, nöroektodermal olmayan anomalilerle ilişkili değildir.

Etiyoloji

Etiyolojisi çeşitlidir; genetik faktörler, genetik faktörler, teratojenler, amniyotik adezyon, vasküler anomaliler, farmakolojik ajanlar (örneğin, metimazol, benzodiazepinler), intrauterin travma ve enfeksiyonların hepsi dahil edilmiştir. Membranöz kafa derisinin ACC'sinin ektodermal füzyon hatlarının kapanmasının tamamlanmamış olmasından dolayı olduğu öne sürülmüştür. Son zamanlarda hücre proliferasyonunu azaltan GTPaseBMS1'de (10q11.21) bir mutasyon hastalıkla ilişkilendirilmiştir.

Tanısal Yöntemler

ACC'li yenidoğanların ilişkili anomaliler açısından iyice incelenmesi gerekir. Geniş ACC vakalarına eşlik eden kemik ve kafa içi malformasyonlarını değerlendirmek için acil MRI gerektirmektedir. ACC'nin histolojik incelemesinde deri uzantıları ve elastik liflerden yoksun skar benzeri dokular görülmektedir. Membranöz ACC, heterotopik beyin dokusunu ortaya çıkarabilir.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanılar lokalize kafa derisi enfeksiyonu, konjenital dermoid kist, küçük meningocoele, nodüler nöronal heterotopya (bu terime bakınız) ve travmatik lezyonları içerir. Çocuk büyüdükçe ve skar oluştukça , didimozis aplastikosebase, lokalize skleroderma (bu terimlere bakınız), sebasöz nevüs ve nevüs psiloliparusgöz önünde bulundurulmalıdır. Kapsamlı ACC'de kalıtsal epidermolizis bullosa ve öldürücü kısıtlayıcı dermopati (bu terimlere bakınız) ayırıcı tanılardır. ACC; , lineer cilt defekti sendromlu mikroftalmi, Toriello-Lacassie-Droste sendromları, Aplasia cutis congenita - intestinal lenfektaektazi, Aplasia kutis - miyopi ve kutis vertisis girata - tiroit aplazisi – zihinsel yetmezlik (bu terimlere bakınız).

Genetik Danışmanlık

Bildirilen vakaların çoğu sporadiktir, ancak ailesel olgularda otozomal dominant kalıtım bildirilmiştir.

Yönetim ve Tedavi

Lezyonların biyopsisi, drenajı veya eksizyonu, önceden görüntüleme yapılmadan yapılmamalıdır. ACC tedavisi genellikle lezyonların sekonder niyetle iyileşmesi durumunda iyileşmesine izin veren konservatif bir yaklaşımı (nazik temizlik, topikal antiseptikler, hidrokolloidal sargılar) içerir. Deri kapaklarını ve greftlerini kullanarak onarım, herhangi bir kanama ve enfeksiyonu önlemek için, dura mater'e kadar uzananlar daha büyük kusurlar için önerilir.

Prognoz

Daha az ciddi vakalar genellikle haftalar veya aylar içinde çözümlenir, ancak kellik kalıcıdır. Altta yatan veya ilişkili kusurlar mortalite ve morbiditeyi önemli ölçüde etkileyebilir.

Uzmanlar: Pr Henning HAMM –Son güncelleme: Aralık 2014

Çeviren : Gizem Şentürk, MSc, OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Öncelikle sağ ventrikül miyokardında fibro-yağlı replasmanı ve ventriküler genişlemeyle ilerleyen distrofi içeren ve klinik olarak ventriküler aritmi ve ani kalp ölümü riski ile karakterize olan bir kalp kası hastalığıdır.

ORPHA:247

Sınıflandırma Seviyesi: Bozukluk grubu

  • Eş Anlamlı(larısı):
  • ARVC
  • ARVD
  • Aritmojenik sağ ventriküler displazi
  • Prevalans: 1-5 / 10 000
  • Kalıtım: Otozomal dominant veya otozomal resesif
  • Başlangıç yaşı: Ergenlik, yetişkin
  • ICD-10: I42.8
  • OMIM: -
  • UMLS: C0349788
  • MeSH: D019571
  • GARD: 5847
  • MedDRA: 10058093

Özet

Epidemiyoloji

Aritmojenik sağ ventrikül kardiyomiyopatisi (ARVC), 1/2,500 - 1/5,000 arasında bildirilmiş bir prevalansa sahiptir.

Klinik Tanım

ARVC, değişken bir klinik tabloya sahiptir. ARVC, genellikle ergenlik döneminde göğüs ağrısı, baş dönmesi, çarpıntılı ventriküler aritmiler ,yorgunluk veya baygınlıkla asemptomatik veya mevcut olabilir. Tüm hastalar, özellikle efor esnasında ani ölüm riski altındadır. Her ne kadar sağ ventrikül hastalığı olsa da , ARVC sol ventrikül (ARVC sol baskın form) veya her ikisini de (ARVC biventriküler) içerebilir. İkincisi ilerleyen evrede biventrikül yetmezliğe yol açar. ARCV, palmoplantar keratoderma ve wooly hair sendromu, kardiyo kutenoz denilen sendromla ilişkilendirilir. (Naxos hastalığı ve Carvajal sendromu terimlerine bakınız.)

Etiyoloji

ARVC, miyokardın fibro-yağlı replasmanından kaynaklanır. Hücre-hücre etkileşim ve sinyalinde, hücrelerin temasında bozulma olan bir hastalık olduğuna inanılmaktadır. Kalp desmozomlarının proteinlerini kodlayan genlerde mutasyonlar gözlenmiştir. (JUP; DSP; PKP2; DSG2; ve DSC2). Bununla beraber, az sayıda hastada desmozomal olmayan genlerde mutasyonlar belirlenmiştir. (TGFβ3; TMEM43/LUMA; DES; CTNNA3; PLN; LMNA; TTN).

Tanısal Yöntemler

Tanı, ekokardiyografi, MRI ve anjiyografi ile tespit edilen sağ ventrikül yapısal ve fonksiyonel anormalliklerini ( genişleme, diskinezi,akinezi,anevrizmalar) dikkate alan bir skorlama sistemine dayanır; elektrokardiyografik özellikler (sağ prekordiyal lead’lerde ters T dalgaları, epsilon dalgaları ve sinyal ortalamalarına göre geç potansiyeller ECG (SAECG), sol kol bloğu ventriküler taşikardi, 24 saatte >500 ventriküler ekstrasistol), endomiyokardiyal biyopside doku karakterizasyonu ve aile geçmişi.Kontrast MRI, özellikle sol ventrikül varyantlarında tanısal hassasiyeti önemli ölçüde artırırken elektroanotomik haritalama erken RV tutulumunu saptamada üstündür.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanı, idiyopatik RV çıkış yolu taşikardisi, miyokardit, sarkoidoz ve konjenital kalp hastalıklarını içerir. (Bu terimlere bakınız)

Antenatal Tanı

Amniyosentez ile doğum öncesi tanı mümkün olsa da, etik ve yasal hususlar göz önünde bulundurulmalıdır.

Genetik Danışmanlık

Hastaların yarısından fazlasında hastalık aileseldir, öncelikle değişken penetransyon ve polimorfik ekspresyonla otozomal dominanttır. Naxos hastalığı ve Karvajal sendromu otozomal resesif kalıtım tarzı gösterir. Genotiplemenin başarı oranı birkaç faktöre ( kohort yerleşimi ve etnik köken gibi) bağlıdır ve bundan dolayı özel danışmanlık gerektirir.

Yönetim ve Tedavi

Risk sınıflandırması büyük ölçüde ampirik olmaya devam etmektedir ve terapötik müdahaleler, beta-blokör, sotalol ve amiodaron, kateter ablasyonu, implante edilebiir kardiyoverter-defibrilatör gibi antiaritmik ilaçları içerir. Refrakter konjestif kalp yetmezliğinde veya tedavi edilemeyen ventriküler aritmilerde kalp nakli de düşünülebilir. Hastalığın ilerlemesi ve aritmi için tetikleyici olduğundan rekabetçi spor ve orta veya yüksek yoğunlukta fiziksel aktiviteden kaçınılmalıdır.

Prognoz

Hastalığın ilerleyişi değişkendir. Ani ölüm için risk faktörleri; düşükle ani ölüm geçmişi, senkop (bayılma) , genç yaş, sol ventrükül fonksiyonlarında ve sağ ventrikül fonksiyonunda belirgin azalma şeklindedir.

Uzman Hakemler: Pr Cristina BASSO - Dr Domenico CORRADO - Dr Kalliopi PILICHOU - Pr Gaetano THIENE –Son güncelleme : Aralık 2015

Çeviri: Gizem Şentürk, MSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

En sık rastlanan üre döngüsü metabolizması hastalığı, yaşamın ilk birkaç günü kusma, hipotermi, uyuşukluk ve kötü beslenme ile birlikte ortaya çıkan şiddetli, neonatal başlangıçlı bir formla veya geç başlangıçlı formların (yaşın dışındaki herhangi bir yaş) stres veya enfeksiyon kaynaklı epizodik hiperamonyemi veya bazılarında davranışsal anormallikler ve/veya öğrenme yetersizliği ile kendini gösteren yenidoğan dönemi hastalığıdır. Hastalar sıklıkla karaciğer fonksiyon bozukluğunu gösterir.

ORPHA:23

  • Eş anlamlı(sı)lsrı:
  • ASA eksikliği
  • ASL eksikliği
  • Argininosuksinaz eksikliği
  • Argininosuksinatliyaz eksikliği
  • Argininosuksinik asit liyaz eksikliği
  • Prevalans: 1-9 / 100 000
  • Kalıtım: Otozomal resesif
  • Başlangıç yaşı: Yenidoğan, Her yaş
  • ICD-10: E72.2
  • OMIM: 207900
  • UMLS: C0268547
  • MeSH: D056807
  • GARD: 5843
  • MedDRA: 10058299

Özet

Epidemiyoloji

ABD ve Avrupa'da ASA prevalansının canlı doğumda 1 / 218,750 olduğu tahmin edilmektedir.

Klinik Tanım

ASA, yenidoğan başlangıçlı veya geç başlangıçlı (yenidoğan dönemi dışındaki herhangi bir yaşta) değişken bir klinik tabloya sahip olabilir. Ciddi neonatal başlangıçlı ASA'lı yenidoğanlar genellikle doğumdan sonraki ilk 24-48 saat boyunca normal görünür, ancak birkaç gün içinde uyuşukluk, uyku hali, yemeyi reddetme, kusma, anormal hızlı solunum ve solunum alkalozu ile kendini gösteren şiddetli hiperamonyemi görülür. Eğer tedavi edilmezse, kötüleşen uyuşukluk, nöbetler, koma ve ölüm meydana gelebilir. Geç başlangıçlı ASA genellikle akut enfeksiyon, stres veya yüksek protein alımından sonra tetiklenir. Hiperamonik atakların yokluğunda geç başlangıçlı bilişsel bozulma veya öğrenme güçlüğü olgusu da bildirilmiştir. Bazı hastalar asemptomatik olabilir. Her iki ASA formuyla ilişkili uzun vadeli komplikasyonlar arasında kronik hepatomegali, karaciğer fonksiyon bozukluğu (fibroz veya siroz), nörobilişsel eksiklikler (kognitif bozulma, nöbetler ve gelişimsel gecikme), kırılgan saç (yani, trichorrhexis nodosa), hipokalemi ve arteriyel bulunur.

Etiyoloji

ASA, argininosüksinat liyazı enzimini kodlayan ASL genindeki (7q11.21) mutasyonlardan kaynaklanır. Bu enzim, üre döngüsünün dördüncü basamağında argininosüksinik asidin arginin ve fumarat haline dönüştürülmesini katalize eder. Üre döngüsünün bu basamağındaki kusurlar, plazma amonyak, argininosüksinik asit, sitrülin ve idrar orotik asit birikmesine ve plazma arginin eksikliğine yol açar.

Tanı yöntemleri

Tanı esas olarak klinik bulgulara ve laboratuvar test sonuçlarına dayanır. Amonyak (> 150 µmol / L) ve sitrülinin (200-300 µmol / L) plazma konsantrasyonları yükselir. Plazma veya idrarda yükselmiş argininosüksinik asit seviyeleri (5-110 µmol / L) tanısaldır. Moleküler genetik testler tanıyı doğrular. ASA için yenidoğan taraması ABD'de ve Avustralya'nın bazı bölgelerinde bulunur ve bazı Avrupa ülkelerinde kabul edilir.

Ayırıcı tanı

Ayırıcı tanılar, karbamoil-fosfat sentetaz 1 eksikliği, ornitin transkarbamilaz eksikliği, sitrullinemi tip I ve arginaz eksikliği gibi diğer üre döngüsü bozukluklarını içerir (bu terimlere bakınız). Antenatal Tanı Her iki allelde mutasyona neden olduğu bilinen bir hastalığı olan ailelerde prenatal tanı mümkündür.

Genetik Danışma

ASA otozomal resesif bir şekilde kalıtsaldır ve genetik danışmanlık önerilir.

Yönetim ve Tedavi

Akut hiperammonemi atak sırasında oral proteinlerden kaçınılmalı ve anabolizmi teşvik etmek için intravenöz (I.V.) lipidler, glukoz ve insülin (gerekirse) verilmelidir. Damardan azot temizleme terapisi (sodyum benzoat ve / veya sodyum fenilasetat ile) amonyak seviyelerini normalleştirmelidir, ancak başarısız olursa hemodiyaliz önerilir. Uzun vadeli yönetim, diyet protein kısıtlamasının yanı sıra arginin takviyesini içerir. Protein kısıtlı bir diyeti uygularken bile sıklıkla metabolik dekompansasyon epizodları veya hiperamonemi olanlarda günlük oral azot süpürme tedavisi başarılı olabilir. Ortotopik karaciğer nakli uzun süredir hiperammonemi rölyefini sağlar, ancak nörolojik komplikasyonları yeterince düzeltmiyor gibi görünmektedir. Arteriyel hipertansiyon, nitrik oksit eksikliğini gidererek tedavi edilebilir.

Prognoz

Erken tanı ve tedavi ile hiperalmonik ataklardan kaçınılabilir, ancak uzun vadeli komplikasyonlar (nörobilişsel bozukluk, hepatik hastalık ve arteriyel hipertansiyon) sık görülür ve yaşam beklentisi ve yaşam kalitesi üzerinde olumsuz bir etkiye sahiptir.

Uzmanlar: Pr Johannes HÄBERLE – Son güncelleme: Kasım 2015

Çeviren: Gizem Şentürk, MSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Variegate porfiri, kutanöz lezyonlar olsun veya olmasın nöro-viseral atakların ortaya çıkması ile karakterize bir akut hepatik porfiri formudur (bu terime bakın).

ORPHA:93110

Sınıflandırma seviyesi: Bozukluk

  • Eş anlamlısı(ları) : Protoporfirinojen oksidaz eksikliği, Variegate porfiri

  • Prevalans: 1-9 / 1 000 000

  • Kalıtım: Otozomal dominant

  • Başlangıç Yaşı: Yetişkinlik, Ergenlik

  • ICD-10: E80.2

  • OMIM: 176200

  • UMLS: C0162532

  • MeSH: -

  • GARD: 7848

  • MedDRA: -

Özet

Epidemiyoloji

Kurucu bir etki nedeniyle Avrupa ülkelerinde yaygınlık 1 / 100.000 ve Güney Afrika'da çok daha yüksektir.

Klinik Tanım

Genellikle hastalık ergenlikten sonra ortaya çıkar ve tercihen kadınları etkiler. Olguların % 60'ında hastalığın tek işareti, ışığa duyarlılıktan (büllöz fotodermatit) kaynaklanan kutanöz lezyonlardır. Bu lezyonlar güneşe maruz kalan bölgelerde (eller, yüz) baskındır ve farklı derecelerde ağrıya neden olan ve sıklıkla hiperpigmente olan izler bırakan bül olarak ortaya çıkar. Olguların % 20'sinde hastalar hem deri lezyonları hem de nöro-viseral ataklarla başvururlar. Son olarak, hastaların % 20'si sadece nöro-viseral ataklarla başvurmaktadır. Ataklar birkaç hafta sürebilir ve yoğun karın ağrısı ve nörolojik ve psikolojik semptomlar olarak ortaya çıkabilir. Karın ağrısı genellikle uyluklara ışınlanan lumbago ve bulantı, kusma ve kabızlık ile ilişkilidir. Psikolojik semptomlar değişkendir: sinirlilik, duygusallık, depresyon, kayda değer kaygı ve daha nadiren işitsel ve görsel halüsinasyonlar, yönelim bozukluğu, zihinsel karışıklık. Nörolojik belirtiler, merkezi sinir sistemini periferik sinir sistemi kadar etkileyebilir ve motor felç gibi ciddi komplikasyonlara yol açabilir. Ataklar en sık eksojen faktörler (porfinojenik ilaçlar, alkol, enfeksiyonlar, hipo-kalorifik diyet, stres) ve / veya endojen faktörler (hormonal, adet döngüsüne bağlı) tarafından tetiklenir.

Etiyoloji

Variegate porfiri, portoprinlerin ve bunların öncüllerinin (delta-aminolevulinik asit, ALA ve porfobilinojen, PBG) birikmesine yol açan protoporfirinojen oksidaz (PPOX; hem biyosentez yolundaki sondan bir önceki enzim) eksikliğinden kaynaklanır. Enzim eksikliği, PPOX için kodlanmış PPOX genindeki mutasyonlardan kaynaklanır.

Tanısal Yöntemler

Akut atakların teşhisi, idrarda yüksek PBG ve ALA konsantrasyonlarının ve yüksek koproporfirin konsantrasyonlarının ve özellikle dışkıda protoporfirinin kanıtlarına dayanır.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanılara akut aralıklı porfiri ve özellikle porfiri kutanea tarda dahildir (bu terimlere bakınız). Plazmada bir florometrik zirvenin (626-628 nm) varlığı patognomoniktir ve porfiri kutanea tarda yerine variyen porfiri tanısının kesin olarak teşhis edilmesini sağlar.

Genetik Danışmanlık

Bulaşma otozomal dominanttır. Hastalara ve ailelerine genetik danışmanlık sunulmalıdır.

Yönetim ve Tedavi

Akut ataklar acilen bir insan hemin enjeksiyonu ile tedavi edilmelidir. Yönetim hem saldırıların önlenmesini (tetikleyici faktörlere karşı uyarı) hem de ağrının giderilmesini (opiatlar) içerir. Flebotomi ve klorokin almak kutanöz belirtilerin tedavisinde nadiren etkilidir. Mikroflebotomi bazı hastalar için faydalıdır. Cildi ışık kaynaklarından korumak gerekir.

Prognoz

Erken tanı ve tedavi ile akut ataklar nadiren ölümcüldür ve hastalık nadiren ilerleyicidir. Bununla birlikte, alacalı porfiri hepatosellüler karsinom gelişimi için bir risk faktörüdür.

Uzman Hakem(ler): Pr Jean-Charles DEYBACH – Son Güncelleme: Şubat 2009

Çeviren: Seda KARAKAŞ, MSc – OCAK 2020

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Hastalık Tanımı

Arnold-Chiari malformasyonu tip 1, serebellar tonsillerin, foramen magnumu 5 mm aşarak siringomiyeli ile birlikte ya da birlikte olmadan kaudal yer değiştirmesi ile karakterize bir merkezi sinir sistemi malformasyonudur. Semptomlar başlangıç ve ağır hastalıkta farklılık gösterir ve suboksipital baş ağrısı, boyun ağrısı, baş dönmesi, kulak çınlaması, oküler semptomlar (çift görme, bulanık görüş, fotofobi, nistagmus), alt kraniyal sinir bulguları, serebellar ataksi ve spastisiteyi içerir. Bazı etkilenmiş bireyler asemptomatik olabilir.

ORPHA:268882

  • Eş Anlamlılsı(ları):
  • Arnold-Chiari malformasyonu tip 1
  • Chiari malformasyonu tip 1
  • Chiari malformasyonu tip I
  • Prevalans: Bilinmiyor
  • Kalıtım: -
  • Başlangıç yaşı: -
  • ICD-10: G95.0
  • OMIM: 118420
  • UMLS: C0750929
  • MeSH: -
  • GARD: -
  • MedDRA: 10056944

Çeviren: Seda Arslan ÖZKUL, MD – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Doğuştan uzuv kontraktürü ile karakterize bir grup bozukluk, doğumda genellikle ilerlemeyen ve kas zayıflığı ve fibrozisi içerebilen, multiple (çoklu) uzuv eklemlerinin hareketinin kısıtlanması olarak kendisini gösterir. Bu hastalık daima ikincil olarak kontraktürlere yol açan rahim içinde fetal hareketin azalması ile ilişkilidir.

ORPHA:1037

  • Eş anlamlı(ları)sı):
  • AMC
  • Multiple kongenital artrogripozis
  • Prevalans: 1-9 / 100 000
  • Kalıtım: Otozomal dominant veya Otozomal resesif veya X-bağlı resesif veya uygulanamaz
  • Başlangıç yaşı: Yenidoğan
  • ICD-10: Q74.3
  • OMIM: -
  • UMLS: C2931264
  • MeSH: C536613
  • GARD: 777
  • MedDRA: 10051643

Çeviri: Gizem Şentürk, MSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Anemi, retina dejenerasyonu, diyabet ve çeşitli nörolojik semptomlar ile karakterize, nadir görülen, erişkin başlangıçlı nörodejenerasyon (beyin demir birikimi) (NBIA).

ORPHA:48818

  • Eş anlamlısı(ları) : Kalıtsal Seruloplazmin Eksikliği
  • Prevalans: <1 / 1 000 000
  • Kalıtım: Otozomal resesif
  • Başlangıç Yaşı: Yetişkinlik
  • ICD-10: G23.0
  • OMIM: 604290
  • UMLS: C0878682
  • MeSH: C536004
  • GARD: 9499
  • MedDRA: -

Özet

Epidemiyoloji

Bugüne kadar 56 vaka bildirilmiş ve prevalansın yaklaşık 1 / 1.000.000-1 / 1.200.000 olduğu tahmin edilmiştir.

Klinik Tanım

Aseruloplazminemi, erişkinlikte ataksi, istemsiz hareketler (blefarospazm, yüz buruşturma, yüz ve boyun distonisi, titreme ve korea), parkinsonizm, depresyon ve retina dejenerasyonu, diabetes mellitus ve demir refrakteri ile birlikte bir refrakter de dahil olmak üzere nörolojik semptomlarla ortaya çıkar.

Etiyoloji

Aseruloplazminemi, seruloplazmin (CP) geninin homozigot mutasyonundan (3q23-q24) kaynaklanan seruloplazmin ferroksidaz aktivitesinin tamamen yokluğundan kaynaklanır.

Tanısal Yöntemler

Teşhis serum seruloplazmin yokluğuna ve düşük serum bakır konsantrasyonu, düşük serum demir konsantrasyonu, yüksek serum ferritin konsantrasyonu ve hepatik aşırı demir yükünün bir kombinasyonuna dayanır. T1 ve T2 ağırlıklı görüntülerde beyin üzerinde demir birikimini (striatum, talamus, dentat nükleus) ve karaciğeri yansıtan anormal düşük yoğunluklu karakteristik MR bulguları ile güçlü bir şekilde desteklenir. Genetik testler tanıyı doğrulayabilir.

Antenatal Tanı

Ailesel vakalarda ve fetal ekokardiyografi ile ilişkili anomaliler tespit edilmiş gebeliklerde, koriyonik villus öneklemesi ya da amniyosentez ile prenatal tanı mümkündür. Preimplantasyon genetik tanı uygulanabilir.

Genetik Danışmanlık

Aceruloplasminemia otozomal resesif bir şekilde kalıtsaldır.

Yönetim ve Tedavi Tedavi, diyabet ve nörolojik semptomlarda iyileşme ile ilişkili olan intravenöz ve oral demir şelatörlerine (deferipron veya deferasiroks) dayanmaktadır. Kombine IV desferrioksamin ve taze donmuş insan plazması (FFP), karaciğerdeki demir içeriğini azaltmada etkilidir. E vitamini ve çinko oral uygulaması gibi antioksidanlar doku hasarını önleyebilir.

Prognoz

Prognoz kardiyak aşırı demir yükü nedeniyle kalp yetmezliğini içerebilir. Bugüne kadar, beş aseroplasminemi hastasının, altmışlı yaşlarında muhtemelen aşırı demir yükü nedeniyle kalp yetmezliğinden öldüğü bilinmektedir. Kalp yetmezliği olmadığı durumda ve diyabetin iyi tedavisi ile prognoz iyidir.

Uzman Hakem(ler): Dr Hiroaki MIYAJIMA– Son Güncelleme:Mart 2010

Çeviren: Seda KARAKAŞ, MSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

ORPHA:137686

  • Eş anlamlı(ları)sı:
  • Intrauterin yapışıklık
  • Intrauterin sineşi
  • Prevalans: 1-5 / 10 000
  • Kalıtım: -
  • Başlangıç yaşı : Yetişkin
  • ICD-10: N85.6
  • OMIM: -
  • UMLS: C0156372 C0241593 C1704274
  • MeSH: -
  • GARD: 5853
  • MedDRA: 10022821 10053868

ÖZET

Bu hastalık için özet ‘Orphanet’ sitesinde halen geliştirilme aşamasındadır. Hastalık ile ilgili diğer verilere ‘Orphanet’ sitesinin ek bilgi menüsünden erişilebilir.

Çeviri: Gizem Şentürk, MSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Asit maltaz eksikliği kaynaklı (AMD) glikojen depo hastalığı, kalp kası ve solunum kaslarının yanında iskelet kaslarını ve diğer dokuları da etkileyen metabolik miyopatiye yol açan otozomal resesif karakterdir. AMD, lizozomdaki glikojen birikiminden kaynaklanan klinik görünümü geniş bir spekturumda kendini gösterir: Asit maltaz eksikliği kaynaklı glikojen depo hastalığı, infantil başlangıçlı, klasik infantil başlangıçlı olmayan ve yetişkin başlangıçlı (bu terimlere ayrıca bakınız). Erken başlangıçlı formları daha ciddi/şiddetli ve daha sık ölümcüldür.

ORPHA:365

  • Eş anlamlısı(ları)
  • Alfa-1,4-glikosidaz asit eksikliği
  • Asit maltaz eksiklliği kaynaklı GSD
  • GSD tip 2
  • GSD tip II
  • Glikojen depo hastalığı tip 2
  • Glikojen depo hastalığı tip II
  • Asit maltaz kaynaklı glikojenosis
  • Glikojenosis tip 2
  • Glikojenesis tip II
  • Pompe hastalığı
  • Prevalans: Bilinmiyor
  • Kalıtım: Otozomal resesif
  • Başlangıç Yaşı: doğum öncesi, yenidoğan, bebeklik, çocukluk, ergenlik, yetişkin
  • ICD-10: E74.0
  • OMIM: 232300
  • UMLS: C0017921
  • MeSH: D006009
  • GARD: 5714
  • MedDRA: 10053185

Çeviren: Fatma Çelik – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Merkezi sinir sisteminin çok nadir görülen bir glial neoplazmı , en sık frontal veya perietal lobların yarım küresinde eksen içi periferik bir supratentoryal yerleşimlidir ve genellikle kusma, bilinç kaybı, epileptik nöbetler ve bilinç kaybı belirtileriyle bebeklerde ve gençlerde baş ağrısı ile ortaya çıkar.

ORPHA:251679

  • Eş anlamlı(sı)ları: -
  • Prevalans: -
  • Kalıtım: Uygulanamaz
  • Başlangıç yaşı: Bebeklik, çocukluk, ergenlik, yetişkin
  • ICD-10: C71.9
  • OMIM: -
  • UMLS: C0334587
  • MeSH: -
  • GARD: 10635
  • MedDRA: -

Çeviri: Gizem Şentürk, MSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Herhangi bir yaşta ortaya çıkan kompleks iyi huylu ve kötü huylu beyin tümörleri grubudur.

ORPHA:94

Sınıflandırma Seviyesi: Hastalık sınıfı

  • Eş anlamı(ları)sı:
  • Astrositik tümör
  • Prevalanas: 1-9 / 100 000
  • Kalıtım: -
  • Başlangıç yaşı: Tüm yaşlar
  • ICD-10: -
  • OMIM: 137800
  • UMLS: C0004114
  • MeSH: D001254
  • GARD: -
  • MedDRA: 10003571

Özet

Epidemiyoloji

Bunlar en sık görülen beyin tümörleridir. Tüm beyin tümörlerinin yarısından fazlasını temsil eder. İnsidans 1/12,500 olarak tahmin edilmektedir.

Klinik Tanım

Jüvenil pilositik astrositomlar, en sık görülen iyi huylu tümörledir (grade I) ve yaygın düşük dereceli veya fibril astrositomlardır. En sık görülen malign tümörler arasında anaplastik astrositomlar (evre III), glioblastomlar (evre IV, en şiddetli astrositom şekli; bu terime bakınız), dev hücreli glioblastomlar ve gliosarkomlar bulunur. Pleomorfik ksantoastrositomalar malign veya iyi huylu olabilir. Bu tümörler, glioblastomalar yaşılıarda ve erişkinlerde daha sık görülmesine rağmen, çocuklarda ve ergenlerde pilositik astrositomalar daha sık görülür. Teşhis yaşı, tümörün biyolojisini ve evriminin etkileyebilir; sonuç genellikle çocuklarda daha iyidir. Tümörün büyüme hızı tümörün derecesiyle ilişkilidir. Malign tümörlerde semptom süresi 3 aydan kısa sürebilir.

Etiyoloji

Kendisinin glioblastomaları indükleyebileceği kraniyal ışınlama dışında, bu tümörlerin altında yatan nedenler bilinmemektedir. Temel genetik predispozan sendromlar şunlardır; nörofibromatozis tip 1, Turcot sendromu ve Li-Fraumeni sendromu ( bu terimlere bakınız). Ailesel izole astrositom vakaları çok nadirdir. Tanısal Yöntemler Kitle etkisi ve normal yapıların sıkışması ile ilişkili intraparenkimal lezyonu ortaya çıkaran MRI ‘den sonra tanı konulur.

Yönetim ve Tedavi

İlk önce tedavi, tümörün çoğalmasını mümkün olduğunca ortadan kaldırmayı amaçlayan ameliyattan ibarettir. Eğer uygulanırsa, cerrahi rezeksiyon iyi huylu astrositomlar için gerekli olan tek tedavi olabilir. Rezeksiyon kalitesi ne olursa olsun malign tümörler için adjuvan tedavi gereklidir. İyi huylu bir tümörün eksik rezeksiyonu durumunda, adjuvan tedavi de tartışılabilir. Radyasyon tedavisi genellikle yetişkinlerde ve 10 yaşın üzerindeki çocuklarda kullanılır. Kemoterapi küçük çocuklar için tercih edilir ve yetişkinler için tartışılabilir. Kemosensitif tümörler pilositik astrositomlar ve anaplastik astrositomlardır. Pilositik tümörler yüksek oranda tedavi edilebilir, malign tümörler ise genellikle ölümcüldür. Bu tümörlerin nörolojik ve entelektüel sekelleri ve tedavileri, özellikle küçük çocuklar, yaşlı insanlar ve uzun ışın tedavisi gerektiren hastalarda ciddi olabilir. Hasta yönetimi, beyin tümörleri alanında uzman, çok disiplinli ekipleri gerektirir. Bu tümörlerin göreceli nadirliği, prognoz ve sağkalım kalitesini iyileştirmeyi amaçlayan prospektif çalışmalarda hastaların tedavisini gerektirir.

Prognoz

Prognoz, tümör histolojisine (iyi veya kötü huylu) ve bölgesine ( ameliyat edilmesi veya edilememesine) bağlıdır. Uzman hakemler : Dr Jacques GRILL –son güncelleme: Kasım 2007

Çeviri: Gizem Şentürk, MSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Ataksi Telenjiektazi, progresif serebellar ataksi ile ilişkili ciddi kombine immünyetmezliktir (genelde hümoral immün yanıtı etkiler). Nörolojik bulgular, telenjiektazi, enfeksiyonlara artmış yatkınlık ve yüksek kanser riski ile karakterizedir.

ORPHA:100

  • Eşanlamlısı(ları):
    • Louis-Bar Sendromu
  • Prevalans: 1-9 / 1 000 000
  • Kalıtım: Otozomal resesif
  • Başlangıç Yaşı: İnfant, Çocukluk
  • ICD-10: G11.3
  • OMIM: 208900 208910
  • UMLS: C0004135
  • MeSH: D001260
  • GARD: 5862
  • MedDRA: 10003594

Özet

Epidemiyoloji

Çocuklarda tahmini ortalama prevalans 1/100,000’dir.

Klinik Tanımlama

Hastalar arasında nörolojik, immün sistem ve pulmoner belirtiler ciddi anlamda farklılık gösterir. Başlangıç genellikle 1-2 yaşlarında anormal kafa hareketleri ve denge kaybı, takiben konuşma bozukluğu ve anormal göz hareketleriyle olur. Zayıf koordinasyon ve ekstremitlerde titreme 9-10 yaşları arasında görülebilir ve giderek kötüleşebilir. Koreatoz yaygındır. Vakaların çoğunda, zeka normaldir:%30 civarı hastada öğrenme güçlüğü veya orta düzeyde zihinsel yetmezlik görülür. Kutenömukozal telenjiektazi 3 ve 6 yaları arasında veya ergenlik döneminde görülür. İmmünyetmezlik, tekrarlayan sinüs ve akciğer enfeksiyonları ve sonrasında gelişen bronşiyektaziye neden olur. Büyüme gecikmesi de oldukça sık görülür.

Etiyoloji

Ataksi Telenjiektazi (A-T) ATM genindeki (11q22.3) inaktive edici mutasyonlar nedeniyle olur. Bu gen, her yerde her zaman eksprese edilir ve başta serebellumun Purkinje hücrelerinde ve serebral, kutanöz ve konjonktival endotel hücrelerinde olmak üzere, çift sarmallı DNA (DSB) onarımının kontrolünde anahtar rol oynayan bir protein kinazı kodlar. A-T benzeri hastalık, DSB onarımında yer alan bir proteini de kodlayan MRE11 geninin (11q21) inaktive edilmesinden kaynaklanan nadir bir A-T çeşididir.

Tanı Yöntemi

Erken klinik tanı koymak hastalığın seyrinde sorunludur ancak serum alfa-foetoprotein (AFP) seviyelerindeki artış ve sitogenetik analiz tanıyı doğrulamada yardımcıdır (7;14 translokasyonu). Moleküler tanı ise bazı durumlarda gereklidir.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanı Ataksi-okülomotor apraksi, tip 1 ve 2’yi içermelidir (bu terimlere bakınız).

Antenatal Tanı

İndeks vakada en az bir inaktif ATM gen mutasyonu tanımlandığında prenatal tanı olasıdır.

Genetik Danışma

A-T otozomal resesif bir hastalıktır.

İdamesi ve Tedavisi

İdamesi semptomatiktir ve psikoterapi, konuşma terapisi ve pulmoner komplikasyonlar ve enfeksiyonların tedavisini içerir. Beta blokörler titremeyi azaltabilir ve hareketlerde iyileşmeyi sağlayıp performansı geliştirebilir. A-T hastalarının hücreleri X ışınlarına, kemoterapiye eşlik eden radyoterapiye karşı artmış yatkınlık gösterir bu nedenle dikkatli olunmalıdır. Etkilenmiş çocuklar sıklıkla 10-11 yaşlarında tekerlekli sandalyeye gereksinim duyarlar.

Prognoz

Prognoz, solunum yolu enfeksiyonlarının, nörodejenerasyonun, hızlandırılmış kütaneomukozal yaşlanmanın ve artan kanser riskinin oluşumunu yansıttığından şiddetlidir (Hastaların %35’inde 20 yaşında kanser gelişir)

Uzman yazar: Pr Dominique STOPPA-LYONNET – Son güncelleme: Ekim 2007

Çeviren: Emrah Yücesan, PhD – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Mekanik hemolitik anemi, trombositopeni ve böbrek fonksiyon bozukluğu ile karakterize nadir bir trombotik mikroanjiyopati bozukluğu.

ORPHA:2134

Sınıflandırma Seviyesi: Hastalık

  • Eş anlamlıları:
  • Atipik HUS
  • aHUS
  • Prevalans: 1-9 / 1 000 000
  • Kalıtım: Otozomal dominant veya otozomal reseif veya uygulanamaz
  • Başlangıç yaşı: Tüm yaşlar
  • ICD-10: D58.8
  • OMIM: 235400 609814 612922 612923 612924 612925 612926 615008
  • UMLS: C2931788
  • MeSH: C538266
  • GARD: 8702
  • MedDRA: -

Çeviren: Gizem Şentürk, MSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Doğuştan kaynaklı kalıcı tiroid eksikliği olan, primer konjenital hipotiroizmi ile sonuçlanan , tiroid dokusunun tamamen yokluğuyla karakterize, nadir görülen bir tiroid disgenezidir.

ORPHA:95713

Sınıflandırma seviyesi : Hastalık

  • Eş anlamlı(ları)sı: -
  • Prevalans: 1-9 / 100 000
  • Kalıtım: otozomal dominant
  • Başlangıç yaşı: -
  • ICD-10: E03.1
  • OMIM: 218700 225250
  • UMLS: -
  • MeSH: -
  • GARD: -

Özet

Epidemiyoloji

Prevalansı yaklaşık 1/28,000 olarak tahmin edilmektedir. Atireoz ve tiroit hipoplazisi (bu terime bakınız), tiroid disgenezi vakalarının üçte birini oluşturuyor.

Klinik Tanım

Atireozun klinik belirtileri genellikle bazı maternal tiroid hormonlarının trans-plasental geçişinin bir sonucu olarak doğumda genellikle belirsizdir veya yoktur. Daha spesifik semptomlar ve bulgular birkaç ay öncesine kadar gelişmez. Yaygın klinik özellikler ve belirtiler arasında aktivite azalması ve artmış uyku, beslenme zorluğu ve kabızlık, uzun süreli sarılık, miksödemöz fasiyes, büyük fontaneller (özellikle arka), makroglossiler, göbek fıtığı ile şişmiş bir karın ve hipotoni bulunur. Guatr her zaman yoktur. Yavaş büyüme ve gelişimsel gecikme genellikle 4-6 aylıkken görülür.

Etiyoloji

Vakaların yaklaşık %2'sinin ailesel olduğu gösterilmiştir ve FOXE1, NKX2-1, NKX2-5 veya PAX8 genlerindeki mutasyonlardan kaynaklanabilir (9q22, 14q13, 5q34 ve 2q12-q14). TSHR geninin (14q31) tamamen inaktivasyonu ile sonuçlanan mutasyonlar atireoz ile ortaya çıkabilir.

Tanı yöntemleri

Atireoz tanısını doğrulamak için görüntüleme çalışmaları gereklidir.

Genetik Danışmanlık

Atireoz'un genellikle sporadik olduğu düşünülmektedir. Bununla birlikte, son bulgular genetik bir bileşen olasılığına işaret etmektedir.

Prognoz

Atireoz tedavi edilmediğinde ciddi zihinsel gerilik ve kısa boy ile sonuçlanır.

Uzmanlar: Dr Stephen LAFRANCHI - Dr Maynika RASTOGI – Son güncelleme: Ağustos 2010

Çeviri: Gizem Şentürk, MSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Tüm yaş gruplarında ortaya çıkan nadir, kronik bir alerjik hastalık olup, şiddetli kaşıntı ve yanma hissi, konjonktival enjeksiyon, fotofobi ve ödem, korneanın ülserine neden olan ve körlüğe yol açabilen ödem ile karakterizedir. Genellikle atopik dermatit ile ilişkilidir.

ORPHA:163934

Sınıflandırma Seviyesi: Hastalık

  • Prevalans: 1-5 / 10 000
  • Kalıtım: -
  • Başlangıç yaşı: Tüm yaşlar
  • ICD-10: H16.2
  • OMIM: -
  • UMLS: C1274788
  • MeSH: -
  • GARD: -
  • MedDRA: 10069664

Çeviren: Gizem Şentürk, MSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Olivopontoserebellar Atrofi-Sağırlık Sendromu, infant başlangıçlı olivopontoserebellar atrofi, sensörinöral sağırlık ve konuşma bozukluğu ile karakterizedir. 15’ten az sayıda çocukta tanımlanmıştır. Çoğu vaka sporadiktir, ancak otozomal resesif kalıtımı gösteren üç vaka mevcuttur.

ORPHA:2732

  • Eşanlamlısı(lar): –
  • Prevalans: Bilinmiyor
  • Kalıtım: Otozomal resesif
  • Başlangıç Yaşı: Infancy, Neonatal
  • ICD-10: –
  • OMIM: –
  • UMLS: –
  • MeSH: –
  • GARD: 4070
  • MedDRA: –

Çeviren: Emrah Yücesan, PhD – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Axenfeld-Rieger sendromu (ARS), gözün ön segmentinin disgenezisinin major fiziksel kondisyonununu belirlemek için kullanılan jenerik bir terimdir. ARS’li hastalarda, ayrıca çok çeşitli konjenital anormaliler görülebilir.

ORPHA:782

  • Eş anlamlısı(ları)
  • Axenfeld sendromu
  • Rieger sendromu
  • Prevalans: 1-9 / 1 000 000
  • Kalıtım: Otozomal dominant
  • Başlangıç Yaşı: Bebeklik, yenidoğan
  • ICD-10: Q13.8
  • OMIM: 180500 601499 602482
  • UMLS: C0265341 C3495488
  • MeSH: C535679
  • GARD: 5701
  • MedDRA: 10059255

Özet

Epidemiyoloji

Sendrom prevalansı 1/200,000 olarak tahmin edilmektedir.

Klinik Tanımlama

ARS’nin klinik bulguları çok çeşitlidir. Özellikleri oküler ve oküler olmayan bulguları ayırabilir. Oküler anormallikler esas olarak irisi etkiler: hipoplazi, korektopi ya da polikoriyi andiron iriste delik oluşumu; kornea: öne çıkan ve önden yer değiştirmiş Schwalbe çizgileri (posterior embriyotokson); ve hazne açısı: ARS’de göz disgenezi, glokom ile sonuçlanan artmış oküler basınca sebep olabilir (IOP). Glokom bebeklilkte gelişebilir ancak genellikle ergenlikte ya da erken yetişkinlikte, bazen de orta yaştan sonra da oluşur. Çoğu karakteristik oküler olmayan bulgular; hafif kranifosiyel disformizmi, diş anormallikleri ve fazla periumbilical deridir. Orta yüz bölgesi anormallikleri hipertelorizm, telekantus, orta yüz bölgesi yassılaşması, öne çıkan baş ve boğaz, burun köprüleri ile birlikte maksiller hipoplazi içerir. Dişsel anormallikleri mikrodonti ya da hipodonti içerebilir. Erkeklerde hipospadi, anal stenoz anormallikleri ve büyüme gecikmesi de gözlemlenmiştir.

Etiyoloji

ARS’li hastalarda PITX2 (4q25) ve FOXC1 (6q25) transkripsyon faktör genlerindeki mutasyonlar bulunmuştur. Çok sayıda farklı mutasyon tanımlanmıştır ancak genotip-fenotip ilişkisi kesin değildir. Bununla birlikte, PITX2 mutasyonları temel olarak oküler olmayan değişimli ARS hastalarında saptanmıştır. Vakaların %60’ında hastalığın altında yatan genetik mekanizma bilinmemektedir ve iki veya daha fazla lokus ARS ile ilişkilendirilmiştir.

Tanı Yöntemi

ARS, oftalmolojik ve klinik testlerle teşhis edilir. İlişkilendirilmiş sistemik bulgular tanıyı destekler. Genetik test tanıyı doğrulayabilir.

Ayırıcı Tanı

Ayrıcı tanılar, iris hipoplazini (IH), primer bilişsel glokomu (PCG) ve Peters anomalisini (bu terime ayrıca bakınız) içerir. Diğer korneal anormalliklerin varlığı, megalokornea, sklerokornea ve korneal opasite gibi diğer ön segment bozukluklarından ARS’nin ayırt edilmesinde yararlanılır.

Antenatal Tanı

Eğer ailede hastalık kaynaklı mutasyon tanımlanırsa, gebelik riski için doğum öncesi test mümkündür/uygulanabilir.

Genetik Danışma

ARS spekturumu içeren bozukluklar yüksek nüfus ile otozomal dominant şekli kalıtımsaldır. Genetik danışma hastalara ve ailelerine önerilir.

İdamesi ve Tedavisi

İlk önce goniyoskopi, retinal sinir fiber katmanı ve glokoma sebep olabilmesinden dolayı optik sinir baş tutulumlarını düzeltmek için IOP ölçümleri ve funduskopi ile beraber her yıl yarıklı lamba ile değerlendirilmelidir. Otoperimetre (görünür bölgenin otomat ölçümleri) glokomdan süphelenilse de şüphenilmese de gereklidir. Glokom gelişmeli, ilaç tedavisi cerrahi operasyon öncesi önerilir. Glokom durumunda, tedavinin amacı düşük IOP’ye ulaşmaktır. Cerrahi operasyon, eğer göz yaşları IOP’u düşürmekte yetersizse uygulanır. Aköz akışı azaltan ilaçlar (beta-blokörler, alfa-agonistler ve karbonik anhidraz inhibitörleri) bu etkilenmiş akıştan daha faydalıdır. Bununla birlikte, alfa-agonistler MSS depresyonuna neden olabileceğinden dolayı genç çocuklarda dikkatli olunmalıdır. Eğer cerrahi operasyon gerekirse, prosedür seçimi antimetabolitlerin bileşik kullanımı ile trabekülektomidir. Eğer korektopi ve polikori ile hastalarda fotofobi oluşursa, kontakt lensler iristeki delikleri kapatmak için kullanılabilir.

Prognoz

Prognoz kısmen glokom varlığında iyidir.

Uzman(lar): Dr Daniella BACH-HOLM - Pr Zeynep TÜMER – Son güncelleme- Temmuz 2011

Çeviren: Fatma Çelik – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Ayna Polidaktili, vertebral hipersegmentasyon ve ciddi konjenital ekstremite eksiklikleri ile karakterize nadir bir hastalıktır. Duodenal atrezi ve timüs eksikliği de bildirilmiştir. Şimdiye kadar, İspanya'da gerçekleştirilen konjenital bir malformasyon tarama programı ile belirlenen birbiriyle bağlantısı olmayan dört bebekte tanımlanmıştır. Yaygınlık 330.000'de yaklaşık birdir. Etiyolojisi bilinmemektedir ancak sendromun gelişimsel kontrol geninin hatalı ekspresyonundan kaynaklandığı öne sürülmüştür

ORPHA:3004

  • Eş anlamlısı(ları) : GBS'nin kranial varyantı, Guillain-Barré sendromunun kranial varyantı, Fisher sendromu

  • Prevalans: 1-9 / 1 000 000

  • Kalıtım: -

  • Başlangıç Yaşı: Yenidoğan, Bebeklik

  • ICD-10: Q87.2

  • OMIM: -

  • UMLS: -

  • MeSH: -

  • GARD:-

  • MedDRA: -

Çeviren: Seda KARAKAŞ, MSc – ARALIK 2019

ORPHA:171915

  • Eş Anlamlısı(ları):
  • B hücreli HDL
  • Prevalans: -
  • Kalıtım: -
  • Başlangıç yaşı: -
  • ICD-10: -
  • OMIM: -
  • UMLS: -
  • MeSH: -
  • GARD: -
  • MedDRA: -

ÖZET

Bu hastalık için bir Orphanet özeti halen geliştirilme aşamasındadır. Bununla birlikte, hastalıkla ilgili diğer verilere bu sayfanın altındaki Ek Bilgi menüsünden erişilebilir.

Çeviren: Sezer AKYÖNEY, BSc

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

B hücreli kronik lenfosittik lösemi (B-KLL), B hücreli Hodgkin olmayan lenfoma türüdür ve batı ülkelerinde yaşlı erişkinleri etkileyen en yaygın lösemi şeklidir (ortalama 67 ve 72 yaş) hafif erkek baskınlığı (1,7:1) ile ve asemptomatik hastalığı veya kayıtsız kilo kaybı, şiddetli yorgunluk, ateş (enfeksiyon belirtisi olmadan) gibi spesifik olmayan B semptomları içerebilen oldukça değişken bir klinik sunum ile karakterize edilir ve gece terlemelerinin yanı sıra servikal lenfadenopati, splenomegali ve sık enfeksiyonlar gözlenir. Bazı hastalar ayrıca otoimmün hemolitik anemi veya immün trombositopeni gibi otoimmün komplikasyonlar geliştirebilir. Klinik seyir hayatta kalma süresi birkaç aydan onlarca yıla kadar oldukça heterojendir.

ORPHA:67038

  • Eş Anlamlısı(ları):
  • B-KLL
  • B hücreli kronik lenfoid lösemi
  • Küçük lenfositik lenfoma
  • Prevalans: 1-5 / 10 000
  • Kalıtım: Multigenik/Multifaktöriyel veya Uygulanabilir değil
  • Başlangıç yaşı: Yetişkin
  • ICD-10: C91.1
  • OMIM: 109543 151400 609630 612557 612558 612559
  • UMLS: C0023434 C0855095 C1868683
  • MeSH: D015451
  • GARD: 8227
  • MedDRA: 10008958

Çeviren: Sezer AKYÖNEY, BSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

ORPHA:86852

  • Eş Anlamlısı(ları):
  • B-PLL
  • Prevalans: -
  • Kalıtım: -
  • Başlangıç yaşı: Yetişkin
  • ICD-10: C91.3
  • OMIM: -
  • UMLS: C0475801
  • MeSH: D054403
  • GARD: 8223
  • MedDRA: -

ÖZET

Bu hastalık için bir Orphanet özeti halen geliştirilme aşamasındadır. Bununla birlikte, hastalıkla ilgili diğer verilere bu sayfanın altındaki Ek Bilgi menüsünden erişilebilir.

Çeviren: Sezer AKYÖNEY, BSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

İnce bağırsağın adenokarsinomu, en sık duodenumda (vakaların %55’I) ancak nadiren jejunum’da ve ileum’da bulunan, genellikle 60 ve 70’li yaşlarda bulantı, abdominal ağrı ve ağırlık kaybı gibi nonspesifik semptomlarla ileri evrede keşfedilen nadir bir sindirim yolu malignitesidir. Bazı vakalar asemptomatiktir ve bu sebeple kötü prognozludur.

ORPHA: 91127

  • Eş anlamlısı(ları) : -
  • Prevalans: 1-5/10.000
  • Kalıtım: -
  • Başlangıç Yaşı: -
  • ICD-10: B34.0
  • OMIM: -
  • UMLS:
  • MeSH: -
  • GARD: -
  • MedDRA:-

Özet

Bu, Avrupalı ve/veya Amerikalılarda yetim (orphan) olarak adlandırılan nadir rastlanan bir durumdur.

Çeviren: Can Veysel ŞOROĞLU, MSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Bakteriyel toksik şok sendromu (TŞS), mide bulantısı, miyalji, kusma ve multisistem organ tutulumu ile birlikte potansiyel olarak şok ve ölüme yol açan ani bir yüksek ateş başlangıcı ile karakterize potansiyel olarak ölümcül akut bir hastalıktır. TŞS’ye genellikle, stafilokokal TŞS’de Staphylococcus aureus veya stafilokokal TŞS’de Streptococcus pyogenes enfeksiyonundan kaynaklanan süperantijenik toksinler aracılık eder.

ORPHA:36234

  • Eş Anlamlısı(ları):
  • Bakteriyel TŞS
  • Prevalans: 1-9 / 100 000
  • Kalıtım: Uygun değil
  • Başlangıç yaşı: Her yaş
  • ICD-10: A48.3
  • OMIM: -
  • UMLS: -
  • MeSH: -
  • GARD: 9560
  • MedDRA: -

ÖZET

Epidemiyoloji

Prevalansı dünya genelinde 1/30,000 olarak tahmin edilmekte.

Klinik Tanım

Bu hastalık genellikle, daha öncesinde tıbbi bir geçmişi olmayan genç yetişkin kadınları etkilemektedir. Bununla birlikte, erkeklerde ve çocuklarda da görülebilen adet dışı TŞS, stafilokokal TŞS vakalarının %50’sine kadar temsil eder. Başlangıcı, ani ve yüksek ateş (> 38.9°C), bulantı, ishal, kusma, miyalji, karın ağrısı ve boğaz ağrısı içerir. Stafilokokal TŞS hemen hemen her zaman belirtilerinden biri olarak eritematöz döküntü ve deri soyulması gösterir, eğer streptokokal TŞS görülürse çok nadiren yumuşak doku enfeksiyonu belirtileri gösterebilir. Ciddi belirtiler arasında konfüzyon, şok, böbrek ve miyokardiyal disfonksiyon, akut solunum sıkıntısı sendromu (ARDS) ve koma bulunur.

Etiyoloji

Stafilokokal TŞS, Staphylococcus aureus ile bir enfeksiyondan kaynaklanır ve streptokok TŞS, Streptococcus pyogenes veya nadirende C ve G streptokok enfeksiyonundan kaynaklanır. Her iki bakterinin de ürettiği süper antijenler, TŞS’de görülen büyük ve ani bağışıklık reaksiyonundan sorumludur. Her iki form da son travmalarla (cerrahi veya doğum) ve viral enfeksiyonlarlar ilişkikendirilmişken, stafilokokal TŞS’de yüksek emilimli tampon kullanımıyla ilişkilendirilmiştir.

Uzman hakem(ler): Claude-Alexandre GUSTAVE - Pr Gerard LINA - Dr Anne TRISTAN – Son güncelleme: Kasım 2015

Çeviren: Sezer AKYÖNEY, BSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Bardet-Biedl Sendromu (BBS) bir çoklu sistem ilişkili siliyopatidir.

ORPHA:110

  • Eş Anlamlısı(ları):
  • BBS
  • Prevalans: 1-9 / 1 000 000
  • Kalıtım: Oligojenik veya otozomal resesif
  • Başlangıç yaşı: Bebeklik, Doğum öncesi, Antenatal
  • ICD-10: Q87.8
  • OMIM: 209900 600151 605231 615981 615982 615983 615984 615985 615986 615987 615988 615989 615990 615991 615992 615993 615994 615995 615996 617119 617406
  • UMLS: C0752166
  • MeSH: D020788
  • GARD: 6866
  • MedDRA: 10056715

ÖZET

Epidemiyoloji

Avrupa’daki prevalansı 1/125,000 ile 1/175,000 arasında tahmin ediliyor.

Klinik Tanım

Bu hastalık, obezite, pigmenter retinopati, post-aksiyel polidaktili, polikistik böbrekler, hipogenitalizm ve öğrenme güçlüğü gibi hastalığın başlangıcından birkaç yıl sonra ortaya çıkan klinik belirtilerin karakterize bir kombinasyonudur. Klinik anlatım değişkendir fakat birçok hasta klinik belirtilerin çoğunluğunu hastalığın seyri esnasında belirtmişlerdir. Pigmenter retinopati, çocukluktan sonra görülen tek sabit klinik belirtidir. BBS aynı zamanda, diyabet, hipertansiyon, konjenital kardiyopati ve Hirschsprung hastalıklarıyla birlikte kendini gösterebilir.

Etiyoloji

BBS’in geniş klinik spektrumunda önemli genetik heterojenite gözlenmiştir. Bugüne dek 12 farklı gende (BBS1’den BBS12’ye) bu fenotipten sorumlu mutasyonlar belirtilmiştir. Bu protein kodlayan genler, birincil siliyanın gelişimi ve fonksiyonundan sorumludur. BBS proteinlerinin yokluğunda veya fonksiyonlarının bozukluğunda, göz ve böbrek gibi organların siliyalarında anormallik gözükmektedir. Ancak BBS’nin kliniğinde görüldüğü üzere, bu semptomların ve siliya fonksiyon bozukluğu arasındaki ilişki hala belirsizliğini korumaktadır.

Tanısal Yöntemler

Klinik resmin farkına varılması en az tanı kadar önemlidir ve moleküler analizlerle doğrulanabilir. Bu sayede aile üyeleri için uygun genetik danışma ve olası doğum öncesi tanı mümkün olur.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanı, Alström, McKusick-Kaufmann ve Meckel-Gruber sendromlarını içermelidir.

Genetik Danışmanlık

Hastalık başlıca otozomal resesif olarak taşınmaktadır fakat bazı vakalarda oligojenik kalıtım olduğu belirtilmiştir.

Yönetim ve Tedavi

BBS’li hastalara multidisipliner tıbbi müdahale gereklidir.

Prognoz

Böbrek anomalileri başlıca hayati tehlike içermektedir çünkü son seviye böbrek yetmezliğine ilerleyebilir ve böbrek transplantasyonu gerekebilir. Retinal distrofiden kaynaklı kademeli görme kaybı, orta derecede entelektüel eksiklikle birlikte (varolduğunda), davanışsal anomaliler, hipomi ve obezite bu hastaların sosyak yaşamını etkileyecektir.

Uzman hakem(ler): Pr Didier LACOMBE - Dr Caroline ROORYCK-THAMBO – Son güncelleme: Aralık 2008

Çeviren: Sezer AKYÖNEY, BSc

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

ORPHA: 231080

  • Eş Anlamlısı(ları):-

  • Prevalans: 1-5 / 10 000

  • Kalıtım: -

  • Başlangıç yaşı: -

  • ICD-10: -

  • OMIM: -

  • UMLS: -

  • MeSH: -

  • GARD:-

  • MedDRA: -

Özet

Bu, Avrupa ve/veya Amerikan yetim atamasının olduğu nadir bir durumdur.

Bu terim, bir farmakogenetik test için bir endikasyonu belirtir.

Çeviren: Can Veysel ŞOROĞLU-MSc

Hastalık Tanımı

Barth sendromu (BTHS), dilate kardiyomiyopati (DKM), iskelet miyopatisi, nötropeni, büyüme gecikmesi ve organik organik asidüri ile karakterize olmuş doğuştan gelen fosfolipid metabolizma bozukluğudur.

ORPHA:111

  • Eş Anlamlısı(ları):
  • 3-metilglutakonik asidüri tip 2
  • BTHS
  • Nötropeni ve anormal mitokondri ile kardiyoskeletal miyopati
  • Kardiyoskeletal miyopati-nötropeni sendromu
  • MGA2
  • X’e bağlı kardiyoskeletal miyopati ve nötropeni
  • Prevalans: 1-9 / 1 000 000
  • Kalıtım: X-bağlantılı resesif
  • Başlangıç yaşı: Çocukluk
  • ICD-10: E71.1
  • OMIM: 302060
  • UMLS: C0574083
  • MeSH: D056889
  • GARD: 5890
  • MedDRA: -

ÖZET

Epidemiyoloji

Prevalans 1/454,000 ve insidans 1/140,000 (Güneybatı İngiltere, Güney Galler) ila 1/300,000-1/400,000 canlı doğum (ABD) olarak tahmin edilmekte. BTHS erkek hastaları etkilemektedir.

Klinik Tanım

Klinik sunum çok değişkendir. Çoğu erkek çocuğu DKM’yi yaşamlarının ilk yılında geliştirir ve beraberinde endokardiyal fibroelastoz (EFE) ve/veya sol ventiküler noncompaction (SVNC) eşlik edebilir. Anne karnında, hamileliğin 2./3. trimesterinde kalp yetmezliğine, hidrops fetalise ve düşüğe veya ölü doğuma sebebiyet verebilir. Özellikle gençlikte ventiküler aritimi ölüme sebebiyet verebilir. Felç olma riski vardır. İskelet miyopatisi (genellikle proksimal), gecikmiş motor gelişimine, hipotoniye, şiddetli uyuşukluğa veya egzersiz intoleransına sebebiyet verir. Yenidoğan periyotta hipoglisemiye eğilim vardır. Hastaların yüzde doksanında hafif aralıklı veya sürekli kan zehirlenmesiyle birlikte nötropeni, şiddetli bakteri enfeksiyonu, ağız yaraları ve ağrılı diş etleri görülür. Laktik asidoz ve hafif anemi ortaya çıkabilir. Etkilenmiş erkek çocuklar genellikle, ergenliklerinin son döneminde veya 20’li yaşlarının başlarında, fiziksel büyümelerinin en hızlı dönemine kadar gecikmiş ergenlik ve büyüme gecikmesi gösterir. Hastalar aynı zamanda yeteri kadar besin almakta zorlanabilirler. Epizodik ishal yaygındır. Çoğu hasta; tombul yanakları, derin gözleri ve belirgin kulaklarıyla birbirlerine fiziksel benzerlikler gösterirler.

Etiyoloji

BTHS, iç mitokondriyal membranlarda önemli bir fosfolipid olan kardiyolipinin metabolizmasında yer alan Taz1p açiltransferazı kodlayan TAZ genindeki (taffazin; Xq28) mutasyonlardan kaynaklanır. Kusurlu Taz1p işlevi, sonunda mitokondriyal yapı veya solunum zinciri fonksiyonlarını riske sokan kardiyolipinin anormal şekilde yeniden şekillenmesiyle sonuçlanır.

Tanısal Yöntemler

Teşhis tarihsel olarak organik asitlerin (tipik olarak 3-metilglutakonik asit (3-MGKA)) yoğun atılımını, ardından TAZ gen sekansını gösteren idrarın metabolik taramasına dayanıyordu. Bununla birlikte, 3-MGK atılımı ağır vakalarda bile normal olabilir. Bu nedenle, monolizokardiyolipin (MLKL)/ kardiyolipin (KL)’nin kan, doku, fibroblastlar veya depolanmış yenidoğan kan lekeleri üzerindeki oranın analizi tercih edilen tanısal bir testttir.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanı kalıtsal, dilate ve besleyici kardiyomiyopati ve idiyopatik/döngüsel nötropeniyi içerir.

Antenatal Tanı

Mutasyonun bilindiği ailelerde doğum öncesi tanı (koryon villus biyopsisi ve/veya amniyosentez) mümkündür.

Genetik Danışmanlık

Kalıtım, X’e bağlı resesiftir. Bir kadın taşıyıcıya doğmuş bir erkek çocuğunun mutasyon geçirme ve hastalığı geliştirme riskini %50 iken kız çocuğunun taşıyıcı olma ihtimali %50’dir. Etkilenen bir erkeğin bütün kız çocukları taşıyıcı olacaktır fakat hiçbir oğlu etkilenmeyecektir.

Yönetim ve Tedavi

Tedavi aslında destekleyici ve multidisiplinerdir. Kalp yetmezliği geleneksel ilaçlarla, eğer tedavisi güçse kalp nakli ile tedavi edilir. Aralıklı nötropeni vakalarında bakteri enfeksiyonu riski, koruyucu antibiyotik kullanımı ve/veya aralıklı granülosit-koloni uyarıcı faktör (G-KUF) kullanımı ile azaltılabilir. Beslenmedeki zorluklar nazogastrik veya gastrostomi tüpü beslenmesini gerektirebilir.

Prognoz

Prognoz, erken tanı ve tedavi yönetimindeki gelişmeler ile büyük ölçüde iyileşmiştir. Hastalar halihazırda 40 yaşlarına kadar yaşayabiliyorlar ve bu yaşın ötesinde yaşamaları bekleniyor.

Uzman hakem(ler): Pr Colin STEWARD – Son güncelleme: Haziran 2011

Çeviren: Sezer AKYÖNEY, BSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Bartter sendromu, Henle döngüsünün kalın yükselen kolunda bozulmuş tuz yeniden emilimi ile karakterize ve klinik olarak hipokalemik alkaloz, hiperkalsiüri / nefrokalsinoz, artmış plazma renin ve aldosteron, düşük kan basıncı ve anjiyotensin II’ye vasküler direnç birlikteliğiyle karakterize, nadir görülen renal tübüler hastalık grubudur.

ORPHA:112

  • Eş anlamlısı(ları):
  • Hiperkalsiüri ile birlikte renal tübüler normotansif hipokalemik alkaloz
  • Tuz kaybeden tübüler bozukluk, Henle döngüsü tipi
  • Tuz harcayan tübülopati, Henle döngüsü tipi
  • Prevalans: Bilinmiyor
  • Kalıtım: Otozomal dominant veya otozomal resesif veya X’e bağlı resesif
  • Başlangıç yaşı: Doğum öncesi, Yeindoğan, Bebeklik, Çocukluk, Ergen, Yetişkin
  • ICD-10: E26.8
  • OMIM: 241200 300971 601198 601678 602522 607364 613090
  • UMLS: C0004775
  • MeSH: D001477
  • GARD: 5893
  • MedDRA: 10050839

ÖZET

Epidemiyoloji

Avrupada yıllık insidans 1/1,000,000 olarak tahmin ediliyor.

Klinik Tanım

Dört ayrı klinik değişkenle beş ayrı genotip tanımlanmıştır: polihidramniyoz, hiperkalsiüri ve nefrokalsinoz ile karakterize doğum öncesi / bebeklik Bartter sendromu (genotip I ve II’li hastaların çoğu); doğuştan konjenital sensörinöral sağırlığı olan, sağırlıklar seyir eden Bartter sendromu (genotip IV); klasik Bartter sendromu (çoğunlukla genotip III olan hastalar fakat aynı zamanda genotip I ve II olan bazı hastalar), poliüre-polidipsi olarak bebeklik-çocukluk döneminden yetişkinliğe kadar kendini gösterir, dehidrasyon ve boy-kilo gelişimi eğrisinde değişken gecikme; ve bartter sendromlu otozomal dominant hipokalsemi (genotip V’e sahi hastalar), beraberinde kronik hipokalsemi ve tübüler tuz kaybı, hipokalemi ve alkalozla ilişkilendirilir.

Etiyoloji

Bartter sendromu, Henle döngüsü düzeyinde sodyum, potasyum ve klorür emilimindeki bir kusurdan kaynaklanır. Henle döngüsünün kalın yükselen kısmında tübüler sıvı yeniden emiliminde yer alan proteinleri kodlayan dört gende homozigot veya bileşik heterozigot mutasyonlardan kaynaklanırlar; tip I Bartter sendomunda sodyum-potasyum-klorür yardımcı taşıyıcı NKCC2’yi şifreleyen SLC12A1 geni (15q15-21); tip II’de potasyum kanalı ROMK’yı kodlayan KCNJ1 geni (11q24); tip III’te bazolateral klorür kanalını kodlayan CLCNKB geni (1p36); ve barttin kodlayan BSND geni (1p32.3), bazolateral klorür kanalları için beta alt birimi, tip IV’te CLCNKA ve CLCNKB’dir. Son bir varyant (tip V), kalsiyum algılama reseptörünü kodlayan CASR geninin (3q21.1) heterozigot aktive edici mutasyonları ile ilişkilidir.

Tanısal Yöntemler

Teşhis klinik tabloya ek olarak, plazma ve idrar elektrolitlerinde (sodyum, potasyum, klorür, bikarbonat, magnezyum, kalsiyum), renin ve aldosteron düzeylerine dayanmaktadır. İdrardaki kalsiyum seviyeleri belirgin şekilde artmış olabilir. Bartter sendromu tip V’te hipokalsemi görülür. Genetik test tanıyı sağlar.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanıda yalancı Bartter sendromu (diüretik zarar, gizli kusma), Gitelman sendromu, kistik fibroz ve çölyak hastalığı bulunur.

Antenatal Tanı

Amniyositlerin tanısal testleri, etkilenen çocukların anneleri veya potansiyel heterozigot taşıyıcıları (etkilenen kişilerin yakın akrabaları) için gösterilebilir.

Genetik Danışmanlık

Bartter sendromunun genetik varyantlarından dördü (tip I, II, III, IV) otozomal resesif bir yapıda iletilirken, değişken (tip V) otozomal dominant bir özellik olarak iletilir.

Yönetim ve Tedavi

Tedavi oral potasyum takviyeleri, steroidli olmayan antiinflamatuar ilaçlar (örneğin indometasin) ve muhtemelen potasyum koruyucu diüretikler içerir. Stresli durumlarda (mevcut hastalıklar, cerrahi prosedürler, travma) kan elektrolit seviyeleri hızlı bir şekilde değişebilir ve hızlı ve şiddetli intravenöz tedavi gerektirir.

Prognoz

Ciddi vakalarda yaşam beklentisi azaltılabilir ancak böbrek yetmezliği nadirdir. Yaşam kalitesi düşün, büyüme oranı düşük ve hastanede yatış oranı yüksek olabilir.

Uzman hakem(ler): Dr Giacomo COLUSSI – Son güncelleme: Eylül 2014

Çeviren: Sezer AKYÖNEY, BSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Basınca yatkınlıkla seyreden herediter nöropati genellikle küçük fiziksel aktivitelerle tetiklenen tekrarlayan mononöropati ile karakterize kalıtsal bir periferik sinir bozukluğudur.

ORPHA:640

  • Eş Anlamlısı(ları):

    • HNPP

    • Heterozigot mikrodeletion 17p11. 2p12

    • Patates-grubbing palsi

    • Tomaculous nöropati

    • Lale - ampul kazıcı felci

  • Prevalans: 1-9 / 100.000

  • Kalıtım: Otozomal dominant

  • Başlangıç yaşı: Tüm yaşlar

  • ICD-10: G60.0

  • OMIM: 162500

  • UMLS: C0393814

  • MeSH: D000308 D003480

  • GARD: 5221

  • MedDRA: 10069382

Özet

Epidemiyoloji

Gerçek prevalans, yetersiz tanı nedeniyle bilinmemektedir, ancak tahminler 1/50.000-1/20.000 arasında değişmektedir. Finlandiya'da yaygınlığın 1/6250 olduğu bildirilmektedir. Hastalık erkekleri ve kadınları eşit derecede etkiler

Klinik Tanım

Hastalık başlangıcı genellikle yaşamın 2. ila 3. on yılda ortaya çıkar, ancak nadiren çocukluk çağında ortaya çıkabilir. Bazı hastalar asemptomatiktir ve asla teşhis edilmez. En sık görülen semptom, tek bir sinirin dağılımında ağrısız fokal duyu kaybının ve kas güçsüzlüğünün ani başlangıcıdır. Birçok durumda, bu akut fokal semptomlar, sıkıştırma, tekrarlayan hareket veya etkilenen ekstremitelerin gerilmesi gibi sinire mekanik stresler tarafından tetiklenir. Yaygın olarak etkilenen sinirler arasında fibüler baştaki peroneal sinir, dirsekte ulnar sinir, bilekte medyan sinir, brakiyal pleksus ve radyal sinir bulunur. Bu mononöropatilerin neden olduğu klinik bulgular arasında ayak düşüşü, el uyuşması ve zayıflığı, kol zayıflığı ve işaret parmağı ve başparmak veya elin yanal yönü üzerinde duyusal kayıp bulunur. Olguların %50'sinde, hastalar bu bölümlerden birkaç gün ila ay arasında iyileşir, ancak diğerleri eksik iyileşmeye sahiptir ve tekrarlayan fokal duyusal ve motor açıklardan muzdariptir. Nadir durumlarda, tek taraflı ağrısız kol felci ve duyusal kaybı olan brakiyal pleksopati bir semptom olabilir. Bazen, kranial sinir fonksiyonlarının hafif bozuklukları görülebilir. Bazı hastalarda derin tendon refleksleri ve pes kavus ayak deformitesi görülmez, diğerlerinde görülmez. Hnpp'nin fenotipi genellikle yaşlı hastalarda simetrik duyusal motor polinöropatiye dönüşür.

Etiyoloji

HNPP bir mutasyona neden olur: PMP22 geni (17p12), periferik sinir sisteminin kompakt miyelininde ağırlıklı olarak ifade edilen periferik miyelin proteini-22'yi (PMP22) kodlamaktadır. Olguların %80'inde PMP22 genini içeren 17p11.2-12'de 1.4 Mb delesyon bulunur ve kalan %20'de hastalar PMP22'de bir nokta mutasyonu veya küçük delesyon veya henüz tanımlanamayan genlerde mutasyonlar taşırlar.

Tanısal Yöntemler

HNPP tanısı genellikle tekrarlayan fokal mononöropatilerin varlığı ve aile öyküsü kanıtı ile önerilmektedir. Elektrofizyolojik testler, mekanik strese duyarlı bölgelerde uzun süreli distal gecikme gösterir. Bu sitelerin iletim hızları genellikle normal veya sadece hafif yavaşlar. Tomakula (miyelin kılıfının fokal kalınlaşması), sural sinir biyopsilerinde karakteristik histolojik bulgudur. Bununla birlikte, diğer nöropatilerde görülebilir. Bir pmp22 mutasyonu HNPP'NİN teşhisini doğrular.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanı hem kompresyonla indüklenen mononöropatileri hem de genelleştirilmiş polinöropatileri içerir. Nevraljik amyotrofi (bu terime bakınız) bazen HNPP ile karıştırılabilir

Antenatal Tanı

Hastalığa neden olan genin tespit edildiği ailelerde Prenatal test teorik olarak mümkündür.

Genetik Danışmanlık

HNPP otozomal dominant olarak kalıtılır ve genetik danışmanlık faydalıdır.

Yönetim ve Tedavi

Bazılarında, iyileşme kendiliğinden olabileceğinden tedavi gereksizdir. Ayak damlası veya bilek damlası olanlar ayak bileği-ayak ortezinden veya bilek atelinden yararlanabilir. Dirsekler ve dizler için koruyucu pedler, sinirleri mekanik streslerden hafifletebilir. Çapraz bacaklarla uzun süre oturmayı, dirseklere yaslanmayı ve bileklerin tekrarlayan hareketlerini ve hızlı kilo kaybını içeren aktivitelerden kaçınılmalıdır. Vinkristin eşit kaçınılmalıdır.

Prognoz

HNPP hayatı tehdit edici değildir. Prognoz, hastaların yarısı bir epizoddan sonra tamamen iyileşirken yarısı eksik iyileşme ile iyi olur. Rezidüel semptomlar genellikle nispeten hafiftir ve ciddi sakatlığa neden olmaz. Bununla birlikte, bazılarında, özellikle yorucu fiziksel aktivitelerden sonra ciddi ve uzun süreli ekstremite felci oluşabilir.

Uzman(lar): Dr Jun Lİ – Son Güncelleme: Eylül 2013

Çeviren: Can Veysel Şoroğlu, MSc

Juvenil Nöronal Seroid Lipofusinoz

(Juvenile Neuronal Ceroid Lipofuscinosis)

Hastalık Tanımı

Juvenil nöronal seroid lipofusinozlar (JNCLs), genetik olarak heterojen bir grup nöronal ceroid lipofusinoz(NCL)dur. İlkokul çağında retinopatiye bağlı görme kaybı, nöbetler ve mental ve motor kapasitenin azalması ile karakterizedir.

ORPHA:79264

  • Eş Anlamlısı(ları):
  • Batten hastalığı
  • JNCL
  • Juvenile NCL
  • Spielmeyer-Vogt hastalığı
  • Prevalans: –
  • Kalıtım: Otozomal resesif
  • Başlangıç yaşı: Çocukluk
  • ICD-10: E75.4
  • OMIM: 204200 204500 256730 600143 609055 610127
  • UMLS: C0751383
  • MeSH: –
  • GARD: 5897
  • MedDRA: 10052073

ÖZET

EPİDEMİYOLOJİ

Dünya çapında yaygınlık bilinmemektedir. NCL bozuklukları İskandinav ülkelerinde daha sıktır ve İsveç’teki JNCL’lerin prevalansı ve yıllık doğum sıklığı sırasıyla 1 / 217,000 ve 1 / 45,000 civarında tahmin edilmiştir. Almanya’da ise doğumda yıllık insidansın yaklaşık 1 / 143,000 olduğu tahmin edilmektedir.

KLİNİK TANIM

JNCL’lerin klasik formu (cJNL, Batten, Spielmeyer-Vogt) tipik olarak, altı yaş civarındaki sağlıklı bir çocukta kötüleşen görme ile kendini gösterir. Birkaç yıl içinde körlük ortaya çıkar. Görme ile ilgili problemlerin başlamasından birkaç yıl sonra, bilişsel yetenekler azalır ve epilepsi başlar. Demans ve motor rahatsızlıklar giderek kötüleşir. Psikiyatrik problemler (agresif davranış ve uyku problemleri gibi) da bildirilmiştir. Göz tutulumunun kardinal bir özellik olmadığı nadir JNCL olguları da tarif edilmiştir. Bu hastalarda görme kaybı eşlik etmeden ortaya çıkan epilepsi ve demans, Kuzey epilepsi varyantı olarak bilinen bir JNCL formunun göstergesi (progresif epilepsi, zihinsel yetersizlik – Fin tipi) olabilir.

ETYOLOJİ JNCL’ler otozomal resesif bir şekilde kalıtılır ve aşağıdaki genlerdeki mutasyonlar klasik ve / veya varyant fenotipli JNCL ile sonuçlanabilir:

  • PPT1 (CLN1; (1p32) olarak adlandırılır),
  • TPP1 (11p15; CLN2 olarak adlandırılır),
  • CLN3 (16p12), CLN8 (8p23; Kuzey epilepsi varyantından sorumludur) ve
  • CTSD (CLN10; 11p15.5 olarak adlandırılmıştır).
  • Ek olarak, CLN9 hastalığı olarak adlandırılan bir formu, klasik JNCL’ninkine özdeş, ancak hastalığa neden olan genin henüz tanımlanmadığı bir fenotip olarak tarif edilmiştir.

TANI YÖNTEMLERİ

CLN3 genindeki mutasyonlar cJNCL’nin en sık nedenidir ve CLN3 hastalığı olan hastaların tanısal ayırt edici özelliği, periferik yaymada ışık mikroskobu ile saptanabilen geniş vakuolleri ile lenfositlerdir. Sırasıyla PPT1, TPP1 ve CTSD mutasyonları olan hastalarda palmitoil-protein tioesteraz 1, tripeptidil-peptidaz 1 ve katepsin D eksiklikleri için enzimatik testler mevcuttur. CLN9 hastalığı dışında, tanıyı doğrulamak için moleküler test kullanılabilir.

AYIRICI TANI

Hastalığın başlangıç aşamasında; retinitis pigmentosa’dan şüphelenilebilir. Daha sonra hastalık ilerledikçe; ayırıcı tanıda ayrıca mitokondriyal bozukluklar ve subakut sklerozan panensefalit dahil olmak üzere okul çağındaki diğer demans ve nöbet nedenleri de bulunabilir.

YÖNETİM VE TEDAVİ

Tedavi sadece destekleyici olup, antikonvülsif ilaçların uygulanmasıyla birlikte palyatif bakımdan oluşmalıdır; eğitim, psikolojik ve psikiyatrik yönetim de önemlidir.

PROGNOZ

JNCL’nin prognozu kötüdür; ancak yaşam beklentisi açısından dördüncü dekadda hayatta kalan bazı vakalar bildirilmiştir.

Kaynak sayfa için tıklayınız

OCAK 2019

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Avrupada nadir değildir. Henüz OrphaNet sitesinde yer almamaktadır.

ORPHA: 825

Eş anlamlısı(ları):

  • Ankylosing spondylarthritis

  • Bechterew syndrome

  • ICD-10: –

  • OMIM: 106300

Kalıtım Paterni: –

Kaynak sayfa için tıklayınız

OCAK 2019

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Becker kas distrofisi (BMD), iskelet, düz ve kardiyak kasın dejenerasyonuna bağlı ilerleyici kas yıkımı ve güçsüzlüğü ile karakterize bir nöromüsküler hastalıktır.

ORPHA:98895

  • Eş anlamlısı(ları):
  • BMD
  • Becker dystrophinopathy
  • Prevalans: 1-9 / 100 000
  • Kalıtım: X’e bağlı resesif
  • Başlangıç yaşı: Çocukluk
  • ICD-10: G71.0
  • OMIM: 159050 300376
  • UMLS: C0917713
  • MeSH: C537666
  • GARD: 5900
  • MedDRA: 10059117

Özet

Epidemiyoloji

BMD öncelikle erkekleri, tahminen 1 / 18,000 ila 1 / 31,000 erkek doğum insidansı ile etkiler. Dişiler genellikle asemptomatiktir ancak kadın taşıyıcıların küçük bir yüzdesi hastalığın daha hafif formlarını gösterir.

Klinik Tanım

Başlangıç genellikle çocukluk döneminde, sıklıkla 11 yaşında görülür. BMD birkaç şekilde ortaya çıkabilir: çocuklarda ilk özellik, miyoglobinüri ile birlikte veya değil; tipik yürüyüş paterni bozukluğu veya egzersizle ilişkili kramplar olabilir. Durum ilerledikçe, kas zayıflığı fonksiyonel zorluklara yol açar (merdiven çıkma veya sandalyeden kalkma güçlüğü). Genel anestezi sonrası malign hipertermiye benzer bir reaksiyon, daha önce teşhis edilmemiş bir hastada ilk sunum olabilir. Nadiren, kardiyomiyopati ilk klinik özelliği olabilir. Klinik muayenede, baldır kaslarını etkileyen kas psödohipertrofisi dikkat çeker ve kuadriseps gibi daha proksimal kasların atrofisi de eklenmiş olabilir. Alt ekstremitelerin üst ekstremiteden daha fazla etkilendiği simetrik ve proksimal kas güçsüzlüğü vardır. Özellikle aşil tendonunda kontraktürler gözlenebilir. Yüz, oftalmik ve bulbar kasları etkilenmez. Durum yavaş ilerler ve etkilenen hastaların yaklaşık% 40'ı sonunda tekerlekli sandalyeye bağımlı hale gelir. Tekerlekli sandalyeye bağımlı hastalarda, interkostal ve diyaframın zayıflığı nedeniyle restriktif solunum yetmezliği ortaya çıkar. Kardiyak tutulum, dilate kardiyomiyopatiye yol açar ve iskelet kası tutulumunun derecesinden bağımsız seyredebilir.

Etiyoloji

BMD, DMD genindeki (Xp21.2) intragenik delesyonlar, mutasyonlar veya duplikasyonlar nedeniyle distrofin eksikliğinden kaynaklanmaktadır.

Tanısal Yöntemler

Tanı klinik tablo, aile öyküsü ve laboratuvar bulguları temelinde (serum kreatin kinaz normal seviyenin 10-100 katı) şüphelenilir. Tanı, kas biyopsisi (distrofik özellikler ve azalan distrofin boyaması) ve / veya DMD anomalileri için DNA testi ile doğrulanır.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanı Limb Girdle tipi kas distrofileri, Duchenne kas distrofisi, malign hipertermi ve metabolik kas hastalıklarını içerir.

Antenatal Tanı

Tanı, taşıyıcıların genetik testi ile doğrulanmışsa, antenatal tanı mümkündür.

Genetik Danışmanlık

BMD, X'e bağlı resesif bir hastalıktır. Genetik danışmanlık tavsiye edilir, etkilenen bir erkeğin kızlarının tümü taşıyıcı olacaktır. Taşıyıcıların ise, erkek fetuslarının etkilenme riski % 50 olacaktır.

Yönetim ve Tedavi

Yönetim, eklem kontraktürlerini azaltmak ve yürüme yeteneğini korumak için fizyoterapi ile multidisipliner bakım içerir. Çocuklarda Aşil kontraktürlerini azaltmak için gece kullanılan ayak bileği ortezleri reçete edilir. Kardiyak izleme ve solunum fonksiyonunun izlenmesi önemlidir. Kardiyomiyopatinin ACE inhibitörleri ile erken tedavisi önerilmektedir ve kardiyak transplantasyon için değerlendirme ciddi vakalar için uygundur. Solunum yetmezliği olan hastalarda pnömokok ve grip aşısı yapılmalıdır. Solunum yetmezliği noktürnal hipoventilasyonu düzelten ve sağkalımı uzatabilen noktürnal BIPAP'a iyi yanıt verir.

Prognoz

BMD, geniş fenotipik değişkenlik ile yavaş ilerlemektedir. Çocukluk çağındaki başlangıcına rağmen, bağımsız yürüyüş 16 yaşından önce hiç kaybolmaz. Hastalar için yaşam beklentisi, dilate kardiyomiyopati veya solunum yetmezliği ile normalden önemli ölçüde kısalabilir.

Uzman hakem(ler): Dr Rosaline QUINLIVAN – Son güncelleme: Eylül 2009

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Beckwith-Wiedemann sendromu (BWS), aşırı büyüme, tümör yatkınlığı ve konjenital malformasyonlarla karakterize genetik bir hastalıktır.

ORPHA:116

  • Eş Anlamlısı(ları):
  • BWS
  • Exomphalos-macroglossia-gigantism sendromu
  • Wiedemann-Beckwith sendromu
  • Prevalans: 1-5 / 10 000
  • Kalıtım: Bilinmiyor veya otozomal dominant
  • Başlangıç yaşı: Yenidoğan, doğum öncesi
  • ICD-10: Q87.3
  • OMIM: 130650
  • UMLS: C0004903
  • MeSH: D001506
  • GARD: 3343
  • MedDRA: 10050344

ÖZET

Klinik Tanım

Hastalar hamileliğin 2. Yarısından başlar ve yaşamın ilk birkaç yılında artan bir büyüme eğilimindedir; Yetişkin boyları normal aralıktadır. Anormal büyüme ayrıca hemihiperplezi ve/veya makroglosi olarak da ortaya çıkabilir (beslenme, konuşmada zorluklara ve nadiren uyku apnesine yol açar). Hipoglisemi yenidoğanların %30-50’sinde bildirilmektedir. Belirgin yüz şekli yaygındır ve sıklıkla yetişkinlik döneminde normale döner. Makrozomi, makroglısi, hemihiperplezi ve hipoglisemiye ek olarak, karakteristik bulgular arasında omfalosel / göbek fıtığı / diyastaz rektisi, embriyonal tümör, anterior kulak memesi kıvrımı(ları) ve posterior sarmal çukur(lar), nevus flammeus (Porto Şarabı Lekesi) veya diğer vasküler malformasyonlar, karın bölgesi organlarını kapsayan viseromegali, fetal adrenokortikal sitomegali (patognomonik), böbrek anormallikleri, pozitif aile öyküsü ve nadiren yarık damar görülmektedir. Kardiyak malformasyon vakaların %9-34’ünde bulunur ve bunların yaklaşık yarısında kendiliğinden düzelen kadiyomegali vardır. Kardiyomiyopati nadirdir. Hastalar, öncelikle yaşamlarının ilk sekiz yılında, %7,5 (%4–21 aralığında) risk tahmini ile embriyonal malignitelerle embriyonaldir.

Etiyoloji

BWS, 11p15.5 kromozomu üzerinde kodlanmış genleri düzenleyen çeşitli epigenetik ve/veya genetik değişikliklerden kaynaklanır. Moleküler alt gruplar farklı nüks riskleri ve farklı klinik bulgular (örneğin tümör riskleri) ile ilişkilidir.

Tanısal Yöntemler

Genel olarak tanı, en az üç karakteristik klinik bulgunun varlığı ile desteklenir, ancak embriyonel tümör gelişimi ‘daha hafif’ şekilde ortaya çıkabilir. Pozitif moleküler testler tanıyı doğrulayabilir; ancak negatif sonuç BWS’yi dışarıda bırakmaz.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanılar Simpson-Golabi-Behmel, Perlman ve Sotos sendromları ve mukopolisakkaridoz tip VI’yı içerir (bu terimlere bakın).

Antenatal Tanı

Koryonik villus örneği veya amniyosentez ile doğum öncesi test, özellikle sitogenetik veya genomik bir anormalik tespit edildiğinde; metilasyon değişiklikleri günümüzde amniyosentez ile daha güvenilir bir şekilde tespit edilir. Amniyosentez, fetal ultrasonda tespit edilen BWS ile ilişkili bulgular için de gösterilebilir (örneğin fetal omfalosel). Bilinen bir moleküler kusurun yokluğunda, tarama maternal serum alfa-fetoprotein ve hedeflenmiş ultrason taramasının ölçülmesi ile gerçekleşebilir.

Genetik Danışmanlık

Hastalık gelişigüzel olarak ortaya çıkar (%85), ancak ailesel kalıtım da bildirilmiştir (%15). Genetik danışmanlık tavsiye edilir ve nüks risk tahmini ve kademeli genetik testler aile öyküsünü ve etkilenen aile üyesinin moleküler alt grubunu dikkate almalıdır.

Yönetim ve Tedavi Yönetim tipik olarak standart destekleyici tıbbi ve cerrahi stratejileri içerir. BWS’den şüphe duyulduğunda/teşhis edildiğinde ve klinik olarak etkilenmemiş monozigotik bir ikizde tümör gözetimi başlatılmalı, ancak şu anda genotip/fenotip korelasyonları ile yönlendirilmemelidir. Prediktif veya tanısal doğum öncesi bulgular varsa yenidoğan döneminde ve hatta aile öyküsüne bağlı olarak artmış risk altındaki klinik olarak etkilenmemiş yeni doğanlarda hipoglisemi taraması yapılmalıdır.

Prognoz

Spektrumun şiddetli sonunda, hipoglisemi, prematürite, kardiyomiyopati, makrobiyopsi veya tümörlerden kaynaklanan komplikasyonlar nedeniyle hastalar erken ölüm riski altındadır. Çocukluk çağında hayatta kalan hastalarda prognoz genellikle iyidir.

Uzman hakem(ler): Pr Chéryl SHUMAN - Pr Rosanna WEKSBERG – Son güncelleme: Aralık 2011

Çeviren: Sezer AKYÖNEY, BSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Behçet hastalığı (BH), eklem, vasküler, oküler ve santral sinir sistemi bulgularının yanı sıra mukokutanöz lezyonlarla karakterize, kronik, tekrarlayan, multisistemik bir vaskülittir.

ORPHA:117

  • Eş anlamlısı(ları): -
  • Prevalans: 1-9 / 100 000
  • Kalıtım: Multigenic/multifactorial
  • Başlangıç yaşı: Adult, Adolescent, Childhood
  • ICD-10: M35.2
  • OMIM: 109650
  • UMLS: C0004943
  • MeSH: D001528
  • GARD: 848
  • MedDRA: 10004213

Özet

Epidemiyoloji

BH en çok İpek Yolu boyunca yaşayan popülasyonlarda bildirilmiştir, en yaygın olarak Türkiye'de 1 / 1.000 üzerinde bildirilmektedir. Buna karşın örneğin Japonya'da 1 / 10,000 olarak rapor edilmiştir. Avrupa vakaları daha çok Akdeniz ülkelerinde tanımlanmaktadır.

Klinik Tanı

Başlangıç en yaygın olarak yetişkinlerde görülür, ancak pediyatrik vakalar bildirilmiştir. Keskin eritematöz ve belirgin sınırlı (1-3 cm çapında) yuvarlak tekrarlayan oral afta genital aft (% 50) eşlik edebilir; kutanöz özellikler yalancı folikülit ve eritema nodozum içerebilir. Oküler bozukluklar (posterior üveit, retinal vaskülit) BH hastalarının %50'sinden fazlasında görülür. Artralji ve / veya artrit sık görülür (% 45) ve başlangıç semptomu olarak ortaya çıkabilir. Vaskülit BH'de; femoro-iliak, superior ve inferior vena kava ve serebral bölgelerdeki trombozların da eşlik edebildiği bölgelerde daha sık görülür. Nadir arteriyel trombozlar ve anevrizmalar esas olarak pulmoner damarları etkiler. Sporadik nörolojik belirtiler (nöro-BH) sıktır (>% 20), sıklıkla ilk semptomlardan 1-10 yıl sonra oluşur ve baş ağrısı, hemiparezi olan piramidal işaretler, davranış değişiklikleri ve sfinkter disfonksiyonu içerebilir. Aftoid ve / veya ülseratif lezyonlar, sindirim yolunun tamamını etkileyebilir, ancak esas olarak kanamalara ve deliklere yol açan ileo-caecum ve çıkan kolonda oluşanlardır.

Etiyoloji

Bilinmeyen orijinlidir. BH'de genetik yatkınlık szö konusu olabilir. Bazı enfeksiyöz (özellikle Streptococcus sanguis) ve / veya çevresel etkilerin, oral mukoza antijenleri ile çapraz reaksiyonlarına bağlı oto-enflamatuar bozuklukları anımsatan sporadik inflamatuar atakları içeren semptomları tetiklemesine yol açıyor olabilir. HLAB5101 antijeni, hastaların %50-70'inde BH ile ilişkilidir ve anormal sitokin seviyeleri (örn. IL-6, TNF-a, IL-8, IL-12, IL-17 ve IL-21) patogenezde rol oynar.

Tanısal Yöntemler

Klinik prezentasyon ile tanımlandığı gibi uluslararası sınıflandırma kriterleri, hassas ve spesifiktir. Oral aftın 12 ayda en az 3 kez tekrarlaması zorunludur. Ek olarak aşağıdakilerden en az ikisi ile kombinasyon halinde görülmelidir:

  • Rekürren genital ülserasyon,
  • göz lezyonları,
  • deri lezyonları
  • paterji testi pozitifliği:,

Nöro-BD'de lomber ponksiyon zorunludur ve MRG serebrum, beyin sapı ve hemisferik bölgelerdeki enflamatuar lezyonları ortaya çıkarabilir.

Ayırıcı Tanı

Belirtilere bağlı olarak, enfeksiyöz üveit, nükseden polikondrit, sarkoidoz, antifosfolipid sendromu, Takayasu arteriti, Crohn hastalığı veya multipl skleroz düşünülebilir.

Yönetim ve Tedavi

Anti-inflamatuar steroidler tedavinin temelidir, ancak tedavi kesildikten sonra kortikoidlere bağımlılık ve relapslar ortaya çıkabilir. Aynı zamanda immünosüpresif ilaçların (örn., Azatiyoprin, siklofosfamid, metotreksat) birlikte uygulanması da söz konusudur; ancak etkileri gecikmelidir. Infliximab ve alfa-interferon (2a veya 2b) özellikle şiddetli üveitte etkilidir ve vasküler tutulum durumunda antiagregant veya antikoagülasyon tedavileri kullanılır. Kolşisin mukokutanöz semptomları giderir; etkinliği, bir an evvel başlanmasına ve hasta uyumuna bağlıdır.

Prognoz

Tedavi olmadığında prognoz, körlüğe potansiyel olarak yol açan oküler tutulum, ölümcül arteryal rüptür riski ve potansiyel olarak ensefalopatiye yol açan ve otonomi kaybına yol açabilen nörolojik semptomlar nedeniyle şiddetlidir. İmmünsüpresif tedavi ile birlikte yoğun oftalmolojik bakımın morbiditeyi büyük ölçüde azalttığı gösterilmiştir.

Uzman hakem(ler): Pr David SAADOUN - Last update: Aralık 2012

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

ORPHA:252164

  • Eş Anlamlısı(ları):
  • Nörilemmom
  • Nörilemmoma
  • Periferal fibroblastom
  • Prevalans: 1-9 / 100 000
  • Kalıtım: -
  • Başlangıç yaşı: Yetişkin, Yaşlı
  • ICD-10: -
  • OMIM: -
  • UMLS: C0027809 C0854906
  • MeSH: -
  • GARD: 4767
  • MedDRA: 10029234 10029235

ÖZET

Bu hastalık için bir Orphanet özeti halen geliştirilme aşamasındadır. Bununla birlikte, hastalıkla ilgili diğer verilere bu sayfanın altındaki Ek Bilgi menüsünden erişilebilir.

Çeviren: Sezer AKYÖNEY, BSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Berardinelli-Seip konjentital lipodistrofisi (BSDL), lipoatrofi, hipertrigliseridemi, hepatomegali ve akromegali özelliklerin birlikteliği ile karakterizedir. BSDL, aynı zamanda leprekonizm, Rabson-Mendenhall sendromu, edinilmiş genelleştirilmiş lipodistrofi ve tip A ve B insülin direnci de içeren aşırı insülin direnci sendromları grubuna aittir (bu terimlere bakın).

ORPHA:528

  • Eş Anlamlısı(ları):
  • BSDL
  • Beradinelli-Seip sendromu
  • Brunzell sendromu
  • GDL
  • Genelleştirilmiş doğuştan lipodistrofi
  • Lipoatrofik diyabet
  • Prevalans: 1-9 / 1 000 000
  • Kalıtım: Otozomal resesif
  • Başlangıç yaşı: Yenidoğan
  • ICD-10: E88.1
  • OMIM: 269700 608594 612526 613327
  • UMLS: C0011859 C0221032
  • MeSH: -
  • GARD: -
  • MedDRA: 10024603

ÖZET

Epidemiyoloji

BSDL’nin Avrupa’daki genel popülasyondaki prevalansı 1/400,000 olarak tahmin ediliyor.

Klinik Tanım

BSDL, ikinci on yıl boyunca ortaya çıkan klinik olarak aşikar şeker hastalığı ile sonuçlanan insülin direnciyle ilişkilidir. Komplikasyonlar arasında hipertrofik kardiyomiyopati, hepatik fonksiyon bozukluğu olan yağlı bir karaciğer, kas hipertrofisi, bir dizi endokrin rahatsızlığı (bebeklik döneminde hızlı büyüme, erken ergenlik vs.) ve spontan kırıkları olan kemik kistleri bulunur.

Etiyoloji

İki adet sebebiyet veren gen tanımlanmıştır: trigliserit biyosentezinde (1-açil-gliserol-3-fosfat-O-açiltransferaz-2) bir anahtar enzimi kodlayan AGPAT2 (9q34) ve seipin proteinini kodlayan BSCL2 (11q13). BSCL2 mutasyonu taşıyan hastaların çoğunda bilişsel eksiklik görülür.

Tanısal Yöntemler

Teşhis klinik tablo ve ilişkili biyokimyasal bozuklukların tanınmasına dayanır ve genetik testlerle doğrulanabilir.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanı, laminopatileri ve Parry-Romberg sendromunu (bu terimlere bakın) barındırabilir.

Genetik Danışmanlık

Aktarım otozomal resesiftir.

Yönetim ve Tedavi

Tedavi, düşük yağlı diyet ve insülin direnci ve diyabetin uygun yönetiminden oluşur.

Prognoz

Prognoz, ilişkili komplikasyonların varlığına bağlıdır.

Uzman hakem(ler): Pr Lionel VAN MALDERGEM – Son güncelleme: Ocak 2009

Çeviren: Sezer AKYÖNEY, BSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

ORPHA: 319276

  • Eş anlamlısı(ları) : CCRCC, Berrak hücreli renal hücreli adenokarsinom, Berrak hücreli karsinom
  • Prevalans: -
  • Kalıtım: -
  • Başlangıç Yaşı: Yetişkinlik, yaşlılık
  • ICD-10: C64
  • OMIM: -
  • UMLS: C0279702
  • MeSH: -
  • GARD: 9574
  • MedDRA: -

Özet

Bu hastalık için bir Orphanet özeti halen geliştirilme aşamasındadır. Bununla birlikte, hastalıkla ilgili diğer verilere bu sayfanın altındaki Ek Bilgi menüsünden erişilebilir.

Çeviren: Seda Karakaş MSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Berrak hücreli yumurtalık adenokarsinomu nadir görülen, malign, epitelyal bir yumurtalık neoplazmıdır; değişken derecelerde tubulistik, papiller ve katı histolojik paternler gösteren berrak, eozinofilik ve hobnail hücrelerden oluşan, makroskopik olarak, yumurtalıkta, katı ile kistik arasında değişen tipik olarak tek taraflı bir kitle olarak ortaya çıkar. Hastalara genellikle erken evrelerde tanı konur ve genellikle pelvik ağrı ve baskı, karın kitlesi ve/veya erken doygunluk veya şişkinlik gibi mide-bağırsak sorunları görülür. Lynch sendromu ile ilişkisi bildirilmiştir.

ORPHA: 398971

  • Eş anlamlısı(ları): Yumurtalık berrak hücreli adenokarsinom
  • Prevalans: -
  • Kalıtım: -
  • Başlangıç Yaşı: Yetişkinlik
  • ICD-10: C56
  • OMIM: -
  • UMLS: -
  • MeSH: -
  • GARD: -
  • MedDRA: -

Çeviren: Seda Karakaş MSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Beta-mannosidoz, değişen şiddette gelişimsel geçilme ve işitme kaybı ile karakterize, ancak geniş bir fenotipik heterojenite gösterebilen çok nadir bir lizozomal depo hastalığıdır.

ORPHA:118

  • Eş Anlamlısı(ları):
  • Beta-mannosidaz eksikliği
  • Prevalans: Bilinmiyor
  • Kalıtım: Otozomal resesif
  • Başlangıç yaşı: Bebeklik, Yenidoğan, Çocukluk, Ergen, Yetişkin
  • ICD-10: E77.1
  • OMIM: 248510
  • UMLS: C0342849 C2931893
  • MeSH: D044905
  • GARD: 869
  • MedDRA: -

Çeviren: Sezer AKYÖNEY, BSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Beta-talasemi (BT), hemoglobinin (Hb) beta globin zincirlerinin sentezinin eksikliğinde (Beta+) veya yokluğu (Beta0) ile karakterize edilir.

ORPHA:848

  • Eş Anlamlısı(ları): -
  • Prevalans: 1-9 / 1 000 000
  • Kalıtım: Otozomal dominant veya otozomal resesif
  • Başlangıç yaşı: Bebeklik, Çocukluk
  • ICD-10: D56.1
  • OMIM: 603902 613985
  • UMLS: C0005283
  • MeSH: D017086
  • GARD: 871
  • MedDRA: 10043391

ÖZET

Epidemiyoloji

Kesin prevalans bilinmemektedir, ancak semptomatik BT’nin doğumunda yıllık insidansın dünya çapında 1/100,000 olduğu tahmin edilmektedir. Hastalık başlangıçta Akdeniz havzasında tanımlandı, ancak Orta Doğu, Güneydoğu Asya, Hindistan ve Çin’de ciddi BT biçimleri sıkça ortaya çıkıyor. Popülasyon göçleri hastalığın küresel dağılımına yol açmıştır.

Klinik Tanım

Üç ana BT tipi tanımlanmıştır (minör, intermedia, majör; bu terimlere bakın) 1) Talasemi minör (BT-minör, BT taşıyıcı) heterozigot formdadır ve genellikle asemptomatiktir. 2) Talasemi majör (Cooley anemisi; BT-majör) homozigot formdadır ve splenomegali ile diseritropoez ve hemolizden kaynaklanan mikrositik ve hipokromik anemiyi birleştirir. Başlangıç yaşı genellikle 6-24 aylardır. Şiddetli anemi, Hb seviyelerini 90-100 g/L üzerinde tutmak ve normal aktiviteye izin vermek için sistematik transfüzyonlar gerektirir. Kırmızı hücre konsantrasyonlarının uzun süreli transfeksiyonu, hayati prognozu engelleyen (esas olarak kalp tutulumu nedeniyle) aşırı demir yüklenmesine sebep olur. 3) Aneminin daha az şiddetli olduğu ve daha sonra BT-majöre göre tanı aldığı talasemi intermedia (BTI). BTI’li hastalar ara sıra transfüzyon gerektirebilir. Dalak büyümesi, kolelityaz, ekstramedüller hematopoez, trombotik komplikasyonlar ve ilerleyici aşırı demir yüklenmesi BTI seyrini zorlaştıran temel klinik özelliklerdir. Diğer formlar arasında Hb anomalileri (BTI veya daha az sıklıkla BT-majör ile sonuçlanan HbE – beta-talasemi, HbC – beta-talasemi, delta-beta-talasemi ve BTI’nin tutarsız klinik tablosu ile sonuçlanan kalıtsal iz bırakma; bu terimlere bakın). Nadir görülen otozomal dominant formlar da tarif edilmiştir (dominant beta-talasemi; bu terime bakın). Nadir durumlarda, BT taşıyıcılığı, trikotiyotrofi veya X’e bağlı trombositopeni ile ilişkilidir (bu terimlere bakın).

Tanısal Yöntemler

BT anemisinin teşhisi, Hb’nin elektroforez veya HPLC (yüksek performanslı sıvı kromatografisi) ile analizine dayanır. BT-majörde HbA yoktur veya büyük ölçüde azalır ve HbF baskındır. BT-minörde, HbA2 seviyeleri artar ve Hb seviyeleri, mikrositoz ve hipokromi ile genellikle normal ve düşük arasındadır.

Genetik Danışmanlık

Aktarım otozomal resesiftir ve yaklaşık 200 mutasyon (B0 veya B+) tanımlanmıştır. Risk altındaki çiftlerin doğum öncesi tanı dahil mevcut seçenekler arasında bilinçli bir seçim yapması için genetik danışmanlık önerilmektedir.

Yönetim ve Tedavi

BT için iki ana tedavi seçeneği vardır: 1) Erken ve düzenli parenteral deferoksamin uygulaması ile düzeni transfüzyonların ve demir şelasyon tedavisinin bir kombinasyonu, son 40 yılda sağkalım artışına sebep olmuştur. Yeni oral demir şelatörlerinin mevcut olması ve kalpte aşırı demir yüklenmesinin MRI ile izlenmesi, daha fazla klinik gelişime neden olur ve morbidite ve mortalite üzerindeki etkilerinin belirlenmesi için mevcut değerlendirme devam etmektedir. 2006 yılında, günde bir kez ağızdan alınan demir şelatör olan deferasiroks, BT ile ilişkili aşırı demir yüklenmesinin birinci basamak tedavisi için yetim ilaç olarak AB pazarlama iznini aldı. Özellikle kalp demirinin çıkarılmasında etkili olan bir başka oral alınan aktif demir şelatör deferipron için pazarlama izni, deferoksamin ile yapılan tedavinin başarısız olduğu veya kontraendike olduğu durumlar ile sınırlıdır. 2) Hematopoetik kök hücre nakli, BT-majör için etkili bir tedavi yöntemidir: Sonuçlar, HLA’sı aynı bir ailevi donör sergileyen çocuklar için uygundur. Yakın bir zamanda, gen tedavisi ile ilk hasta tedavisi gerçekleştirildi.

Prognoz

Prognoz, durumun ciddiyetine bağlıdır ancak özellikle uygun tedavi sağlanmışsa iyidir.

Uzman hakem(ler): Dr Isabelle THURET – Son güncelleme: Nisan 2011

Çeviren: Sezer AKYÖNEY, BSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Beyin demir birikimi ile seyreden nörodejenerasyon (NBIA, eski Hallervorden-Spatz sendromu), genellikle merkezi sinir sistemi ile sınırlı olan, progresif ekstrapiramidal sistem bozuklukları (distoni, sertlik, koreoathetoz), beyinde demir birikimi ve aksonal sferoidlerin varlığı ile karakterize bir grup nadir nörodejeneratif bozukluğu kapsar.

ORPHA:385

  • Eş Anlamlısı(ları): NBIA

  • Prevalans: 1-9 / 1.000.000

  • Kalıtım: Otozomal dominant, Otozomal resesif ya da X’e bağlı dominant

  • Başlangıç yaşı: Bebeklik, Çocukluk, Ergenlik, Yetişkinlik

  • ICD-10: G23.0

  • OMIM: -

  • UMLS: C2931845

  • MeSH: C538421

  • GARD: 11899

  • MedDRA: -

Özet

Epidemiyoloji

Bir popülasyon temelli çalışmadan elde edilen vakalara dayanarak, prevalansı 1–3/1.000.000 olarak önerilmiştir. NBIA'nın en yaygın şekli, vakaların yaklaşık %50'sini oluşturan pantotenat kinaza bağlı nörodejenerasyondur (PKAN; bu terime bakın).

Klinik Tanım

NBIA hızlı ilerlemeyle erken başlangıç olarak ortaya çıkabilir: klasik pantotenat kinaza bağlı nörodejenerasyon (PKAN), infantil nöroaksonal distrofi (INAD) ve atipik nöroaksonal distrofi (atipik NAD) (bu terimlere bakınız); veya daha sonra yavaş ilerlemeye başlar: atipik PKAN, nöroferritinopati ve aseruloplazminemi (bu terimlere bakınız). İdiyopatik NBIA hem başlangıç hem de progresyon tipine sahip olabilir..

Etiyoloji

Klasik ve atipik PKAN, PANK2 genindeki (20p13-p12.3) mutasyonlardan, infantil ve atipik nöroaksonal distrofi, PLA2G6 genindeki (22q13.1) mutasyondan kaynaklanır, aceruloplazminemi, seruloplazmin (CP) genindeki (3q23-q24) mutasyonundan kaynaklanır. Nöroferritinopatiye, ferritin hafif zincir (FTL1) genindeki (19q13.3-q13.4) mutasyonlar neden olur. İdiyopatik NBIA, büyük olasılıkla henüz keşfedilmemiş genlerden kaynaklanmaktadır.

Tanısal Yöntemler

Bu heterojen bozukluk grubu, klinik, radyografik ve moleküler özelliklerle ayırt edilebilir. Beyin MRG tüm NBIA formlarının tanısal değerlendirmesinde standarttır. PKAN hastalığı spektrumunun bir parçası olarak kabul edilen PKAN ve HARP sendromu olan bireyler, koronal veya enine T2 ağırlıklı görüntülerin hipertansiyon kenarıyla çevrili hiperintensite merkezi bir bölge olan MRG üzerindeki kaplan gözü işaretini karakteristik olarak gösterir. İnfantil ve atipik NAD, merkezi ve periferik sinir sistemi boyunca karakteristik aksonal şişliklere sahiptir. Azeruloplazminemi tanısı, serum birikimi MRG bulguları ile kombinasyonu şeklinde serum seruloplazminin bulunmamasına dayanır.

Genetik Danışmanlık

NBIA tiplerinin çoğu, yüksek penetranslı otozomal dominant kalıtılan nöroferritinopati dışında, otozomal resesif olarak kalıtılır.

Yönetim ve Tedavi

Şu anda NBIA için çoğu tedavi palyatiftir. Bu hastalıkların altında yatan nedenleri karakterize ederek ek NBIA genlerini tanımlamak ve tedavi olanaklarını geliştirmek için araştırmalar devam etmektedir.

Uzman(lar): Dr Allison GREGORY - Pr Susan HAYFLICK – Son Güncelleme: Mart 2010

Çeviren: Can Veysel Şoroğlu, MSc – Şubat 2020

Hastalık Tanımı

Bilateral böbrek agenezisi, böbrek gelişiminin en şiddetli formudur (bu terime bakınız), böbrek gelişiminin tamamen yokluğu, üreterlerin yokluğu ve doğumdan kısa süre sonra ölümcül olan oligohidramniyoz ile ilişkili pulmoner hipoplaziye bağlı Potter sekansına sebep olan fetal böbrek fonksiyonunun daha sonraki yokluğu ile karakterizedir.

ORPHA:1848

  • Eş Anlamlısı(ları): -

  • Prevalans: Bilinmiyor

  • Kalıtım: Otozomal Resesif

  • Başlangıç yaşı: Doğum öncesi, Yenidoğan

  • ICD-10: Q60.1

  • OMIM: 191830 617805

  • UMLS: C1609433

  • MeSH: C536482

  • GARD: -

  • MedDRA: -

Özet

Epidemiyoloji

Avrupa'da bilateral böbrek agenezisinin fetal sıklığı 1/8,500 olarak tahmin edilmektedir.

Klinik Tanım

Bilateral böbrek agenezisi, böbrek fonksiyonunun olmaması ve bu nedenle oligohidramniyoza sebep olacak şekilde, fetüs tarafından idrar üretiminin de olmaması ile karakterize edilir. Hastalık, sınırlı fetal hareket ve pulmoner hipoplazi ile ilişkilidir. Bilateral böbrek agenezisi olan yenidoğanların, geniş dizili gözler, düz burun, basık çene ve kıkırdak eksikliği olan büyük, düşük yerleşimli kulaklar dahil olmak üzere Potter sekansının özelliklerini göstermesi beklenebilir.

Etiyoloji

Böbrek agenezisi, üreter tomurcuğu ve metanefrik mezenkimin gelişimindeki sorunlardan kaynaklanır. Bazı durumlarda bilateral renal agenezisine RET (10q11.2), FGF20 (8p22-p21.3) veya ITGA8 (10p13) genlerindeki mutasyonlar neden olabilir. Maternal diabetes mellitus veya hamilelik sırasında belli ilaçların kullanımı da böbrek agenezisine neden olabilir.

Tanısal Yöntemler

Tanı, mesane dolgusunun olmaması ile birlikte, böbreklerin olmadığı fetal ultrasonografi bulgularına dayanır. Fetal manyetik rezonans görüntüleme tanıyı doğrulayabilir. Renografide renal alımın olmadığı görülebilir, ancak idrar üretimi olmayacağı için bu bir gösterge değildir.

Ayırıcı Tanı

Boş bir renal fossanın ayırıcı tanıları arasında ekstrem renal displazi (renal aplazi), içe kıvrık multisistik displastik böbrek (bu terime bakınız) ve böbrek ektopisi bulunur. Böbrek fonksiyonunun yokluğu (fetal) ayırıcı tanıları arasında bilateral renal aplazi, bilateral multisistik displastik böbrek, renal tübüler disgenez ve idrar yolunun tamamen tıkanması, örneğin ciddi posterior üretral kapaklar ve diğer alt idrar yolu tıkanıklıkları (LUTO) (bu terimlere bakınız), bulunur.

Antenatal Tanı

Ultrasonografik tarama, böbrek agenezisini yarıdan gestasyona kadar tespit edebilir. Ancak, fetal adrenal bez bir böbreği taklit edebileceği için boş böbrek yatağını işgal ettiğinde antenatal tanıyı zorlaştırabilir. Bununla birlikte, anhidramniyoz yüksek bir şüphe endeksi oluşturur.

Genetik Danışmanlık

Kalıtım otozomal resesiftir. Genetik nedenin bilindiği durumlarda, aileler genetik danışmanlıktan yararlanabilir.

Yönetim ve Tedavi

Ana odak doğru tanıyı elde etmektir; çünkü bu, bilateral böbrek agenezisiyle komplike olan gebeliklerin yönetimi için hayati öneme sahiptir. Bu sıklıkla gebeliğin sonlandırılmasına yol açar. İlişkili pulmoner hipoplazi için şu anda herhangi bir tedavi seçeneği olmadığından, yenidoğanlar doğumdan kısa bir süre sonra ölür ve yönetim yenidoğan ve ailesi için destek ve rahatlık sağlamayı amaçlamalıdır.

Prognoz

Bilateral böbrek agenezisi bulunan fetüslerde genellikle hamilelik sonlandırılır veya doğarlarsa, doğumdan kısa bir süre sonra akciğer hipoplazisinden ölürler.

Uzman(lar): Dr M.F. [Michiel] SCHREUDER– Son Güncelleme: Temmuz 2014

Çeviren: Elif Öz – Şubat 2020

Hastalık Tanımı

Birdshot koryoretinopatisi, gözdibinde çok sayıda krem renginde, hipopigente koroid lezyonları ve HLA-A29 ile güçlü bir ilişkisi olan, ayrıca klinik olarak bulanık görme, yüzen cisimler, fotopsi, skotoma ve niktalopi ile ilişkili karakterize posterior üveittir.

ORPHA:179

  • Eş Anlamlısı(ları):
  • Birdshot koryoretinit
  • Birdshot retinokroiditi
  • Birdshot retinokoroidopati
  • Vitiliginous koroidit
  • Prevalans: 1-9 / 1 000 000
  • Kalıtım: Bilinmiyor
  • Başlangıç yaşı: Yetişkin, Yaşlı
  • ICD-10: H30.1
  • OMIM: 605808
  • UMLS: C1853959
  • MeSH: C537630
  • GARD: 5926
  • MedDRA: -

ÖZET

Epidemiyoloji

Hastalık, Kuzey Avrupa kökenli kadınların baskınlığıyla daha fazla yaygındır. Posterior üveit vakalarının %6-8’ini oluşturur. Kuzey Carolina’da yaygınlık 1/700,000 olarak tahmin edilmektedir.

Klinik Tanım

Başlangıç yaşı genellikle yaşamın beşinci veya altıncı dekatındadır. Hastalar sıklıkla kademeli görme bozukluğu,yüzen cisimler, fotopsi, skotoma,niktalopi, metamorfopsi, zayıf renk ve kontrast duyarlılığının kötüleşmesiyle karşılaşır. Erken hastalıkta azalmış görme keskinliği maküler ödemine atfeder. Kalıcı inflamasyon ve optik disk ödemi, optik atrofiye ve ardından kalıcı görme kaybına neden olabilir. Hastaların çoğunda, kronik ve ilerleyicidir, hastaların %20’si spontan remisyonda sınırlı bir hastalık geliştirir. Esansiyel hipertansiyon, serebrovasküler kaza, işitme kaybı, vitiligo (bu terime bakın) ve sedef hastalığını içeren sistematik tutulum nadiren görülür.

Etiyoloji

Etiyoloji bilinmemektedir ancak organa özgü T-hücreli otoimmün bir süre söz konusudur, hem koroid hem de retinanın bağımsız hedefleri ve inflamasyon bölgeleridir. Th17 sistemi uygulanmıştır ancak hala onaylanmamıştır. HLA-A29 ile güçlü bir ilişkiye dikkat çekilmiştir.

Tanısal Yöntemler

Klinik bulgulara dayalı tanı, destekleyici floraserin anjiyografisi ve HLA testine dayanmaktadır (genel popülasyonun %8’i HLA-A29 + olduğu için <%50 pozitif prediktif değer), görsel alanlar kör nokta genişlemesi, merkezi / parasantral skotom veya periferik görme daralması gösterebilir. Fundoskopi, postekvatoral fundustaki koroid ve retina pigment epiteli düzeyinde karakteristik multifokal, hipopigmentli, oval, krem renkli lezyonlar (50-1500 µm) gösterir. Anjiyografi (Indosiyanin yeşili (ICY), flouresin), çoklu hipofloresan lekeleri (birdshot lezyonları), vasküler sızıntı, maküler ödem, disk ödemi optik atrofisi ve neovaskülarizasyonu (ileri aşamalarda) ortaya koymaktadır.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanılar koroid ve retinada beyaz noktalar üreten hastalıklardır; beyaz nokta sendromları, vogt-Kyonagi-Harada hastalığı, enfeksiyöz etiyolojiler (Lyme hastalığı, tüberküloz, toksoplazmoz) ve primer intraoküler lenfoma (maskeleyici sendromlar) bulunur (bu terimlere bakın). Genetik Danışmanlık Birdshot korioretinopatisi olan hastaların yüzde 95’inden fazlası HLA-A29 pozitiftir. Ancak, hastalık kalıtsal olarak kabul edilemez.

Yönetim ve Tedavi

Birdshot retinopatili hastaların takibinde elektroretinografi, florosein anjiografi ve perimetri önemlidir. Periyodik, oküler, intravitreal ve sistemik kortikosteroidler, vitrit ve maküler ödemin kısa süreli tedavisinde etkili olabilirken, uzun vadede tutarsızlık gösterirler. Hastaların çoğunda uzun süredir tedavi beklendiği gibi kortikosteroid koruyucu immün modülatör tedavi (siklosporin, metotreksat, mikofenolat mofetil, azatiyoprin, takrolimus, insan immunoglobülin G) erken uygulamaya koyulur. Tedavisi zor olan vakalarda dacluzimab ve infliximab yardımcı olmuştur.

Prognoz

Hastalığın geç saatlerine kadar merkezi görmenin korunması ve uzun süreli gerilemenin indüksiyonu tedavi ile mümkündür, ancak bu hastalığın uzun süreli görsel prognozu korunmaktadır.

Uzman hakem(ler): Dr Simon TAYLOR – Son güncelleme: Mayıs 2014

Çeviren: Sezer AKYÖNEY, BSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Birt-Hogg-Dubé (BHD) sendromu, cilt lezyonları, böbrek tümörleri ve pnömotoraks ile ilişkili olabilecek akciğer kistleri ile karakterizedir. 1977’de sendromu bildiren Kanadalı üç hekimin adını verdiği nadir bir klinikopatolojik durumdur.

ORPHA:122

  • Eş Anlamlısı(ları): Trikodiskoma ve akrokodon ile seyreden fibrofolliküloma
  • Prevalans: 1-9 / 1 000 000
  • Kalıtım: Otozomal dominant
  • Başlangıç yaşı: Yetişkin
  • ICD-10: -
  • OMIM: 135150
  • UMLS: C0346010
  • MeSH: D058249
  • GARD: 2322
  • MedDRA: 10067736

ÖZET

Epidemiyoloji

BHD prevalansı 1/200,000 olarak tahmin edilmektedir, ancak kesin insidans bilinmemektedir. BHD’den etkilenen 100’den fazla aile olmuştur.

Klinik Tanım

BHD hastalarında böbrek tümörleri, benign onkositomlardan, kromofob, berrak hücre veya papiller alt tipler de dahil olmak üzere malign renal hücreli karsinomlara kadar uzanır. Hibrit tümörler ayrıca bir BHD hastasının böbreklerinde de gelişebilir. Tipik cilt lezyonlarına fibrofolliküloma denir. Fibrofollikülomalar, bazaloid hücrelerin çevreleyen fibromüksinli stroma içine yayıldığı, bozuk saç köklerini çevreleyen, kollajen ve fibroblastların sınırlı bir çoğalmasıyla karakterize edilir. Diğer karakteristik cilt anomalileri trikodiskoma ve akrokortlardır. BHD’nin dermatolojik bulguları genellikle 30’lu ve 40’lı yaşlarda gelişir ve süresiz olarak devam eder. Ayrıca, deri bulguları genellikle ilişkili böbrek tümörlerinden daha erken başlangıçlıdır. Akciğer kistleri, mikroskobik odaklardan çapı birkaç milimetreye kadar değişen alveoler alanların kistik dilatasyonu ile karakterize edilir. İnce duvar kistleri kübik epitel ile kaplıdır. Kistler, pnömotoraksa yol açan inhalasyon basıncı altında kopar.

Etiyoloji

BHD sendromu otozomal dominant olarak taşınır. Potansiyel bir nedensel gen, FLCN 17p11.2 kromozomu üzerine yerleştirilmiştir. Bu gen folikülini kodlar ve BHD gen ürününün fonksiyonu tam olarak bilinmemekle birlikte, mTOR yolağının (diğer hamartoma sendromu ile ilgili proteinler gibi) bir bileşeni olduğuna ve böbrek neoplazmalarının gelişimine ve diğer ilişkili lezyonların gelişiminde rol oynadığına inanılmaktadır.

Tanısal Yöntemler

Tanı, BHD ile ilişkili trikodoskomaların, perifoliküler fibromların ve fibrofolikülomların varlığını doğrulamak için histolojik analizle birlikte klinik bulguların tanınmasına dayanır. Tanı BHD (FLCN) genindeki DNA mutasyonlarının tespiti ile doğrulanabilir.

Ayırıcı Tanı

BHD’nin çoklu sabit papül ayırıcı tanısı cilt lezyonları epitel, mezodermal veya orjinli karışık olmasına bağlıdır. BHD hastaları ve akrabaları, mümkünse genetik danışmanlık ve test yaptırmalıdır.

Yönetim ve Tedavi

BHD’nin dermatolojik belirtileri için spesifik bir tıbbi tedavi yoktur. Soliter perifoliküler fibromların kesin tedavisi cerrahi olarak alınmasıdır. Ek tedavi seçenekleri olarak, dermabrazyon ve elektro-kurutma önerilmiştir, ancak lezyonlar tekrarlayabilir. BHH hastaları taranmalı ve akciğer, böbrek ve gastrointestinal bulgular yönetilmelidir.

Prognoz

BHD hastaları için prognoz, iç tutulum derecesine ve dahil olan böbrek tümörü tipine bağlıdır.

Uzman hakem(ler): Dr Terakeith LERTSBURAPA - Pr Ximing YANG – Son güncelleme: Kasım 2008

Çeviren: Sezer AKYÖNEY, BSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Geç başlangıçlı çoklu karboksilaz formu, tedavi edilmediği takdirde nöbetler, solunum güçlüğü, hipotoni, cilt döküntüsü, alopesi, işitme kaybı ve gecikmiş gelişme ile karakterize olan doğuştan bir biyotin metabolizma hatasıdır.

ORPHA:79241

  • Eş Anlamlısı(ları):
  • BTD eksikliği
  • Jüvenil kaynaklı multipl karboksilaz eksikliği
  • Geç başlangıçlı multipl karboksilaz eksikliği
  • Prevalans: 1-9 / 100 000
  • Kalıtım: Otozomal resesif
  • Başlangıç yaşı: Bebeklik, Yenidoğan
  • ICD-10: E53.8
  • OMIM: 253260
  • UMLS: C0220754 C1854698
  • MeSH: D028921
  • GARD: 894
  • MedDRA: 10071434

ÖZET

Epidemiyoloji

Klinik biyotinidaz (BTD) eksiliğinin prevalansı 1/61,000 olarak tahmin edilmektedir. Genel popülasyondaki taşıyıcı frekansı yaklaşık olarak 1/120’dir.

Klinik Tanım

BTD eksikliği belirtileri tipik olarak yaşamın ilk birkaç ayında görülür, ancak daha sonra başlangıçta da rapor edilmiştir. Tedavi edilmemiş ağır biyotinidaz eksikliği olan kişilerde (ortalama normal serum biyotinidaz aktivitesinin %10’undan az), nöbetler, hipotoni, ekzematoid döküntü, alopesi, ataksi, işitme kaybı, mantar enfeksiyonları ve gelişimsel gecikme dahil değişken klinik bulgulara sahiptir. Metabolik olarak tedavi edilmeyen çocuklar ketolaktik asidoz, organik asidemi (-üri) ve hafif hiperammonyemi gösterebilir. Tedavi edilmemiş kısmi BTD eksikliği olan kişiler (ortalama normal BTD aktivitesinin %10 ila %30’u) asemptomatik olabilir ancak hastalık, ateş veya açlık gibi stres dönemlerinde, ağır BTD eksikliği olan bireylere benzer semptomlar geliştirebilir.

Etiyoloji

BTD eksikliğine BTD genindeki (3p25) mutasyonlar neden olur ve bunlar BTD aktivitesinin azalmasına veya bulunmamasına yol açar. Bu enzim, çoklu biyotin bağımlı olmayan metabolik süreçler için gerekli olan serbest, protein bağlı olmayan biyotini geri dönüştürür. BTD eksikliğine neden olan BTD geninin bilinen 150’den fazla mutasyonu vardır.

Tanısal Yöntemler

Hastalık mümkün olduğunda yenidoğan taraması ile tespit edilir. Diğer vakalar klinik belirti ve semptomlarla teşhis edilir, yetersiz serum BTD aktivitesinin gösterilmesi ile doğrulanır. BTD geninin moleküler mutasyon analizi de mümkündür.

Ayırıcı Tanı

BTD eksikliğinin semptomları, holokarboksilaz sentaz eksikliği (bu terime bakın), izole edilmiş karboksilaz eksikliği, besinsel biyotin eksikliği, çinko eksikliği gibi diğer metabolik hastalıklarla örtüşmektedir.

Antenatal Tanı

Risk altındaki gebeliklerde doğum öncesi tanı mümkündür ve mutasyon biliniyorsa enzimatik analiz veya mutasyon analizi yapılabilir. Bununla birlikte, bozukluğun tedavi edilebilmesiyle, doğum öncesi testler çoğu aile tarafından tercih edilmemektedir.

Genetik Danışmanlık

BTD eksikliği otozomal resesif olarak kalıtılır. Etkilenen çocukların ebeveynleri için genetik danışmanlık önerilir. Ebeveynler, asemptomatik zorunlu heterozigot taşıyıcılardır. BTD eksikliği olan hastaların kardeşleri, belirti göstermese bile eksiklik açısından test edilmelidir.

Yönetim ve Tedavi

Serbest (protein içermeyen) form oral biyotin tedavisi birincil tedavidir ve semptomatik hastalarda semptomların iyileşmesini sağlar ve semptomlar gelişmeden önce veya yenidoğan taramasında semptomları gelişmeden önler. Optik atrofi, işitme kaybı veya gelişimsel gecikme gibi bazı özellikler geliştiğinde, biyotin tedavisi ile geri dönüşlü olmayabilir. Biyotin ile tedavi ömür boyu sürdürülmelidir. Biyotin tedavisinin bilinen herhangi ciddi bir yan etkisi yoktur. Hastalar ve aileleri tedaviye uyumun önemi konusunda uyarılmalıdır. Periyodik oftalmolojik, nörolojik ve metabolik değerlendirmeler önerilir. Çiğ yumurtdan avidin içeriği (biyotin bağlayıcı madde) nedeniyle kaçınılmalıdır ancak pişirme işlemi avidinin bağlayıcı etkisini kaybettirir.

Prognoz BTD eksikliği tanısı alan bireyler için prognoz, semptomlar ortaya çıkmadan tedavi edilmeleri ve biyotin tedavisi ile uyumlu olmaları koşuluyla çok iyidir.

Uzman hakem(ler): Dr Barry WOLF – Son güncelleme: Temmuz 2011

Çeviren: Sezer AKYÖNEY, BSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Blackfan-Diamond anemi (DBA), konjenital, üretken ve sıklıkla eritroblastopeni ile birlikte seyreden makrositik anemidir.

ORPHA:124

  • Eş Anlamlısı(ları):
  • Aase sendromu
  • Aase-Smith II sendromu
  • Konjenital SKHA
  • Konjenital hipoplastik anemisi, Blackfan-Diamond tipi
  • Konjenital saf kırmızı hücre aplazisi
  • Diamond-Blackfan anemisi
  • Prevalans: Bilinmiyor
  • Kalıtım: Otozomal dominant
  • Başlangıç yaşı: Yenidoğan, Bebeklik, Çocukluk
  • ICD-10: D61.0
  • OMIM: 105650 300946 606129 606164 610629 612527 612528 612561 612562 612563 613308 613309 614900 615550 615909 617408 617409 618310 618312 618313
  • UMLS: C1260899 C2931850
  • MeSH: D029503
  • GARD: 6274
  • MedDRA: 10062989

ÖZET

Epidemiyoloji

Avrupa genel nüfusunda yıllık insidansın yaklaşık 1/150,000 olduğu tahmin edilmektedir. Her iki cinsiyet de eşit derecede etkilenir ve hiçbir etnik yatkınlık tespit edilmemiştir.

Klinik Tanım

Anemi, genellikle ilk iki yıl içinde, yaşamın erken döneminde keşfedilir; dört yaşından sonra tanı koymak pek mümkün değildir. Solukluk ve nefes darlığı (özellikle beslenirken) temel uyarı işaretleridir. Solgunluk, organomegali olmadan, hemoliz veya diğer hematopoietik hücre çizgilerinin tutulumunu düşündüren işaretler izole edilir. Tüm DBA hastalarının yarısından fazlasında kısa boy ve konjenital anomaliler mevcut olup, en sık kraniyofasiyal (Pierre-Robin sendromu ve yarık damak), başparmak ve ürogenital anomalileri vardır. DBA’dan etkilenen kadınlarda hamilelik artık hem anne hem de çocuk için yüksek riskli olarak tanımlanmaktadır. DBA hastalarının lösemi ve kanser riski daha yüksek olabilir.

Etiyoloji

Günümüzde hastalığa neden olan mutasyonlar hastaların %40-45’inde tanımlanmaktadır. Tüm ilgili genler, küçük (RPS7, RPS17, RPS19, RPS24) veya büyük (RPL5, RPL11, RPL35a) ribozomal alt ünitesinden ribozomal proteinleri (RP) kodlar. RPS19, RPL5 ve RPL11'deki mutasyonlar hastaların sırasıyla%25, %9 ve %6,5'inde bulunurken, diğer genlerin her biri vakaların yalnızca %1 ila 3'ünde bulunur. Şimdiye kadar yapılan tek açık genotip / fenotip korelasyonu, RPL5 ve RPL11 mutasyon taşıyıcılarında kraniyofasiyal anormalliklerin sık görülmesi ve bu anomalilerin RPS19 mutasyon taşıyıcılarında nadir görülmesidir.

Tanısal Yöntemler

Anemisi ve eritroblastopenisi olan bir çocukta tanı, aile öyküsü (vakaların %10-20'si), ilişkili malformasyonlar (vakaların %40'ı) ve sık görülen fakat olmayan, eritrosit adenozin deaminaz (EAD) ile desteklenebilir. Diğer DBA semptomlarının yokluğunda akrabalarda da yükselebilecek özel bir işaret. Hastalığa neden olan bir mutasyonun saptanması tanısal değerdir.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanı geçici eritroblastopeni (bu terime bakınız), kronik parvovirüs B19 enfeksiyonu ve diğer konjenital anemiler içermelidir.

Antenatal Tanı

Genetik danışma ve doğum öncesi tanı, klinik ekspresyonun değişkenliği ve hastaların sadece %40-45'inin bir RP geni içinde tanımlanmış bir mutasyona sahip olması nedeniyle zordur. Ailesel vakalarda, nüks riski %50'dir. Tüm olgularda hamilelik sırasında yakın ultrason takibi önerilir.

Genetik Danışmanlık

DBA değişken penetrasyonlu otozomal dominant özellik olarak kalıtsaldır.

Yönetim ve Tedavi

İki ana tedavi yaklaşımı düzenli transfüzyonlar ve uzun süreli kortikosteroid tedavisidir. Tedavi her hastaya ve hastanın yaşına göre uyarlanmalıdır. Steroidler yaşamın ilk yılında uygulanmamalıdır. Hem sendromun bir parçası olarak hem de tedaviye bağlı komplikasyonlar (steroid, hemokromatoz) nedeniyle ortaya çıkan kısa boy, bu hastalar için önemli bir konudur. Allojenik kemik iliği nakli, etkilenmemiş ve HLA-özdeş bir kardeş mevcut olduğunda, kortiko-dirençli hastalarda tartışılmalıdır.

Prognoz

Prognoz genellikle iyidir. Bununla birlikte, tedavinin komplikasyonları ve daha yüksek bir kanser insidansı yaşam beklentisini azaltabilir. Hastalığın şiddeti niteliğine ve tedaviye verilen cevaba bağlıdır. Düzenli transfüzyon geçiren hastalar için yaşam kalitesi açıkça iyidir.

Uzman hakem(ler): Dr Thierry LEBLANC – Son güncelleme: Şubat 2009

Çeviren: Sezer AKYÖNEY, BSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Blast fazlalığı ile seyreden refrakter anemi (RAEB), tek dizide ya da çok dizide displazinin olduğu sitopeni ve kemik iliği veya kandaki blastın %5 ila 19 olması ile karakterize edilen miyelodisplastik sendromunun (MDS; bu terime bakınız) sürekli olan şiddetli bir alt tipidir.

ORPHA:86839

  • Eş Anlamlısı(ları): RAEB

  • Prevalans: Bilinmiyor

  • Kalıtım: Uygulanabilir Değil

  • Başlangıç yaşı: Yetişkin

  • ICD-10: D46.2

  • OMIM: -

  • UMLS: C0002894

  • MeSH: D000754

  • GARD: -

  • MedDRA: 10038270

Özet

Epidemiyoloji

Tam görülme sıklığı bilinmemektedir fakat RAEB, 1/25 000 ila 1/33.000 arası bir görülme sıklığına sahip olan MDS’nin %40’ından sorumludur. Bu hastalık, erkek ağırlıklı olmak üzere daha yaşlı yetişkinlerde görülmeye yatkındır.

Klinik Tanım

Bu hastalık, kemik iliği ya da kandaki blast yüzdesine dayalı olarak değişiklik gösteren Tip 1 ve Tip 2 (RAEB-1 ve RAEB-2; bu terimlere bakınız) olarak iki çeşit ile tanınır. Hastalar genellikle bir ya da birden çok sitopeni ile ilişkilendirilen semptomlara sahiptir. Tip 2 hastalarında yaşama oranı daha düşüktür ve bu hastaların hastalıklarının akut miyeloid lösemiye dönüşme oranı daha yüksektir. Çoğu RAEB hastası nötropeniden, trombositopeniden ve anemiyle ilişkili komplikasyonlardan ölmektedir.

Etiyoloji

Etiyoloji bilinmemektedir fakat kalıtsal yatkınlık ya da hematopoietik kök hücre hasarı içerdiği düşünülmektedir.

Son Güncelleme: Şubat 2015

Çeviren: Çağla Güney – Şubat 2020

Hastalık Tanımı

Blefarofimozis, Pitozis, ve Epikantus Inversus sendromu (BPES), blefarofimozis, pitozis, epikantus inversus ve telekantus ile karakterize, prematür ovaryen yetmezlik (POF; bu terime bakınız) ile ilişkili (tip 1) veya ilişkili olmayan (tip 2) şekilde ortaya çıkabilen bir göz hastalığıdır.

ORPHA:126

  • Eş anlamlısı(ları):
  • Blefarofimozis tip 1 ve 2
  • Prevalans: 1-9 / 100 000
  • Kalıtım: Otozomal dominant veya uygulanabilir değil
  • Başlangıç yaşı: Yenidoğan
  • ICD-10: Q10.3
  • OMIM: 110100
  • UMLS: C0220663
  • MeSH: -
  • GARD: -
  • MedDRA: -

Özet

Epidemiyoloji

BPES nadir görülen bir durumdur; BPES'in dünyadaki prevalansı bilinmemektedir ve 1/50,000'den az olduğu tahmin edilmektedir.

Klinik Tanım

BPES konjenitaldir ve blefarofimozis, pitozis, epikantus inversus ve telekantus dahil olmak üzere kompleks bilateral göz kapağı malformasyonu ile karakterizedir. BPES ile ilişkili diğer oftalmik bulgular genellikle lakrimal kanal anomalileridir. Ek özellikler arasında geniş bir burun köprüsü, düşük kulaklar ve kısa bir filtrum bulunur. BPES’in iki tipi tanımlanmıştır: POF ile ilişkili ya da ilişkisiz (önceden sırasıyla tip 1 ve tip 2 olarak bilinen) blefarofimozis, pitozis, epikantus inversus, ve telekantus.

Etiyoloji

Vakaların %85'inden fazlasında, BPES, bir intragenik mutasyondan (%80), gen delesyonundan (%10-12), FOXL2 geni (3q23) dışındaki düzenleyici elementlerin delesyonundan (<%5), karşılıklı translokasyondan, ve FOXL2 lokusunun kopya sayısı varyantından kaynaklanır. FOXL2, tipik bir DNA bağlayıcı forkhead domain ve memelilerde sıkı bir şekilde korunan 14 kalıntılı bir poli-alanin sistemi içeren bir forkhead transkripsiyon faktörünü kodlar. FOXL2, fetal ve yetişkin yumurtalıkların yanısıra periöküler dokularda da eksprese edilir.

Tanısal Yöntemler

BPES’in teşhisi dört ana göz kapağı özelliğinin doğumda varlığına ve POF varlığına dayanır. (Altı aydan fazla amenore, 40 yaşından küçük yaş ve 40 IU/L’den fazla folikül uyarıcı hormone konsantrasyonu). Klinik tanı, FOXL2 geninde veya düzenleyici bölgede genetik bir kusurun tanımlanması ile doğrulanır.

Ayırıcı Tanı

BPES’in ayırıcı tanısı, pitozis ve blefarofimozis’in başlıca özellikler olduğu durumları içerir. Ancak, BPES yüz görünümü çok tanınabilir olduğundan, bu koşulların çoğundan nispeten kolaylıkla ayırt edilebilir.

Genetik Danışmanlık

BPES ya sporadik olarak (de novo), ya da göz kapağı fenotipi için tam penetrasyon ile otozomal dominant bir şekilde kalıtsaldır. Aile içi fenotipik değişkenlik, overyan fenotipi ve germline mozaikliği için tanımlanmıştır. Bugüne kadar, akraba evliliği bulunan Hintli bir ailede, orta uzunluktaki bir poli-alanin genişlemesi olarak sadece bir resesif FOXL2 mutasyonu tanımlanmıştır.

Yönetim ve Tedavi

Cerrahi tedavi geleneksel olarak iki aşamada gerçekleştirilir ve üç ila beş yaşları arasında, bepharofimoz, epikantus inversus ve telekantusun düzeltilmesi için bir medial kantoplasti, ardından yaklaşık bir yıl sonra pitozis düzeltmesi ile yapılır. Ancak, pitozis şiddetli olduğunda, cerrahi onarım üç yaşından önce önerilir.

Prognoz

Prognoz iyidir ve hastalar normal bir ömre sahiptir.

Uzman Hakem(ler): Pr Elfride DE BAERE – Son Güncelleme: Aralık 2014

Çeviren: İlayda ŞAHİN, BSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Ayrıca Meige distoni veya Meige sendromu olarak da adlandırılan blefarospazm-oromandibular distoni, simetrik benign esansiyel blefarospazm (BEB) ve oromandibular distoniyi içeren bir fokal distoni tipidir.

ORPHA:93964

  • Eş anlamlısı(ları):
  • Meige distoni
  • Meige sendromu
  • Prevalans: -
  • Kalıtım: -
  • Başlangıç yaşı: Yaşlı, yetişkin
  • ICD-10: G24.8
  • OMIM: -
  • UMLS: C0025183
  • MeSH: -
  • GARD: 7008
  • MedDRA: -

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

ORPHA:1489

  • Eş anlamlısı(ları):

    • Pertussis
  • Prevalans: -

  • Kalıtım: -

  • Başlangıç yaşı: Her yaş

  • ICD-10: A37.0 A37.1 A37.8 A37.9

  • OMIM: -

  • UMLS: C0043167 C0043168

  • MeSH: D014917

  • GARD: 8692

  • MedDRA: 10034738 10047974

Özet

Bu hastalığın Orphanet özeti yapım aşamasındadır.

Çeviren: Sezer AKYÖNEY, BSc – OCAK 2020

Hastalık Tanımı

Botulizm, farklı kazanım şekillerine sahip dört klinik form dahil olmak üzere botulinum nörotoksinlerinin (BoNT'ler) neden olduğu inen flasid paralizisi ile karakterize, nadir görülen bir kazanılmış kas-sinir kavşağı hastalığıdır.

ORPHA:1267

  • Eş Anlamlısı(ları):-
  • Prevalans: <1 / 1 000 000
  • Kalıtım: -
  • Başlangıç yaşı: Tüm yaşlar
  • ICD-10: A05.1
  • OMIM: -
  • UMLS: C0006057
  • MeSH: D001906
  • GARD: 943
  • MedDRA: 10006041

Özet

Epidemiyoloji

Tahmini küresel prevalans 1/1,000,000'den azdır. Batı ülkelerinde yıllık insidansın 1/2,000,000 olduğu tahmin edilmektedir.

Klinik Tanım

Kuluçka süresi genellikle hastalık formuna bağlı olarak bazen 12 ila 26 saat, bazen 5-8 güne kadar sürer. Tipik klinik tablo, simetrik kranyal sinir paralizilerini ve bunu takiben, kolinerjik disotonomi ile simetrik inen flasit motor paralizini içermektedir. İlk semptomlar arasında bilateral pitozis ile bulanık görme (akomodasyon bozuklukları, diplopi), ardından disotonomik semptomlar (ağız ve gözlerin kuruluğu, midriyazis, disfaji, dizartri, idrar retansiyonu ve konstipasyon) bulunur. Şiddetli formlarda, paraliz, boyun, omuz ve proksimal kasları ile ilişkilidir ve bunu takiben, distal üst ekstremite kasları, diyafram ve solunum kaslarının tutulumu, solunumun zayıflamasına veya durmasına neden olabilir. Duyu sistemi ve intellektüel fonksiyonlar etkilenmeden kalır.

Etiyoloji

Klinik bulgular, edinim şekli ne olursa olsun, tüm formlarda ortaktır. BoNT’ler ile kontamine olmuş gıdaların (ev yapımı ya da geleneksel konserve yiyecekler, jambon, domuz ürünleri vb.) tüketilmesinden kaynaklanan gıda kaynaklı botulism (bu terime bakınız) yetişkinlerde en sık görülen botulizm formudur. Clostridium botulinum ve in situ toksin üretimi ile bağırsak kolonizasyonu küçük bebeklerde (infant botulizmi) ve risk faktörleri olan bazı yetişkinlerde (yetişkin bağırsak botulizmi; bu terimlere bakınız) gözlenir. Yaraların enfeksiyonu yoluyla yara (veya aşı) botulizmi nadirdir ve çoğunlukla enjeksiyon ilacı kullanıcılarında görülür; inhalasyonel botulizm ve iyatrojenik botulizm de bildirilmiştir (bu terimlere bakınız). Botulizm, C. botulinum tarafından üretilen BoNT’lerden, çok nadir olarak da bazı ilgili Clostridia, çubuk şeklindeki, zorunlu anaerobik ve spor üreten bakteriler, yani C.baratii ve C.butyricum’un nörotoksijenik suşlarından kaynaklanmaktadır. Farklı antijenik özelliklere sahip yedi tip BoNT (A’dan G’ye) vardır. A, B, E ve daha nadir olarak F tipleri, insan botulizmi ile ilişkilidir. Absorpsiyon veya adsorpsiyon bölgesinde, BoNT, kan yoluyla iskelet ve otonom kolinerjik sinirlerin presinaptik membranına yayılır. BoNT, periferal kolinerjik terminallere bağlanır, bunlara girer ve asetilkolin salımına engel olarak flasid paralizinin ortaya çıkmasına neden olur.

Tanısal Yöntemler

Tanı, ilk aşamada esasen kliniktir; elektromyografide (EMG) paterni, bileşik sinir aksiyon potansiyeli (BSAP) ile karakterize edilir. Konfirmasyon, serum, dışkı ve/veya gıda örneklerinden BoNT saptamasına dayanır. BoNT üreten Clostridium’un dışkılardan, yiyecek veya yara örneklerinden kültüründe tespiti de teşhisi destekler.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanı, hastalık formuna bağlı olarak, yetişkinlerde veya bebeklerde, miyasteni, Guillain-Barré sendromu (ve Miller Fisher sendromu), Lambert-Eaton sendromu (bu terimlere bakınız), bakteri ve kimyasal gıda zehirlenmesi veya kimyasal entoksikasyon içerir.

Yönetim ve Tedavi

Tedavi semptomatiktir. Yönetim, şiddetli vakalarda, bir yoğun bakım ünitesinde (ICU) iyileşme ile destekleyici bakım ve solunum yardımına dayanır. Anti-toksin tedavisi semptomların başlangıcında uygulandığında etkilidir. Avrupa’da, yetişkinler için şu anda mevcut olan formülasyon trivalandır (anti-A, B, E). Bir heptavalan (anti-A’dan G’ye) ürünü de mevcuttur. ABD’de, bivalan (anti A, B) ve monovalan (anti-E) antitoksinler dağıtılır; bebek botulizmi için insan kaynaklı bir botulinum immuün globulin (BIG-IV, anti-A-B) mevcuttur.

Prognoz

Prognoz botulizmin farklı biçimlerine bağlı olarak değişir, ancak genellikle tanı ve tıbbi yardımın hızlılığı ile bağlantılıdır. Hastalar uygun tıbbi yardım aldıklarında, solunum yetmezliğinden kaynaklanan ölüm nadir görülür.

Uzman(lar): Dr Michel POPOFF – Son Güncelleme: Ocak 2011

Çeviren: İlayda ŞAHİN, BSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Boy kompleksi, boy kısalığına, eklemlerin aşırı uzamasına, oküler depresyona, Rieger anormalliğine (bu terime ayrıca bakınız) ve diş çıkarmada gecikmelere dayanan hafif döl yatağı içi gelişim rentriksiyon, kısmi lipodistropi, kemik yaşında gecikme, fıtık ve progeroid görünmesi ile birlikte hastalık bulguları olan çoklu anormalliklerin nadir kalıtsal bir durumudur.

ORPHA:3163

  • Eş anlamlısı(ları)
    • Aarskog-Ose-Pande sendromu
    • Lipodistropi-Rieger anormalliği-diyabet sendromu
    • Rieger anormalliği-kısmi lipodistropi sendromu
  • Prevalans: <1 / 1 000 000
  • Kalıtım: Otozomal resesif
  • Başlangıç Yaşı: Yeni doğan
  • ICD-10: Q87.1
  • OMIM: 269880
  • UMLS: C0878684
  • MeSH: C537327
  • GARD: 7633
  • MedDRA: -

Özet

Epidemiyoloji

Prevalansı bilinmemektedir. Literatürde şu zamana kadar elliden daha az vaka rapor edilmiştir.

Klinik Tanımlama

Boy kompleksli bireyler, sıklıkla hafif döl yatağı içi gelişim rentriksiyonu gösterir. Beslenme zorlukları ve/veya hafif-orta kısa boylarla birlikte gelişememeleri genellikle çocukluk çağında görülür ve yetişkinlerde hafif kısa boy sıklıkla bildirilir (erkeklerde 155-163 cm ve dişilerde 143-160 cm). Çoğu hasta, üçgen yüz şeklinde, belirgin alın, oküler depresyon, hipoplastik alae nasi, alçak sarkan kolumela, sersemleşmiş köşeler, mikrognati ve arkada bulunan kulaklar (ancak tipik olarak düşük ayarlı veya olmayan), genellikle progeroid olarak tanımlanan, karalteristik bir yüz gebeliği vardır. Kısmi lipodistrofi doğumda ve daha sonra göğüste ve üst ekstremitede (eller dahil) belirgin olabilir, ancak genellikle kalçalarda ve bacaklarda bildirilmez. Gecikmiş dişlenme, hipodonti, enamel hipoplazi, maloklüzyon ve çoklu diş çürüğü sıklıkla bildirilmektedir. Gözbilimsel anormallikler (örneğin, Rieger anormalliği, Axenfeld anormalliği (bu terimlere ayrıca bakınız), glokom) da hastalığın karakteristiğidir. 15 yaşından sonra boy kompleksli bireylerin yaklaşık 2/3’sinde diyabet görülür. Diğer daha az görülen bulgular arasında eklem ve/veya fıtıkların hipereksensibilitesi, sensörünöral işitme kaybı ve kadınlarda yumurtalık kistleri bulunur. Bilişsel gelişim ve biliş, konuşma gecikmesi ile hafif bir bozulma bildirilmiş olmasına rağmen genellikle etkilenmez.

Etiyoloji

Boy kompleksi, fosfatdilinositol 3-kinaz düzenleyici subunit7alt birim alfayı kodlayan PIK3R1 genindeki (5q13.1) mutasyonlardan kaynaklanmaktadır. Mutasyonlar hücre üremesi ve gelişmesinde önemli rol oynayan PI3K/AKT/mTOR yolunu bozduğu düşünülmektedir.

Tanı Yöntemi

Tanı, karakteristik yüz özelliklerine dayanır ve PIK3R1 mutasyonun tanımlanmasındaki moleküler genetik test ile doğrulanır. Akronimin tüm beş özelliğinin bulunması pozitif tanı için gerekli değildir.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanılar, Silver-Russel sendromu, Alagille sendromu, Floating-Harbor sendromu, Berardinelli-Seip bilişsel lipodistropi ve Huntchinson-Gilford progeria7erken yaşlanma sendromu (bu terimlere ayrıca bakınız) içerir.

Antenatal Tanı

Doğum öncesi tanı, mutasyon kaynaklı hastalığı bilinen ailede mümkündür.

Genetik Danışma

Boy kompleksi otozomal dominant yolunda kalıtsaldır. Riskli ailelere genetik danışmanlık önerilir. Sil baştan vakalarında da tanımlanmıştır.

İdamesi ve Tedavisi

Tedavi semptomatiktir ve multidisipliner ekibe ihtiyaç duyar. Diş anormallikleri standart metotlar (örneğin; kronlar ve protezler) kullanılarak tedavi edilebilir. Glukoz intoleransı ve diyabet hastalığı, gelişim hormone tedavisi kontrendike edilmişken, diyetle tedavi edilebilir, oral tedavi ve insülin hayat tarsi tedavisidir. Gözbilimsel tedavi ve takibi (örneğin; düzenli göz muayenesi) oküler baskıyı azaltmak ve stabilize etmek, görmeyi korumak için gereklidir.

Prognoz

Boy kompleksli bireyler için yaşam beklentisi normaldir.

Uzman(lar): Dr David DYMENT - Dr A.Micheil INNES – Son güncelleme- Aralık 2015

Çeviren: Fatma Çelik – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Böbrek displazisi, böbreklerin bulunduğu ancak gelişimlerinin anormal ve eksik olduğu bir böbrek malformasyonudur. Renal displazi tek taraflı veya bilateral (bu terimlere bakınız), segmental ve değişken şiddette olabilir ve renal aplazi aşırı displaziye karşılık gelir.

ORPHA:93108

  • Eş anlamlısı(ları) : -

  • Prevalans: Bilinmiyor

  • Kalıtım: Uygulanamaz

  • Başlangıç Yaşı: Tüm Yaşlar, Doğum Öncesi

  • ICD-10: Q61.4

  • OMIM: -

  • UMLS: C3536714

  • MeSH: -

  • GARD: -

  • MedDRA: -

Özet

Epidemiyoloji

Çok değişken görünüm nedeniyle prevalans ve insidans net olarak bilinmemektedir. Tek taraf tutulumlu formun prevalansının tahmini 1/2300’dür.

Klinik Tanım

Renal displazi genellikle asemptomatiktir, ancak gebelik sırasında rutin ultrason taraması ile anormal böbrek, çocuklarda idrar yolu enfeksiyonları veya yetişkinlerde böbrek hastalığı için saptanabilir. Böbrek aplazisi vakalarında, sonuçları, hipertansiyon ve proteinüri ile sonuçlanan, tek başına işleyen bir böbreğin olması ve erişkin yaşlarda olası böbrek yetmezliğine benzer. Bilateral renal displazi olgularında çocukluk çağında kronik böbrek hastalığı görülebilir. Ekstrem bilateral renal displazi böbrek fonksiyonlarını potter sekansı (akciğer hipoplazisi, şiddetli böbrek yetmezliği, geniş ayarlı gözler, basık burun, çene geriçekilen, büyük ve düşük ayarlı kulaklar) ile oluşacak ölçüde sınırlandırabilir. Bu gibi durumlarda, yeni doğanlar genellikle doğumdan kısa bir süre sonra ölür; kalıntı böbrek fonksiyonu olanlarda çocukluk çağında hipertansiyon, proteinüri ve böbrek yetmezliği gelişebilir.

Etiyoloji

Böbrek displazisi, Kallmann, Bardet-Biedl, Beckwith-Wiedemann, di George, Fraser, renal koloboma ve böbrek kistleri ve diyabet sendromları gibi bir sendromun parçası olabilir (bu terimlere bakınız). Bu sendromlardan bazılarıyla ilişkili HNF1B (17q12), PAX2 (10q24.3-q25.1) ve üroplakin genleri, renal displazi patogenezinde önemli bir rol oynamaktadır. Böbrek displazisi uteroda idrar tıkanıklığı vakalarında da bulunabilir. Displazi bu konjenital anomalilerin paralel bir sunumu mu, yoksa yüksek idrar basıncının bir sonucu mu olduğu henüz belirlenmemiştir.

Tanısal Yöntemler

Teşhis ultrasonografiye dayanır, kistli veya kistsiz ekoparlak görünümlü bir böbrek ve zayıf kortikomedüller farklılaşma gösterir. Renografi, böbrek alımında azalma olduğunu gösterir. Biyopsi, farklılaşmamış ve metaplastik stroma ile çevrili eksik dallı kanallar gösterir.

Ayırıcı Tanı

Ultrasonda anormal olarak farklılaşmış bir böbreğin ayırıcı tanıları arasında böbrek hipoplazisi, polikistik böbrek hastalığı (bu terimlere bakınız), vasküler hakaretler ve böbrek enfeksiyöz sonrası hasar bulunur. Boş bir renal fossanın ayırıcı tanıları arasında böbrek agenezi, multisistik displastik böbrek (bu terimlere bakınız) ve böbrek ektopisi bulunur.

Antenatal Tanı

Antenatal tanı gebelik ortasından itibaren mümkündür. Durum dinamiktir ve gebelik sırasında gelişebilir; bu nedenle tekrarlanan değerlendirme gereklidir.

Genetik Danışmanlık

Çok organlı bir sendromun bir parçası olarak böbrek displazisi durumunda aileler genetik danışmanlıktan yararlanabilirler.

Yönetim ve Tedavi

Kalan nefronların fonksiyonu düzenli olarak değerlendirilmelidir. Hipertansiyon ve/veya proteinüri riskinin artması nedeniyle uzun süreli takip esastır. Ağır vakalarda renal replasman tedavisi gerekebilir. Potter dizisi olan olgularda, intrauterin renal fonksiyon normal pulmoner gelişim için yeterli amniyotik sıvı sağladığında doğumdan sonraki ilk gün veya haftalarda böbrek replasman tedavisi yapılabilir.

Prognoz

Potter dizilimi olan bebekler genellikle yenidoğan döneminde hayatlarını kaybederler. Hayatta kalanlar çocukluk çağında kronik böbrek yetmezliği gelişebilir. Tek taraflı renal displazide çocukluk çağında böbrek yetmezliği riski çok azdır ancak erişkinlerde hipertansiyon, proteinüri ve böbrek yetmezliği gelişebilir.

Uzman Hakem(ler): Dr M.F. [Michiel] SCHREUDER– Son Güncelleme: NİSAN 2014

Çeviren: Seda KARAKAŞ, MSc – OCAK 2020

Kaynak sayfa için tıklayınız.

ORPHA:217071

  • Eş anlamlısı(ları):

    • BHK
  • Prevalans: 1-5 / 10 000

  • Kalıtım: Uygulanamaz

  • Başlangıç yaşı: Yetişkin

  • ICD-10: -

  • OMIM: -

  • UMLS: C0007134

  • MeSH: D002292

  • GARD: -

  • MedDRA: 10067946

Özet

Bu terim, bir hastalıkla değil; bir hastalık grubu ile karakterizedir.

Çeviren: Sezer AKYÖNEY, BSc – OCAK 2020

Hastalık Tanımı

Bronkopulmoner displazi, düşük doğum ağırlıklı prematüre bebeklerde, bebek akut solunum sıkıntısı sendromu tedavisi sırasında akciğer hasarı ile ilgili komplikasyonlardan (bu terimlere bakınız) veya daha büyük bebeklerde anormal akciğer gelişiminden kaynaklanan kronik bir solunum hastalığıdır. Klinik bulgular takipne, taşikardi ve interkostal çekilme, hırıldı ve burun kanadı solunumu gibi solunum sıkıntısı belirtileridir.

ORPHA:70589

  • Eş Anlamlısı(ları):
  • BPD
  • Prevalans: 1-5 / 10 000
  • Kalıtım: Uygulanamaz
  • Başlangıç yaşı: Yenidoğan, bebeklik
  • ICD-10: P27.1
  • OMIM: -
  • UMLS: C0006287
  • MeSH: D001997
  • GARD: 5962
  • MedDRA: 10006475

Çeviren: İlayda ŞAHİN, BSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Brugada sendromu (BrS), sağ prekordiyal leadlerde (V1 ila V3) ST segment yükselmesi, tamamlanmamış veya tamamlanmış sağ dal bloğu ve ventriküler taşiaritmiye duyarlılık ve ani ölümle kendini gösterir. BrS, aşikâr miyokard anomalileri olmayan elektriksel bir hastalıktır.

ORPHA:130

  • Eş anlamlısı(ları):
  • Bangungut
  • Rüya hastalığı
  • İdiyopatik ventriküler fibrilasyon, Brugada tipi
  • Pokkuri ölüm sendromu
  • SUNDS
  • Beklenmedik ani gece ölümleri sendromu
  • Prevalans: 1-5 / 10 000
  • Kalıtım: Otozomal dominant veya uygulanamaz
  • Başlangıç yaşı: Yetişkin
  • ICD-10: I49.8
  • OMIM: 601144 611777 611875 611876 612838 613119 613120 613123 616399
  • UMLS: C1142166 C1955837
  • MeSH: D053840
  • GARD: 1030
  • MedDRA: 10059027

Özet

Epidemiyoloji

Anormal EKG paterni sıklıkla kesintili ve farklı bir bölgeselliğe sahip olduğundan, hastalığın prevalansını tahmin etmek zordur. Uzakdoğu ülkelerindeki en büyük kohortlar 1/700-1/800 prevalansı göstermektedir. Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri’nde prevalans 1/3,300 ila 1/10,000 ile daha düşüktür. Dünya çapındaki literatürün analizi, 1/1000 tip 1 (tanısal) EKG paterninin prevalansını göstermektedir.

Klinik Tanım

Belirtiler, otuzlu ve kırklı yaşlarda, özellikle kadınlardan daha sık erkeklerde ortaya çıkmaktadır (8: 1). Genellikle istirahatte veya uykuda ortaya çıkan senkop, BrS’nin sık görülen bir görünümüdür. Bazı durumlarda, taşikardi kendiliğinden sonlanmaz ve ani ölüme neden olur. En sık olarak, BrS normal bir kalpte ortaya çıkar. Bununla birlikte, sağ ventrikülün güç algılanan yapısal anomalileri, bir hasta grubunda nükleer manyetik rezonansta tanımlanmıştır. Aritmi başlangıcı için tetikleyiciler şunlardır: ateş, bol miktarda yemekler, bazı ilaçlar (antiaritmikler ve antidepresanlar dahil).

Etiyoloji

Yedi gen rol oynamaktadır: SCN5A, GPD1-L, CACNA1C, CACNB2, SCN1B, KCNE3 ve SCN3B.

Tanısal Yöntemler

Tanı, klinik muayene ve elektrokardiyograma dayanmaktadır (IC ilaçlarıyla yapılan testlerin yanı sıra). Bazı durumlarda EKG belirtileri açık ya da tanısal değildir.Bu gibi durumlarda tanıyı doğrulamak veya doğru tanı olarak kabul etmemek için IC sınıfı antiaritmik ilaçların (ajmaline, flekainid) verilmesi gerekir. Genetik testler mevcuttur.

Ayırıcı Tanı

Tipik Brugada EKG paternini gösterebilecek hastalık arasında akut perikardit, Duchenne kas distrofisi, aritmojenik sağ ventrikül kardiyomiyopatisi (bu terimlere bakınız), sol ventrikül hipertrofisi, erken repolarizasyon, akut miyokard iskemi veya infarktüsü, pulmoner embolizm, Prinzmetal anjina, diseksiyon aortik anevrizma, tiamin eksikliği, hiperkalemi, hiperkalsemi ve hipotermi bulunmaktadır.

Antenatal Tanı

Prenatal tanı nadiren BrS’de uygulanır ve kontrollü hiçbir rapor mevcut değildir.

Genetik Danışmanlık

Hem sporadik hem de ailesel vakalar bildirilmiştir ve pedigri analizi otozomal dominant kalıtım paterni göstermektedir.

Yönetim ve Tedavi

İmplante edilebilir kardiyoverter defibrilatör (ICD), kardiyak arrestinin primer ve seconder profilaksisinde etkinliği kanıtlanmış tek terapötik seçeneğidir. Bu nedenle, doğru risk sınıflandırılması, yönetim için başlıca hedeftir. Kinidin, yüskek risk altındaki hastalar için ek bir tedavi olarak kabul edilebilir ve nüks riski olan hastalarda ICD şoku vakalarının sayısını azaltabilir.

Prognoz

BrS hastalarının çoğu asemptomatik kalır, hastaların %20-30’unda senkop ve %12’sinde en az bir defa kardiyak arrest deneyimi vardır (potansiyel olarak ani ölüme yol açabilir). Kardiyak arest ve ani ölüm için risk faktörleri, kendiliğinden tanısal EKG paterni ve senkop öyküsüdür.

Uzman Hakem(ler): Pr Carlo NAPOLITANO - Pr Silvia PRIORI – Son Güncelleme: Kasım 2009

Çeviren: İlayda ŞAHİN, BSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Bruselloz, Akdeniz bölgesinde, Orta Doğu’da, Latin Amerika’da ve Asya ve Afrikanın bazı bölgelerinde endemik; pastörize edilmemiş süt ürünlerinin tüketilmesi yoluyla veya enfekte olmuş hayvanlarla, plasentalarla veya kürtajla alınmış fetüslerle doğrudan temas yoluyla bulaşan Brucella cinsinin gram negatif kokobasillerinin sebep olduğu antropozoonotik bir enfeksiyondur. Bruselloz ateş, yorgunluk, kırgınlık, baş ağrısı, iştahsızlık, kilo kaybı, terleme, osteomusküler ağrı (eklem ve bel ağrısı) ve artrit ile karakterize edilir.

ORPHA:1304

  • Eş anlamlısı(ları): -
  • Prevalans: -
  • Kalıtım: -
  • Başlangıç yaşı: Tüm yaşlar
  • ICD-10: A23.0 A23.1 A23.2 A23.3 A23.8 A23.9
  • OMIM: -
  • UMLS: C0006309
  • MeSH: D002006
  • GARD: 5966
  • MedDRA: 10006500

Çeviren: İlayda ŞAHİN, BSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

X’e bağlı agammaglobulinemi (XLA), kalıtsal bir immün yetmezlik bozukluğu olan izole agammaglobulineminin klinik olarak değişken bir formudur ve erkek bebeklerde tekrarlayan bakteriyel enfeksiyonlarla karakterize edilir.

ORPHA:47

Sınıflandırma düzeyi: Alt tip

  • Eş anlamlısı(ları):

    • BTK-eksikliği

    • Bruton tipi agammaglobulinemi

  • Prevalans: 1-9 / 1 000 000

  • Kalıtım: X’e bağlı resesif veya uygulanamaz

  • Başlangıç yaşı: Çocukluk

  • ICD-10: D80.0

  • OMIM: 300310 300755

  • UMLS: C0221026

  • MeSH: C537409

  • GARD: 1033

  • MedDRA: 10060360

ÖZET

EPİDEMİYOLOJİ

Tahmini prevalans 1 / 350.000 ile 1 / 700.000 arasındadır. Yıllık insidans bilinmemektedir. Bozukluk dünya çapında çeşitli etnik gruplarda bildirilmiştir. Sadece erkekler etkilenir ve dişiler asemptomatik taşıyıcılardır.

KLİNİK TANIM Etkilenen bireyler, kalıtımsal maternal immünoglobulinlere bağlı olarak yaşamın ilk birkaç ayında genellikle sağlıklıdır. Hastaların çoğunluğu, yaşamının ilk iki yılı içinde en sık S. pneumoniae ve H. influenzae’nin neden olduğu tekrarlayan veya inatçı bakteriyel enfeksiyonlar geliştirir: otitis media, konjonktivit, sinüzit, solunum yolu enfeksiyonları, ishal ve cilt enfeksiyonları (impetigo, selülit) , apseler ve fronkül). Diğer ciddi enfeksiyonlar arasında ampiyem, menenjit, sepsis veya septik artrit bulunabilir. Pyoderma veya selülit (nötropeni ile ilişkili) ve psödomonas veya stafilokokal sepsis, özellikle 12 aylıktan küçük hastalarda sık görülen bulgulardır. Lenf bezleri, bademcikler ve diğer lenfoid dokular olağan dışı küçüktür veya yoktur. Nadiren hastaların vitiligo, eritematöz döküntü veya alopesi totalisi olduğu bildirilmiştir. Enfeksiyonlar yetişkinlik boyunca devam etme eğilimindedir. Etkilenen hastaların ciddi ve kronik enteroviral enfeksiyonlara karşı daha yüksek duyarlılığa sahip oldukları bildirilmiştir. Büyüme ve gelişme genellikle normaldir. Bazı hastalar daha az ciddi klinik tabloya sahiptir ve 10 yaşına kadar immün yetmezlik fark edilmeyebilir. XLA komplikasyonları ilerleyici akciğer hastalığı, kronik sinüzit, inflamatuar bağırsak hastalığı, artrit ve nörolojik değişiklikleri içerir.

ETYOLOJİ

XLA, B lenfosit farklılaşması ve olgunlaşmasında rol oynayan BTK genindeki (Xq21.33-q22) mutasyonlardan kaynaklanır.

TANI YÖNTEMLERİ

Tekrarlayan veya inatçı otitis media, pnömoni, sinüzit ve beş yaşından önce başlayan konjonktivit veya sepsis, menenjit, selülit veya ampiyem gibi ciddi bakteriyel enfeksiyonlara sahip hastalarda XLA tanısı düşünülmelidir. X’e bağlı iletimle tutarlı bir aile öyküsü de bu tanıya işaret eder. Şüpheler, düşük serum Ig’sini ve belirgin olarak azalmış B lenfosit sayısını gösteren kan testleri ile doğrulanabilir. Teşhis oluşturmak veya onaylamak için moleküler genetik test de kullanılabilir. AYIRICI TANI Ayırıcı tanılar arasında otozomal resesif veya dominant agamaglobulinemi, yaygın değişken immün yetmezlik (CVID), hiper IgM sendromu ve ciddi kombine immün yetmezlik (SCID) sayılabilir.

ANTENATAL TANI

Prenatal tanı, ailede hastalığa neden olan mutasyonun tanımlanmasını takiben mümkündür.

GENETİK DANIŞMANLIK

XLA, adından da anlaşılacağı gibi, X’e bağlı bir kalıtım modelini izler. Vakaların yaklaşık %50’sinin ailesel olduğu, geriye kalanların de novo mutasyonlar sonucu ortaya çıktığı düşünülmektedir. Etkilenen ailelerin üyelerine genetik danışmanlık sağlanmalıdır.

YÖNETİM VE TEDAVİ

XLA için küratif bir tedavi yoktur. İyi bir hastalık kontrolü, tutarlı gammaglobulin tedavisi ile sağlanabilir. Bu intravenöz olarak (3 ila 4 haftada bir 400-600 mg / kg) veya subkutan olarak (her hafta 100 mg / kg) uygulanabilir. Terapi mümkün olduğunca erken başlatılmalıdır. Bazı immünologlar kronik profilaktik antibiyotikleri savunur ve akut enfeksiyonların tedavisi uzun süreli ve maksimum antibiyotik dozlarında yapılmalıdır derler.

PROGNOZ

Çoğu XLA hastası normal bir yaşam sürmektedir. Ciddi enfeksiyonlar ve kronik pulmoner hasar gibi komplikasyonlar nedeniyle bazı hastalarda yaşam beklentisi kısalabilir. Erken terapötik önlemler ve tedaviye uyum temel prognostik faktörlerdir.

Kaynak sayfa için tıklayınız

OCAK-2019

Not:Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Budd-Chiari sendromu (BCS) ya hepatik venleri ya da inferior vena kava’nın terminal segmentini içeren hepatik venöz çıkışın obstrüksiyonundan kaynaklanır.

ORPHA:131

  • Eş Anlamlısı(ları): -
  • Prevalans: 1-9 / 100 000
  • Kalıtım: Multigenik/multifaktöriyel
  • Başlangıç yaşı: Tüm yaşlar
  • ICD-10: I82.0
  • OMIM: 600880
  • UMLS: C0019154 C0856761
  • MeSH: D006502
  • GARD: 5968
  • MedDRA: 10006537

Özet

Epidemiyoloji

Prevalans büyük oranda bilinmemektedir, ancak tahminler 1/50,000 ile 1/100,000 arasında değişmektedir.

Klinik Tanım

Obstrüksiyon hepatik konjesyon ve iskemik nekroza yol açar. Şiddeti, başlangıç hızına ve obstrüksiyonun derecesine bağlıdır. Obstrüksiyona genellikle tromboz (primer BCS) neden olur. Zamanla, trombüs; trombotik venin lokalize stenozuna yol açan veya lifli kordlara dönüşmesine neden olan obliterasyonun yayılmasına neden olan fibröz bir doku oluşturmak üzere yeniden düzenlenir. Lokalize stenozlar, membran benzeri bir yapının görünümü olarak ortaya çıkabilir. Sekonder BCS, lümene tümör invazyonu veya geniş bir lezyonla ven kompresyonu sonucu ortaya çıkar. BCS'nin ilk belirtileri beslenme yetersizliği ve böbrek yetmezliğine, portal hipertansiyona bağlı gastrointestinal kanama ve ensefalopati ve hepatik yetmezliğe bağlı gelişen şiddetli enfeksiyonlara neden olan (genellikle massif ve inatçı) assittir. Ancak, asemptomatik formlar da bildirilmiştir.

Etiyoloji

Primer BCS, venöz tromboz için duyarlılığa yol açan faktörlerin bir kombinasyonu ile ilişkildir: primer myeloproliferatif sendromlar (vakaların %50’sinde görülür ve hastalığın “forme fruste” (inkomplet hastalık) veya atipik formları olarak ortaya çıkar, ancak JAK2 genindeki bir mutasyonun tespiti ile tanımlanır), Faktör V Leiden trombofili, protein C eksikliği, antifosfolipid sendromu, Behçet hastalığı, paroksismal noktürnal hemoglobinüri (bu terimlere bakınız), östrojen-progesteron oral kontraseptif kullanımı ve inflamatuar kolit.

Tanısal Yöntemler

Tanı genellikle invazif olmayan yöntemlerle hepatic venlerin ve inferiör vena kava’nın görüntülenmesi ile konur. (Doppler ultrason, tomodansitometri ve MRG), ancak, yeterli deneyime sahip ve potansiyel tanı bilincinde olan bir radyolog gerektirir. Hepatik venografi veya kavografi ve karaciğer ponksiyon biyopsisi genellikle gerekli değildir.

Yönetim ve Tedavi

Tedavi yaklaşımları arasında tromboz riskinde artışa neden olan faktörlerin düzeltilmesi, uzun süreli antikoagülan tedavisi, tıkanmış damarların girişimsel radyoloji ile rekanalizasyonu, TIPS (transjuguler intrahepatik porto-sistemik şant) ve diğer tedavi yöntemlerinin başarısız olması durumunda karaciğer transplantasyonu vardır.

Prognoz

Hastalığın doğal seyri çok şiddetlidir (hastaların %10’undan azı, tedavisiz, üç yıldan fazla hayatta kalır). Günümüzde, tanı hızlı bir şekilde yapıldığında ve tedaviye hızlı bir şekilde başlandığında, hayatta kalma oranı beş yılda %90’dır. Uzun vadeli prognoz, tromboz için ilişkili risk faktörlerine bağlıdır.

Uzman Hakem(ler): Pr Dominique VALLA - Son Güncelleme: Nisan 2008

Çeviren:İlayda ŞAHİN, BSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Tromboangiitis obliterans (TAO) olarak da bilinen Buerger hastalığı, tıkayıcı trombüs gelişimine bağlı endarterit ve damar tıkanıklığı ile karakterize üst ve alt ekstremitelerin küçük ve orta büyüklükteki arterlerini ve damarlarını etkileyen, nadir görülen, inflamatuvar, nekrotizan olmayan bir vasküler hastalıktır. Hastalığın gelişimi ve ilerlemesi sürekli olarak tütüne maruz kalma ile ilişkilidir.

ORPHA:36258

  • Eş anlamlısı(ları): Tromboangiitis obliterans
  • Prevalans: 1-5 / 10,000
  • Kalıtım: -
  • Başlangıç yaşı: Yetişkin
  • ICD-10: I73.1
  • OMIM: 211480
  • UMLS: C0040021
  • MeSH: -
  • GARD: 5969
  • MedDRA: -

Çeviren: İlayda ŞAHİN, BSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

ORPHA:90061

  • Eş anlamlısı(ları):

    • Bulaşıcı olmayan koroidit
  • Prevalans: 1-5 / 10 000

  • Kalıtım: -

  • Başlangıç yaşı: -

  • ICD-10: H30.0 H30.1

  • OMIM: -

  • UMLS: -

  • MeSH: -

  • GARD: -

  • MedDRA: -

Özet

Bu hastalık için Orphanet özeti şu anda geliştirilme aşamasındadır. Bununla birlikte, hastalıkla ilgili diğer verilere kaynak sayfanın altında bulunan “Additional Information” menüsünden erişilebilir.

Çeviren: İlayda ŞAHİN, BSc – ŞUBAT 2020

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Burkitt lenfoma malign olgun B hücreli Hodgkin dışı lenfomaların nadir görülen bir şeklidir.

ORPHA:543

  • Eş Anlamlısı(ları):
  • Küçük bölünmemiş hücreli lenfoma
  • Prevalans: Bilinmiyor
  • Kalıtım: Uygulanamaz
  • Başlangıç yaşı: Tüm yaşlar
  • ICD-10: C83.7
  • OMIM: 113970
  • UMLS: C0006413 C0079770
  • MeSH: D002051 D008228
  • GARD: 4894 5973
  • MedDRA: 10006595 10053518 10067184

Özet

Epidemiyoloji

Burkitt lenfoma, Avrupa ve Kuzey Amerika’da çocuklarda tüm Hodgkin dışı lenfoma malignanlarının yaklaşık yarısını ve yetişkinlerde yaklaşık %2’sini temsil eder. İnsidansın iki zirvesi oluşur: biri çocukluk/ergenlik döneminde ve diğeri 40 yaşından sonra. Avrupa’da standardize edilmiş insidans oranı, 0-14 yaşları arasındaki bireyler için 1/530,000 ve 15-19 yaşları arasındakiler için 1/670,000’dir. Hastalık, erkekleri kadınlardan daha fazla etkiler.

Klinik Tanım

Antiviral tedavinin etkisiz kaldığı HIV’li hastalar özellikle Burkitt lenfomasına karşı hassastır. Hastalığın iki şekli vardır: Klasik olarak maksiller tümör (özellikle büyük çocuklarda batın tümörü sıklıkla görülür) şeklinde ortaya çıkan Epstein Barr virüsüne (EBV) bağlı bir “endemik” form (subtropikal Afrika) ve esas olarak batın bölgesinde gelişen EBV’ye bağlı olmayan bir “sporadik" form. Burkitt lenfoma kulakta, burunda, boğazda ve nadiren başka yerlerde (göz çukuru, böbrek, kemik) gelişebilir. Tümör çok proliferatiftir ve ikincil olarak kemik iliği (vakaların yaklaşık %35’inde) ve merkezi sinir sistemini (vakaların yaklaşık %35’inde) istila eder. Tümoral menenjit veya kranyal sinirlerin paralizi görünümündedir. Burkitt lösemi, diğer lösemi türlerinin kliniklerinin özellikleri ile mümkündür. Tümörler, sindirim sisteminden (özellikle bağırsaktan) gelişir ve peritona ve bazen de karaciğer, pankreas, dalak, böbrek veya yumurtalıklara kadar uzanır. En sık görülen klinik bulgular karın ağrısı, bulantı, genel durum değişikliği ve/veya lenf bezlerinin ve tümörlerin görünümüdür.

Etiyoloji

Çoğu durumda Burkitt lenfoma, ağır zincir immunoglobulin geninin (14q32) yanında bulunan MYC/c-Myc geninin (8q24) yanyana getiren spesifik bir translokasyon t(8;14)(q24;q32) ile ilişkilidir. Nadir durumlarda, translokasyon kromozon 2 (immünoglobülinlerde kappa zinciri) veya 22’yi (immünoglobülinlerde lambda zinciri) etkiler. Hücreler yüzey immünoglobülinlerini ve B farklılaşma işaretçilerini (CD19, CD20) ekspres eder. Tümörün profilerasyon indeksi aşırı yüksektir. (Ki67 > 95%). EBV, Burkitt lenfoma endemik formunun oluşumunu etkiler, ancak sorumlu mekanizmalar iyi anlaşılmamıştır.

Tanısal Yöntemler

Tanı, tümör hücrelerinin varlığını ortaya çıkaran bir kütlenin, bir efüzyon ponksiyonun veya kemik iliğinin biyopsisine dayanır. Tümörün kapsamı görüntüler (özellikle ultrason ve tarama) kullanılarak değerlendirilebilir.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanılar çocuklarda diğer abdominal tümör formlarını (Wilms tümörü ve nöroblastomları, bunlar retroperitoneal ve desmoplastik tümörler olmasına rağmen; bu terimlere bakınız) ve kemik iliği tutulumu olan olgularda diğer lenfoma ve B ve T öncüllerinin lösemisini içerir.

Yönetim ve Tedavi

Yönetim, uzman bir onkoloji/hematoloji merkezlerinde gerçekleştirilmelidir. Tedavi, birkaç ay yoğun kemoterapi ile yapılır. Rituksimab’ın etkinliği henüz kanıtlanmamıştır, ancak birkaç klinik deneye tabidir. Burkitt lemfoma terapötik acil bir durum teşkil eder. Hastalığı tedavi etmenin anahtarı, hızlı ve kişiselleştirilmiş yönetimin (özellikle tedavinin başlangıcında meydana gelen sık görülen metabolik problemlere adapte) bir birleşimidir

Prognoz

Uzun süreli sekelleri olmayan, zor fakat nispeten kısa bir tedavi sayesinde mevcut tedavi oranı %80-90 arasındadır.

Uzman Hakem(ler): Dr Catherine PATTE – Son Güncelleme: Şubat 2010

Çeviren: İlayda ŞAHİN, BSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Buschke-Ollendorff sendromu (BOS), iskeletteki osteopoikiloz lezyonlarının ('' benekli kemikler '') ve derideki bağ dokusu nevüslerinin bir araya gelmesi ile karakterize iyi huylu bir hastalıktır.

ORPHA:1306

  • Eş Anlamlısı(ları):
  • Osteopoikiloz ile yayılmış dermatofibrozis
  • Prevalans: -
  • Kalıtım: Otozomal dominant
  • Başlangıç yaşı: Tüm yaşlar
  • ICD-10: Q78.8
  • OMIM: 166700
  • UMLS: C0265514
  • MeSH: C537415
  • GARD: 1044
  • MedDRA: -

Özet

Epidemiyoloji

Kesin prevalansı bilinmemektedir, ancak BOS'un 20,000 kişiden 1'ini etkilediği düşünülmektedir.

Klinik Tanım

Başlangıç herhangi bir yaşta ortaya çıkabilir ve kemik ve cilt lezyonlarının ekpresyonu değişkendir. Osteopoikiloz, başlıca tübüler kemiklerin epifiz bölgelerinde yer alan, artmış kemik yoğunluğu gösteren küçük ve yuvarlak noktalar ile karakterize edilir. Az sayıda hastada ağrı ve sınırlı eklem hareketliliği bildirilmiş olmasına rağmen, zararsızdırlar ve genellikle radyografilerin başka amaçlar için çekilmesi durumunda tesadüf eseri bulunurlar. Lezyonların sayısı genellikle omuzlarda, dirseklerde, el bileklerinde, pelvisde, dizlerde ve ayak bileklerinde bulunan birkaç ila çok sayıda lezyon arasında değişebilir. BOS'da karşılaşılan cilt lezyonları bağ dokusu nevüsleridir. Bu lezyonlar ya yaygın şekilde yayılmış, cilt renginde sarı küçük papüllere ya da sarı plaklar olarak adlandırılan daha lokalize daha büyük lezyonlara sahip olabilir. BOS'lu ailelerde, etkilenen bireyler hem kemik hem de cilt lezyonlarına veya bu belirtilerden sadece birine sahip olabilir. Meloreostoz (bu terime bakınız) BOS hastalığı bulunan ailelerin bazı hastalarında tanımlanmıştır.

Etiyoloji

BOS, LEMD3 genindeki (12q14) heterozigot işlev kaybı mutasyonlarından kaynaklanır. Bu gen, BMP ve TGF-beta sinyal ileti yolları ile etkileşime giren iç çekirdek membran proteini olan LEMD3'ü kodlar.

Tanısal Yöntemler

BOS tanısı cilt lezyonlarının histolojik analizi ve radyografik kemik değerlendirmesi ile konur. Histolojik olarak, cilt lezyonları, çoğunlukla kollajen ve elastik lifleri etkileyen, değişken derecede bağ dokusu anomalileri gösterir. Kolajen demetleri kalınlaştırılabilir ve geniş olabilir ve elastik lifler artmış, düzensiz veya parçalanmış ancak psödoksantoma elastikumda görüldüğü gibi (bu terimlere bakınız) kalsifiye edilmemiştir. Kemik lezyonları genç yaşta az olabilir ve bu nedenle yaşamın erken döneminde gözden kaçırılabilir. Kemik lezyonlarının ultrayapısal muayenesi, normalden biraz daha kalın sayısız kemik trabekülünün odaklarını temsil ettiğini göstermektedir.

Ayırıcı Tanı

Bu kemik lezyonları meloreostoz ve sklerotik kemik metastazlarından ayrılmalıdır. Osteopoikiloz ayrıca, BOS aile öyküsü olmayan bireylerde, diğer sklerozan displaziler ile birlikte ve 12q14 mikrodelesyon sendromunun bir parçası, izole bir bulgu olarak ortaya çıkar (bu terimlere bakınız).

Genetik Danışmanlık

BOS otozomal dominant bir şekilde kalıtsaldır.

Yönetim ve Tedavi

BOS'ta hem kemik hem de cilt lezyonları genellikle asemptomatik olduğundan, gereksiz muayeneleri ve tedaviyi önlemek için doğru tanı önemlidir.

Prognoz

Hastaların prognozu iyidir.

Uzman Hakem(ler): Pr Geert MORTIER – Son Güncelleme: Ocak 2009

Çeviren: İlayda ŞAHİN, BSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Konjenital iktiyoziform eritroderma (KİE); tüm vücutta düzgün, beyaz pullanma ile karakterize eritromatöz derinin altında yatan otozomal resesif konjenital iktiyoz (ARCI, ORKİ, bu terime bakınız) tipi nadir bir epidermal hastalıktır.

ORPHA: 79394

  • Eş Anlamlısı(ları):

    • CIE/KİE

    • Eritrodermik iktiyoz

    • Büllöz olmayan konjenital iktiyoziform eritroderma

  • Prevalans: 1-9 / 1.000.000

  • Kalıtım: Otozomal resesif

  • Başlangıç yaşı: Yenidoğan, Bebeklik

  • ICD-10: Q80.2

  • OMIM: 242100 606545 612281 615022 615023 615024

  • UMLS: C0079154

  • MeSH: -

  • GARD: 9736

  • MedDRA: -

Özet

Epidemiyoloji

Prevalansının 1/200,000 - 1/1,000,000 olduğu tahmin edilmektedir.

Klinik Tanım

Doğumdan itibaren hastalarda eritroderma ilişkili çeşitli boyutlarda düzgün beyaz-grimsi pullanmalar görülür. Bazı yenidoğanlar hafif kolodyon membranla örtülüdür (gergin, parlak, yarı saydam ekstra bir deri tabakalı membran oluşumu) ve kabuk düştükten sonra pullanma ve eritroderma gelişir. Klinik tablo hastalar arasında değişen derecedeki eritemin (cilt kızarıklığı) ciddiyeti ve gözlenen pullanmanın boyutuna göre değişkenlik gösterir. Klinik tablo zaman ve tedaviye olan yanıtla değişir. Deri genellikle kaşıntılı veya ağrılıdır ve pullanmayla birlikte hassasiyet azalabilir. Diğer ilave klinik bulgular değişen ciddiyet derecelerinde gözlenebilir; inatçı ektropiyon ve ilişkili göz komplikasyonları (keratit, korneal skarlaşma), palmo-plantar keratoderma, alopesi, gelişme geriliği, boy kısalığı, şiddetli kaşıntı, sıcaklığa intolerans, tırnak distrofisi ve işitme sorunu (dış kulakta pullanma birikimi nedenli).

**Etiyoloji

KİE genetik heterojeniteye sahip bir hastalıktır. TGM1, ABCA12, ALOX12B, ALOXE3, CYP4F22 ve NIPAL4 ve 12p11.2-q13 lokuslarındaki mutasyonlardan biri nedeniyle oluşur. Çoğu mutasyonlar, boyunlaşan epidermal hücre zarfı formasyonunu bozan transglutaminaz 1’i kodlayan TGM1 geninde bulunur. ABCA12, lipid taşınmasında yer alan ATP-bağlayan kaset (ABK) taşıyıcıyı kodlar ve ALOX12B, ALOXE3 ve CYP4F22 sırasıyla tümü lipid metabolizmasında yer alan araşidonat 12®-lipoksijenaz, araşidonat lipoksijenaz-3 ve sitokrom P450 kodlarlar. NIPAL4 bir membran reseptörü kodladığı tahmin edilmektedir. Genotip-fenotip ilişkisi netleşmemiştir.

Tanısal Yöntemler

Tanısı klinik deri bulgusuna dayanmaktadır. Histolojik deri görünümü tanı için özgün değildir. Moleküler testi mümkünse de genel klinik uygulamaya uygun değildir. Antikorların kullanıldığı TGaz1 veya TGaz1 enzim aktivitesinin immünohistokimyasal ölçümü bazı merkezlerde yapılmaktadır.

Ayırıcı Tanı

Doğumda ayırıcı tanısına diğer yenidoğan eritroderma (örneğin konjenital immün yetmezlik) nedenleri de dahildir. Sonraki dönemde, ayırıcı tanısına sendromik iktiyoz formu, harlequin iktiyozis, lameller iktiyozis, konjenital retiküler iktiyoziform eritroderma ve soyulan cilt sendromu (bu terimlere bakınız) dahildir.

Antenatal Tanı

Prenatal tanı amniyosentez ve koryon villus örnek materyallerinin DNA analizine dayanır. Ultrason ile kolodyon membran tespit edilir.

Genetik Danışmanlık

Hastalık otozomal resesif kalıtımlıdır. Genetik danışmada etkilenmiş ailelerin %25 tekrarlanma riski olduğu belirtilmelidir.

Yönetim ve Tedavi

Yönetimi, ağrıyı hafifleten ilaçların günlük uygulamasına dayanır. Keratolitikler kullanılır ancak genellikle tolere edilmez. Oral retinoidler hastalığın ağır formunda kullanılabilir ancak lameller iktiyozis (LI) durumunda daha az tolere edilir (genelde Lİ’de daha düşük dozlar, yetikinlerde 10-25 mg/gün).

Prognoz

Prognoz, hafiften ağır forma kadar değişkendir (özellikle yenidoğan evresinde sepsis riski nedenli). Zaman içinde bazı hastalar için önemli ilerlemeler olsa da hastalık genellikle alevlenme dönemleri ile yaşam boyunca stabil kalır. Yaşam beklentisi normaldir. Değişen fiziksel görünüm, sıkıntılı semptomlar, hastalık ve tedavi nedenli kısıtlamalar nedeniyle yaşam kalitesi üzerinde güçlü etkisi vardır

Uzmanlar: Pr Juliette MAZEREEUW-HAUTIER – Son Güncelleme: Ocak 2012

Çeviren: Can Veysel ŞOROĞLU, MSc

Hastalık tanımı

Büllöz pemfigoid (BP), otoimmün büllöz dermatozun en sık görülen şeklidir.

ORPHA:703

  • Eş Anlamlısı(ları): -
  • Prevalans: 1-5 / 10 000
  • Kalıtım: -
  • Başlangıç yaşı: Tüm yaşlar
  • ICD-10: L12.0
  • OMIM: -
  • UMLS: C0030805
  • MeSH: D010391
  • GARD: 5972
  • MedDRA: -

Özet

Epidemiyoloji

Tahmini 1/40,000 prevalansı bulunur (Fransa ve Almanya’da yıllık 1/150,000 vaka görülme insidansı).

Klinik Tanım

Hastalık öncelikle yaşlıları etkiler, fakat çocuklarda da tanımlanmıştır. Hastalık, klinik olarak, ilk olarak eritematöz plaklarının kenarında gelişen, sıkı, genellikle büyük ve net bir içerikli bül ile karakterizedir. Yoğun kaşıntı sık görülür. İnfantil form, doğumdan sonraki ilk yıl içinde ortaya çıkar ve eritematöz ciltte veya normal akral ciltte büllöz lezyonlar olarak görülür.

Tanısal Yöntemler

Hastalık immünolojik olarak, dermal-epidermal birleşme yerinin hemidesmosomlarında bulunan iki yapısal protein karşı yönlendirilen otoantikorların varlığı ile karakterize edilir. BP1 antijeni 1 (BPAG1 veya AgBP230) ve BP antijeni 2 (BPAG2, AgBp180 veya kollajen XVII) olarak adlandırılan bu proteinler, 230 ve 180 kDa’luk ilgili moleküler kütlelere sahiptir.

Genetik Danışmanlık

Çok nadir ailesel vakalar bildirilmiştir.

Yönetim ve Tedavi

Sistemik kortikoterapi (prednizon: 1 mg/kg/gün), genellikle standart tedavi olarak anılır; ancak localize, pauci-büllöz ve/veya minimal gelişen formlar için tercih edilen tedavi, sınıf I dermocorticoides ile kortikoterapidir.

Prognoz

Bazı durumlarda, BP hastaları için prognoz zayıftır.

Uzman Hakem(ler): Pr Philippe BERNARD – Son Güncelleme: Mayıs 2006

Çeviren: İlayda ŞAHİN, BSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

C sendromu, trigonsefali ve metopik sütür sinostozu, dismorfik yüz özellikleri, kısa boyun, iskelet anomalileri ve değişken zihinsel engellilik ile karakterize nadir görülen bir çoklu konjenital anomali /zihinsel engellilik sendromudur.

ORPHA:1308

  • Eş anlamlısı(ları):
  • OTCS
  • Opitz C trigonosefali
  • Opitz trigonosefali C sendromu
  • Opitz trigonosefali sendromu
  • Trigonosefali C sendromu
  • Prevalans: 1-9 / 1 000 000
  • Kalıtım: Uygulanamaz veya bilinmiyor
  • Başlangıç Yaşı: Neonatal, Antenatal
  • ICD-10: Q87.8
  • OMIM: 211750
  • UMLS: C0796095
  • MeSH: -
  • GARD: 5978
  • MedDRA: -

Özet

Epidemiyoloji

Prevalansın 1/800,000 ile 1/1,000,000 arasında olduğu tahmin edilmektedir. Bugüne kadar bildirilen vaka sayısı 60’tan azdır.

Klinik Tanım

C sendromu; triganosefali, yukarı eğilimli palpebral fissür içeren dismorfik kraniyofasiyal anomaliler, kalın epikantik kıvrımlar, strabismus, kısa/kalın nazal septum ve kolumela ile deprese burun kökü, düz filtrum, ince vermilyon hattı, mikrognati, yüksek damak, bukkal/diş eti frenula, ve ön orta hat kapiller hemanjiyom ile birlikte çoklu minor kulak anomalileri ile karakterize bir konjenital hastalıktır. Yarık damak (bu terime bakınız) nadiren göülen bir bulgudur. Boyun görünüşte kısa, ancak bunun genelleştirilebilecek rezidüel ense lenfödem ile ilişkili olduğu görülmektedir. İskelet defektleri kısa rizo ve akromelik ekstremite segmentleri, krepitli hipermobil dirsekler, polidaktili (genellikle postaksiyal), ayak parmaklarının sindaktilisi (bu terimlere bakınız), sakral gamze ve deforme göğüs kafesini içerir. Zihinsel yetersizlik şiddetli olabilir, ancak birkaç hastada normal zeka katsayısı (IQ) da tanımlanmıştır. Nöbetler ve neonatal hipotoni de bildirilmiştir. Ek anomaliler konjenital kalp malformasyonlarını (vakaların %50’si, ve intraoriküler komünikasyon, ventriküler septal defect, Fallot tetralojisi ve Eisenmenger sendromu dahil), herni (özellikle diyafram hernisi), renal malformasyonlar (tek taraflı böbrek agenezisi, multikistik böbrek veya at nalı böbrek (bu terimlere bakınız), genital anomaliler (genişlemiş klitoris, küçük penis), ve anal stenozu içerebilir. Perinatal mortalite oranı %50 civarında görülmektedir.

Etiyoloji

C sendromunun etiyolojisi hala bilinmemektedir.

Genetik Danışmanlık

Rapor edilen hastaların çoğu sporadik olsa da, nadir görülen ailevi oluşum vakaları tanımlanmıştır. Etkilenmemiş ebeveynleri olan kardeşlerdeki nüksetme raporları, ailesel vakaların nedeninin germinal mozaikçiliğin olabileceğini düşündürmektedir. Kardeşlerde nüksetme bildirildiği için, etkilenen ailelerde sonraki gebelikler gözlemlenmelidir.

Uzman Hakem(ler): Pr John OPITZ – Son Güncelleme: Kasım 2014

Çeviren: İlayda ŞAHİN, BSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

CADASIL (serebral subkortikal infarktlar ve lökoensefalopati ile birliktelik gösteren serebral otozomal dominant arteriyopati), yetişkinliğin orta dönemlerindeki başlangıcı ile tekrarlayan subkortikal iskemik inme ve auralı migrenlere ek olarak bunamaya giden bilişsel bozukluk ve hastaların yaklaşık üçte birinde görülen duygudurum bozuklukları ile karakterize, kalıtsak bir serebrovasküler hastalıktır.

ORPHA:136

  • Eş Anlamlısı(ları):
  • Serebral subkortikal infarktlar ve lökoensefalopati ile seyreden serebral otozomal dominant arteriyopati
  • Kalıtsal multipl enfarktlı demans
  • Prevalans: 1-9 / 100 000
  • Kalıtım: Otozomal dominant
  • Başlangıç yaşı: Yetişkin
  • ICD-10: F01.1
  • OMIM: 125310
  • UMLS: C0751587
  • MeSH: D046589
  • GARD: 1049
  • MedDRA: 10065551

Özet

Epidemiyoloji

Avrupa’da, CADASIL’in prevalansının 1/50,000-1/25,000 arasında olduğu tahmin edilmektedir.

Klinik Tanım

Hastalığın ilk belirtisi, genellikle iskemik inme veya bilişsel zayıflama şeklinde, ortalama 45-50 yaşlarında ortaya çıkar. Hastalığın başlangıcı ve seyri değişkendir, ancak hastaların üçte ikisinden fazlası (tekrarlayan) felç veya demans hastasıdır. Genellike auralı migren, hastaların yaklaşık üçte birinde ortaya çıkar ve sıklıkla başlangıç yaşı yaklaşık 30 olan inme ve demans semptomplarından önce gelir. Psikiyatrik bozukluklar da yaygındır ve bunlar depresyon, apati ve kişilik değişiklikleri içerir. Daha az yaygın bulgular, tersinir akut ensefalopati (baş ağrısı, konfüzyon ve nöbet geçirme eşliğinde), epilepsy ve subklinik periferik nöropatidir. En sık ölüm sebebi, zatürre, ardından ani ve şüpheli ölüm ve asfeksidir.

Etiyoloji

CADASIL, temel olarak vasküler düz kas hücrelerinde ekspres edilen transmembran reseptörü NOTCH3’ü kodlayan 19p13.2-p13.1’de bulunan NOTCH3 genindeki (vakaların %95’ten fazlası) mutasyondan kaynaklanır. %90’dan fazlası, NOTCH3 (ekzon 2-23) ekzonlarını kodlayan epidermal büyüme faktörü reseptörü (EGFR) birinde sayısal bir sistein değişikliğine yol açan yanlış anlamlı mutasyonlardır. Mutasyona uğramış EGFR, olağan 6 yerine 5 veya 7 sistein kalıntısı içerir. Bu mutasyona uğramış proteinin multimerizasyonuna ve mutasyona uğramış NOTCH3’ün vasküler duvarda birikmesine yol açar.

Tanısal Yöntemler

CADASIL tanısı genç başlangıçlı inme veya bilişsel zayıflama, MRI’da iskemik değişiklikler (simetrik beyaz cevher hiperintensiteleri, subkortikal enfarktüsler ve mikrokanamalar gibi) demans veya inme için pozitif aile öyküsü olan hastalarda göz önünde bulundurulmalıdır. Tanı, NOTCH3 sisteinin değiştiren mutasyonun tanımlanmasıyla moleküler analiz yoluyla doğrulanabilir. Alternatif olarak, bir cilt biyopsisin electron mikroskopisi, damar duvarındaki karakteristik granüler birikintileri ortaya çıkarmak için kullanılabilir veya immünohistokimyasal analiz, damar duvarının pozitif NOTCH3 boyanmasını gösterebilir.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanılar arasında Binswanger hastalığı, merkezi sinir sisteminin primer anjiti ve multipl sklerozun yanı sıra CARASIL, MELAS sendromu, Fabry hastalığı ve COL4A1 mutasyonları ile ilişkili küçük damar hastalıkları (örn. Ailesel porensefali gibi (bu terimlere bakınız) diğer genetik hastalıklar bulunur.

Antenatal Tanı

Ailede hastalığa neden olan bir mutasyon biliniyorsa, antenatal tanı var pre-implantasyon genetik tanı mümkündür.

Genetik Danışmanlık

Otozomal dominant kalıtım ve genel olarak şiddetli progresyon nedeniyle, hastalara ve aile üyelerine her zaman genetik danışmanlık verilmelidir.

Yönetim ve Tedavi

CADASIL için tedavi yoktur. Antiplatelet tedavisi sıklıkla kullanılır, ancak bunun etkili bir tedavi olduğu henüz kanıtlanmamıştır. Migren ve beraberinde eşlik eden vasküler risk faktörlerini (hipertansiyon, hiperkolestrolemi ve diyabet) tedavi etmek için hastalara semptomatik tedavi önerilebilir. Psikolojik danışmanlık, hastalara ve ailelerine manevi destek sağlamak için önerilmelidir. Sigara içmek, anjiyografi, antikoagülanlar ve trombolitik tedavi, serebrovasküler bulgu riskini arttırdıkları için CADASIL hastalarında önlenmelidir.

Prognoz

Prognoz, çoğu hastanın nihayetinde yatalak ve demans olması ve sürekli hemşirelik bakımı gerektirmesi nedeniyle zayıftır. Ölümde medyan yaşı 68’dir.

Uzman Hakem(ler): Dr S.A.J. [Saskia] LESNIK OBERSTEIN - Dr G.M. [Gisela] TERWINDT – Son Güncelleme: Haziran 2013

Çeviren: İlayda ŞAHİN, BSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Canavan hastalığı (CD) nörodejeneratif bir hastalıktır; spekturumu lökodistrofisi şiddetli olan formlar, makrosefali ve şiddetli gelişimsel gecikme ve hafif gelişimsel gecikme ile karakterize çok nadir görülen hafif/jüvenil form arasında değişmektedir.

ORPHA:141

  • Eş Anlamlısı(ları):
  • ACY2 eksikliği
  • Aminoasilaz 2 eksikliği
  • Aspartoasilaz eksikliği
  • Beynin süngerimsi dejenerasyonu
  • Prevalans: Bilinmiyor
  • Kalıtım: Otozomal resesif
  • Başlangıç yaşı: Bebeklik, Yenidoğan, Çocukluk
  • ICD-10: E75.2
  • OMIM: 271900
  • UMLS: C0206307 C3542499
  • MeSH: D017825
  • GARD: 5984
  • MedDRA: 10067608

Özet

Epidemiyoloji

Hastalık dünya çapında rapor edilmiştir, fakat Aşkenazi Yahudi topluluklarında daha sık görülmektedir. Yahudi olmayan popülasyonda şiddetli CD insidansının yaklaşık 1:100,000 doğumda olduğu tahmin edilmektedir. Her iki ebeveyn de Aşkenazi Yahudilerinden kökenliyse insidans 1:6,400 ila 1:13,5000 arasındadır. CD’nin ana formu şiddetli formdur.

Klinik Tanım İki CD formu klinik olarak ayırt edilebilir: yenidoğan veya bebeklik döneminde başlayan şiddetli Canavan hastalığı, ve hafif çocuklarda tanısı konulan hafif Canavan hastalığı (bu terimlere bakınız). Şiddetli formda, hastalar şiddetli hipotoni, gelişimsel gecikme ve diğer nörolojik bozukluklar ve idrar, kan ve beyin-omurilik sıvısında çok yüksek bir N-asetil-L-aspartik asit (NAA) konsantrasyonuna sahiptir. Canavan hastalığının hafif formunda, hafif gelişimsel gecikme olabilir, konuşmada veya okulda başarı ile ilgili problemler olabilir ve idrardaki NAA konsantrasyonu hafif yükselir. Etiyoloji CD, aspartoasilaz enzimini kodlayan ASPA genindeki (17p13.3) mutasyonlardan kaynaklanır. Çok sayıda mutasyon tespit edilmiştir ve sonraki enzimatik aktivite ya düşük ya da tamamen yoktur. Aşkenazi Yahudilerinde iki ortak mutasyon tanımlanmıştır. Canavan hastalığının hafif formları genellikle bir hafif ve bir ağır mutasyon olan bileşik heterozigotlardır. Prognoz Prognoz değişkendir. Şiddetli Canavan hastalığında, yaşam beklentisi ortalama 10 yıl veya bazen daha uzun sağkalım ile azalır. Hafif Canavan hastalığında, yaşam beklentisi genellikle normaldir ve prognoz iyidir. Uzman Hakem(ler): Dr Kimberlee MATALON - Dr Reuben MATALON Son Güncelleme: Aralık 2012 Çeviren: İlayda ŞAHİN, BSc – OCAK 2019 Kaynak sayfa için tıklayınız. Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Cantrell Pentalojisi (CP), beş ana malformasyonun varlığı ile karakterize ölümcül bir çoklu konjenital anomaliler sendromudur: orta hatta supraumbilikal abdominal duvar defekti, alt sternal defekt, diyafragmatik perikardiyal defekt, ön diyafragmatik defekt ve çeşitli intrakardiyak malformasyonlar. Ektopia kordis (EC) sıklıkla CP'li fetüslerde bulunur.

ORPHA: 1335

  • Eş Anlamlısı(ları):

    • Cantrell deformitesi

    • Cantrell sendromu

    • Torako-abdominal sendrom

  • Prevalans: <1 / 1 000 000

  • Kalıtım: Uygulanamaz

  • Başlangıç yaşı: Yenidoğan, antenatal

  • ICD-10: Q89.7

  • OMIM: 313850

  • UMLS: C0559483

  • MeSH: D058502

  • GARD: 7359

  • MedDRA: -

Özet

Epidemiyoloji

CP prevalansının 1/65.000-1/200.000 canlı doğum olduğu tahmin edilmektedir.

Klinik Tanım

CP, 5 ana malformasyonun varlığı ile karakterize konjenital bir hastalıktır: orta hatta supraumbilikal karın duvarı defekti (diastasis recti, epigastrik fıtık ve göbek fıtığı), alt sternal defekt (sternal yarık (bu terime bakın), ksifoid yokluğu, kısa sternum ve alt üçte ikisinin kusurlu oluşumu), diyafragmatik perikardiyal defekt, ön diyafragmatik defekt ve kalp malformasyonları (ventriküler septal defekt (%72), interauriküler ileti (%35), kardiyak divertikül (%32), konjenital pulmoner kapak darlığı (PS; %31) ( izole PS veya EC olmayan fetüslerde çift çıkışlı sağ ventrikül ve EC olmayan fetüslerde univentriküler kalp ile birlikte, Fallot tetralojisi (%17), dekstrokardi (%15) ve büyük arterlerin transpozisyonu (TGA; %6) ( bu terimlere bakın)). Torako-abdominal duvar defekti, kalp torasik duvarın dışında yer aldığı ve bazen pigmentli gevşek deri ile kaplanan omfalosel (bu terime bakın) ile EC'ye yol açabilir. Hasta sırtüstü pozisyondayken kalp kısmen veya tamamen göğüs boşluğuna yerleştirilebilir. Yenidoğanlarda genellikle şiddetli solunum sıkıntısı ve siyanoz görülür. Gözlenebilecek ek özellikler arasında kraniyofasiyal ve merkezi sinir sistemi (MSS) anomalileri (yarık dudak ve / veya damak, ensefalosel, kranioşizis (bu terimlere bakınız) ve hidrosefali), uzuv kusurları (club foot, tibia / radius yokluğu, el ve ayakta oligodaktili, fokomeli (bu terime bakınız) ve abdominal organ defektleri (heterotaksinin bir parçası olarak (bu terime bakınız) safra kesesi agenezisi ve polispleni,).CP, Trizomi 13, 18, Down sendromu ve Turner sendromu ile birlikte ortaya çıkabilir (terimlere bakınız).

Etiyoloji

CP'nin etiyolojisi hala bilinmemektedir. Gebe kaldıktan 14 ila 18 gün sonra, lateral mezodermal kıvrımların orta hatta göç etmemesi, sternal ve abdominal duvar defektlerine ve septum transversumunun anormal gelişiminin ön diyafram ve perikardda kusurlara neden olabileceği öne sürülmüştür.

Tanısal Yöntemler

Tam CP tanısı aşağıdaki sınıflandırmaya dayanır: Beş anomalinin tümü mevcut olduğunda sınıf 1, kesin tanı; sınıf 2, intrakardiyak ve ventral duvar anomalileri de dahil olmak üzere 4 anomali olası tanı; ve sınıf 3, sternal anomali dahil olmak üzere çeşitli anomali kombinasyonlarının mevcut olmadığı eksik bulgular olmasıdır.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanı, uzuv gövdesi duvar kompleksi, omfalosel (bu terimlere bakın), torasik EC ve amniyotik bantları içerir (bu terime bakın).

Antenatal Tanı

Birinci trimester ultrasonografide, EC ve MSS anomalileri dahil olmak üzere çoklu torako-abdominal defektlerin saptanması ile doğum öncesi tanı konulabilir.

**Genetik Danışmanlık **

CP genellikle sporadik ortaya çıkar, ancak nadir kromozomal anomaliler, otozomal veya X'e bağlı kalıtılan vakalar da bildirilmiştir.

Yönetim ve Tedavi

Tedavi, ventral fıtığın palyatif onarımı, diyafragmatik defekt ve kardiyovasküler anomalilerin palyatif veya düzeltici onarımından oluşan cerrahidir. Kalbin göğüs boşluğuna taşınması için cerrahi onarım genellikle yenidoğan döneminde veya bebeklik döneminde yapılır. Tek aşamalı bir yaklaşımı tolere edemeyen hastalar için intraoperatif bir kalp restorasyonu denemesi önerilebilir. Kalp pozisyonu, belirgin hemodinamik değişiklikler olmadan başarılı bir şekilde yerleştirilebilirse, tek aşamalı operasyon önerilmektedir; hemodinamik değişiklikler küçükse, kombine bir işlem mümkün olabilir.

Prognoz

CP'nin prognozu zayıftır ve sadece birkaç hasta erken çocukluk döneminde hayatta kalır. Ölümün ana nedenleri taşiaritmiler, bradikardi, düşük tansiyon, divertikülün yırtılması ve kalp yetmezliğidir.

Uzman(lar): r Suresh CHANDRAN – Son Güncelleme: Ocak 2015

Çeviren: Ezgi Gizem BERKAY, MD – Şubat 2020

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Caroli hastalığı (CH), intrahepatik ve nadiren ekstrahepatik safra kanallarının obstrüktif olmayan kistik dilatasyonlarıyla karakterize nadir görülen bir konjenital karaciğer hastalığıdır.

ORPHA:53035

  • Eş anlamlısı(ları): -
  • Prevalans: Bilinmiyor
  • Kalıtım: Otozomal resesif veya Uygulanamaz
  • Başlangıç yaşı: Tüm yaşlar
  • ICD-10: Q44.6
  • OMIM: 600643
  • UMLS: C0162510 C1833541
  • MeSH: C531647 D016767
  • MGARD: 6002
  • MedDRA: 10013003

Özet

Epidemiyoloji

Kesin prevalans ve yıllık insidans verileri CH için mevcut değildir; ancak hastalığın çok nadir olduğu bilinmektedir. Tahmini 1/1,000,000 prevalans olduğu öne sürülmüştür. Kadın cinsiyete hafif bir eğilim vardır.

Klinik Tanım

Caroli hastalığı herhangi bir yaşta ortaya çıkabilir. CH, büyük intrahepatik safra kanallarının basit ektazilerinden (bu daha az yaygın formda, Caroli hastalığı adı kullanılır), daha yaygın olan ve konjenital hepatik fibrozisi içeren bir sendromik forma (Caroli sendromu) kadar değişir. Bazı hastalar hastalık seyri boyunca asemptomatik kalır. Bazılarında tekrarlayan kolanjit (bakteriyemi ve sepsis ile birlikte) ve akut pankreatite yol açan intrahepatik ve ekstrahepatik kalkül gelişir. Belirtiler, çoğunlukla bakteriyel kolanjitten olmak üzere, bu komplikasyonlardan kaynaklanır ve karın ağrısı, biliyer kolik, titremeli ateş ve sarılığı içerir. Hepatomegali, siroz ve portal hipertansiyonun da (splenomegali ile) sıklıkla geliştiği bildirilmiştir. Bakteriyel kolanjitin yanı sıra komplikasyonlar arasında karaciğer absesi, biliyer enfeksiyon ve geç evrelerde kolanjiokarsinom yer alır. CH, sıklıkla resesif polikistik böbrek hastalığıyla ilişkilendirilmiştir (bu terime bakınız). Hastalık seyri büyük çoğunlukla ilişkili bozukluklara bağlıdır.

Etiyoloji

CH ve CS, PKHD1 mutasyonlarıyla güçlü bir şekilde ilişkilidir. Duktal plak aşamasında embriyonik safra kanallarının anormal gelişim gösterdiği öne sürülmüştür. PKHD1 dışındaki CH ve CS ile ilişkili genetik anomalilerin tam karakterizasyonu henüz yapılamamıştır.

Tanısal Yöntemler

Tanı, klinik gerekçelerden şüphelenilip biliyer ağaçtaki kistik dilatasyonun görüntüleme çalışmaları ile saptanması sonucu konulur. Anahtar tanı prosedürü, anormal safra kanallarının karakteristik durumunu gösteren manyetik rezonans kolanjiyografidir. Endoskopik retrograd kolanjiyopankreatografi (ERCP) ve peruktan transhepatik kolanjiyografi (PTK), bakteriyel kolanjit riski ile ilişkili olduklarından tanı için kullanılmamalıdır.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanı primer sklerozan kolanjit, izole polikistik karaciğer hastalığı ve hepatik kistik hamartom (bu terimlere bakınız) ile hepatik ve koledok kistlerini içermelidir.

Antenatal Tanı

Ultrasonografik bulgulara dayanan prenatal tanı vakaları bildirilmiştir.

Genetik Danışmanlık

Çoğu CH vakası sporadiktir. Sendromik olgular (CS) konjenital hepatik fibrozis ve resesif polikistik böbrek hastalığı ile birlikte otozomal resesif geçişi paylaşırlar.

Yönetim ve Tedavi

Tedavi klinik prezentasyon, lokalizasyon ve hastalığın evresine bağlıdır. Ursodeoksikolik asit, taş formasyonunu engellemek için kullanılabilir. Kolanjit için antibiyotik kulanılır. Biliyer obstrüksiyon, abse oluşumu ve karaciğer veya safra kanalı taşları olan hastalarda radyolojik, endoskopik ve cerrahi girişim gerekebilir. Hastalığı şiddetli olan hastalar karaciğer nakli için aday olabilir.

Prognoz Yaşam kalitesi tekrarlayan kolanjitten önemli ölçüde etkilenebilir. Prognoz klinik gidişata ve kolanjiyokarsinom riskine bağlıdır.

Uzman(lar): Pr Dominique VALLA – Son güncelleme: Kasım 2016

Çeviren: Beyza Ebru APAYDIN, MD

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

ORPHA:86870

  • Eş anlamlısı(ları) :
  • BDCPN
  • Blastik NK hücreli lenfoma
  • Blastik plazmositoid dendritic hücreli neoplasm
  • NK hücreli lenfoma- Lenfoblastoid variant
  • Monomorfik NK hücreli lenfoma
  • Prevalans: 1-5 / 10 000
  • Kalıtım: Uygulanamaz
  • Başlangıç Yaşı: ileri yaş
  • ICD-10: C86.4
  • OMIM: -
  • UMLS: -
  • MeSH: -
  • GARD: 10556
  • MedDRA:-

Özet

Bu hastalık için bir Orphanet özeti halen geliştirilme aşamasındadır. Bununla birlikte, hastalıkla ilgili diğer verilere bu sayfanın altındaki Ek Bilgi menüsünden erişilebilir.

Çeviren: Ezgi Gizem Berkay, MD

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Charcot-Marie-Tooth hastalığı tip 1 (CMT1), distal kas güçsüzlüğü ve atrofisi, duysal kayıp, ayak deformiteleri ve yavaş sinir iletim hızı ile karakterize otozomal dominant bir demiyelinizan periferik nöropati grubudur.

ORPHA:65753

  • Eş Anlamlısı(ları):
  • Otozomal dominant demiyelinizan Charcot-Marie-Tooth hastalığı
  • CMT1
  • Charcot-Marie-Tooth nöropatisi tip 1
  • Herediter motor ve duysal nöropati tip 1
  • Prevalans: 1-5 / 10 000
  • Kalıtım: Otozomal dominant
  • Başlangıç yaşı: Bebeklik, Çocukluk, Adolesan, Erişkin
  • ICD-10: G60.0
  • OMIM: -
  • UMLS: C0751036
  • MeSH: -
  • GARD: 12433
  • MedDRA: -

Özet

Epidemiyoloji

CMT1 prevalansının 1/7000 ile 1/5000 arasında olduğu tahmin edilmekte, olguların %70’ini CMT1A oluşturmaktadır.

Klinik Tanımlama

CMT1 başlangıç yaşı yaygın olarak çeşitlilik gösterir ve bebeklikten hayatın dördüncü ya da izleyen dekadlarına kadar olan aralıkta değişir. Tipik olarak, hastalar hayatın birinci ve ikinci on yılı arasında semptomatik hale gelirler; fakat tam klinik tablo daha sonra oluşabilir. Hastalığın klinik ağırlığı, tanınamayan son derece hafif hastalıktan kayda değer güçsüzlük ve engelliliğe kadar, oldukça değişkendir. Etkilenmiş bireylerde tipik olarak distal güçsüzlük, simetrik kas atrofisi (başlıca peroneal) ve azalmış-kaybolmuş tendon refleksleri görülmektedir. Ayaklarda ve daha sonra ellerde pozisyon, vibrasyon ve ağrı/ısı duyusu eksiklikleri sıklıkla ortaya çıkmaktadır. Çocukluktan itibaren çekiç parmakla birlikte pes kavus (çukur taban) (ya da planus (düz taban)) sık olarak görülmektedir. Ergenlik boyunca değişken skolyoz gelişebilir.

Etiyoloji

CMT1A, 1.4 Mb duplikasyonları ya da PMP22 genindeki nokta mutasyonları (17p12) nedeniyle oluşabilir. CMT1E, PMP22 genindeki nokta mutasyonlar nedenlidir (17p12). CMT1B, MPZ (1q22) genindeki mutasyonlarla ilişkilidir. CMT1C, CMT1D ve CMT1F sırasıyla, LITAF (16p13.3), EGR2 (10q21.1) ve NEFL (8p21.2) genlerinin patojenik varyantlarıyla ilişkilidir.

Tanı Yöntemleri

CMT1’ in tanısı, ilerleyici periferik motor ve duysal nöropati; üst uzuvlarda motor sinir iletim hızının (SİH) <38 m/s olduğu yavaş SİH ve pozitif aile öyküsü varlığına dayandırılır (ancak, de novo mutasyonlara bağlı sporadik prezentasyonlar gelişebilir). Genetik test tanı için altın standarttır.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanı, özellikle X’e bağlı CMT, otozomal dominant CMT2, CMT4 ve basınç palsilerine yatkınlık ile birlikteliği olan kalıtsal nöropati (*hnpp) gibi diğer genetik nöropatileri içermektedir. CMT1’ i tanımak aile öyküsü yokluğunda zor olabilmektedir ve edinilmiş demiyelinizan nöropatiler de ayırıcı tanıda göz önüne alınmalıdır.

Antenatal Tanı

Patojenik varyantın tanımlanmış olduğu aileler için implantasyon öncesi genetik tanı bir seçenek olabilir.

Genetik Danışma

Hastalık tam penetranslı otozomal dominant kalıtım ile aktarılır ve genetik danışma önerilir.

Yönetim ve Tedavi

Tedavi multidisiplinerdir ve hareket için ihtiyaca göre özel ayakkabıların, eklemelerin ve/veya ayak bileği ayak ortozlarının, koltuk değnekleri, bastonlar ve en şiddetli olgularda tekerlekli sandalyelerin kullanımını; ağır pes kavus için cerrahiyi; kas güçlendirme için tolere edilebildiği kadar egzersizi; Aşil tendonu kısalmasını önlemek için esnemeyi ve bası yaraları için düzenli ayak muayenesini içermektedir. Özellikle el güçsüzlüğü olanlarda, hastalara günlük yaşam aktivitelerinde yardımcı olacak yöntem/araçlara odaklanmış meşguliyet terapisi yararlı olmaktadır.

Prognoz

CMT1 yavaş ilerleyicidir ve etkilenmiş bireyler bariz bozulma olmadan uzun plato dönemleri deneyimler. Çoğu hasta yaşamları boyunca ayaktan tedavi edilebilir şekilde kalır ve normal bir yaşam süresine sahip olurlar.

Uzman(lar): Dr Davide PAREYSON - Dr Chiara PISCIOTTA – Son Güncelleme: Mart 2016

Çeviren: Seda Arslan ÖZKUL, MD – OCAK 2019

*Çevirmen notu

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

CHARGE sendromu, başta kolobom, koanal atrezi / darlık, kranial sinir disfonksiyonu ve karakteristik kulak anomalileri (majör 4C olarak bilinir) olmak üzere anomalilerin değişken kombinasyonu ile karakterize edilen çoklu bir konjenital anomali sendromudur.

ORPHA: 138

  • Eş Anlamlısı(ları):
  • CHARGE Asosiyasyonu
  • Kolobom - kalp defektleri - koanal atrezi - büyüme ve gelişme geriliği - genitoüriner problemler - kulak anomalileri sendromu
  • Hall-Hittner Sendromu
  • Prevalans: Bilinmiyor
  • Kalıtım: Otozomal dominant veya bilinmiyor
  • Başlangıç yaşı: Neonatal
  • ICD-10: Q87.8
  • OMIM: 214800
  • UMLS: C0265354
  • MeSH: D058747
  • GARD: 29
  • MedDRA: 10064063

Özet

Epidemiyoloji

İnsidansın 1/12.000-15.000 canlı doğum olduğu tahmin edilmektedir.

Klinik Tanım

Sendrom, ilişkili anomalilere bağlı olarak, aynı ailede bile değişken bir klinik tablo gösterir. Neonatal dönemde, konanal atrezi (%60-70, kemikli/membranöz, tek taraflı/bilateral) ve/veya siyanotik kalp hastalığı (%75-80; örneğin konotrunkal kalp malformasyonları, aortik ark defektleri) nedeniyle siyanoz ile ortaya çıkar. Büyük olasılıkla retinal olan kolobom, %75-90'ında bulunur, mikroftalmi ile birlikte ve görme kaybına neden olabilir. Kulak anomalileri (%95-100), dış kulak kepçesinde kıkırdak eksikliği ve üçgen bir konka, orta kulak kemik malformasyonları, kronik seröz otitis mediaya ve duyusal işitme kaybına neden olan düşük yerleşimli veya çanak şeklinde dış kulak şeklinde görülebilir. Kranial sinir anomalileri koku alma, yüz, işitme, vestibüler ve yutma sinirlerini içerir ve sık görülür. Santral sinir sistemi (SSS) defektleri serebral atrofi, korpus kallosum agenezisi, posterior fossa anomalileri ve serebellar hipoplaziyi içerir. Genital hipoplazi ve gecikmiş puberte görülür. Gelişme geriliği, genellikle şiddetli emme / yutma problemleriyle ilişkilidir. Motor gecikme (denge problemleri nedeniyle), konuşmanın gecikmesi ve ince motor becerilerde gecikme de belirtilmiştir. Dismorfik yüz özellikleri arasında kare yüz, belirgin alın, belirgin burun kökü ve yüz felci nedeniyle asimetri sayılabilir. Üst solunum yolu defektleri (örneğin konjenital laringomalazi, konjenital trakeomalazi; bu terimlere bakınız), trakeoözofageal fistül (TÖF) ve gastroözofageal reflü yaygındır. Ayrıca endokrin fonksiyon bozukluğu (büyüme hormonu eksikliği, hipogonadotropik hipogonadizm) ve immün anomaliler (örneğin ağır kombine immün yetmezlikler, izole T hücreli lenfopeni) de gözlenir. Akciğer enfeksiyonları sık görülür. Hastalar dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB), obsesif-kompulsif bozukluk (OKB) ve anksiyete ile ilişkili otisizm benzeri bir davranış gösterebilirler.

Tanısal Yöntemler

Tanı başlangıçta klinik tanı ile konur. Başlıca 4C kriterlerinden herhangi biri saptandığında ek anomaliler taranmalıdır. Temporal lobun manyetik rezonans görüntülemesi ile yarım daire kanallarının yokluğu veya hipoplazisi gösterilir (CHD7 mutasyonunun en öngörücü özelliği). Teşhis genetik testlerle doğrulanır.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanı Abruzzo-Erickson sendromu, Kallmann sendromu, 22q11.2 delesyon sendromu, VACTERL/VATER assosiyasyonu, Kabuki sendromu, renal kollobom sendromu, Cat-eye sendromu, Joubert sendromu, BOR sendromu, 5q11.2 mikrodelesyon sendromu ve diğer kromozomal mikrodelesyon sendromlarını içerir (bu terimlere bakın).

Antenatal Tanı

Prenatal tanı polihidramniyoz, SSS, kalp ve genitoüriner malformasyonlar ve kulak anomalilerinin 2. trimesterde ultrason ile tespit edilmesini içerir. Moleküler testler de yapılabilir. Genetik Danışmanlık CHARGE sendromu sporadiktir (%97) veya otozomal dominant geçiş gösterir. %1-2 oranında gonadal mozaisizm riski vardır.

Yönetim ve Tedavi

Hastalığın yönetimi, cerrahi tedavileri, görme ve işitme kaybı olan kişilere yönelik hizmetleri, mesleki tedaviyi, fizyoterapiyi, konuşma / dil terapisini, koklear implantı, davranış terapisi ve psikolojik danışmayı kapsayan ve sağlık ekibinde diyetisyen, gastroenterolog, endokrinolog, kardiyolog ve cerrahı içeren multidisipliner bir yaklaşımı gerektirir.

Prognoz

Yenidoğan döneminde, genellikle siyanotik kalp hastalığı, TÖF, koanal atrezi, T-hücre eksikliği ve beyin anomalilerinin birleşimi nedeniyle ölüm oranı yüksektir. Yenidoğan sonrası dönemde mortalite ve morbidite, genellikle anestezi sonrası olaylar ve aspirasyon pnömonisi ile sonuçlanan beslenme problemleriyle ilişkilidir.

Uzman(lar): Dr Kim BLAKE - Dr Chitra PRASAD - Son Güncelleme: Mart 2015

Çeviren: Ezgi Gizem Berkay, MD – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Sivrisinek kaynaklı Chikungunya virüsünün neden olduğu, zayıflatıcı poliartraljiye genellikle eritematöz deri döküntüsünün (çocuklarda vezikülobüllöz lezyonlara yol açabilen) eşlik ettiği, yüksek ateşin akut başlangıcı ile karakterize nadir bir bulaşıcı hastalıktır. Miyalji, şiddetli baş ağrısı ve lenfadenopati sıklıkla görülür. Kronikleştiğinde hastalık tekrarlayan ve uzun süreli poliartralji, artrit, yorgunluk ve depresyona neden olabilir.

ORPHA: 324625

  • Eş Anlamlısı(ları):-
  • Prevalans: Bilinmiyor
  • Kalıtım: -
  • Başlangıç yaşı: Tüm yaşlar
  • ICD-10: A92.0
  • OMIM: -
  • UMLS: C0008055
  • MeSH: -
  • GARD: 6038
  • MedDRA: -

Çeviren: Ezgi Gizem Berkay, MD – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Ciddi oküler tutulum olmadan nefrokalkinosli ve hiperkalsiürili ailesel primer hipomagnesemi (FHHN) tekrarlayan ürik trakt enfeksiyonları, nefrolitaz, bilateral nefrokalsinoz, böbrek magnezyum (Mg) tükenmesi, hiperkalküri ve böbrek yetmezliği ile karakterize edilen primer ailesel hipoagneseminin (FPH; bu terime ayrıca bakınız) bir formudur.

ORPHA:31043

  • Eş anlamlısı(ları)
  • ciddi oküler tutulum olmadan nefrokalsinozlu FHHNC
  • HOMG3
  • Böbrek hipoahnesemi tip 3
  • Prevalans: <1 / 1 000 000
  • Kalıtım: Otozomal resesif
  • Başlangıç Yaşı: Çocukluk
  • ICD-10: E83.4
  • OMIM: 248250
  • UMLS:-
  • MeSH: -
  • GARD: -
  • MedDRA: -

Özet

Epidemiyoloji

Bugüne kadar, literatürde 110 bireyden daha fazla rapor edilmiştir.

Klinik Tanım FHHN, çocukluk dönemi başlangıçlıdır ve klinik bulgular tekrarlayıcı ürik trakt enfeksiyonları, poliüri, polidipsi, enürezi, hematüri, nefrolityaz ve bilateral nefrokalsinozdur. Bazı hastalar, erken çocukluk boyunca büyümesi bozulur ve nöbetler, kusma, karın bölgesinde ağrı, tetani ve nadiren raşitizm görülür. Oküler tutulum nadirdir ve gözlemlendiğinde nispeten hafiftir (miyop, hipermetrop, astigmat ve strabismus). Hastaların yaklaşık üçte biri böbrek yetmezliği ya da ergenlik boyunca böbrek hastalığının son evresi (ESRD) ilerler.

Etiyoloji

FHHN, klodin-16’yı kodlayan (önceden parselin 1 olarak bilinen), CLDN16 (3q27) mutasyonlarından kaynaklanan Henle döngüsünün kalın yükselen ekleölerde Mg ve kalsiyumun (Ca) bozulmuş boru şeklindeki yeniden emiliminden karakterize edilir. Önemli bir artık fonksiyonu ciddi yanlış anlama mutasyonlarında klodin-16 fonksiyonlarının tam eksilkiği daha şiddetli (daha erken görünmesi ve özellikle genç yaşta böbrek yetmezliğinin sık ilerlemesi) göründüğü zaman gözlemlenmektedir.

Genetik Danışma

Taşıma otozomal resesiftir. Genetik danışma, etkilenmiş çocuğun %25 şansınını bilgilendiren riskli çiftlere (her iki birey de hastalık kaynaklı mutasyon taşıyıcısı ise) önerilebilir.

Uzman(lar): Dr Rosa VARGAS-POUSSOU – Son güncelleme- Şubat 2014

Çeviren: Fatma Çelik – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Ciddi Oküler Tutumlu Nefrokalkinosli ve Hiperkalsiürili Ailesel Primer Hipomagnesemi (FHHNCOI), aşırı magnezyum ve kalsiyum böbrek atılımı, çift yönlü nefrokalsinozis, ilerleyici böbrek bozuklukları ve ciddi oküler anormallikleri ile karakterize edilen ailesel primer hipomagneseminin (FPH, bu terime ayrıca bakınız) bir formudur.

ORPHA:2196

  • Eş anlamlısı(ları)
  • Ciddi oküler tutulumlu FHHNC
  • Hiperkalküri-bilateral maküler koloboma sendromu
  • Meier-Blumberg-Imahorn sendromu
  • Prevalans: <1 / 1 000 000
  • Kalıtım: Otozomal resesif
  • Başlangıç Yaşı: Çocukluk
  • ICD-10: E83.4
  • OMIM: 248190
  • UMLS: C1855466 C2931121
  • MeSH: -
  • GARD: 3451
  • MedDRA:-

Özet

Epidemiyoloji

Bugüne kadar, literatürde yaklaşık 72 vaka tanımlanmıştır.

Klinik Tanım

FHHNCOI çocukluk dönemi başlangıçlıdır. Başlangıç semptomları poliüri ve polidipsi içerir. Ek olarak özellikler nefrokalsinozis, nefrolitiazis, enürezis/idrar tutumama, karın bölgesinde ağrı, kas seğirmesi ve iyileşmek için sekte içerir bozukluğun klinik ayracı, ıraksak şaşılık, göz titremesi, kornea açıklığı, kornea kireçlenmesi, katarakt, korioretinit, pigmenter retinit, pigmenter makülopati, maküler koloboma, şaşılık veya görme kaybı ile ciddi bilateral miyopluğu kapsayan oküler anormalliklerdir. Böbrek fonksiyonu genellikle birçok hastada ilerleyici düşüş gösterir ve hastalar ergenlik veya genç yetişkinliklerinde böbrek hastalığının son evresine erişebilirler. Hastaların %50’si yaşamının ikinci döneminde böbrek nakline ihtiyaç duyar.

Etiyoloji

FHHNCOI, Henle döngüsünün kalın yükselen sıkı eklemlerinde ve ayrıca retinal epitelde ifade edilen kladin ailesinin protein üyesi olan klodin-19’u kodlayan, CLDN19 (1p34.2) mutasyonlarından kaynaklanır.

Genetik Danışma

Taşıma otozomal resesiftir. Genetik danışma, etkilenmiş çocuğun %25 şansınını bilgilendiren riskli çiftlere (her iki birey de hastalık kaynaklı mutasyon taşıyıcısı ise) önerilebilir.

Uzman(lar): Dr Rosa VARGAS-POUSSOU– Son güncelleme- Şubat 2014

Çeviren: Fatma Çelik – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Cobblestone lizensefalisi , kalınlaşmış bir korteks ile ilişkili serebral korteksin, çıkıntılı bir görünümü, normal sulkasyonda azalma, ventrikülomegali ve azaltılmış, anormal beyaz cevher hem de beyin sapı ve serebellum hipoplazisi ve korpus kallosum agenezisi ile karakterize edilen bir grup hastalık içeren nadir bir merkezi sinir sistemi bozukluğudur. Hastalar genellikle değişken derecelerde gelişimsel gecikme, hipotoni ve oküler anomaliler gösterir ancak kas ve oküler tutulum olmayabilir.

ORPHA:51577

  • Eş anlamlısı(ları) : Lizensefali tip 2
  • Prevalans: Bilinmiyor
  • Kalıtım: Otozomal resesif
  • Başlangıç Yaşı: Yenidoğan, bebeklik
  • ICD-10: Q04.3
  • OMIM: 230400
  • UMLS: C0431376
  • MeSH: -
  • GARD: 3277
  • MedDRA: -

Özet

Epidemiyoloji

Doğumdaki insidansı tahmin etmek için güvenilir popülasyon verileri mevcut değildir (yaklaşık 100.000 doğumda prevalans 1).

Klinik Tanım

En yaygın form, ensefalosel (E) olan veya olmayan hidrosefali (H), agria (A) (çevrelerin tamamen yokluğu) ve retinal displazinin (RD) birleşmesi ile karakterize edilir. Tüm bu özellikler, yaşamın ilk aylarında genellikle ölümcül olan Walker-Warburg sendromu olarak da bilinen bir sendrom olan HARD (E) kısaltmasını açıklar. Cobblestone lizensefalisi Fukuyama sendromunu (konjenital müsküler distrofi) ve Kas-Göz-Beyin (KGB) hastalığını içerir.

Etiyoloji

Vakaların % 20'sinde HARD (E) sendromu, 9q34 ile eşlenen POMT1 geninin mutasyonuyla ilişkilendirilmiştir. Fukutin genindeki mutasyonlar istisnai bir şekilde geri kazanılır. Fukuyama sendromu 9q31'de fukutinde bir mutasyona bağlıdır ve Kas-Göz-Beyin (KGB) hastalığına, 1p34-p33 ile eşlenen POMGNT1 genindeki mutasyonlar neden olur.

Uzman Hakem(ler): Pr Alain VERLOES - Last update: March 2004

Çeviren: Seda Karakaş MSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Cockayne sendromu (CS), kısa boy, karakteristik bir yüz görünümü, erken yaşlanma, ışığa duyarlılık, ilerleyici nörolojik işlev bozukluğu ve entelektüel eksiklik ile karakterize multisistemik bir durumdur.

ORPHA:191

  • Eş anlamlısı(ları) : -
  • Prevalans: Bilinmiyor
  • Kalıtım: Otozomal resesif
  • Başlangıç Yaşı: Tüm yaşlar
  • ICD-10: Q87.1
  • OMIM: 133540 214150 216400 216411 278780 610756 610758 616570
  • UMLS: C0009207
  • MeSH: D003057
  • GARD: 6122
  • MedDRA: 10009835

Özet

Epidemiyoloji

Avrupa ülkelerinde yıllık CS sıklığı 1/200.000'e yakındır..

Klinik Tanım

Hastalık şiddeti ve başlangıç yaşı değişkendir. Klasik tip I CS' de ilk belirtiler genellikle yaşamın ilk yılında görülür. Daha ağır semptomları olan erken başlangıçlı vakalar (tip II) ve daha hafif semptomları olan geç başlangıçlı vakalar (tip III) de tanımlanmıştır. Hastalığın ortak belirtileri arasında ilerleyici büyüme yetersizliği, entelektüel eksiklik, serebellar ataksi, spastisite, periferik demiyelinizan nöropati, pigment retinopati, duyusal işitme kaybı ve diş anomalileri (çürük varlığı) sayılabilir. Tipik yüz görünümü mikrosefali, büyük kulakları, ince bir burnu ve enoftalmi içerir. Bazı hastalarda katarakt ve kutanöz ışığa duyarlılık görülür. Derialtı lipoatrofi mevcuttur ve cildin erken yaşlanmasına işaret eder. COFS sendromu (bu terime bakınız), konjenital mikroftalmi ve artrogripozis ile karakterize CS klinik spektrumunun aşırı prenatal şeklidir.

Etiyoloji

CS, kseroderma pigmentosum ve trikotiyodistrofi ile birlikte NER (nükleotit eksizyon onarımı) ile ilişkili bozukluklar ailesine aittir (bu terimlere bakınız). CS hücreleri, aktif olarak transkripte edilmiş genlerde UV kaynaklı DNA lezyonlarının çıkarılmasına katılan NER'nin bir alt yolu olan transkripsiyon-bağlı DNA onarımında (TCR) spesifik bir kusur gösterir. Bazal transkripsiyondaki veya oksidatif onarımdaki ek defektler de CS'nin nonkutan semptomlarını hesaba katmak için ileri sürülmüştür. Mutasyonlar iki ana gende, ERCC6 (CSB; 10q11) ve ERCC8 (CSA; 5q12.1) olarak tanımlanmıştır. Şimdiye kadar, üç CS tipi ile katılan genler arasında bir ilişki bulunmadı.

Tanısal Yöntemler

Teşhis, UV ışınlamasından sonra RNA sentezinin geri kazanımını ölçen culture fibroblastlarda bir radyoaktif tahlil kullanılarak tanımlanabilen spesifik TCR kusurunun tespitine dayanmaktadır. Bu DNA onarım testi, CS tanısı için belirleyici bir araçtır. Beyin görüntüleme serebral beyaz cevherin diffüz hipomiyelizasyonunu, putamenlerde kalsifikasyonları ve vermiya atrofisini ortaya koymaktadır.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanı genellikle CS'da görülenlere benzer klinik özellikler gösterebilen mitokondriyal hastalıkları içerir.

Antenatal Tanı

Prenatal tanı, amniyositlerde veya koryonik hücrelerde (fibroblastlarda kullanılanla aynı hücresel test kullanılarak) veya ailedeki nedensel mutasyonlar önceden tanımlanmışsa doğrudan moleküler sekanslama ile yapılabilir.

Genetik Danışmanlık

Kalıtım otozomal resesiftir.

Yönetim ve Tedavi

Yönetim tamamen destekleyicidir ve fizyoterapi, güneşten korunma, işitme cihazları ve sıklıkla tüp besleme veya gastrostomi içerir.

Prognoz

CS tip I'de ölüm, ilerleyici nörolojik dejenerasyonun bir sonucu olarak ikinci on yılın sonundan önce gerçekleşir. Tip II olan hastalar daha şiddetli prognoz gösterirken, tip III olan hastalar erişkinlikte yaşarlar.

Uzman Hakem(ler): Pr Hélène DOLLFUS - Pr Vincent LAUGEL - Son güncelleme: Mayıs 2009

Çeviren: Seda Karakaş MSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Coffin-Lowry sendromu (CLS), psikomotor ve büyüme geriliği, yüz dismorfikliği, basamak anomalileri ve ilerleyici iskelet değişiklikleri ile karakterize nadir bir genetik nörolojik hastalıktır.

ORPHA:192

  • Eş anlamlısı(ları) : CLS
  • Prevalans: 1-9 / 100 000
  • Kalıtım: X’ e bağlı dominant
  • Başlangıç Yaşı: Yenidoğan
  • ICD-10: Q87.0
  • OMIM: 303600
  • UMLS: C0265252
  • MeSH: D038921
  • GARD: 6123
  • MedDRA: -

Özet

Epidemiyoloji

Kesin prevalansı bilinmemektedir, ancak 1/50.000 ila 1/100.000 olduğu tahmin edilmektedir. Erkek hastalar genellikle hafif derecede etkilenirken, kadın taşıyıcıların hafif özellikleri vardır (kadın taşıyıcılardaki Coffin-Lowry sendromu, bu terime bakınız).

Klinik Tanım

Obezite ve psikiyatrik bozukluklar ve epilepsi tanımlanmıştır. Klinik prezentasyon genellikle erkek hastalarda şiddetli olsa da, belirgin değişkenlik bildirilmiştir. Çok gençlerde, fiziksel özellikler genellikle hafiftir ve spesifik değildir. Etkilenen yenidoğan erkekler genellikle normal aralıktaki büyüme parametreleri ile eklemlerin hipotoni ve hiperlaksite gösterir. Geniş, sivrilen parmaklar doğumda bulunabilir ve güçlü bir teşhis özelliğidir. Erken çocukluk döneminde yüz anomalileri (hipertelorizm, frontal çıkıntı, kalın dudaklar) belirginleşir. Bununla birlikte, tipik yüz görünümü genellikle sadece ilerleyici kalınlaşmaya neden olan 2. yılda görülür (artmış glabella ve dudak çıkıntısı). Büyüme ve psikomotor gerilik yaşamın ilk yıllarında belirgin hale gelir. Diğer erken işaretler sensorinöral işitme açığı ve mikrosefali olabilir. Yetişkin erkeklerde tipik yüz, belirgin bir alın, yörüngesel hipertelorizm, aşağı doğru eğimli palpebral fissürler, epikantik kıvrımlar, büyük ve belirgin kulaklar, kalın dışa eğik dudaklar ve koruyuculu burunlu kalın bir burun septumu içerir. Orodontal bulgular yüksek dar damak, orta hat dilli karık, hipodonti ve peg-şekilli kesici dişleri içerir. Hastalar, laks cildi ve eklemleri ve sivriltilmiş parmaklarıyla inceltilebilir, yumuşak ve etli eller gösterir. İskelet malformasyonları çoğu durumda kademeli olarak ortaya çıkar ve gecikmiş kemik gelişimi, spinal kifoz / skolyoz ve pectus carinatum veya excavatum içerebilir. Bilişsel eksiklikler ve konuşma bozukluğu gelişimi belirgindir ancak şiddet bakımından değişkendir. Yaygın olarak ilişkilendirilmeyen diğer tezahürler, epileptik nöbetler ve derin olabilen sensorinöral işitme kaybını içerir. Kardiyak tutulum bildirilmiştir (%15).

Etiyoloji

CLS, büyüme faktörü ile regüle edilmiş bir protein kinaz olan RSK2'yi kodlayan RPS6KA3 genindeki (Xp22.2-p22.1) mutasyonlardan kaynaklanır. RPS6KA3 mutasyonları oldukça heterojendir ve RSK2 kinazında fosfotransferaz aktivitesinin kaybına yol açar.

Tanısal Yöntemler

Tanı genellikle klinik prezentasyon ve radyolojik bulgulara (kraniyal hiperostoz, vertebra gövdelerinin anormal şekli ve uç plakaları, gecikmiş kemik yaşı, metakarp psödoefizleri ve distal falanjların tıkanması) dayanmaktadır. Erken dönemde, hızlı tanı için RPS6KA3 mutasyon analizi kullanılabilir.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanı, alfa-talasemi-entelektüel eksiklik, Borjeson-Forssman-Lehmann sendromu, FG sendromu, Williams sendromu ve Pitt-Hopkins sendromunu içerir (bu terimlere bakınız).

Antenatal Tanı

Risk altındaki ailelerde doğum öncesi tanı ve risk altındaki gebeliklerde taşıyıcı testi mevcuttur. CLS, X'e bağlı yarı dominant bir şekilde iletilir. Etkilenen hastaların yaklaşık %70-80'inin aile öyküsü yoktur,%20-30'unun ise birden fazla etkilenen aile üyesi vardır. Genetik danışmanlık tavsiye edilir. Erken tanı uygun yönetim için şarttır. Sağkalım, periyodik işitme ve diş muayeneleri ile yıllık kalp muayenelerini içerir.

Yönetim ve Tedavi

Spesifik bir tedavi yoktur.

Prognoz

Prognoz zayıftır ve hastalığın ciddiyetine bağlıdır.

Uzman Hakem(ler): Dr André HANAUER - Last update: September 2011

Çeviren: Seda Karakaş MSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Cohen sendromu (CS), mikrosefali, karakteristik yüz özellikleri, hipotoni, ilerleyici olmayan zihinsel gerilik, miyopi, retinal distrofi, nötropeni ve gövdesel obezite ile karakterize nadir genetik gelişimsel bir bozukluktur.

ORPHA:193

  • Eş anlamlısı(ları): -
  • Prevalans: Bilinmiyor
  • Kalıtım: Otozomal resesif
  • Başlangıç yaşı: Bebeklik, Yenidoğan
  • ICD-10: Q87.8
  • OMIM: 216550
  • UMLS: C0265223
  • MeSH: C536438
  • GARD: 6126
  • MedDRA: 10049066

Özet

Epidemiyoloji

Prevalans bilinmemektedir. Bugüne kadar yaklaşık 200 olgu bildirilmiştir. Fin nüfusunda ve belirli Amiş, Yunan/Akdenizli ve İrlandalı ailelerde daha sık gözlenmektedir.

Klinik Tanım

Klinik bulgular aileler arasında değişkenlik göstermektedir. Doğumda, yenidoğanlar henüz karakteristik yüz özellikleri göstermedikleri için normal görünürler fakat nötropeni olabilir. İlk bulgular, beslenme zorlukları, hipotoni, mikrosefali, gecikmiş gelişim basamakları (yuvarlanma, bağımsız oturma) ve eklem hipermobilitesini içerir. Hastaların çoğu, gençlik yıllarında küçük ya da dar el ve ayaklar (normale göre) ve gövdesel obezite ile birlikte kısa boyludur. Karakteristik yüz özellikleri (yüksek kemerli ya da dalga şeklinde göz kapakları, kalın saç, düşük saç çizgisi, kısa filtrum ile birlikte uzun-kalın kirpikler, belirgin burun kökü ve üst merkezi kesici dişler) 5 yaş civarında ortaya çıkmaya başlar ve 7-14 yaş arası ve erişkinliğe doğru belirgin hale gelir. Konuşma gelişmesi gecikmiştir. Bazılarında aftöz ülserler mevcuttur. Belirli hastalarda, olasılıkla nötropeniye bağlı olarak, tekrarlayan üst solunum yolu enfeksiyonları (yaşamı tehdit etmeyen) görülmektedir. Zihinsel gerilik bildirilmiştir, fakat ilerleyici değildir ve yeni kavramları öğrenme mümkündür. Hastalar sıklıkla neşeli bir mizaca sahip olup, sosyaldirler. Ergenlikte, olguların çoğunda retinokoroidal distrofi bulguları ile birlikte miyopi ve şaşılık görülmektedir. Zamanla gece körlüğü ve görme alanı daralması gelişmekte ve görüş 30 yaşından sonra ilerleyici olarak bozulmaktadır. 45 yaş üstü hastalar şiddetli retinokoroidal atrofi ve arka subkapsüler katarakttan mustariptirler. Görsel anormallikler şiddetli olmasına rağmen körlüğe sebep olmazlar.

Etiyoloji CS, 8q22-8q23 lokusunda bulunan, vezikül aracılı sınıflama ve hücre içi protein ulaşımında rol aldığı düşünülen vakuolar protein sınıflama 13B (VPS13B) genindeki bir mutasyon nedenlidir. Bu gende 100’den fazla null mutasyon (son proteinde kırpılma ile sonuçlanan) tanımlanmıştır.

Tanısal Yöntemler

CS kesin tanısı için karakteristik klinik bulgularla birlikte VPS13B geninde mutasyon araştırması için moleküler genetik test gerekmektedir.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanı, Bardet-Biedl sendromu, Prader-Willi sendromu, Cri-du-chat sendromu, Alström sendromu, Angelman sendromu, Williams sendromu, MORM sendromu ve monozomi 1p36’yı içermektedir. Mirhosseini-Holmes-Walton sendromunun CS ile alelik olduğu düşünülmektedir ve klinik olarak ayırt edilemez.

Antenatal Tanı

Aile üyelerindeki mutasyonlar tanımlanmışsa, doğum öncesi tanı mümkün olmaktadır.

Genetik Danışma

CS otozomal resesif geçişlidir ve risk altındaki bireylere genetik danışma önerilmektedir.

Yönetim ve Tedavi

Gözlük kullanımı gerekmektedir. Entelektüel yetersizlik özel eğitim gerektirir ve çocuklar genelde özelleşmiş okullara gitmektedirler. Okul öncesi yıllarda konuşma gelişmesini desteklemek için konuşma terapisi ve motor gecikme, hipotoni, motor becerilerde yetersizlik için de fizik tedavi önem arz etmektedir. Solunum yolu enfeksiyonları antibiyotiklerle tedavi edilmelidir. Bazı hastalara nötropeni tedavisi için granülosit-koloni stimülan faktör (G-CSF) verilmektedir. Görme keskinliğini değerlendirmek için göz muayenesi gerekmektedir. Retinal hastalığın ilerlemesini durdurmak için etkin tedavi geliştirilmemiştir. Sonraki yıllarda, görme engellilere eğitim verilebilir. Hasta ve ailelerine psikososyal destek verilmelidir.

Prognoz

Yaşam beklentisinde azalma yoktur fakat görme bozukluklarına bağlı olarak yaşam kalitesi azalmaktadır.

Uzman(lar): Dr Heng WANG Son Güncelleme: Şubat 2013

Çeviren: Seda ARSLAN ÖZKUL, MD

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Cornelia de Lange sendromu (CdLS) karakteristik yüz dismorfizmi, değişken derecelerde entelektüel eksiklik, doğum öncesi başlayan (2. trimester) ağır büyüme geriliği, anormal el ve ayaklar (oligodaktili ya da bazen daha şiddetli olarak ampütasyon ve sabit olarak ilk metakarpın brakimetakarpisi) ve diğer çeşitli malformasyonlarla (kalp, böbrek vb.) kendini gösteren değişken şekillerde birden çok sistemi etkileyen bir bozukluktur.

ORPHA:199

  • Eş Anlamlısı(ları):
  • Brachmann-de Lange sendromu
  • Prevalans: 1-9 / 100 000
  • Kalıtım: Otozomal dominant ya da X’ e bağlı resesif ya da bilinmiyor
  • Başlangıç yaşı: Neonatal, Antenatal
  • ICD-10: Q87.1
  • OMIM: 122470 300590 300882 610759 614701
  • UMLS: C0270972
  • MeSH: D003635
  • GARD: 10109
  • MedDRA: 10056354

Özet

Epidemiyoloji

Genel popülasyondaki prevalansın 1/62,500 ile 1/45,000 arasında olduğu düşünülmektedir.

Klinik Tanım

Ayırt edici yüz özellikleri; belirgin kavisli ve birleşik kaşlar, uzun kirpikler, antevert burun delikleri, mikrognati ve ince üst dudak ile birlikte köşeleri aşağı doğru kıvrılmış ağzı kapsamaktadır. Beslenme problemleri ve gelişme geriliği sıklıkla gastroözefageal reflü ile komplike olur. Kliniğin ilerlemesi psikomotor gerilik, dil edinim zorlukları ve bazen otistik spektrumda davranış bozukluklarına yol açmaktadır. Duyma kaybı değerlendirilmeli ve izlenmelidir.

Etiyoloji

Kromozomal birleşmede (kohezin kompleksi) görev alan üç gende nedensel mutasyonlar tanımlanmıştır. NIPBL geni hastaların yaklaşık %50’sinde mutasyona uğramıştır ve sendromla ilişkili majör gendir. Yakın zamanda CdLS’ nin X’e bağlı bir formuyla ilişkili SMC1L1 geninde (diğer adıyla SMC1A; Xp11.22-p11.21) ve SMC3 geninde (10q25) hastalığın daha hafif formlarıyla ilişkili mutasyonlar tanımlanmıştır.

Antenatal Tanı

İntrauterin büyüme geriliği ve uzuv kusurlarını gösteren bir prenatal ultrason değerlendirmesi prenatal tanıda şüphe uyandırabilir. Hastalığın ebeveyn aktarımının olduğu ve bir mutasyon tanımlanmış ailelerde, mutasyonu taşıyor gibi görünmeyen ebeveynlere bile gonadal mozaisizm riski nedeniyle, fetal DNA analiziyle prenatal tanı önerilebilir.

Genetik Danışma

Neredeyse tüm olgular sporadiktir. Bazen otozomal dominant paternde ailesel geçiş ortaya çıkmaktadır.

Yönetim ve Tedavi

Hastalık için kesin tedavi mevcut değildir fakat psikoeğitimsel bakım gerekmektedir. Gastroözefageal reflü sıklıkla gastrostomi ve Nissen anti reflü müdahalesi gibi özel bakım gerektirir.

Uzman(lar): Pr Didier LACOMBE – Son Güncelleme: Şubat 2009

Çeviren: Seda ARSLAN ÖZKUL, MD – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Cowden sendromu (CS), çeşitli dokularda çoklu hamartomların varlığı ve meme, tiroit, endometriyum, böbrek ve kolorektal maligniteleri için risk artışı ile karakterize, tanı konması zor, yetersiz teşhis edilmiş bir genodermatozdur. CS'ye germline PTEN mutasyonları eşlik ettiğinde, PTEN hamartoma tümör sendromu (PHTS; bu terime bakınız) grubuna aittir.

ORPHA:201

  • Eş anlamlıları:
    • Cowden Hastalığı
    • Multipl hamartoma sendromu
  • Prevalans: 1-9 / 1 000 000
  • Kalıtım: Otozomal dominant
  • Başlangıç yaşı : Tüm yaşlar
  • ICD-10: Q85.8
  • OMIM: 158350 612359 615106 615107 615108 615109 616858
  • UMLS: C0018553
  • MeSH: D006223
  • GARD: 6202
  • MedDRA: 10051906

Özet

Epidemiyoloji

CS birçok etnik kökenden gelen grupta tanımlanmıştır. Yaygınlık bilinmemektedir ancak 1/200,000 olduğu tahmin edilmektedir.

Klinik Tanım

Hastalık belirtileri genellikle yaşamın yirminci ve otuzuncu yılları arasında meydana gelir ancak her yaşta ortaya çıkabilir. Patognomonik mukokutanöz lezyonlar (bir tür küçük, renkli ve çoklu yüz papülleri veya trikilemomlar dahil) hastalığın ilk belirtileri olabilir ve birçok hastada papillomatoz papüller ve akral keratozlar ve Lhermitte-Duclos hastalığında (LDD) görülür.; bu terime bakınız). Makrosefali ve eğer varsa, dismorfik yüz doğumda belirgindir. Meme kanseri (%85 oranında yaşam boyu riski olan), epitel tiroit kanseri ve endometrial karsinom gibi maligniteler sıklıkla yaşamın ilerleyen dönemlerinde görülür. Bazı vakalarda tiroit (tiroglossal kanal kisti, adenom), sindirim sistemi (kolon divertiküliti, hepatik kistler, glikojenik akantoz), genital sistem (iskelet kemiği, yumurtalık teratomları), iskelet, kemik (kistik) (fibrokistik hastalık, meme başı ve areola anormallikleri) ve nörolojik sistem (meninjioma, gelişimsel gecikme, otistik spektrum) çok değişken bir başlangıç yaşına sahiptir.

Etiyoloji

Şu anda CS vakalarının %25'inin, bir dual-specifity fosfataz olan PTEN'i kodlayan fosfataz ve tensin homolog (PTEN) genindeki (10q23) germ hattı mutasyonlarından kaynaklandığına inanılmaktadır. PTEN tutulumu olmayan CS ve CS benzeri fenotipleri olan hastaların KLLN (vakaların %30'u) germline promotör metilasyonu, SDHB, SDHC veya SDHD'de (vakaların %10'u) germline varyasyonları veya AKT1 ve PIK3CA’da (vakaların %10’u) germline mutasyonları olduğu bulunmuştur.

Tanısal Yöntemler

CS için Uluslararası Cowden Konsorsiyumu (ICC) patognomonik (mukokutanöz lezyonlar, LDD), majör (meme kanseri, makrosefali, tiroid kanseri ve endometriyal kanser) ve bu hastalığı teşhis etmek için kullanılan küçük kriterleri listeler. Bir hasta iki veya daha fazla majör, bir majör ve 3 ya da daha küçük ya da 4 ya da daha fazla küçük kriter olan patognomonik cilt lezyonlarını gösterirse operasyonel tanı konulur. Yetişkinler için kantitatif bir puanlama sistemi ve ayrı bir pediatrik kriter sistemi şimdi oluşturulmuştur. PTEN'de veya diğer neden olan genlerde germ hattı mutasyonları bulunması tanıyı doğrular.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanılar, gençlik-polipozis sendromu, Peutz-Jeghers sendromu, Birt-Hogg-Dubé sendromu, Gorlin sendromu ve nörofibromatoz tip 1 dir. (bu terimlere bakınız).

Antenatal Tanı

Etkilenen bir ailede mutasyona neden olan hastalık tespit edilirse riskli hamileliklerde antenatal tanı mümkündür.

Genetik Danışma

CS, otozomal dominant olarak kalıtılır. PTEN mutasyonlu hastalara genetik danışmanlık sunulabilir ve asemptomatik aile üyeleri de mutasyona sahip olanların semptom başlamadan önce izlenebilmesi için test edilmelidir.

Yönetim ve Tedavi

Yönetim ve tedavi çok disiplinlidir ve genotip üzerine kuruludur. Bir PTEN germ hattı mutasyonu tanımlandıktan sonra, izleme kılavuzlarına uyulmalıdır. Tiroit ultrasonu, 18 yaşın altında bile bir mutasyon tanımlandıktan sonra başlamalıdır. 35-40 yaşları arasında kolonoskopi ve ikili görüntüleme başlamalıdır. Kadınların aylık meme muayeneleri ve yıllık meme taramasının yanı sıra 30 yaşından başlayarak transvajinal ultrason veya endometrial biyopsiler yapmalıdır.

Prognoz

Teşhise (özellikle gen açısından) işaret etmek ve organa özel gözetimi doğru zamanda başlatmak iyi bir prognozla sonuçlanır. Tanı konmadan önce ilerlemiş kanser ortaya çıktığında, kötü sonuç yaygındır.

Çeviren: Gizem Şentürk , MSc-Ocak 2019

Hastalık Tanımı

CREST sendromu ismi sendromun kardinal klinik özelliklerinin kısaltması olan; (Kalsinoz, Raynaud fenomeni, Özofageal dismotilite, Sklerodaktili ve Telenjiektazi) sınırlı kutanöz sistemik sklerozun bir alt tipidir (lcSSc; bu terime bakınız.)

ORPHA:90290

  • Eş anlamlıları:

    • Kalsinoz-Raynaud fenomeni-özofagus tutulumu-sklerodaktiyen-telanjiektazi
  • Prevalans: 1-9 / 100 000

  • Kalıtım: Multijenik/multifaktöriyal veya uygulanamaz

  • Başlangıç Yaşı: Yetişkin

  • ICD-10: M34.1

  • OMIM: 181750

  • UMLS: C0206138

  • MeSH: D017675

  • GARD: 12430

  • MedDRA: 10011380

Özet

Epidemiyoloji

Prevalans yaklaşık 1/12,500 yetişkin olarak tahmin edilmektedir. Ağırlıklı olarak kadınlar etkilenmektedir (K/E cinsiyet oranı 4:1 civarında).

Klinik Tanım

Hastalık genellikle 40 ila 50 yaşları arasında ortaya çıkar. Hastalar genellikle beş kardinal klinik özellikten en az üçünü gösterir. Raynaud fenomeni, hastalığın en sık görülen ve sıklıkla ilk işaretidir. Diğer işaretler genellikle birkaç yıl sonra ortaya çıkar. Deri tutulumu parmak ve yüz ile sınırlıdır. Kalsinoz ağırlıklı olarak ekstremitelerde ve eklemlerin çevresinde bulunur. Sklerodaktili tipik olarak distal parmaklarda başlar ve asıl risk, dijital ülserlerin ortaya çıkmasıdır. Telanjiektazi ellerde, yüzde ve dudaklarda bulunur. Özofagusun dismotilitesi gastroözofageal reflü ve bazen disfajiyi provoke edebilir. Bilgisayarlı tomografi (BT) taramasında hastaların yaklaşık %30 ila 40'ında akciğer fibrozu ve %10'unda pulmoner arter hipertansiyonu vardır.

Etiyoloji

CREST sendromunun kesin nedeni bilinmemektedir. Hastalık, kollajenin aşırı üretilmesine yol açan otoimmün bir reaksiyondan kaynaklanır. Bazı durumlarda, durum kimyasal maddelere maruz kalmayla ilişkilidir (silika, çözücü kimyasal maddeler ve hidrokarbonlar dahil).

Tanısal Yöntemler

Tanı tipik klinik belirtilere ve kapillaroskopide dev döngülere sahip spesifik mikroanjiyopati kanıtlarına dayanmaktadır. Kan testleri tipik anti-sentromer otoantikorlarını (ACA) göstermektedir. Hastalığın kapsamı BT, elektrokardiyogram, ekokardiyografi, elin radyografisi, gerekirse özofageal ve gastrik fibroskopi ile değerlendirilmelidir.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanılar; Sharp sendromu, sistemik lupus eritematozus, antifosfolipid sendromu ve poliarteritis nodoza’yı içerir (bu terimlere bakınız).

Yönetim ve Tedavi

Yönetim çoğunlukla semptomatiktir. Raynaud fenomeni kalsiyum kanal blokörleri ile tedavi edilebilir. Gastrik reflü için proton pompası inhibitörleri verilir. Şiddetli kalsinozun cerrahi rezeksiyonu gerekebilir. Hastalar erken solunum fonksiyon testleri ve ekokardiyografi ile düzenli klinik takip gerektirir. İlerleyici akciğer fibrozlu olgularda düşük dozda immünosüpresif ajanlarla birlikte kortikosteroid gerekir. Pulmoner arter hipertansiyonu durumunda pulmoner vazodilatörler verilir.

Prognoz

CREST sendromunun prognozu uzun süreli hastalık süresi (>10 yıl) ile nispeten iyidir. Bununla birlikte, pulmoner arter hipertansiyonu hastalığın komplikasyonu olabilir ve daha ciddi bir prognoza neden olabilir. Bazı hastalarda ciddi akciğer fibrozu görülebilir.

Uzman Hakemler: Pr Eric HACHULLA -Son Güncelleme: Haziran 2010

Çeviren: Gizem Şentürk, MSc-Ocak 2019

Hastalık Tanımı

Crigler-Najjar sendromu (CNS), bilirubin glukuronosiltransferaz (GT) aktivitesinin hepatik bir eksikliği nedeniyle konjuge olmayan hiperbilirubinemi ile karakterize kalıtsal bir bilirubin metabolizması bozukluğudur. İki tip tanımlanmıştır, CNS tip 1 ve 2 (bu terimlere bakınız). CNS1, enzimin tam bir eksikliği ile karakterizedir ve fenobarbital indüksiyon terapisinden etkilenmez, oysa enzimatik eksiklik kısmidir ve CNS2'de fenobarbital tepki verir.

ORPHA:205

  • Eş anlamlıları:

    • Bilirubin üridindifosfat glukuronosiltransferaz eksikliği

    • Bilirubin-UGT eksikliği

    • Kalıtsal konjuge olmayan hiperbilirubinemi

    • UGT eksikliği

  • Prevalans: 1-9 / 100 000

  • Kalıtım: Otozomal Resesif

  • Başlangıçç yaşı: Yenidoğan

  • ICD-10: E80.5

  • OMIM: 218800 606785

  • UMLS: C0010324

  • MeSH: D003414

  • GARD: -

  • MedDRA: 10011386

Özet

Epidemiyoloji

Hastalık doğumda 1/1,000,000 yıllık insidans ile son derece nadirdir. Prevalans bilinmemektedir ve şu ana kadar sadece birkaç yüz vaka bildirilmiştir. Her iki cinsiyet de eşit derecede etkilenir.

Klinik Tanım

CNS1, yaşamın ilk günlerinde ortaya çıkar ve daha sonra da devam eder; CNS2'nin de erken başlangıcı vardır. Hastalar yaşamda erken görünen ve CNS1'de CNS2'den daha şiddetli görülen izole sarılık ile başvururlar. CNS1'de, tedavi geciktiğinde veya yetersiz olduğunda, hipotoni, sağırlık, okülomotor palsi ve letarji ile birlikte bilirubin ensefalopatisine (kernikterus) dönüşebilir. CNS2'de, kernikterus riski çok daha düşüktür ancak ortaya çıkar.

Etiyoloji

UGT1A1 genindeki (2q37) sayısız mutasyon, her iki CNS tipine de bağlanır ve bilirubin konjugasyonunun belirgin şekilde azalmasıyla, bilirubin GT aktivitesinin yokluğu veya azalması ile sonuçlanır.

Tanısal Yöntemler Fizik muayenesinde izole sarılık görülmektedir ve biyolojik analizler, normal karaciğer fonksiyon testleriyle birlikte yalnızca ağır konjuge olmayan hiperbilirubinemi tespit etmektedir. Abdominal görüntüleme çalışmaları (düz grafiler, BT taramaları veya ultrasonografiler) ve karaciğer histolojisi bulguları (karaciğer biyopsisi yapıldığında) normaldir. Kesin tanı, karaciğerdeki enzimatik eksikliğin gösterilmesine dayanır (üç aylıktan sonra yapılan hepatik biyopsi). Teşhis genel olarak genomik DNA analizi ile doğrulanır (karaciğer biyopsisi ihtiyacını dışlar.)

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanı, CNS'nin türüne bağlı olarak değişir ve aşırı bilirubin üretimi (hemoliz) ve bilirubinin bozulmuş hepatik kullanımı bozukluklarını içerir (Gilbert sendromu; bu terime bakınız).

Antenatal Tanı

CNS1 için antenatal tanı mevcuttur ve ailede CNS öyküsü varsa, genetik danışma önerilir. CNS2 için fenobarbitalin etkinliği nedeniyle, antenatal tanı genellikle endike değildir. Yenidoğan döneminde kan nakli gerekli olabilir.

Genetik Danışmanlık

Her iki CNS tipi de otozomal resesif koşullar olarak kalıtılır.

Yönetim ve Tedavi

CNS1 tedavisi, günde 10-12 saat boyunca (başlangıçta hastanede ve sonra evde) fototerapiye dayanır. Bu hastalarda bilirubin şelatörleri ve ursodeoksikolik asit de verilebilir. CNS1 için tek etkili tedavi karaciğer naklidir. CNS2 tedavisi günlük fenobarbitaldir.

Prognoz

CNS1'li çocuklar, konjuge olmayan bilirubinin nörotoksisitesinin bir sonucu olarak nörolojik komplikasyonlar geliştirebilir, oysa CNS2 hastaları için prognoz genellikle iyidir.

Uzman Hakem(ler): Pr Philippe LABRUNE - Son güncelleme: Şubat 2010

Çeviren: Gizem Şentürk , MSc, Ocak 2019

Hastalık Tanımı

Criss-cross kalp (CCH), iki ventrikülün içeri akışının, kalbin ana ekseni etrafında geçerek bükülmesinden dolayı kardiyak bir bozulmadır. Klinik özellikler, büyük arterlerin basit veya düzeltilmiş transpozisyonu ve ventriküler septal defektler gibi ilişkili kardiyak defektlere bağlıdır.

ORPHA:1461

  • Eş anlamlıları:

    • Criss-cross atriyoventriküler ilişkiler

    • Superoinferior ventriküller

    • Bükülmüş atriyoventriküler bağlantılar

  • Prevalans: Bilinmiyor

  • Kalıtım: Bilinmiyor

  • Başlangıç yaşı : Bebeklik, yenidoğan

  • ICD-10: Q24.8

  • OMIM: -

  • UMLS: C0010334

  • MeSH: -

  • GARD: -

  • MedDRA: -

Özet

Epidemiyoloji

CCH'nin doğum prevalansı 1/125,000 canlı doğumdur ve tüm doğumsal kalp defektlerinin <%0,1'ini oluşturur.

Klinik Tanım

CCH, burun iltihabı, sternal çentik, retrospektif ve interkostal çöküntü, diyafiz, siyanoz, solukluk, beslenme zorluğu, sol sternal kenarda sistolik üfürüm ve vurgulu P2 kalp sesi ile şiddetli dispne ile ilişkili lezyonlarla kendini gösteren doğuştan bir hastalıktır. En sık görülenler ventriküler septal defekt (VSD), büyük arterlerin tam veya konjenital olarak düzeltilmiş transpozisyonu, çift çıkışlı sağ ventrikül, pulmoner dal darlığı, straddling mitral veya triküspit kapak, mitral darlık ve subpulmoner, subaortik veya supravalik stenozdur. (bu terimlere bakınız).

Etiyoloji

CCH, embriyonik gelişim sırasında uzun ekseni boyunca ventriküler kütlenin anormal rotasyonundan (saat yönünde veya saat yönünün tersine) kaynaklanır. CCH'nin gelişim mekanizmaları ve nedenleri hala belirsizdir ancak farelerde yapılan bazı çalışmalar, Gja1 genindeki mutasyonları CCH patogenezine bağlamıştır.

Tanısal Yöntemler

Tanı, atriyoventriküler (AV) valfler düzeyinde, karıştırmadan, atriyoventriküler bağlantıların kesiştiğini gösteren 2 boyutlu ve renkli Doppler ekokardiyografi ile doğrulanır. Karakteristik 4 odacıklı görünüm (4CV) elde edilememesi, CCH'nin önemli bir teşhis özelliğidir. Biventriküler fonksiyon normaldir, ancak perimembranöz ventriküler septal defektler genellikle görülür. Koroner dolaşımdaki anomalilerin tanısında MR ve anjiyografi kullanılabilir.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanı, straddling mitral veya triküspit kapak, ciddi Ebstein malformasyon formları (triküspit kapak infundibuluma açılır, valflerin geçişi görünümü verir) (bu terimlere bakın) ve çift atriyal çıkıştır. (bir çıkış deliği görünüşte diğer kapakçığı geçer) ).

AntenatalTanı

Renkli Doppler ultrason ile doğum öncesi tanı, CCH'nin fetal göğüsten standart enine düzlemde 4CV elde edilememesi ve içeri akış yollarının kristalize düzeninin iki ventriküle aynı anda çaprazlanması ve aynı anda fetal göğsün enine düzleminde iki ventrikül içine görselleştirilmesi ile elde edilebilir. ,

Yönetim ve Tedavi

CCH'nin cerrahi tedavisi majör ve sınırlayıcı malformasyonların onarımından oluşur ve düzeltmenin nedeni olarak ventriküler rotasyonun kendisi dışlanır. İlk tedavi, pulmoner stenozun varlığı ya da yokluğu ve ciddiyeti ile belirlenir. Akciğer akışının yetersiz olduğu durumlarda, patent arter kanalının açıklığını korumak için prostaglandin E1 ile erken müdahale gösterilmiştir. Anatomik düzeltme başarısız olduğunda, sistemik bir pulmoner şantın yapımıyla pulmoner akışta denge sağlanabilir. Düzeltici cerrahi her iki ventrikülün potansiyel kullanımı ile belirlenir. Fontan düzeltmesi, palyatif bir tamir seçeneği olarak gösterilebilir. Jaten'in cerrahi tekniği (arteriyel switch operasyonu) CCH'nin büyük arterlerin, VSD'nin, atriyal septal defektin ve patent arter kanalının transpozisyonu ile ilişkili olduğu hastalara önerilebilir (bu terimlere bakınız).

Prognoz

Cerrahi tedavi olmadan prognoz olumsuzdur. Bununla birlikte, ana kusurun düzeltilmesinden sonra normal fiziksel, psikomotor ve kardiyovasküler gelişim sağlanabilir.

Uzman Hakemler: Pr Vera AIELLO - Dr Italo DE OLIVEIRA - Son güncelleme: Ocak 2014

Çeviren: Gizem Şentürk, MSc, Ocak 2019

**Hastalık Tanımı **

Crouzon hastalığı, kraniyosinoz ve yüz hipoplazisi ile karakterizedir.

ORPHA:207

  • Eş anlamlısı :

  • Crouzon kraniyofasiyal disostoz

  • Prevalans: 1-9 / 1 000 000

  • Kalıtım: Otozomal dominant

  • Başlangıç yaşı: Bebeklik, yenidoğan

  • ICD-10: Q75.1

  • OMIM: 123500

  • UMLS: -

  • MeSH: -

  • GARD: 6206

  • MedDRA: -

Özet

Epidemiyoloji

Avrupa genel nüfusunda tahmin edilen prevalans 0,9/100,000'dir.

Klinik Tanım

Kraniyosinostoz değişkendir ancak çoğu sütür genellikle konur. Yüz dismorfolojisi, oküler hipertelorizm, küçük sivri burun, proptoz, ekzoftalmi, hipoplastik maksilla ve mandibular prognatizm ile karakterizedir. Sinostoz evrimseldir ve genellikle doğumda görülmez veya az miktarda görülür. Genellikle 2 yaşına kadar belirtileri çıkar ve giderek daha şiddetli hale gelir. Bununla birlikte, üst çene kanının hipoplazisinin belirgin olduğu ve solunum zorluğuna yol açtığı ve ekzoftalminin şiddetli olduğu ve erken palpebral maloklüzyona yol açan erken ve doğumsal formlar bildirilmiştir. Hidrosefali, serebellar bademciklerin inişi ve jugüler venöz drenajdaki anomaliler Crouzon hastalığında da sıklıkla görülür ve terapötik problemlere neden olabilir. Crouzon hastalığı olan hastaların üçte ikisinde körlüğe yol açabilecek intrakraniyal hipertansiyon vardır.

Etiyoloji

Crouzon hastalığı, fibroblast büyüme faktörü reseptörü FGFR2'nin (10q25.3-q26) mutasyonlarından kaynaklanır ve %80'i hücre dışı bölgenin immünoglobülin (Ig) benzeri alan III'e (IgIII alanı) ve ek bir %20 mutasyonuna IgI-IgII ıı alanlarında, transmembran ve tirozin kinaz bölgelerinde bulunur. Akanthozis nigrikans ile ilişkili farklı bir Crouzon hastalığı şekli rapor edilmiştir ve aynı aileden FGFR3 (Crouzon sendromu –akanthozis nigrikans, FGFR3 (Crouzon sendromu – akanthozis nigrikans; Dahası, anosteojenik stimülasyon ile sonuçlanan ETS2 baskılayıcıyı kodlayan ERF (19q13.2) genindeki mutasyonlar, bir Crouzon benzeri sendromla ilişkilendirilmiştir.

Genetik Danışmanlık

Hastalık değişken penetrasyon ile otozomal dominant şekilde kalıtılır.

Yönetim ve Tedavi

Cerrahi müdahaleler, serebral, oftalmolojik veya solunum komplikasyonlarını önlemeyi ve kraniyo-fasiyal dismorfiyi düzeltmeyi amaçlamaktadır. Kabul edilen kraniyofasiyal cerrahi yaklaşım hem kranyal hem de fasiyal sinostozu hesaba katmalı ve her hasta için uyarlanmalıdır.

Uzman Hakemler: Dr Eric ARNAUD - Dr Corinne COLLET - Pr Federico DI ROCCO – Son güncelleme: Kasım 2013

Çeviri: Gizem Şentürk, MSc. Ocak 2019

**Hastalık Tanımı **

Akanthozis nigrikans’lı (CAN) Crouzon sendromu, Crouzon benzeri özelliklere sahip olan ve kraniyal sütürlerin prematüre sinostozudur (Croanon hastalığı, bu terime bakınız), akantozis nigrikanslarla ilişkilidir. (AN; bu terime bakınız).

ORPHA:93262

  • Eş anlamlısı:

    • Crouzon-dermoiskelet sendromu
  • Prevalans: Bilinmiyor

  • Kalıtım: Otozomal Dominant veya uygulanamaz

  • Başlangıç yaşı: Yenidoğan

  • ICD-10: Q75.1

  • OMIM: 612247

  • UMLS: C2677099

  • MeSH: -

  • GARD: -

  • MedDRA: -

Özet

Epidemiyoloji

CAN tahminen 1/1,000,000 yenidoğan sıklığı vardır. Tıp literatüründe 70'ten az vaka tanımlanmıştır. Kadınların erkek cinsiyet oranının 2,4: 1 olduğu bildirildi.

Klinik Tanım

Tüm hastalarda, kraniyosinostoz, orta yüz hipoplazisi, ekzoftalmozlu sığ yörüngeler, dış bükey palpebral fissürler ve hipertelorizm ile aşağı eğimli palpebral fissürler ve hipertelorizm, maksiller hipoplazisi, klasik kulak kemiği ile uyumlu konjenital kraniyofasiyal anormallikler vardır. Sinostoz genellikle koronal sütürleri içerir. Ayrıca cloverleaf kafatası vakaları da bildirilmiştir. Hastalar ayrıca, yaşamın ilk on yılında, esas olarak boyun, aksiller, göz kapakları ve perioral, inguinal ve perianal alanlar gibi vücut kıvrımlarında bulunan kadife hiperpigmentli cilt (AN) geliştirir. Deri bozukluğu bazen yaygındır ve klasik AN ile karşılaştırıldığında erken gelişir. Kraniyovertebral kavşak ve distal vertebral kolonun interpedik mesafelerinin hafif değişimleri gibi vertebral anomaliler ince ve tutarsızdır. Koanal atrezi veya stenoz sıklıkla bulunur (%41) ve CAN'ın yüksek oranda düşündürücü olduğu kabul edilir. Yaygın olarak bildirilen diğer belirtiler arasında hidrosefali (%43), yarık damak gibi oral anormallikler (bu terime bakınız), diş malokleksiyonu, çene sementomları (%34) ve melanositik nevus (%25) bulunur. Böbrek tutulumu da bildirilmiştir. Bu spesifik özelliklerden bazıları klasik Crouzon sendromu olan hastalarda nadirdir. Zihinsel engellilik, işitme kaybı ve konuşma gecikmesi nadirdir. Şiddet etkilenen erkeklerde ve kadınlarda aynıdır.

Etiyoloji

CAN, hücre çoğalmasının, farklılaşmasının ve apoptozun düzenlenmesinde rol alan fibroblast büyüme faktörü reseptörü 3 FGFR3 genindeki (4p16.3) spesifik bir p.Ala391Glu mutasyonundan kaynaklanır. AN, çeşitli fibroblast büyüme faktörü reseptörlerinin yetersiz stimülasyonuyla ilişkilidir.

Genetik Danışma

Vakaların çoğunda sporadik, babanın yaşlanması ile ilişkili olmasına rağmen, otozomal dominant kalıtımla uyumlu ailesel vakalar bildirilmiştir.

Uzman Hakemler: Dr Corinne COLLET - Pr Federico DI ROCCO – Son Güncelleme: Ekim 2014

Çeviri: Gizem Şentürk, MSc - Ocak 2019

Hastalık Sendromu

Currarino sendromu (CS), anorektal malformasyonlar (ARM'ler) (genellikle anal stenoz), presakral kitle (genellikle ön sakral meningosel (ASM) veya teratoma) ve sakral anomaliler (yani sakrumun ve koksiksin tamamen veya kısmi agenezi veya sakral omurun deformitesi ) ile karakterize nadir görülen bir doğuştan hastalıktır.

ORPHA:1552

  • Eş anlamlısı:

    • Currarino triadı
  • Prevalans: 1-9 / 100 000

  • Kalıtım: Otozomal dominant veya uygulanamaz

  • Başlangıç yaşıt: Tüm yaşlar

  • ICD-10: Q87.8

  • OMIM: 176450

  • UMLS: C1531773

  • MeSH: C536221

  • GARD: 1626

  • MedDRA: -

Çeviren: Gizem Şentürk, MSc-Ocak 2019

Hastalık Tanımı

Cutis verticis gyrata (CVG), ağırlıklı olarak erkekleri etkileyen ve kafa derisi cildinin derin, yumuşak ve serebriform kutanöz katlantılarla kıvrılmış oluklar oluşturarak kalınlaşması ve hipertrofisi ile karakterize ilerleyici kutanöz bir bozukluktur. Saçlar oluklarda genelde normal, katlantıların üstünde seyrektir. CG, izole (esansiyel CVG) ya da entelektüel eksiklik, epilepsi, katarakt, körlük ve sağırlık gibi diğer anomalilerle ilişkili olabilir (esansiyel olmayan CVG).

ORPHA:671

  • Eş Anlamlısı(ları): –
  • Prevalans: Bilinmiyor
  • Kalıtım: –
  • Başlangıç yaşı: Tüm Yaşlar
  • ICD-10: Q82.8
  • OMIM: –
  • UMLS: C0263417
  • MeSH: –
  • GARD: 1643
  • MedDRA: –

Çeviren: Seda ARSLAN ÖZKUL – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Cushing sendromu (CS), endojen (adrenal korteks üretimi) ya da eksojen (iyatrojenik) kaynaklı olabilen glukokortikoidlere yüksek seviyelerde ve uzamış maruziyetin neden olduğu bir grup hormonal bozukluğu kapsamaktadır.

ORPHA:553

  • Eş Anlamlısı(ları):
  • Cushing sendromu
  • Hiperadrenokortisizm
  • Hiperkortizolizm
  • Prevalans: 1-9 / 100 000
  • Kalıtım: Otozomal dominant ya da bilinmiyor
  • Başlangıç yaşı: Tüm yaşlar
  • ICD-10: E24.0 E24.1 E24.2 E24.3 E24.4 E24.8 E24.9
  • OMIM: -
  • UMLS: C0001622 C0010481
  • MeSH: D000308 D003480
  • GARD: 6224
  • MedDRA: 10011652 10020562 10020564 10020610

Özet

Epidemiyoloji

Endojen CS prevalansı 1/26,000’ dir ve Avrupa’ da yıllık insidansı, 25-40 yaşlar arasında pik yaparak, 1/1,400,000-1/400,000 arasındadır.

Klinik Tanım

Tipik klinik özellikler, gövdesel ve fasyal obezite, hiperkatabolizm bulguları (incelmiş cilt, mor strialar, ekimoz, belirgin travma olmaksızın berelenme, amyotrofi ile birlikte proksimal kas güçsüzlüğü, açıklanamayan osteoporoz) ve çocuklarda azalmış büyüme hızıyla birlikte kilo alımıdır. Daha az spesifik özellikler, yorgunluk, yüksek kan basıncı, glukoz intoleransı, hipokalemi, akne, hirşutizm, adet düzensizlikleri, azalmış libido, erektil disfonksiyon, nöropsikolojik rahatsızlıklar (depresyon, asabilik, uyku bozuklukları, bilişsel bozuklukları kapsayan), enfeksiyonlara artmış duyarlılık ve ürolitiazisi içerir. Hafifi CS (subklinik ya da gizli olarak adlandırılır) daha önceleri düşünüldüğünden daha sıktır ve diyabet, osteoporoz, hipertansiyon ya da nöropsikolojik rahatsızlıklar araştırılırken tespit edilmiştir.

Etiyoloji

Eksojen CS, anti-inflamatuvar steroid tedavisi, HIV ile enfekte hastalarda ritonavir birlikte kullanımı ya da yüksek doz megestrol nedeniyle olmaktadır. Endojen CS, adrenokortikotropik hormon (ACTH) bağımlı (%75-80) ve ACTH bağımsız (%20-25) CS’ nu içermektedir. ACTH bağımlı CS, hipofiz adenomları (%80) ya da ektopik ACTH salgılanmasına (%20) bağlı olmaktadır. ACTH bağımsız CS, benign (adrenokortikal adenom: %60) ya da malign (adrenokortikal karsinom: %40) olabilen tek taraflı adrenokortikal tümörlere ya da ACTH bağımsız makronodüler adrenal hiperplazinin (ABMAH) ve primer pigmente nodüler adrenokortikal hastalığın (PPNAH) da içinde olduğu bilateral adrenokortikal hiperplaziye bağlıdır. CS; multipl endokrin neoplazi tip 1 (MEN 1), Carney kompleksi (CNC), McCune- Albright sendromu (MAS), Li-Fraumeni sendromu (LFS) ve ailevi izole hipofiz adenomu (AİHA) gibi nadir genetik hastalıklarda da ortaya çıkabilir.

Tanısal Yöntemler

Hiperkortizolemik durumun tanısı, önerilen birinci basamak testlere (24 saatlik idrar kortizolünün ve gece tükürük kortizolünün en az iki ölçümü ve 1 mg bir gecelik ya da 48 saat-2 mg deksametazon süpresyon testi) ve bir endokrinolog tarafından yapılması gereken ikinci basamak testlere (ya yukardakilerin biri ya da, bazı vakalarda, gece serum kortizol ölçümü, serum kortizol döngüsü, deksametazonla baskılanmış kortikotropin salgılatıcı hormon (Dex-CRH) testi, dezmopressin testi ve hatta CRH testi) dayandırılır. Anormal sonuçlar CS’ nin nedeni için test yapmaya yönlendirmelidir. Şüpheli siklik hiperkortizolizmli ya da zamanla ek bulgular gösteren hastalarda normal birinci basamak testleri tekrarlanmalıdır. Eksojen CS’ yi ekarte ettikten sonra, ayırıcı tanı, nedenin çözülmesiyle (alkolizm ve depresyon) gerileyen yalancı CS’ yi içermektedir. Genetik bir durumdan şüphelenildiğinde özelleşmiş mutidisipliner genetik danışma gerekmektedir.

Antenatal Tanı

Antenatal ya da implantasyon öncesi tanı tanımlanmış mutasyonları olan ailelerde ve ağır/tedavi edilemeyen hastalıklarda (örn. Li-Fraumeni sendromu) önerilebilir.

Genetik Danışma

Genetik danışmanlık mutasyona neden olan bir hastalığı olduğu bilinen ailelerde önerilebilir.

Yönetim ve Tedavi

Yönetim, multidisipliner bir stratejiyle, nedene ve CS ve diğer komorbiditelerin etkisine bağlıdır. Hipofiz bezi ya da adrenal cerrahi, medikal tedavi (o,p’DDD, ketokanazol, metirapon) ve radyoterapiyi içerebilir. Bazı tedavi planlarıyla, geçici ya da kalıcı yerine koyma tedavisi zorunludur. Her komplikasyon ele alınmalıdır.

Prognoz

Prognoz, CS nedenine ve ilişkili komplikasyonların şiddetine bağlıdır. Olguların çoğunda, CS etkin şekilde tedavi edilebilir.

Uzman(lar): Pr Jérôme BERTHERAT -Dr Laurence GUIGNAT – Son Güncelleme: Eylül 2012

Çeviren: Seda ARSLAN ÖZKUL, MD – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Çift çıkışlı sol ventrikül (ÇÇSV), hem aortun hem de pulmoner arterin, sadece veya baskın olarak morfolojik sol ventrikülden kaynaklandığı son derece nadir konjenital kardiyak malformasyondur.

ORPHA:3427

  • Eş anlamlısı(ları):

    • ÇÇSV
  • Prevalans: <1 / 1 000 000

  • Kalıtım: Uygulanamaz

  • Başlangıç yaşı: Yenidoğan, bebeklik

  • ICD-10: Q20.2

  • OMIM: -

  • UMLS: C0265809

  • MeSH: -

  • GARD: 1907

  • MedDRA: -

ÖZET

Epidemiyoloji

Prevalans bilinmemektedir. Doğum sıklığının 1/200,000 canlı doğumdan az olduğu tahmin edilmektedir.

Klinik Tanım

ÇÇSV genellikle yenidoğan döneminde siyanoz, takipne, efor dispnesi, gelişememe, terleme (özellikle beslenme sırasında), tepkisizlik ve/veya halsizlik ile kendini gösterir. ÇÇSV, en yaygın olarak atriyoventriküler (AV) uyumu olan atriyal situs solitus formunda ortaya çıkar, ancak sıklıkla ventriküler septal defekt (VSD), atriyal septal defekt, pulmoner darlık, sağ ventrikül hipoplazisi, patent duktus arteriozus ve triküspid atrezisi gibi kardiyak anomalilerle ilişkilendirilir. Klinik bulgular büyük ölçüde ilişkili kardiyak defektlerin tipine, örn. pulmoner veya aort çıkış yolu, sırasıyla pulmoner veya aort kapak darlığı nedeniyle tıkanmadır. ÇÇSV, VSD'nin konumuna ve büyük arterlerin konumuna bağlı olarak iki alt tipte sınıflandırılır: Subpulmoner veya iki kat daha az işlenmiş subarterial VSD'li ve anterior pulmoner arterin levo pozisyonunda normal büyük arterlere (ÇÇSV NBA tipi) sahip ÇÇSV ve büyük atardamarların transpozisyonlarının (ÇÇSV TBA tipi) subaortik veya iki kat atardamar subarterial VSD ve anterior aort levopozasyonu ile ÇÇSV. İki alt tip, siyanozun TBA tipinde daha belirgin olması dışında neredeyse klinik olarak ayırt edilemez.

Etiyoloji

Etiyopatoloji açıkça anlaşılmamıştır. Embriyolojik olarak, ÇÇSV, embriyonik konotrunkalin aşırı sola kayması, subpulmonik ve subaortik konusun anormal diferansiyel absorpsiyonundan veya anormal diferansiyel konal büyümesinden kaynaklanabilir.

Tanısal Yöntemler

Teşhis, morfolojik sol ventrikülden kaynaklanan her iki büyük arteri gösteren manyetik rezonans görüntüleme (MRG) ile birlikte 2-B ekokardiyografiye dayanmaktadır. Göğüs röntgeni ve/veya kalp kateterizasyonu da yapılabilir.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanı, büyük arterlerin transpozisyonunu ve çift çıkışlı sağ ventrikülü içerir.

Antenatal Tanı

Prenatal ekokardiyografik tanı mümkün ancak oldukça zordur.

**Genetik Danışmanlık

ÇÇSV, sporadik bir hastalıktır.

Yönetim ve Tedavi

Biventriküler onarım, ÇÇSV için olağan tedavidir ve genellikle intraventriküler bir bölme prosedürü, Rastelli prosedürü veya Lecompte operasyonunun bir çeşidi ile gerçekleştirilir. Soldan sağa sol ventrikül pulmoner kök translokasyonu da yapılabilir, bu da mükemmel anatomik ve hemodinamik onarım sağlar. Diğer kardiyak malformasyonlar mevcut olduğunda, sağ ventrikül hipoplazisi varlığında Fontan tipi kavopulmoner türev gibi başka teknikler de kullanılabilir.

Prognoz

ÇÇSV, genellikle kalp yetmezliği, miyokard enfarktüsü veya aort trombozu nedeniyle yüksek mortalite ile ilişkilidir. Cerrahide, beş yıllık sağkalım oranı %70-75 olarak tahmin edilmektedir. Hastaların çoğunda, aort veya mitral kapak yetersizliği, aritmi veya hipertansiyon gibi rezidüel kardiyak anomalilerle ortaya çıkmaya devam edecektir.

Uzman hakem(ler): Dr Hiromi KUROSAWA – Son güncelleme: Mart 2014

Çeviren: Sezer AKYÖNEY, BSc – OCAK 2019

Hastalık Tanımı

Çocukluk çağı dezintegratif bozukluğu, üç yaşından önce başlayan nadir bir yaygın gelişimsel bozukluktur ve en az iki yıllık normal gelişimden sonra dramatik bir davranışsal ve gelişimsel işlev kaybı ile karakterizedir. Hastalığın belirtileri konuşma kaybı, idrar kaçırma, iletişim ve sosyal sorunları, tipik otistik davranışları ve demansı içerir.

ORPHA: 168782

  • Eş Anlamlısı(ları):
  • İnfantil demans
  • Heller sendromu
  • Prevalans: 1-9 / 100 000
  • Kalıtım: -
  • Başlangıç yaşı: Çocukluk
  • ICD-10: F84.3
  • OMIM: -
  • UMLS: C0236791
  • MeSH: -
  • GARD: 6040
  • MedDRA: 10008522

Çeviren: Ezgi Gizem Berkay, MD – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Dang virüsünün neden olduğu dang humması (DH), bazen kılcallarda kaçak olan ve kanamayı (dang hemorajik ateşi veya DHA) ve şoku (dang şoku sendromu yada DŞS) gösteren daha şiddetli formlara ilerleyen başlangıçta spesifik olmayan ateşli hastalık ile karakterize bir arboviral hastalıktır.

ORPHA:99828

  • Eş anlamlısı(ları):

    • DH

    • Dang virüsü enfeksiyonu

  • Prevalans: 1-9 / 100 000

  • Kalıtım: -

  • Başlangıç yaşı: Her yaş

  • ICD-10: A97.0 A97.1 A97.2 A97.9

  • OMIM: 614371

  • UMLS: C0011311 C0019100 C0376300

  • MeSH: D003715

  • GARD: 6254

  • MedDRA: 10012310

ÖZET

Epidemiyoloji

DH dünya çapındaki tropik bölgelerde, özellikle Güneydoğu Asya, Pasifik bölgesi ve Amerika’da bulunur ve küresel nüfusun %40’ı risk altındadır. Dünya genelinde yıllık 50 ile 100 milyon DH vakası, 500,000 hastanede yatış ve 20,000 ölüm vakası yaşanmaktadır.

Klinik Tanım

Dang virüsü enfeksiyonlarının büyük çoğunluğu, sıklıkla pruritik olabilen bir peteşial döküntü ile takip edilen ani ateş, halsizlik, baş ağrısı (klasik olarak retro-orbital) ve miyalji / artralji ile karakterize DF ile sonuçlanır. Çoğu durumda, semptomlar daha fazla komplikasyon olmadan 7 gün içinde düzelir. Bununla birlikte, hastaların küçük bir azınlığı kısa süreli bir bozulma süresinin ardından abdominal semptomları (ağrı, bulantı, kusma, ishal), trombositopeni, kanama (DHA: epistaksis, kanama sakızları, gastrointestinal kanama) ve bir kapiller sızıntısı (kanaması sızıntısı) DŞS: hemokonsantrasyon, hipoalbüminemi, plevral efüzyon, şok) ile seyir eder. DHA / DŞS en sık 15 yaşın altındaki çocuklarda görülür. Dört dang virüsü serotipinden birinin sekonder heterolog enfeksiyonunda risk daha yüksektir, ancak ilk enfeksiyonlarda ciddi hastalık görülebilir.

Etiyoloji

25 farklı virüs, viral hemorajik ateşe neden olur. Dang virüsü Flaviviridae familyasına aittir, Flavivirüs cinsi. Önemli zorlanma değişkenliği olan dört ayrı serotip tanınır. Dang virüsleri insanlarda korunur ve bunlar arasında enfekte sivrisineklerin, en sık Aedes aegypti'nin yanı sıra Aedes albopictish'in ısırığı ile bulaşır. Kişiden kişiye bulaşma bildirilmedi.

Tanısal Yöntemler

Yaygın tanı yöntemleri arasında enzim bağlantılı immünosorbent deneyi (ELISA) ve ters transkriptaz polimeraz zincir reaksiyonu (RT-PCR) ile serolojik testler bulunur. Özel izolasyonlu laboratuvarlarda virüs izolasyonu da yapılabilir. DH/DHA'nin viremik fazı genellikle kısadır (hastalığın ilk 3-5 günü), bundan sonra hastalık başlangıcından 2-4 gün sonra ortaya çıkan anti-dang IgM antikorlarının tespiti ana dayanaktır. Çok çeşitli ticari ELISA deneyleri, farklı hassasiyet ve özgüllük derecelerinde mevcuttur.

Ayırıcı Tanı

DH'nin sıtma ve tifo gibi diğer ateşli hastalıklardan (bu terimlere bakınız), özellikle kızarıklığın ortaya çıkmasından önce hastalığın erken dönemlerinde ayırt edilmesi zordur. DHA/DŞS için, diğer viral hemorajik ateşler, leptospiroz, ricketsial enfeksiyon (bu terimlere bakınız) ve meningokokseminin dışlanması gerekir.

Yönetim ve Tedavi

Halen DH/DHA için hiçbir antiviral ilaç mevcut olmadığından, şiddetli septisemi tedavisi için yönergeler izlenerek verilen tedavi destekleyicidir. Böcek ilacı ile muamele görmüş cibinlikler, oda filtreleri ve larva gelişim alanlarının ortadan kaldırılması, daha fazla aktarımı önlemek için açık hava ortamlarında kullanılmalıdır.

Prognoz

DH için vaka ölüm oranları %1'den azdır, ancak DHA/DŞS'de %40'a kadar yükselebilir, bu durum büyük ölçüde gelişmiş tıbbi bakıma erişimin olup olmadığına bağlıdır. Diyabet, kalp hastalığı ve astım gibi altta yatan kronik hastalığı olan çocuklar ve kişiler risk altındadır. Hastalığın en şiddetli evresi genellikle sadece birkaç gün sürer ve sağ kalanlar genellikle kalıcı bir sekele sahip olmaz.

Uzman hakem(ler): Dr Daniel BAUSCH - Andrew BENNETT – Son güncelleme: Aralık 2012

Çeviren: Sezer AKYÖNEY, BSc – OCAK 2019

Hastalık Tanımı

Darier hastalığı (DH), seboreik bölgelerde keratotik papüllerin gelişmesi ve spesifik tırnak anomalileri ile karakterize keratinizasyon bozukluğudur.

ORPHA:218

  • Eş Anlamlısı (ları):
  • Darier-White Hastalığı
  • Keratozis folikülaris
  • Prevalans: 1-9 / 100 000
  • Kalıtım: Otozomal Dominant
  • Başlangıç yaşı: Tüm yaşlar
  • ICD-10: Q82.8
  • OMIM: 124200
  • UMLS: C0022595
  • MeSH: D007644
  • GARD: 6243
  • MedDRA: 10023369

Özet

Epidemiyoloji

Prevalansı yaklaşık 1/50,000 olarak tahmin edilmektedir

Klinik Tanımlama

Hastalık genellikle ergenlik döneminde ortaya çıkar. Hastalar, izole veya gruplanmış plaklar oluşturabilen yağlı ve renkli (sarı-kahverengi veya kahverengi) keratotik papüller gösterirler. Deri lezyonları genellikle enfekte ve kötü kokulu olur ve ciddi rahatsızlıklara neden olurlar. Güneş ışığına ya da yapay UVB radyasyonuna, ısıya, terlemeye, sürtünmeye ve enfeksiyonlara maruz kalmak suretiyle daha da şiddetlenebilirler. Tercihen üst göğüs, sırt, boyun yanları, alın, kulaklar ve kafa derisi gibi gövde ve yüzün seboreik bölgelerinde oluşur. Fleksler de sıklıkla görülür (kasıklar, aksillalar ve anogenital bölge). Eller ve ayaklar, sırt yüzeylerinde ayrı papüller de gösterebilir. Avuç içleri ve ayak tabanlarının dikkatli bir şekilde incelenmesi sıklıkla DH'nin spesifik olmasa da yüksek derecede anlamlı olan küçük çukurları veya noktalanmış keratozları açığa çıkarır. Kırmızı ve beyaz boylamasına çizgili spesifik kombinasyonu ve subungual hiperkeratozu gösterirler. Sert damak, oral mukoza, özofagus, vulva ve rektum, çoğunlukla yoğun olarak gruplanmış (lökoplaki) beyazımsı küçük papüllerin yeri olabilir. Tırnak anormallikleri neredeyse sabit ve yüksek derecede anlamlıdır. Tırnaklar kırılgandır ve V şeklinde bir kusur vardır. Hastalar herpes simpleks ve piyojenik enfeksiyonlara karşı artan duyarlılığa sahiptir. Aynı aile içinde bile hastalığın şiddeti oldukça değişkendir.

Etiyoloji

DH, endoplazmik retikulumun bir Ca+2 pompasını ATP2A2 geni (12q23-q24.1) mutasyonlarından kaynaklanır

Tanı Yöntemi

Tanı, hiperkeratozu, fokal diskeratozu ve suprabazal akantolizi gösteren cilt lezyon biyopsilerinin histolojik incelemesine dayanır.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanılar, Hailey-Hailey hastalığı, pemfigus ve siğil diskeratoma (bu terimlere bakınız) ve geçici akantolitik dermatozdur.

Genetik Danışma

Geçiş otozomal dominanttır. Vakaların büyük bir kısmı için prenatal tanı uygun olmasa da genetik danışma önerilmelidir.

İdame ve Tedavi

Hastalık idamesi semptomatiktir. Hastalar güneşten ve ısıdan kaçınmalıdırlar. Üre veya laktik asit içeren yumuşatıcılar daha sınırlı lezyonlar için faydalıdır. Tretinoin veya izotretinoinin topikal uygulaması, hiperkeratoza karşı etkilidir, ancak tahriş riski bunların kullanımını sınırlar. Topikal steroidler tahrişi azaltabilir, ancak tek başına kullanıldığında etkili değildirler. Tazaroten gibi retinoidler daha iyi tolere edilir. Şiddetli hastalık durumunda, asitretin (bir oral retinoid) en etkili tedavidir, ancak olası yan etkiler izlenmelidir. Depresyon ve nöropsikolojik bulgular bildirilmiştir ve spesifik psikolojik destek gerekli olabilir.

Prognoz

DH kronik ve tekrarlayan bir durumdur. Önemli sosyal engellere neden olabilir.

Uzman hakem(ler): Pr Alain HOVNANIAN – Son Güncelleme: Nisan 2009

Çeviren: Özden Hatırnaz Ng, PhD – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Darier hastalığı (DD) seboreik bölgelerde ve spesifik tırnak anomalilerinde keratotik papüllerin gelişimi ile karakterize bir keratinizasyon hastalığıdır.

ORPHA:218

  • Eş anlamlısı(ları):
    • Darier-White hastalığı
    • Foliküler keratoz
  • Prevalans: 1-9 / 100 000
  • Kalıtım: Otozomal dominant
  • Başlangıç yaşı: Her yaş
  • ICD-10: Q82.8
  • OMIM: 124200
  • UMLS: C0022595
  • MeSH: D007644
  • GARD: 6243
  • MedDRA: 10023369

ÖZET

Epidemiyoloji

Prevalansın 1/50,000 civarında olduğu tahmin ediliyor.

Klinik Tanım

Hastalığın başlangıcı genellikle ergenlik dönemidir. Hastalar yağlı veya renkli (sarı-kahverengi veya kahverengi) keratotik papüllere sahiptir, bunlar izole edilebilir veya gruplanmış plaklar oluşturabilir. Deri lezyonları sıklıkla enfekte olur ve kötü kokar hale gelir ve büyük rahatsızlıklardan sorumludur. Güneş ışığına veya yapay UVB radyasyonu, ısı, terleme, sürtünme ve enfeksiyonlara maruz kalma ile daha da kötüleşebilirler. Predileksiyon bölgeleri, gövde ve yüzün seboreik bölgeleridir: üst göğüs, sırt, boynun yanları, alın, kulaklar ve kafa derisi. Bükülmeler de sıklıkla beraberindedir (kasıklar, aksiller ve anogenital bölge). Ellerde ve ayaklarda dorsal yüzeylerde ayrı papüller de bulunabilir. Avuç içi ve tabanların dikkatli bir şekilde incelenmesi sık sık DD'ye işaret eden küçük çukurlar veya kesikli keratozlar ortaya çıkarmaktadır. Kırmızı ve beyaz uzunlamasına çizgilerin spesifik kombinasyonunu gösterirler ve subungual hiperkeratoz gösterirler. Sert damak, oral mukoza, özefagus, vulva ve rektum, sık sık gruplandırılmış (lökoplaki) olan beyazımsı küçük papüllerin yeri olabilir. Tırnak anormallikleri neredeyse sabittir ve son derece anlamlıdır. Tırnaklar kırılgandır ve V şeklinde bir kusura sahiptir. Hastaların herpes simpleks ve piyojenik enfeksiyonlara karşı duyarlılıkları artmıştır. Hastalığın şiddeti aynı ailede bile oldukça değişkendir.

Etiyoloji

DD, endoplazmik retikulumun bir Ca2+ pompasını kodlayan ATP2A2 genindeki (12q23-q24.1) mutasyonlardan kaynaklanır.

Tanısal Yöntemler

Tanı hiperkeratoz, fokal diskeratoz ve suprabasal akantolizisi gösteren cilt lezyon biyopsilerinin histolojik incelemesine dayanır.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanılar arasında Hailey-Hailey hastalığı, pemfigus ve siğil diskoratomu (bu terimlere bakınız) ve geçici akantolitik dermatoz vardır.

Genetik Danışmanlık

Kalıtım otozomal dominanttır. Prenatal tanı vakaların çoğunda uygun olmamakla birlikte, genetik danışmanlık önerilmelidir.

Yönetim ve Tedavi

Yönetim semptomatiktir. Hastalar güneş ve sıcaktan kaçınmalıdır. Üre veya laktik asit içeren yumuşatıcılar daha sınırlı lezyonlar için faydalıdır. Topikal tretinoin veya izotretinoin uygulaması hiperkeratoza karşı etkilidir, ancak tahriş riski kullanımlarını sınırlar. Topikal steroidler tahrişi azaltabilir, ancak yalnız kullanıldığında etkili değildir. Tazaroten gibi retinoidler daha iyi tolere edilir. Şiddetli hastalık durumunda, asitretin (oral retinoid) en etkili tedavi yöntemidir, ancak olası yan etkiler izlenmelidir. Depresyon ve nöropsikolojik belirtiler bildirilmiştir ve spesifik psikolojik destek gerekebilir.

Prognoz

DD kronik ve tekrarlayan bir seyir izlemektedir. Önemli sosyal engellere neden olabilir.

Uzman hakem(ler): Pr Alain HOVNANIAN – Son güncelleme: Nisan 2009

Çeviren: Sezer AKYÖNEY, BSc – OCAK 2019

Hastalık Tanımı

Delta hepatiti, hepatit delta virüsü enfeksiyonu kaynaklı değişen derecelerde akut hepatit ile karakterize, nadir görülen bir hepatik hastalıktır. Bazen iyi huylu bir seyir gösterebilir, ancak çoğu zaman fulminan karaciğer yetmezliği, hepatik dekompansasyon ve siroza hızla ilerleyebilen ciddi karaciğer hastalığı ile kendini gösterir. Eşlik eden hepatit B virüsü enfeksiyonu ve hepatoselüler karsinom gelişme riski tüm hastalarda artmıştır.

ORPHA: 402823

  • Eş anlamlısı(ları) : HDV, Hepatit D Virüsü

  • Prevalans: 1-5 / 10.000

  • Kalıtım: Uygulanamaz

  • Başlangıç Yaşı: Tüm yaşlar

  • ICD-10: B17.0

  • OMIM: -

  • UMLS: C0011226

  • MeSH: -

  • GARD: -

  • MedDRA:-

Çeviren: Can Veysel Şoroğlu, MSc

Hastalık Tanımı

Dentin displazisi tip I (DD-I), keskin konik kısa kökler veya köksüz dişlerle karakterize nadir bir dentin displazisidir.

ORPHA:99789

Sınıflandırma düzeyi: Alt tip

  • Eş anlamlısı(ları):

    • DD-I

    • DTDP1

    • Radiküler dentin displazisi

  • Prevalans: 1-9 / 100 000

  • Kalıtım: Otozomal dominant veya otozomal resesif

  • Başlangıç yaşı: Çocukluk

  • ICD-10: K00.5

  • OMIM: -

  • UMLS: C0399379

  • MeSH: C538215

  • GARD: 1807

  • MedDRA: -

ÖZET

Epidemiyoloji

DD-I’in prevalansı 1/100,000 olarak rapor edilmiştir.

Klinik Tanım

Durum hem birincil hem de kalıcı dentisyonu etkiler. Durumun belirtileri değişkendir. DD-I hastalarında, dişler normal şeklinde ve renginde olduğundan klinik olarak farkedilmez. Bununla birlikte, kökler radyografide konik, apikal kasılmalar ile keskin görünürler. Dişler genellikle hareketli, sıklıkla apse oluşumu ile seyreder ve erken kaybolabilir. Anormal dentin oluşumu parsiyel veya total pulpa obliterasyonuna yol açabilir.

Etiyoloji

DD-I, dentinogenezde rol alan dentin sialoprotein ve dentin fosfoprotein için bir öncül olan dentin sialofosproproteinini kodlayan DSPP genindeki (4q21.3) mutasyonlardan kaynaklanır.

Tanısal Yöntemler

DD-I'deki dişler klinik olarak normal göründüğünden tanı, radyografik özelliklere dayanır (anormal kökler, posa obliterasyonu, kısmen oblite edilmiş hilal şeklindeki posa haznesi ve bazen posa taşları). Teşhisi doğrulamak için moleküler genetik testler kullanılabilir.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanılar, erken diş kaybına yol açanlar gibi DD ile örtüşen klinik veya radyografik özelliklere sahip durumları içerir: Kostmann sendromu, siklik nötropeni, Chediak-Hegashi sendromu, Langerhans hücre histiyositozisi, Papillon-Lefèvre sendromu, hipofosfatazi ve D vitamini dirençli raşitizm.

Genetik Danışmanlık

DD-I otozomal dominant kalıtım paternini takip eder. Bu nedenle, etkilenen bir ebeveyne doğan çocuğun böyle bir duruma yakalanma olasılığı %50'dir.

Yönetim ve Tedavi

Uygun bakım, iyi estetik görünüm ve fonksiyonel performans elde etmeyi mümkün kılar.

Prognoz

Prognoz, öncelikle tanı yaşı ve tedavi kalitesine bağlıdır.

Uzman hakem(ler): Pr Agnès BLOCH-ZUPAN – Son güncelleme: Eylül 2012

Çeviren: Sezer AKYÖNEY, BSc – OCAK 2019

Hastalık Tanımı

Dentinogenezis imperfekta (DGI), anormal diş gelişimi ile sonuçlanan anormal dentin yapısı ile karakterize kalıtsal bir dentin defektidir.

ORPHA:49042

  • Eş Anlamlısı(ları):

    • DGI
    • DGI OI yokluğunda
    • DI
    • Osteogenez imperfekta yokluğunda dentinogenezis imperfekta
    • Sendromik olmayan DGI
    • Sendromik olmayan dentinogenezis imperfekta
    • OI yokluğunda opalesan dişler
    • Osteogenez imperfekta yokluğunda opalesan dişler
  • Prevalans: 1-5 / 10 000

  • Kalıtım: Otozomal dominant
  • Başlangıç yaşı: Çocukluk
  • ICD-10: K00.5
  • OMIM: -
  • UMLS: C0011436 C2973527
  • MeSH: D003811
  • GARD: 6258
  • MedDRA: 10054013

ÖZET

Epidemiyoloji

DGI prevalansının 1/6,000 ila 1/8,000 olduğu bildirilmektedir.

Klinik Tanım

Durumun belirtileri değişkendir ve farklı dentin displazisi tipleri ve dentinogenez imperfekta arasında önemli örtüşme vardır. Shield’ın sınıflandırmalarında ilk olarak üç farklı DGI türü tanımlanmıştır: DGI tip 1, tip 2 ve tip 3. Eskiden DGI-1 olarak bilinen durum, şimdi osteogenez imperfekta tip 1b, c, 2, 3, 4b, 9 ve 10 ile ilişkili bir sendromik DGI olarak kabul edilir. Dentinogenesis imperfekta tip 2'de, osteogenezis imperfekta bir özellik değildir ve durum genellikle anormal amber veya opalesan dentin, aşınmış dişler, bulböz kronlarla birlikte servikal daralma, kısa kökler, oblite edilmiş pulp hazneleri ve kök kanalları ile karakterize edilir (X-ışınları ile gözlemlenebilir). Dentinogenezis imperfekta tip 3 opalesan primer ve daimi dişler, belirgin yıpranma ve büyük pulpa odaları ile karakterizedir.

Etiyoloji

DGI, DSPP genindeki (4q21.3) dentin oluşumunda yer alan ana proteinleri kodlayan missense ve nonsense mutasyonların neden olduğu kalıtsal bir durumdur.

Genetik Danışmanlık

DGI otozomal dominant kalıtım paternini takip eder.

Uzman hakem(ler): Pr Agnès BLOCH-ZUPAN – Son güncelleme: Eylül 2012

Çeviren: Sezer AKYÖNEY, BSc – OCAK 2019

Hastalık Tanımı

Dentinogenesis imperfekta tip 2 (DGI-2) nadir, ciddi bir dentinogenesis imperfekta şeklidir ve tüm dişlerin zayıflığı ve renk bozulması ile karakterizedir.

ORPHA:166260

Sınıflandırma düzeyi: Alt tip

  • Eş anlamlısı(ları):

    • Capdepont diş

    • DGI-2

    • DI-2

    • Dentinogenezis imperfekta, Shield’ın tip 2

  • Prevalans: 1-5 / 10 000

  • Kalıtım: Otozomal dominant

  • Başlangıç yaşı: Çocukluk

  • ICD-10: K00.5

  • OMIM: 125490 605594

  • UMLS: C2973527

  • MeSH: -

  • GARD: 12796

  • MedDRA: -

ÖZET

Epidemiyoloji

DGI-2’nin prevalansı 1/6,000 ila 1/8,000 arası olduğu belirtilmiştir.

Klinik Tanım

DGI-2'nin diş özellikleri tipik olarak kehribar şeffaf renk değişimi ve diş yıpranmasının yanı sıra belirgin servikal daralma ile bulböz kronlardır. Kökler genellikle kısa ve daralmıştır. Hem primer hem de kalıcı dişler posa obliterasyonunu gösterir. Bu DGI formu olan hastalarda normal diş yoktur. Sensinöral işitme kaybı bazı hastalarda da bulunmuştur.

Etiyoloji

DGI-2, dentinogenezde rol oynayan dentin sialoprotein ve dentin fosfoprotein için bir öncül olan dentin sialofosproproteinini kodlayan DSPP genindeki (42121) mutasyonlardan kaynaklanır.

Tanısal Yöntemler

Tanı öykü, klinik muayene ve radyografik özelliklere dayanır. Teşhisi doğrulamak için moleküler genetik testler kullanılabilir.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanılar, osteogenez imperfekta ve dentin displazisi gibi DGI ile benzer klinik veya radyografik özelliklere sahip olabilecek koşulları içerir. Klinik semptomlar hipokalsifiye edilmiş amelogenezis imperfekta, konjenital eritropoietik porfiri, erken diş kaybına neden olan durumlar (Kostmann sendromu, siklik nötropeni, Chediak-Hegashi sendromu, Langerhans hücreli histiyositoz, Papillon-Lefèvre sendromu, Langerhans hücreli histiyositoz) D vitamini dirençli raşitizm ile ilişkili olabilir. Bunların yanı sıra, tetrasiklinler ve D vitamini bağımlı raşitizm nedeniyle kalıcı diş renk değişikliği hastalıkla ilişkili olabilir. Minimal travma, işitme kaybı olan kemik kırıklarının öyküsünü araştırmak ve osteogenez imperfekta'yı ekarte etmek için mavi skleraların kontrol edilmesi önemlidir.

Genetik Danışmanlık

DGI-2, otozomal dominant kalıtım paternini takip eder. Bu nedenle, etkilenen bir ebeveyndene olan çocuğun bu duruma yakalanma olasılığı %50'dir.

Yönetim ve Tedavi

Önceden şekillendirilmiş pediatrik kronlarla primer ve daha sonra da kalıcı dişlerin korunması, ilk kalıcı azı dişleri ve sonunda premolarlar üzerinde oklüzal katmanlar dökülmesi, diş aşınmasının en aza indirilmesine ve oklüzal dikey boyutun korunmasına yardımcı olabilir. Apse gelişen dişlerde pulpa boşluklarının obliterasyonu, endodontik tedaviyi imkansız olmasa da oldukça zorlaştırır. Uygun bakım, iyi estetik görünüm ve fonksiyonel performans elde etmeyi mümkün kılar. Dişlerin protezi veya implantlarla değiştirilmesi düşünülebilir.

Prognoz

Prognoz, öncelikle tanı yaşı ve tedavi kalitesine bağlıdır. Erken tanı ve düzenli diş bakımı, erken diş kaybını her zaman önleyemez.

Uzman hakem(ler): Pr Agnès BLOCH-ZUPAN – Son güncelleme: Eylül 2012

Çeviren: Sezer AKYÖNEY, BSc – OCAK 2019

Hastalık Tanımı

ORPHA:79388

  • Eş anlamlısı(ları)

    • Deri tutulumlu MPS
  • Prevalans: -

  • Kalıtım: -

  • Başlangıç Yaşı: -

  • ICD-10: -

  • OMIM: -

  • UMLS: -

  • MeSH: -

  • GARD: -

  • MedDRA: -

Özet

Bu terim bir hastalığı değil, bir grup hastalığı karakterize eder. Bu terime dahil olan hastalıklar hakkında bilgi edinmek için sınıflandırmalara danışabilirsiniz.

Çeviren: Fatma Çelik

Hastalık Tanımı

Kutanöz nöroendokrin karsinomu, cilt nöroendokrin hücrelerinin (Merkel hücreleri, Merkel hücresi karsinomu (MCC) ismini veren) alt grubundan kaynaklanan primer bir kutanöz kanserdir.

ORPHA:79140

  • Eş anlamlısı:

    • MCC

    • Merkel Hücre Karsinomu

  • Prevalans: 1-9/100 000

  • Kalıtım: Uygulanamaz

  • Başlangıç yaşıt: Yetişkin, Geç başlangıç

  • ICD-10: C44.3 C44.6 C44.7

  • OMIM: -

  • UMLS: C0007129

  • MeSH: -

  • GARD: 9266

  • MedDRA: -

Özet

Epidemiyoloji

MCC, tüm kutanöz malignitelerin %1'inden daha az olması nedeniyle nadir görülür. Tahmini yıllık insidans beyaz popülasyonda 500,000'de bir ila iki arasında değişmektedir ancak rakamlar giderek artmaktadır. Bazı araştırmacılar hafif bir erkek baskınlığı bildirmesine rağmen, cinsiyette belirli bir farklılık yoktur.

Klinik Tanım

MCC genellikle yaşlı beyaz tenli erişkinlerde görülür (ortalama tanı 68-75 yıl), vakaların sadece %5'i 50 yaşından önce ortaya çıkar. MCC, genellikle sert, ağrısız, parlak cilt topakları (kırmızı, pembe veya çeşitli boyutlarda mor topaklar) olarak görünür. Genellikle güneşe maruz kalan bölgelerde (baş, boyun ve kollar) gelişir. MCC hızla büyüme, hızlı bir şekilde bölgesel lenf düğümlerine yayılma eğilimindedir ve daha sonra diğer organlara, özellikle karaciğere, kemiğe, akciğerlere ve beyne metastaz yapar. Tanı anında, MCC'ler genellikle dermis ve deri altı dokularında lenf nodu metastazı olan veya olmayan büyüyen bir primer lezyon ile karakterize edilir. MCC, hastalığın derecesine bağlı olarak aşamalara ayrılır.

Etiyoloji

MCC'nin kesin nedeni bilinmemektedir, ancak güneşe maruz kalma ve immünosupresyon ile ilişkili görünmektedir.

Tanısal Yöntemler

MCC tanısı cilt biyopsisine dayanır. Histolojik olarak, MCC'ler, dermisi içeren ve sıklıkla derialtı dokusuna uzanan, zayıf bir şekilde farklılaşmış nöroendokrin karsinomlardır. İmmünohistokimya, MCC'nin diğer küçük hücreli tümörlerden ayırt edilmesine olanak sağlayan nöroendokrin (nöron spesifik enlaz, sinaptofizin) ve sitokeratin markerleri (sitokeratin 20) için pozitifliği ortaya koymaktadır. Görüntüleme yöntemleri, diğer organlardaki metastaz varlığını araştırmak için kullanılır.

Yönetim ve Tedavi

Tedavi, tümörün tanıdaki evresine, tümörün büyüklüğüne, yerine, hastanın yaşına ve genel sağlık durumuna bağlıdır. Tedavi cerrahi (geniş lokal eksizyon ve seçici lenfadenektomi), radyasyon tedavisi ve kemoterapiyi (sadece metastatik hastalığı olan hastalar için) içerir. Hastaların yaşam kalitesini artırmak için destekleyici bakım önerilmelidir.

Prognoz

MCC'den kaynaklanan ölümlerin çoğu tanıdan sonraki ilk 3 yıl içinde meydana gelir. Bununla birlikte lenf nodu hastalığı olmayan hastalar mükemmel bir prognoza sahip olabilirler. Kadınlar erkeklerden daha iyi hayatta kalma oranına sahip gibi görünmektedir.

Son güncelleme: Temmuz 2007

Çeviren: Gizem Şentür ,MSc -Ocak 2019

Hastalık Tanımı

Dirseklerde (% 90), dizlerde (% 30), sakral bölgede, çocukların ve yetişkinlerin yüzlerinin ekstansiyon yüzeylerinde ağırlıklı olarak simetrik dağılım gösteren papüller, ürtikeryal plaklar, eritem ve herpetiform veziküler gibi gruplanmış pruritik lezyonlarla karakterize kronik otoimmün subepidermal büllöz bir hastalıktır. Erozyonlar, eksfonyonlar ve hiperpigmentasyon genellikle takip eder. Ayrıca, glüten intoleransının bir sonucu olarak da ortaya çıkabilir.

ORPHA:1656

  • Eş anlamlısı(ları):

    • Duhring-Brocq hastalığı
  • Prevalans: 1-5 / 10 000

  • Kalıtım: Uygulanamaz

  • Başlangıç yaşı: Her yaş

  • ICD-10: L13.0

  • OMIM: 601230

  • UMLS: C0011608

  • MeSH: D003874

  • GARD: 1917

  • MedDRA: 10012468

Çeviren: Sezer AKYÖNEY, BSc – OCAK 2019

Hastalık Tanımı

Dermatofibrosarkom protuberans (DFSP), derinin dermisinden kaynaklanan ve karakteristik olarak spesifik bir kromozomal translokasyon t(17;22) ile ilişkili olan, genellikle düşük dereceli maligniteli, nadir infiltrasyonlu yumuşak bir doku sarkomudur.

ORPHA:31112

  • Eş anlamlısı(ları):

    • DFSP
  • Prevalans: 1-5 / 10 000

  • Kalıtım: Uygulanamaz

  • Başlangıç yaşı: Her yaş

  • ICD-10: C49.9

  • OMIM: 607907

  • UMLS: C0392784

  • MeSH: C538219

  • GARD: 9569

  • MedDRA: 10057070

ÖZET

Epidemiyoloji

Prevalans 11/0,000, yıllık insidans yaklaşık 1/200,000 olarak tahmin edilmektedir.

Klinik Tanım

DFSP, bebeklik ve çocukluk dahil her yaşta ortaya çıkabilir, ancak genellikle 20’li ila 50’li yaşların arasında ortaya çıkar. Tümörlerin %85 ila 90'ı düşük dereceli lezyonlardır, geri kalanı yüksek dereceli fibrosarkom (FS) tipi olarak sınıflandırılır. Lezyonlar tipik olarak gövde, proksimal ekstremiteler veya baş ve boyun bölgesinde soluk pembe veya mor kırmızı plak veya nodüler kitle şeklinde görülür. Büyüme, derin dokulara lokal sızma ve eksizyondan sonra lokal rekürrens eğilimi ile yavaş olma eğilimindedir. Ancak metastaz nadirdir. Oluşumu sporadik.

Etiyoloji

DFSP'nin kökeni büyük olasılıkla fibroblast kaynaklıdır: vakaların% 90'ından fazlası, kromozomal translokasyondan veya t(17; 22) 'den türetilmiş bir süpernümerer halka kromozomundan kaynaklanan düzensiz trombosit kaynaklı büyüme faktörü (TKBF) üretimi ile ilişkilidir. Translokasyon kırılma noktası en sık kromozom 22'de (22q13.1) PDGFB geninin ikinci ekzonunu, kromozom 17 (17q21.33) üzerindeki kolajen, tip I, alfa 1 genini (COL1A1) füzyonla içerir. Bu kromozomal translokasyon, PDGFB geninin kaynaşık proto-onkojen COL1A1/PDGFB formunda düzenlenmesi ile sonuçlanır.

Tanısal Yöntemler

Bir girdap paterni oluşturan hücrelerin iç içe geçmiş fasiküllerinin karakteristik mikroskobik görünümü ve CD34 için pozitif boyamanın karakteristik mikroskobik görünümü ile iyi bir şekilde farklılaşmış bir fibroblastik tümörün özelliklerini gösteren biyopsi örneklerinde histolojik bulgulara dayanarak tanıdan şüphelenilebilir. Tanıyı doğrulamasında kromozom 22 için ayrık problar kullanarak karakteristik t(17;22) kromozomal translokasyonu veya interfaz FISH özelliğini tanımlayan sitogenetik analiz kullanılabilir. MRG veya BT gibi taramalar, tümör invazyonunun derinliğini değerlendirmek veya metastatik bölgeleri tanımlamak için en faydalı olanlardır.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanı fibrosarkom, dermatofibroma, nörofibroma ve diğer yumuşak doku tümörlerini içermelidir.

Yönetim ve Tedavi

Net marjları olan komple cerrahi rezeksiyon primer ve tekrarlayan DFSP için standart tedavidir. Acil mikroskobik inceleme ile art arda yatay bölümleme kullanan Mohs mikroskobik cerrahi (MMC), cerrahi müdahele ile alınacak doku miktarını azaltabilir ve düşük nüks riski ile ilişkilidir. Cerrahi müdahale bittiğinde ameliyat sonrası radyoterapi kullanılabilir. Oral bir PDGF reseptörü tirozin kinaz inhibitörü olan Imatinib, geri dönüşümsüz, lokal olarak ilerlemiş bir lezyonu olan veya metastatik hastalığı olan hastalar için faydalı olabilir. Sitotoksik tedavinin kanıtlanmış değeri yoktur.

Prognoz

Prognoz düşük dereceli lezyonlar için mükemmeldir, ancak kötü nüks ve metastaz riski nedeniyle FS varyantı ile kötü prognoz ilişkilidir. Genel olarak, ölüm oranı düşüktür (10 yılda < 3%).

Uzman hakem(ler): Dr D HANDOLIAS - Pr Grant MCARTHUR – Son güncelleme: Ekim 2008

Çeviren: Sezer AKYÖNEY, BSc

Hastalık Tanımı

Uyarıcı cilt lezyonları ve simetrik proksimal kas güçsüzlüğü ile karakterize bir idiyopatik enflamatuar miyopati türü.

ORPHA:221

  • Eş anlamlısı(ları):

    • Yetişkin dermatomiyoziti
  • Prevalans: 1-9 / 100 000

  • Kalıtım: Uygulanamaz

  • Başlangıç yaşı: Her yaş

  • ICD-10: M33.0 M33.1

  • OMIM: -

  • UMLS: C0011633 C0221056

  • MeSH: D003882

  • GARD: 6263

  • MedDRA: 10012503

ÖZET

Epidemiyoloji

Yıllık insidans bir ila 10 yeni vaka/milyon nüfus/yıl ve prevalansı 1 50,000 ila 1/10,000 arasında tahmin edilmektedir. Dermatomiyozit (DM) kadınlarda erkeklerden daha sık görülür (2:1). Amerika Birleşik Devletleri'nde, Siyah-Beyaz oranının 3:1 olduğu bildirildi.

Klinik Tanım

Başlangıcı genellikle erişkinliktedir, bazı durumlarda daha erkendir (Jüvenil DM, bu terimi görün). Hastalar tipik olarak bir heliotropik döküntü (ödemli veya ödemsiz göz kapağı eritemleri) ve Gottron papülleri (dirseklerde, bazen dizlerde ve eklemlerin üzerinde likenoid papüller), viyolonsel eritem (ekstansör yüzeyler ve yüz üzerinde), poikiloderma (ışığa maruz kalmış alanlar) ve perianal telenjiektazi. Nadir durumlarda, kütanöz vaskülit, ülserasyonlar ve kalsinoz görülür. Daha sonra, haftalar veya aylar boyunca, fiziksel kapasiteler üzerinde değişken bir etkiye sahip simetrik proksimal kas zayıflığı geliştirirler. Diğer sistemler daha sonra karışabilir (vasküler, pulmoner, gastrointestinal ve kardiyak). Pulmoner bulgular aspirasyon pnömonisinden interstisyel akciğer hastalığına (IAH), bazen pulmoner arter hipertansiyonu gibi komplikasyonlara kadar değişebilir. Diğer özellikler disfaji, sinüs taşikardisi, diyastolik fonksiyon bozukluğu ve miyokardit (genellikle asemptomatik) olabilir. Hastaların yaklaşık üçte biri, genellikle hastalığın başlangıcından önceki veya sonraki sıfır ila üç yıl içerisinde (kadınlarda meme ve yumurtalık kanserleri ve erkeklerde akciğer ve prostat kanseri) malignite geliştirir. Daha az bildirilen diğer neoplazmalar arasında kolorektal kanser veya Hodgkin olmayan lenfoma, pankreas, mide ve mesane kanseri bulunur.

Etiyoloji

Kesin patogenez henüz aydınlatılmamıştır. DM'nin kas dokusundaki küçük damarlardaki tamamlayıcı aracılı değişikliklerle vasküler hasara yol açtığı düşünülmektedir. Virüsler ve Toksoplazma ve Borrelia türleri, olası tetikleyiciler olarak önerilmiştir.

Tanısal Yöntemler

Teşhis, proksimal kas güçsüzlüğü, yüksek kas enzimleri (serum kreatin kinaz, aldolaz) ve elektromiyografide (EMG) miyopatik bulguların gelişmesi ile karakteristik cilt bulgularına dayanmaktadır. Genellikle kan damarları ve perifasiküler atrofi etrafındaki enflamatuar sızıntıları gösteren kas biyopsisi ile doğrulanır. Hastalar sıklıkla dolaşımdaki otoantikor antinükleer antikorlarına (ANA) sahiptir ve daha spesifik antikorlar mevcut olabilir (örn., Anti-Mi2, anti-Tiff1gamma, anti-MDA5).

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanılar arasında, erişkin başlangıçlı nemalin miyopati, proksimal miyotonik miyopatiler ve sistemik lupus eritematoz, pityriasis rubra pilaris, liken planus ve polimorf ışık erupsiyonunun yanı sıra geç başlangıçlı kas distrofileri de dahildir.

Yönetim ve Tedavi

Tedavinin amacı, enflamasyonu ortadan kaldırmak ve kas performansını geri kazandırmaktır. İlk tedavi yüksek doz kortikosteroidleri içerir. Dozaj daha sonra uygun bir bakım dozuna ulaşmak için azaltılır. İmmünosüpresif ilaçlar ayrıca kombinasyon halinde, tipik olarak metotreksat, azatiyoprin ve mikofenolatemofetil kombinasyonunda kullanılır. Şiddetli vakalarda intravenöz immünoglobulin (IVIg) veya intravenöz metilprednizolon (IVMP) kullanılabilir. Fizik tedavi de önerilir. Deri belirtilerini tedavi etmek için topikal kortikosteroid ve takrolimus kullanılmıştır. Hastalar doğrudan UV ışığından kaçınmalı ve yüksek faktörlü güneş kremi kullanmalıdır. Ekstramüsküler tutulumun izlenmesi, göğüs röntgeni ve solunum fonksiyon testlerini içermelidir. Kalp tutulumundan şüpheleniliyorsa, ekokardiyografi önerilir. Yaşa uygun kanser taraması da önerilmektedir.

Prognoz

Prognoz bazen kötüdür ve hastanın tedaviye yanıtına, hastalık belirtilerinin ciddiyetine ve komorbiditelerine (özellikle ilişkili kanser) bağlıdır. Uzun süreli kortikosteroidler bir morbidite kaynağı olabilir.

Uzman hakem(ler): Pr Olivier BENVENISTE – Son güncelleme: Mayıs 2014

Çeviren: Sezer AKYÖNEY, BSc

Hastalık Tanımı

Bir desmoid tümör (DT), yüksek nüks oranıyla ilişkili ancak metastatik potansiyeli olmayan, benign, lokal olarak invaziv bir yumuşak doku tümörüdür.

ORPHA:873

  • Eş anlamlısı(ları):

    • Agresif fibromatoz

    • Desmoid tipi fibromatoz

  • Prevalans: Bilinmiyor

  • Kalıtım: Uygulanamaz veya bilinmiyor

  • Başlangıç yaşı: Genç, Yetişkin

  • ICD-10: D48.1

  • OMIM: 135290

  • UMLS: C0079218

  • MeSH: -

  • GARD: 1820

  • MedDRA: -

ÖZET

Epidemiyoloji

DT'ler, yumuşak doku tümörlerinin < %3'ünü oluşturur. Yıllık insidansının 1 / 250,000-1 / 500,000 arasında olduğu tahmin edilmektedir. Baskın olarak kadınları etkilerler ve 15-60 yaşları arasında, ancak sıklıkla erken ergenlik döneminde ve yaklaşık 30 yaşları arasında olan bir yaşta ortaya çıkabilirler.

Klinik Tanım

Prensip olarak, DT'ler vücudun herhangi bir yerinde oluşabilir: karın içi (boyun, omuzlar, üst uzuvlar, gluteal bölge), karın içi (kas fasyası veya karın/göğüs duvarından kaynaklanan) ve daha nadiren karın içi mezenter veya retroperiton. Genellikle sert ve pürüzsüz kitlelerdir. Tümörün konumuna bağlı olarak, semptomlar ağrı, ateş ve fonksiyonel bozukluk veya ilgili organın fonksiyon kaybını içerebilir. DT'ler cerrahi müdahaleden sonra sonra, tipik olarak sezaryen bölümünden sonra ortaya çıkabilir. Karın içi DT'ler sıklıkla ailesel adenomatöz polipozis (FAP) veya Gardner sendromu birlikteliği görülür.

Etiyoloji

DT'ler, iyi farklılaşmış miyofibroblastların çoğalmasından kaynaklanmaktadır. Kesin etiyopatogenetik mekanizma hala bilinmemektedir, ancak hormonal ve genetik faktörlerin dahil olduğu çok faktörlü bir kökene sahip oldukları görülmektedir. Beta-katenin kodlayan CTNNB1 genindeki (3q21) somatik mutasyonlar, sporadik vakaların yaklaşık %85'inde bulunmuştur. FAP tanılı vakalarda, DT'ler, adenomatoz polipozis coli proteinini kodlayan tümör baskılayıcı gen APC 'deki (5q21-q22) mutasyonlarla ilişkilendirilmiştir.

Tanısal Yöntemler

İlk tanı, infiltratif büyüyen kitlenin varlığını ortaya çıkaran görüntüleme tekniklerine (bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans görüntüleme) dayanmaktadır. Teşhis, küçük ve düzenli çekirdekler ve soluk sitoplazmayı içeren uzun iğ şeklindeki hücreleri çevreleyen bol miktarda kolajen gösteren tümör biyopsisi ile doğrulanır. İmmünohistolojik inceleme, kas hücre belirteçlerinin (örneğin aktin, desmin, vimentin) ekspresyonunu ve CD34'ün olmadığını gösterir. Ayrıca, tanı, CTNNB1'in mutasyonları için taranarak doğrulanabilir.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanı, bir uçta fibrosarkomlar ve nodüler fasiit ve hatta hipertrofik izler ve keloidler gibi miyofibroblastik süreçlerde yaygındır. Karın içi DT'lerin ayırıcı tanısı gastrointestinal stromal tümörleri, soliter fibröz tümörleri, enflamatuar miyofibroblastik tümörleri, sklerozan mezenterit ve retroperitoneal fibrozisi içerir.

Genetik Danışmanlık

Çoğu vaka sporadiktir. Ailesel vakalar (%5-10) AAP ile ilişkilidir.

Yönetim ve Tedavi

Komple cerrahi rezeksiyon, DT'lerin terapötik dayanağı olarak kalır. Cerrahi müdahale mümkün olmayan tümörler veya kabul edilemez bir fonksiyon kaybı ile eşlik eden veya buna eşlik etmeyen R0 (mikroskopik tümör temizliği) ile cerrahi müdahaleye müsait olmayanlar için, cerrahi dışı tedaviler; radyoterapi, anti-östrojen tedavisi, steroidal olmayan anti-enflamatuar maddeler, kemoterapi (örn. Metotreksat, vinblastin/vinorelbin, pegile lipozomal doksorubisin) ve/veya tirozin kinaz inhibitörleri (örn. imatinib, sorafenib) içerir. DT'lerin değişken ve sıklıkla öngörülemeyen klinik seyri olduğundan, asemptomatik hastalar için dikkatli bir bekleme süresi önerilir. DT'ler sıklıkla tekrarlandığından, her 3-6 ayda bir gözetim stratejisi gereklidir.

Prognoz

Lokal nüks, vakaların yaklaşık %70'inde görülür. Prognoz tümör tipine bağlıdır. Yaşam beklentisi, abdominal ve ekstra-abdominal tümörler için normaldir. Bununla birlikte, intestinal obstrüksiyon, hidronefroz veya sepsis gibi komplikasyonlar nedeniyle karın içi DT vakalarında daha düşüktür. Tekrarlanan cerrahi müdahaleler daha fazla morbidite riski ile ilişkilidir.

Uzman hakem(ler): Pr Bernd KASPER – Son güncelleme: Eylül 2013

Çeviren: Sezer AKYÖNEY, BSc

Hastalık Tanımı

Desmoplastik/nodüler medülloblastom, sıklıkla serebellar hemisferlerden birinde bulunan, erişkinlerde en sık görülen ve kusma ile baş ağrısı gibi semptomlarla kendini gösteren, embriyonik bir malignite olan, medülloblastomun histolojik bir varyantıdır.

ORPHA:251863

Sınıflandırma düzeyi: Alt tip

  • Eş anlamlısı(ları): -

  • Prevalans: -

  • Kalıtım: Uygulanamaz

  • Başlangıç yaşı: Yetişkin

  • ICD-10: C71.6

  • OMIM: 155255

  • UMLS: C0751291

  • MeSH: -

  • GARD: -

  • MedDRA: -

Çeviren: Sezer AKYÖNEY, BSc – OCAK 2019

ORPHA:251579

  • Eş anlamlısı(ları) : -

  • Prevalans: -

  • Kalıtım: Uygulanabilir değil

  • Başlangıç Yaşı: Yetişkinlik

  • ICD-10: C71.9

  • OMIM:

  • UMLS: C0334588

  • MeSH: -

  • GARD: -

  • MedDRA:-

Özet

Bu hastalık Glioblastoma altında tanımlanmaktadır.

Çeviren: Seda KARAKAŞ, MSc – EYLÜL 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

**Hastalık Tanımı* * Devamlı infantil ventriküler taşikardi, 24 saatlik bir izlem süresinin %10'undan fazlasıyla gözlenen ventriküllerden kaynaklanan taşikardi varlığı ile karakterize nadir görülen bir ventriküler taşikardi türüdür. Hastalar ya asemptomatik ya da konjestif kalp yetmezliği mevcuttur.

ORPHA:45453

  • Eş anlamlısı: -

  • Prevalans: 1-9 / 100 000

  • Kalıtım: Uygulanamaz

  • Başlangıç yaşı: Bebeklik, çocukluk çağı

  • ICD-10: I47.2

  • OMIM: -

  • UMLS: C0340487

  • MeSH: -

  • GARD: -

  • MedDRA: -

Özet

Epidemiyoloji

Devamlı infantil VT insidansının Birleşik Krallık'ta 1/333,300 canlı doğum olduğu tahmin edilmektedir. Erkekler kadınlardan daha sık etkilenir.

Klinik Tanım

Bu tip VT bebeklik veya erken çocuklukta teşhis edilir, genellikle 3-30 aylık yaşta görülür. VT oranı, %10'dan fazla meydana gelen 170 ila 440 (ortalama 260) atış/dakika arasında değişmektedir. En sık görülen klinik tablo konjestif kalp yetmezliği olan VT'dir.

Etiyoloji

Bu tip VT'nin fizyopatolojisi bilinmemektedir ancak aynı zamanda hiyositoid kardiyomiyopati olarak da bilinen miyokard hamartomları gibi mikroskopik tümörlerin sorumlu olduğu ileri sürülmüştür.

Tanısal Yöntemler

Elektrokardiyogram (EKG) genellikle arka veya alt sol ventrikülde taşikardi kökenini öngören bir tür sağ dal bloğu morfolojisi ve üstün bir eksen gösterir. Ayrışmış P dalgaları veya yakalama atımlarını veya füzyon atımlarını gösteren açık bir ventrikülo-atriyal blok kanıtı vardır. Retrograd bloklu geniş QRS taşikardisinin bulunması ventriküler taşikardi tanısını doğrular. Ekokardiyogramda yapısal bir anormallik bulunmamakla birlikte sunumda sıklıkla zayıf ventrikül fonksiyonu yoktur.

**Ayırıcı Tanı **

Ayırıcı tanı, geniş QRS'li diğer ventriküler taşikardi ve supraventriküler taşikardi tiplerini içerir.

Yönetim ve Tedavi

Acil tedavi taşikardinin kontrolünü ve gerektiği şekilde genel takviye veya resüsitasyonu içerir. İntravenöz lidokain (1-2 mg/kg) genellikle hızlı semptomatik iyileşmeye yol açan taşikardiyi yavaşlatır veya durdurur. İntravenöz amiodaron bir alternatiftir. Doğru akım (DC) kardiyoversiyonu genellikle etkisizdir. Sinüs ritmi restore edildikten sonra, amiodaron ve flecainide gibi ilaçlar, bazen bir beta-bloker ile birlikte, aritmi baskılanmasında genellikle etkilidir. Taşikardiyi kötüleştirebileceği ve kardiyovasküler kollaps'a neden olabileceği için digoksin ve verapamil’den kaçınılır.

Prognoz

Taşikardi genellikle beş yaşından önce düzelir ve ilaç tedavisi geri çekilebilir. Geç nüks olağandışıdır.

Uzman Hakemler: Dr Christopher WREN – Son Güncelleme: Kasım 2013

Çeviren: Gizem Şentürk, MSc-Ocak 2019

Hastalık Tanımı

Kısa kol ve bacak boyuna sahip kısa boyla (yetişkin yüksekliği 120 cm ± 10 cm) olan çoklu eklem kontraktürlerine (temel olarak omuzları, dirsekleri, interfalangeal eklemleri ve kalçaları içeren) yol açan eklem bozuklukları ile seyir eden nadir bir hastalık.

ORPHA:628

  • Eş anlamlısı(ları):

    • Diastrofik displazi
  • Prevalans: 1-9 / 100 000

  • Kalıtım: Otozomal resesif

  • Başlangıç yaşı: Yenidoğan

  • ICD-10: Q77.5

  • OMIM: 222600

  • UMLS: C0220726

  • MeSH: -

  • GARD: 6275

  • MedDRA: -

ÖZET

Epidemiyoloji

Prevalans, 1-1,3/100,000 olarak tahmin edilmektedir. Hastalık hem erkekleri hem de kadınları etkiler.

Klinik Tanım

Doğumda, bebeklerde bilateral yumru ayak, bileklerde kısa bacaj deformasyonu ve başparmakların abdüksiyonu vardır. Yarık damak ve mandibula hipoplazisi de sık görülen bulgulardır. Dış kulakta yaşamın ilk aylarında kistler görülür. Büyüme yavaştır ve skolyoz sık görülür ve progresif olarak gelişir. Eklem deformasyonları şiddetlidir ve eklem hareketinin sınırlanmasına veya hiperksisiteye neden olabilir. Klinik belirtilerin ciddiyeti değişkendir; çok geç tanı konabilen çok şiddetli ila orta dereceli formlar arasındadır.

Etiyoloji

Sendrom, ağırlıklı olarak kıkırdakta eksprese edilen bir sülfat taşıyıcısını kodlayan SLC26A2 (veya diastrofik displazi sülfat taşıyıcı; DTDST) genindeki (5q31-q34) mutasyonlardan kaynaklanır. Aynı gendeki mutasyonlar, orta derecede bir epifiz displazi şeklinde ve akondrogenezis tip 1b ve atel osteogenez tip 2 gibi birkaç ölümcül rahatsızlıkta gösterilmiştir.

Tanısal Yöntemler

Teşhis radyolojik bulgulara dayanır: kısa ve kalın tübüler kemikler, geniş metafizler, kısa ve oval şekilli ilk metakarplar, başparmağın subluksasyonu (otostopçu baş parmağı) ve servikal omurların subluksasyonu.

Antenatal Tanı

Prenatal tanı ultrason bulgularına dayanarak şüphelenebilir (yumru ayak ve kısa bacaklarda).

Genetik Danışmanlık

Sendrom otozomal resesif bir şekilde kalıtılır.

Yönetim ve Tedavi

Yönetim, ilerici skolyozun dikkatli bir şekilde izlenmesini, eninde sonunda düzeltilmesini ve eklem bozukluklarının cerrahi düzeltilmesini içermelidir.

Prognoz

Spinal malformasyonlarla ilişkili ciddi komplikasyonların (omurilik sıkışması) yokluğunda, yaşam beklentisi iyidir, ancak kısa boy ve deformite genellikle şiddetlidir.

Uzman hakem(ler): Dr Martine LE MERRER – Son güncelleme: Kasım 2008

Çeviren: Sezer AKYÖNEY, BSc – OCAK 2019

Hastalık Tanımı

Tamamen veya kısmen penis duplikasyonu ile karakterize nadir, sendromik olmayan, ürogenital sistem malformasyonu, her birinde bir tane (yani bifid fallus) veya iki (yani gerçek difallia) korpora kavernora ile iki penis şaftının varlığına kadar değişmektedir, tek ya da iki kez çoğaltılır. Üretra replikasyonu, anormal bir boşluk paterni, hipo veya epispadyas, bifid/ektopik skrotum, mesane patlaması veya duplikasyon gibi ek anomaliler sıklıkla ilişkilidir ancak izole bir anomali olarak da görülebilir. Şiddetli vakalarda, pubik sempatiz diyastazı, deliksiz veya çoğaltılmış anüs, kolon/rektosigmoidal çoğaltma, kasık fıtığı ve vertebral anomaliler görülebilir.

ORPHA:227

  • Eş anlamlısı(ları): -

  • Prevalans: <1/1,000,000

  • Kalıtım: -

  • Başlangıç yaşı: Bebeklik, Yenidoğan

  • ICD-10: Q55.6

  • OMIM: -

  • UMLS: -

  • MeSH: -

  • GARD: 1872

  • MedDRA: -

Çeviren: Sezer AKYÖNEY, BSc – OCAK 2019

ORPHA:90060

  • Eş anlamlısı(ları): -

  • Prevalans: 1-9/100,000

  • Kalıtım: -

  • Başlangıç yaşı: -

  • ICD-10: J98.4

  • OMIM: -

  • UMLS: -

  • MeSH: -

  • GARD: -

  • MedDRA: -

Bu, Avrupa ve/veya Amerikan orphan belirtilerin olduğu nadir bir durumdur.

Çeviren: Sezer AKYÖNEY, BSc – OCAK 2019

Hastalık Tanımı

Diffüz büyük B hücreli lenfoma, Hodgkin olmayan lenfomanın en sık görülen alt tipi olup, erişkinlerde yaşamın altmışıncı yılında (aynı zamanda ergenlerde ve çocuklarda nadiren ortaya çıkan) ortanca sunum yaşı ile karakterize yetişkinlerde ilk sunum, nodal veya ekstranodal bölgelerde (tiroit, cilt, meme, gastrointestinal sistem, testis, kemik veya beyin gibi) tek veya çok hızlı büyüyen kitlelerdir (ağrılı olabilir veya olmayabilir) ve ateş, gece terlemeleri ve kilo kaybı. DBBHL'nin agresif bir hastalık seyri vardır, yaşlılar genç hastalardan daha kötü prognozludur ve relapslar yaygındır.

ORPHA:544

  • Eş anlamlısı(ları):

    • DBBHL
  • Prevalans: 1-5 / 10 000

  • Inheritance: Multigenik/Multifaktöriyel ya da Uygulanamaz

  • Başlangıç yaşı: Yetişki

  • ICD-10: C83.3

  • OMIM: -

  • UMLS: C0079744

  • MeSH: D016403

  • GARD: 3178

  • MedDRA: 10012818

Çeviren: Sezer AKYÖNEY, BSc – OCAK 2019

Hastalık Tanımı

Dihidropteridin redüktaz (DHPR) eksikliği, tetrahidrobiyopterinin (BH4) bozulmuş yenilenmesiden/rejenerasyonundan dolayı hiperfenilalanineminin (HPA) ciddi bir formudur, nörotransmitterlerin (dopamin, serotonin) ve omurilik sıvısında folik asit seviyelerinin düşmesine yol açar, ve fizikomotor gecikmeye, hipotoniye, hastalık nöbetine, anormal hareketlere, aşırı tükürük üretimine ve yutkunma zorluklarına neden olur.

ORPHA: 226

  • Eş anlamlısı(ları)
  • Dihidrofteridin redüktaz eksikliği kaynaklı hiperfenilalanemi
  • PKU tip 2
  • Fenilketonüri tip 2
  • Prevalans: Bilinmiyor
  • Kalıtım: Otozomal resesif
  • Başlangıç Yaşı: Bebeklik, Yenidoğan
  • ICD-10: E70.1
  • OMIM: 261630
  • UMLS: C0268465 C2936906
  • MeSH: C537896
  • GARD: 4319
  • MedDRA: -

Özet

Epidemiyoloji

DHPR eksikliği oldukça nadirdir, ancak BH4 eksikliklerinin yaklaşık üçte birini oluşturur. Akdeniz çevresindeki bölgelerde daha sık görülmektedir.

Klinik Tanımlama

Tedavi yokluğunda, hastalık genellikle fizikomotor gecikmesi, tonus/kas gerilmesi bozuklukları, hastalık nöbetleri, okülojirik krizler, uyuşukluk (uyanıklığın günlük dalgalanması ile), sinirlilik, hipertermi, aşırı tükürük üretimi, yutkunma zorlukları ve anormal yürüyüşler ile 4-5 ay içinde belirtilerini gösterir. Mikrosefali hastaların üçte birinde rapor edilmiştir. Ciddi vakalarda, erken doğum yüksek riski ve düşük doğum ağırlığı gözlemlenmiştir ve doğumda hipotoni, zayıf emme ve azaltılmış spontan yürüyüşler/hareketler gibi klinik bulgular görülür.

Etiyoloji

DHPR eksikliği, BH4 yenilenmesinin ikinci evresinde kinin gibi dihidropteridin redüktazı kodlayan, QDPR genindeki mutasyonlardan kaynaklanmaktadır. BH4 eksikliği, fenilalanin hidroksilazın sekonder eksikliğinden dolayı hiperfenilalaninemiye ve sinir taşıyıcı sentezindeki BH4 kofaktöre bağlı enzimlerin eksikliğinden dolayı dopamin ve serotonin deplesyonuna yol açar. İki spesifik mutasyon (p.G151S ve p.F212C), sadece serotonin metabolizmasının etkilendiği DHPR eksikliğinin hafif formuna yol açar.

Tanı Yöntemi

Hastalık genellikle yeni doğan taramasında yüksek fenilalanin seviyesinden dolayı tahmin edilmektedir/şüphelenilir. Kan hücrelerinde azalmış DHPR aktivitesi ölçümü ve düşük serotonin ve dopamin metabolitleri ve omurilk sıvısında folat eksikliği ile teşhis konulabilir. Beyin görüntüleme, bazal ganglionlarda/sinir düğümünde, beyaz ya da gri maddede ilerleyici kalsifikasyonlar gösterebilir. Vakaların %50’si, EEG paroksismal aktivitesi göstermektedir. Tanı genetik test ile doğrulanır.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanı klasik fenilketonüri, diğer BH4 eksikliğine sebep olanlar (örneğin; 6-Pirüvoyl-tetrahidrofterin sintaz eksikliği, GTP siklohidrolaz I eksikliği; bu terimlere ayrıca bakınız), doğum öncesi enfeksiyon, Aicardi-Goutieres sendromu, (örneğin; dopamin taşıyıcısı ya da tirozin hidroksilaz eksikliği) ve beyaz nokta etkilenmiş bozukluklar (örneğin; sinirsel/nöronal seroid lipofuksinoz, gangliyosidoz, Alexander hastalığı) (bu terimlere ayrıca bakınız) içerir.

Antenatal Tanı

Doğum öncesi tanı, ailede bilinen mutasyon varsa moleküler analiz ile sağlanır.

Genetik Danışma

Taşıma, sonraki hamilelikte %25 tekrarlayıcı riski ile otozomal resesiftir.

İdamesi ve Tedavisi

Terapinin amacı, fenilalanin kısıtlayıcı diyet ile kombine edilen BH4 tedavisi kanda fenilalanin seviyesini düşürmek için ve haberci sinir taşıyıcıları (L-dopa/karbidopa ve 5-hidroksitriptofan) tedavi ederek beyindeki nörotransmiter/sinir taşıyıcıların seviyelerini yeniler. Uzun etkilili dopamin agonistleri (pramipeksol, rapinorol) klinik ve biyokimyasal tabloyu stabilize edebilirlerdi. Monoamino oksidaz inhibitörleri (selegilin) haberci sinir taşıyıcı aktivitesini uzatmak için faydalıdır. Metilfolat ya da folinik asit uygulaması serebral folat seviyelerini düzeltebilir.

Prognoz

Tedavi görmemiş hastalarda genellikle bebeklikte ve çocukluk çağında ölüm meydana gelir. Tedavi edilmiş hastalarda prognoz, tanı yaşına ve tedavi kalitesine ve uygunluğa bağlıdır. Tedavi edilse bile, çoğu hasta büyüme gecikmesine ve bazı vakalarda beyin anormallikleri mevcuttur.

Uzman(lar): Dr Daniela CONCOLINO - Pr Nicola LONGO - Pr Pietro STRISCIUGLIO – Son güncelleme- Eylül 2014

Çeviren: Fatma Çelik- Ocak 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Aynı zamanda distal artrogripozis tip 1 (DA1) olarak da bilinen Dijitotalar dismorfizmi, el ve ayakların distal bölgelerinin kontraktürü ile karakterize, yüz tutulumu veya herhangi bir ek anomalisi olmayan, otozomal dominant konjenital bir anomalidir. En yaygın distal artrogripozis türüdür.

ORPHA:1146

  • Eş anlamlısı(ları):

    • DA1

    • DA1A

    • Distal artrogripozis tip 1

  • Prevalans: 1-5 / 10 000

  • Kalıtım: Otozomal dominant

  • Başlangıç yaşı: Yenidoğan

  • ICD-10: Q68.8

  • OMIM: 108120 126050 614335 616266

  • UMLS: C0220662 C1852085

  • MeSH: -

  • GARD: 787

  • MedDRA: -

Çeviren: Sezer AKYÖNEY, BSc – OCAK 2019

**Hastalık tanımı **

Hiperlipoproteinler (HLP'ler) ile taşınan yüksek kolesterol ve trigliseritler ve ilerleyici ateroskleroz ve erken kardiyovasküler hastalık riski taşıyan yüksek kolesterol ve trigliseritler ile karakterize nadir bir kombine hiperlipidemidir (HLP tip 3).

ORPHA:412

  • Eş anlamlıları:

    • Geniş beta hastalığı

    • Ailevi dislipidemi tip 3

    • HLP tip 3

    • Hiperlipidemi tip 3

    • Hiperlipoproteinemi tip 3

    • Kalan hiperlipoproteinemi

  • Prevalans: 1-5 / 10 000

  • Kalıtım :Multijenik/multifaktöriyel veya otozomal dominant

  • Başlangıç yaşı: Ergen, Yetişkin, Yaşlı, Çocuk

  • ICD-10: E78.2

  • OMIM: 617347

  • UMLS: C0020479

  • MeSH: D006952

  • GARD: 6703

  • MedDRA: 10060751

Özet

Epidemiyoloji

Genel popülasyonda disbetalipoproteinemi prevalansının 1/10,000 olduğu tahmin edilmektedir. Erkekler daha çok etkilenir (erkek kadın oranı yaklaşık 2:1). Hastalık çok nadiren erişkinlikten önce veya menopoz öncesi kadınlarda görülür.

**Klinik Tanım **

Çoğu hasta asemptomatiktir. Yetişkinlik döneminde ortaya çıkabilecek klinik belirtiler, göz kapaklarının ksantomaları, avuç içi geçici ksantomalar (yani, düzlemsel palmar ksantomalar) veya dirsek veya diz üzerindeki tüböz ksantomalardır. Hassas hepatomegali görülebilir. Hastalar prematüre kardiyovasküler hastalığa (felç, koroner ve periferik arter hastalığı) yol açabilecek ileri derecede ilerleyici ateroskleroz geliştirir. Majör hipertrigliseridemi ifade eden hastalarda da akut pankreatit gelişebilir.

Etiyoloji

Hastalık, antioksidan ve anti-enflamatuar özelliklere sahip trigliserit bakımından zengin lipoprotein kalıntılarının hücresel alımına aracılık eden bir protein olan apolipoprotein E'yi kodlayan APOE genindeki (19q13.31) mutasyonlardan kaynaklanmaktadır. Diyet, metabolik, hormonal faktörler hastalığın yanı sıra kronik enflamasyon, ksenobiyotikler (örneğin immün baskılayıcılar, retinoidler, antidepresanlar) veya diğer genetik kofaktörler (örneğin APOA5, APOC3, LIPC, LPL varyantları) ağırlaştırabilir.

**Tanısal Yöntemler **

Teşhis, toplam kolesterol, trigliseritler ve Apolipoprotein B'nin aç karnına serum konsantrasyonları ve düşürülmüş plazma yüksek yoğunluklu lipoprotein (HDL) kolesterolü (<40mg/dL) olan anormal bir lipoprotein profilinin kanıtlarına dayanmaktadır. Genetik testler tanıyı doğrular. Genç erişkinlerde arteriyel görüntüleme ile sessiz ateroskleroz belirtileri görülebilir.

**Ayırıcı tanı **

Ayırıcı tanı, ailesel hiperkolesterolemi ve ailevi hipertrigliseridemi gibi diğer tüm aterojenik hiperlipidemi formlarını içerir.

Genetik Danışmanlık

APOE ''E2'' genotipiyle ilişkili çoğu durumda, kalıtım yarı dominant veya şartlı resesiftir. Bu genotipin taşıyıcıları, HLP tip 3 fenotipini ancak diğer metabolik, eksojen veya genetik faktörler mevcut olduğunda gösterirler. Bununla birlikte bazı hastalar, hastalığın gelişimi için yeterli olan heterozigoz veya bileşik heterozigoz nadir APOE varyantları taşır; Bu durumlarda, transmisyon otozomal dominant veya yarı dominanttır.

Yönetim ve tedavi

Tedavi, karbonhidratlar ve doymuş yağ, egzersiz ve lipid düşürücü ilaçlar (örneğin, fibratlar, statinler) bakımından fakir bir diyet içerir ve genellikle hastalığın birkaç ay içinde tamamen gerilemesi için yeterlidir. Açık kardiyovasküler ve/veya pankreas belirtileri olan ciddi vakalarda, yoğun tedaviler (örneğin proprotein dönüştürücüler subtilisin keksin tip 9 (PCSK9), ApoC3 veya mikrozomal trigliserit transfer proteini (MTP) inhibitörleri, LDL aferezi) önerilebilir.

Prognoz

Tedavi olmadan, hastalar genel popülasyona göre 5-10 kat daha erken ve tekrarlayan aterotromboz riski taşırlar.

Uzman Hakemler: Dr Pascale BENLIAN – Son güncelleme: Ağustos 2019

Çeviren: Gizem Şentürk, MSc-Ocak 2019

Hastalık tanımı

Hiperlipoproteinler (HLP'ler) ile taşınan yüksek kolesterol ve trigliseritler ve ilerleyici ateroskleroz ve erken kardiyovasküler hastalık riski taşıyan yüksek kolesterol ve trigliseritler ile karakterize nadir bir kombine hiperlipidemidir (HLP tip 3).

ORPHA:412

  • Eş anlamlıları:

    • Geniş beta hastalığı

    • Ailevi dislipidemi tip 3

    • HLP tip 3

    • Hiperlipidemi tip 3

    • Hiperlipoproteinemi tip 3

    • Kalan hiperlipoproteinemi

  • Prevalans: 1-5 / 10 000

  • Kalıtım :Multijenik/multifaktöriyel veya otozomal dominant
  • Başlangıç yaşı: Ergen, Yetişkin, Yaşlı, Çocuk
  • ICD-10: E78.2
  • OMIM: 617347
  • UMLS: C0020479
  • MeSH: D006952
  • GARD: 6703
  • MedDRA: 10060751

Özet

Epidemiyoloji

Genel popülasyonda disbetalipoproteinemi prevalansının 1/10,000 olduğu tahmin edilmektedir. Erkekler daha çok etkilenir (erkek kadın oranı yaklaşık 2:1). Hastalık çok nadiren erişkinlikten önce veya menopoz öncesi kadınlarda görülür.

Klinik Tanım

Çoğu hasta asemptomatiktir. Yetişkinlik döneminde ortaya çıkabilecek klinik belirtiler, göz kapaklarının ksantomaları, avuç içi geçici ksantomalar (yani, düzlemsel palmar ksantomalar) veya dirsek veya diz üzerindeki tüböz ksantomalardır. Hassas hepatomegali görülebilir. Hastalar prematüre kardiyovasküler hastalığa (felç, koroner ve periferik arter hastalığı) yol açabilecek ileri derecede ilerleyici ateroskleroz geliştirir. Majör hipertrigliseridemi ifade eden hastalarda da akut pankreatit gelişebilir.

Etiyoloji

Hastalık, antioksidan ve anti-enflamatuar özelliklere sahip trigliserit bakımından zengin lipoprotein kalıntılarının hücresel alımına aracılık eden bir protein olan apolipoprotein E'yi kodlayan APOE genindeki (19q13.31) mutasyonlardan kaynaklanmaktadır. Diyet, metabolik, hormonal faktörler hastalığın yanı sıra kronik enflamasyon, ksenobiyotikler (örneğin immün baskılayıcılar, retinoidler, antidepresanlar) veya diğer genetik kofaktörler (örneğin APOA5, APOC3, LIPC, LPL varyantları) ağırlaştırabilir.

Tanısal Yöntemler

Teşhis, toplam kolesterol, trigliseritler ve Apolipoprotein B'nin aç karnına serum konsantrasyonları ve düşürülmüş plazma yüksek yoğunluklu lipoprotein (HDL) kolesterolü (<40mg/dL) olan anormal bir lipoprotein profilinin kanıtlarına dayanmaktadır. Genetik testler tanıyı doğrular. Genç erişkinlerde arteriyel görüntüleme ile sessiz ateroskleroz belirtileri görülebilir.

Ayırıcı tanı

Ayırıcı tanı, ailesel hiperkolesterolemi ve ailevi hipertrigliseridemi gibi diğer tüm aterojenik hiperlipidemi formlarını içerir.

Genetik Danışmanlık

APOE ''E2'' genotipiyle ilişkili çoğu durumda, kalıtım yarı dominant veya şartlı resesiftir. Bu genotipin taşıyıcıları, HLP tip 3 fenotipini ancak diğer metabolik, eksojen veya genetik faktörler mevcut olduğunda gösterirler. Bununla birlikte bazı hastalar, hastalığın gelişimi için yeterli olan heterozigoz veya bileşik heterozigoz nadir APOE varyantları taşır; Bu durumlarda, transmisyon otozomal dominant veya yarı dominanttır.

Yönetim ve tedavi

Tedavi, karbonhidratlar ve doymuş yağ, egzersiz ve lipid düşürücü ilaçlar (örneğin, fibratlar, statinler) bakımından fakir bir diyet içerir ve genellikle hastalığın birkaç ay içinde tamamen gerilemesi için yeterlidir. Açık kardiyovasküler ve/veya pankreas belirtileri olan ciddi vakalarda, yoğun tedaviler (örneğin proprotein dönüştürücüler subtilisin keksin tip 9 (PCSK9), ApoC3 veya mikrozomal trigliserit transfer proteini (MTP) inhibitörleri, LDL aferezi) önerilebilir.

Prognoz

Tedavi olmadan, hastalar genel popülasyona göre 5-10 kat daha erken ve tekrarlayan aterotromboz riski taşırlar.

Uzman Hakemler: Dr Pascale BENLIAN – Son güncelleme: Ağustos 2019

Çeviren: Gizem Şentürk, MSc-Ocak 2019

ORPHA:1822

  • Eş anlamlısı(ları):

    • Trevor hastalığı
  • Prevalans: -

  • Kalıtım: Otozomal dominant

  • Başlangıç yaşı: Çocukluk, ergenlik

  • ICD-10: Q74.8

  • OMIM: 127800

  • UMLS: C0432282

  • MeSH: C537997

  • GARD: 2019

  • MedDRA: -

Özet

Bu hastalık için bir Orphanet özeti halen geliştirilme aşamasındadır. Bununla birlikte, hastalıkla ilgili diğer verilere kaynak sayfanın altındaki ek bilgi menüsünden erişilebilir.

Çeviren: İlayda ŞAHİN, BSc – OCAK 2019

Hastalığın Tanımı

DYT13 tip primer distoni kraniyal, servikal ya da üst ekstremite katılımı gözlenen fokal ya da segmental distoni ile karakterizedir

ORPHA: 98807

  • Eş anlamlısı(ları):
  • DYT13
  • Karışık fenotilpli primer distoni
  • Predominant kraniyoservikal ya da üst ekstremite yerleşimli primer torsiyon distonisi
  • Prevalans: <1 / 1 000 000
  • Kalıtım: Otozomal Dominant
  • Başlangıç yaşı: Çocukluk, adolesan
  • ICD-10: G24.1
  • OMIM: 607671
  • UMLS: C1843264
  • MeSH: –
  • GARD: 10537
  • MedDRA: –

Özet

Epidemiyoloji

Üç kuşaklı büyük bir İtalyan ailenin bireylerinde rapor edilmiştir.

Klinik Tanım

Başlangıç, yaşı 5 yaş ile erişkiinlik arasında değişmektedir. (ortalama tanı yaşı 16)erken çocukluk döneminde Klinik göstergeler genellikle orta şiddette ve yavaş ilelrlemektedir.

Etioyoloji

Sorumlu gen lokusu 1p36.13-1p36.32 olarak belirlenmiştir. .

DYT13 otozomal dominant olarak aktarılır

  • Son Güncellme Nisan 2009
  • Çeviren Özden Hatırnaz Ng, Phd – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Distrofik epidermolizis bülloza (DEB), cilt bazal membranının lamina dentasının altında gelişen ve önemli skar ve milia oluşumu ile iyileşen kabarcıklar ve yüzeysel ülserasyonlarla sonuçlanan kutanöz ve mukozal kırılganlık ile karakterize kalıtsal bir epidermolizis bülloza (EB) şeklidir. En yaygın üç genelleştirilmiş baskın DEB (DDEB), şiddetli genelleştirilmiş resesif DEB (RDEB-sev gen) ve genel RDEB-diğer (bu terimlere bakınız) olan on alt tipten oluşur.

ORPHA:303

  • Eş anlamlısı(ları):

    • DEB

    • Dermolitik epidermolizis bülloza

    • Epidermolizis bülloza distrofika

  • Prevalans: 1-9 / 1 000 000

  • Kalıtım: Otozomal dominant veya Otozomal resesif veya Uygulanamaz

  • Başlangıç yaşı: Bebeklik, Yenidoğan

  • ICD-10: Q81.2

  • OMIM: -

  • UMLS: C0079294

  • MeSH: -

  • GARD: 2150

  • MedDRA: -

Özet

Epidemiyoloji

DEB, EB’nin ikinci en yaygın şeklidir, ilki EB simpleks’dir. Genel olarak bildirilen prevalans, İskoçya’da 1/49,000, Amerika Birleşik Devletleri’nde 1/420,268 arasında değişmektedir.

Klinik Tanım

Klinik tablo, hafif ila şiddetli arasında büyük değişkenlik göstermektedir. Başlangıcı genellikle doğumsaldır ancak bebeklik, çocukluk veya adölesanda da başlayabilir. Spontan veya sürtünmeye yanıt olarak oluşan cilt lezyonları, özellikle ellerde, ayaklarda veya pretibial bölgelerde genelleşmiş veya lokalize bir dağılım gösterebilir. Büllerin iyileşmesi atrofik veya daha nadiren hipertrofik skarlanma, albopapuloid lezyonları, milia oluşumu ve distrofik tırnaklarla ilişkilidir. Aşırı skar, son derece engelleyici el/ayak deformitelerine yol açabilir (RDEB-sev gen’deki tipik ''mitten deformiteler''). Mukozal tutulum yaygındır ve en sık oral kavite lezyonları ve özofagus darlıkları ile kendini gösterir. Gözler ve genitoüriner sistem de etkilenebilir. Deri ve mukozal tutulum anemiye, demir eksikliğine ve büyüme gecikmesine neden olabilir. DEB hastaları da skuamöz hücreli karsinom (SCC) oluşma riski altındadır.

Etiyoloji

DEB, tip VII kollajen proteinini kodlayan COL7A1 (3p21.32) genindeki mutasyonlardan kaynaklanır. Bu gendeki mutasyonlar kolajen VII işlevini değiştirir, üretimini azaltır veya bozar. Bu bazal membranı altta yatan dermise tutturan bağlayıcı liflerin içe montajını bozar.

Tanısal Metodlar

Tanı klinik muayenede şüphelenilir. Deri örneklerinin biyopsi ile immünofloresans antijen haritalaması ve/veya transmisyon elektron mikroskobu (kutanöz bazal membran zonunun lamina dentasının altındaki bir kabarcık bölünme düzleminin gösterilmesi) ve COL7A1 mutasyon taraması ile doğrulanır.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanı, diğer EB formlarını içerir. Yenidoğan ve bebeklik döneminde, ayrıca konjenital aplasia kütis, herpes simpleks enfeksiyonu, epidermolitik iktiyoz, büllöz empetigo, stafilokokkal haşlanmış deri sendromu, lineer IgA büllöz dermatoz, büllöz pemfigoid, yenidoğan pemfigus ve pemfigoid gestasyon (bu terimlere bakınız) içerebilir. Geç başlangıçlı nadir DEB formları için ayırıcı tanı, liken planus gibi edinilmiş cilt hastalıklarını içerir.

Antenatal Tanı

Nedensel mutasyon aile içinde tanımlandıysa veya tanımlanmadıysa doğrudan veya dolaylı (bağlantı analizi) DNA mutasyon analizi ile risk altındaki gebeliklerde prenatal genetik tanı yapılabilir.

Genetik Danışmanlık

Kalıtım otozomal dominant veya otozomal resesiftir. Sporadik vakalar de novo mutasyonlarından kaynaklanabilir.

Yönetim ve Tedavi

Tedavisi önleyicidir: cildin koruyucu dolgusu ve dikkatli yara bakımı, kabarmayı azaltır, skarlaşır ve ikincil enfeksiyonu önler. El deformiteleri cerrahi olarak tedavi edilebilir, ancak yüksek nükse sahiptir. Beslenme gereksinimleri bir diyetisyen tarafından değerlendirilmelidir ve gastrostomi beslenmesi gerekli olabilir. Özofagus darlıkları floroskopik kılavuzla balon dilatasyonu ile tedavi edilir. Transfüzyonlar, demir takviyesi ve eritropoietin uygulaması anemi ve demir eksikliğini iyileştirir. SCC gelişiminin denetimi için tüm cilt kontrolleri ve biyopsileri içeren düzenli bir takip gereklidir. SCC tedavisi cerrahidir.

**Prognoz **

Prognoz alt tipe bağlıdır. DDEB'li hastalar genellikle normal yaşam beklentisine sahiptir. RDEB-sev gen’e sahip hastalar, öncelikle metastatik SCC, daha az sıklıkla kronik böbrek yetmezliği ve dilate kardiyomiyopati nedeniyle mortalite riski altındadır.

Uzman hakem(ler): Pr Giovanna ZAMBRUNO – Son güncelleme: Mart 2013

Çeviren: İlayda ŞAHİN, BSc – OCAK 2019

Hastalık Tanımı

DOPA yanıtlı distoni (DYD), tipik olarak diurnal dalgalanmaları gösteren, levodopaya (L-dopa) mükemmel şekilde yanıt veren ve otozomal dominant DOPA yanıtlı distoniden (DYT5a), otozomal resesif DOPA yanıtlı distoni (DYT5b) ve sepiapterin redüktaz (SR) eksikliğine bağlı DOPA yanıtlı distoni ile karakterize olmuş nörometabolik hastalıklar grubudur.

ORPHA:255

  • Eş anlamlısı(ları):

    • Diürnal dalgalanma ile seyir eden KİD

    • Diürnal dalgalanma ile seyir eden kalıtsal ilerleyici distoni

  • Prevalans: 1-9 / 1 000 000

  • Kalıtım: Otozomal dominant veya otozomal resesif veya uygulanamaz

  • Başlangıç yaşı: Çocukluk

  • ICD-10: G24.8

  • OMIM: -

  • UMLS: C1851920

  • MeSH: C538007

  • GARD: 12144

  • MedDRA: -

ÖZET

Epidemiyoloji

Tahmini Avrupa DYD prevalansı 1/1,000,000 ile 1/200,000 arasında değişmektedir.

Klinik Tanım

DYD’nin genellikle, çocuklarda rahatsızlıklara yol açan ve genellikle gün boyunca kötüleşen ve uykudan sonra sabahları iyileşen alt ekstremite distonisi olan bir pediatrik başlangıcı vardır. Parkinsonizm bazı hastalarda ileri yaşlarda gelişebilir. DYT5a'lı birkaç hastada endişe, depresyon, uyku bozuklukları ve obsesif-kompulsif bozukluklar da bildirilmiştir. Otozomal resesif bir şekilde kalıtsal olan daha nadir olan alt tipler tipik olarak, çok daha şiddetli bir fenotip gösterir; yaşamın ilk yılında, global gelişimsel gecikme, aksiyal hipotoni, okülogirik krizler ve ensefalopati belirtileri ile başlar. DYD, L-dopa tedavisine dramatik ve sürekli tepki verir ve hastalar, tedaviye başladıktan sonra semptomlarda belirgin bir iyileşme yaşarlar. Eğer tedavi edilmezse, hastalar tekerlekli sandalyeye bağlı kalabilir.

Etiyoloji

DYD, dopaminin biyosentezi için gerekli proteinleri kodlayan genlerdeki mutasyonlardan kaynaklanmaktadır. DYT5a, tirozin hidroksilaz için gerekli kofaktör olan tetrahidrobiyopterinin biyosentezi için gerekli bir enzimi kodlayan GTP siklohidrolaz 1 (GCH1) genindeki (14q22.1 ila q22.2) mutasyonlardan kaynaklanmaktadır. DYT5b, dopaminin öncüsü olan tirozinin L-dopa'ya dönüşümünü katalize etmekten sorumlu enzim olan tirozin hidroksilazı kodlayan tirosin hidroksilaz TH genindeki (11p15.5) mutasyonlardan kaynaklanır. Son olarak, bir SYD'ye bağlı olarak DRD, tetrahidrobiyoproteinin biyosentezi için de gerekli olan enzim sepiapterin redüktaz (SR) enzimini kodlayan SPR genindeki (2p14-p12) mutasyonlardan kaynaklanmaktadır.

Genetik Danışmanlık

DYD, alt tipe bağlı olarak, otozomal dominant veya otozomal resesif bir şekilde kalıtsal olabilir. De novo mutasyonlar nedeniyle de oluşabilir.

Uzman hakem(ler): Dr Christoph KAMM – Son güncelleme: Kasım 2013

Çeviren: Sezer AKYÖNEY, BSc – OCAK 2019

Hastalık Tanımı

Down sendromu, üçüncü kromozom 21’in (kısmi ya da total) varlığından kaynaklanan ve değişken bilişsel gerilik, kas hipotonisi, eklem laksitesi, sıklıkla karakteristik yüz dismorfizmi ve kalp, gastrointestinal ya da endokrin gibi çeşitli hasarların gözlendiği bir kromozomal anomalidir.

ORPHA:870

  • Eş Anlamlısı(ları)
  • Trizomi 21
  • Prevalans: 1-5 / 10 000
  • Kalıtım: Bilinmiyor
  • Başlangıç yaşı: Antenatal, Neonatal
  • ICD-10: Q90.0 Q90.1 Q90.2 Q90.9
  • OMIM: 190685
  • UMLS: C0013080
  • MeSH: D004314
  • GARD: -
  • MedDRA: 10044688

Özet

Klinik tanımlama

Değişken ve sıklıkla hafif entelektüel yetersizlik, neredeyse sabit kas hipotoni ve eklem gevşekliği sıklıkla morfolojik belirtiler, malformasyonlar ve komplikasyon riskleri ile ilişkilidir. Morfolojik özellikler (uzamış palpebral fissürler, epikantus, düz boyun, yuvarlak yüz, küçük burun, bilateral tek palmar kırışık) hafif olabilir ve bu durumun ayırt edici özelliği değildir. Başlıca potansiyel malformasyonlar ve komplikasyonlar: kısa boy, konjenital katarakt, iletken işitme kaybı, kalp defektleri (atriyo-ventriküler kanal), sindirim bozuklukları (duodenal atrezi), Hirschsprung hastalığı, West sendromu (bkz. Bu terimler), nöbetler, uyku apnesi, duyusal eksiklikler, lösemi, oto-immün ve endokrin patolojiler (hipotiroidizm, çölyak hastalığı (bkz. bu terim), diabetes mellitus tip 1, alopesi areata, erken yaşlanma ve Alzheimer hastalığıdır.

Etiyoloji

Vakaların %95’inde trizomi 21 “serbest” haldedir: ekstra kromozom mayoz sırasındaki hatalı ayrılamama kaynaklıdır. Bu vakaların %2-3’ü mozaik haldedir. Kalan %5’lik kısım ise kromozom 21 ya da kromozom 21’in bir kısmı başka bir kromozoma translokedir.

Tanı yöntemi

Tanı karyotiplemeye dayalıdır

Ayırıcı tanı

Ayırıcı tanı Zellweger sendromu, 9qter delesyonu (bu terimlere bakınız) ya da diğer kromozomal anomaliler

Antenatal Tanı

Fetüslerin %70-75’inde ilk trimesterda artmış nukkal şeffaflık gözlenir. Ikinci tirmesterda, vakaların %60’ında malformasyonlar (kalp ve sindirim sistemi) gözlenir ve minör morfolojik belirtilerle ilişkilidir. Amniyosentez ta da koriyonik villus örneklerinde yapılacak fetal karyotipleme ile prenatal tanı doğrulanabilir. Şimdi prenatal taramada artmış Down sendrom riski belirlenen gebelikler için bazı ülkelerde, anne kanından girişimsiz prenatal tanı mümkündür.

Genetik Danışma

Serbest trizomi 21’den etkilenmiş bir çocukları olan ebeveynler için tekrarlama riski çok az değişmektedir (%1, 40 yaşına kadar sonrasında anne yaşına bağlı). Eğer Down sendtom bir translokasyon kaynaklı ise risk sadece ebeveynlerden birinde dengeli translokasyon varsa artar. Down sendromlu bir bireyin hastalığı çocuklarına aktarma riski 1/3’tür.

İdame ve Tedavi

Erken fizyoterapi, psikomotor terapi ve konuşma terapisi (erken iletişimi ve oral becerileri tetikleyici işaret dili ve resim alışverişi gibi, alternatif sözsüz iletişim araçları dahil) elzemdir. Down sendromlu bir birey olabilecek en kısa sürede, özgür iradesiyle karar almaya katılmalıdır. Yeniden eğitim, okullaşma ve sosyal yönleri içeren iyi adapte edilmiş bir program önerilmeli ve toplumda mümkün olan en iyi entegrasyon sağlanmalıdır. Nöropsikolojik değerlendirmeler, Down sendromlu her bireyin özgül zorluklarını ve yeteneklerini tanımak ve böylece bilişsel iyileştirme önermek açısından önemlidir. Uyarlanmış bir tıbbi takip faydalıdır. Yeniden eğitim dahil olmak üzere yetişkin yaşta bazı desteklerin sürdürülmesi gerekebilir. Down sendromlu kişilerde bilişi geliştirme amacıyla devam eden klinik çalışmalar mevcuttur.

Prognoz

Beklenen medyan yaş günümüzde 55 civarındadır.

Uzman Hakem(ler): Dr Bénédicte DE FREMINVILLE - Dr Renaud TOURAINE – Son güncelleme: Eylül 2014

Çeviren: Özden Hatırnaz Ng, PhD- Ocak 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

ORPHA:2686

  • Eş anlamlıları: -

  • Prevalans: 1-9/1 000 000

  • Kalıtım: Otozomal Dominant

  • Başlangıç yaşı: Tüm yaşlar

  • ICD-10: D70

  • OMIM: 162800

  • UMLS: C0221023

  • MeSH: C536227

  • GARD: 6229

  • MedDRA: 10053176

Özet

Bu hastalık için Orphanet sitesinde özet halen geliştirilme aşamasındadır. Bununla birlikte, hastalıkla ilgili diğer verilere ‘Orphanet’ sitesinde sayfanın altındaki Ek Bilgi menüsünden erişilebilir.

Çeviren: Gizem Şentürk, MSc -Ocak 2019

Hastalık Tanımı

Dravet sendromu (DS), daha önce sağlıklı çocuklarda görülen ve sıklıkla bilişsel ve motor bozukluğa yol açan, sıklıkla ateş tarafından indüklenen, sıklıkla ateşe neden olan çeşitli ilaca dirençli nöbetler ile karakterize, çocukluk çağında genetik bir epilepsidir.

ORPHA:33069

  • Eş anlamlısı(ları):

    • DS

    • ŞMBE

    • Şiddetli miyoklonik bebeklik epilepsisi

    • Şiddetli miyoklonus bebeklik epilepsisi

  • Prevalans: Bilinmiyor

  • Inheritance: Otozomal dominant

  • Başlangıç yaşı: Bebekik, yenidoğan

  • ICD-10: G40.4

  • OMIM: 607208 612164 615744

  • UMLS: C0751122

  • MeSH: -

  • ARD: 10430

  • MedDRA: -

ÖZET

Epidemiyoloji

Dünya çapında doğum prevalansının <1/40,000 olduğu düşünülmektedir. İngiltere'de 1/28,000 olarak tahmin edilmektedir.

Klinik Tanım

İlk nöbetin başlangıcı, daha önce sağlıklı olan bebeklerde esas olarak yaşamın birinci yılında (genellikle 5-8 aylıkken) ve çoğunlukla tek taraflı veya genelleştirilmiş bir klonik nöbetten oluşur. Ateş, genellikle genelleşmiş tonik-klonik, alternatif tek taraflı klonik ve genelleştirilmiş tonik-klonik nöbetleri tetikler. Febril olmayan kompleks parsiyel ve fokal nöbetler hastalığın seyri sırasında da rapor edilmiştir. Bazı nöbetler, 20 dakikadan fazla süren febril status epileptikusu (SE) olarak ortaya çıkabilir. İlk yıldaki SE sıklığı yüksek olabilir, ancak genellikle zamanla azalır. Kompleks parsiyel, yokluk ve atonik nöbetler de görülebilir. Işığa duyarlılık, yüksek sıcaklıklar, aralıklı fotik stimülasyon ve egzersiz de nöbetlere neden olabilir. 2 yaşına kadar, gelişimsel gecikme genellikle belirgindir, bunu bilişsel platolaşma ve bozulma izler. Bu aşamada konuşma bozukluğu, ataksi, uyku güçlüğü ve bazen de piramidal işaretler de görülebilir. Nöbetler erişkinlikte gerileyebilir, ancak çoğu hasta ilaç tedavisine dirençli olan nöbetler geçirmektedir. Borderline DS, DS'nin en fazla belirtileri olan ama hepsi gözükmeyen değişkenleri açıklar.

Etiyoloji

DS vakalarının yaklaşık %85'i, SCN1A genindeki (2q24.3) bir mutasyon veya silinmeden kaynaklanmaktadır, bu da nöronların uyarılabilirliği için gerekli olan voltaj kapılı bir sodyum kanalını kodlamaktadır. Mutasyonların çoğu de novo'dur, ancak %5-10'unda aileseldir ve sıklıkla ateşli nöbetler artı spektrumuyla genelleştirilmiş epilepsinin bir parçasıdır. Ayrıca, zihinsel yetmezlik olan kadın sınırlı epilepsisinde de görülen PCDH19 genindeki (Xq22.1) mutasyonların, kadın DS vakalarının yaklaşık %5'ini oluşturduğu düşünülmektedir. Vakaların yaklaşık %10'unda etiyoloji bilinmemektedir ancak diğer genler de olasıdır. DS'lu birkaç hastada GABRG2 (5q34), SCN1B (19q13.12), SCN2A (2q24.3), CHD2 (15q26) ve HCN1 (5p12) mutasyonları bildirilmiştir.

Tanısal Yöntemler

Teşhis klinik ve elektroensefalik (EEG) bulgulara dayanmaktadır. Başlangıçta, EEG genellikle normaldir ancak daha sonra çok odaklı deşarjların yanı sıra arka plan aktivitesini yavaşlatan ani yükselmeler veya çoklu ani dalgaları da not edilir. Beyin MR’ı genellikle normaldir. Moleküler genetik testler, tanıyı doğrulayan bir SCN1A değişikliğini tanımlayabilir.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanılar Lennox-Gastaut sendromu ve miyoklonik-astatik epilepsidir.

Genetik Danışmanlık

Bilinen bir SCN1A mutasyonu olan ailelerde kalıtım otozomal dominanttır ve ailelerde fenotipik aralık geniş olsa da genetik danışmanlık mümkündür. De novo mutasyonları olan durumlarda, danışmanlık gelecekteki çocuklar için karar verme sürecinde yardımcı olabilir.

Yönetim ve Tedavi

Tedavinin asıl amacı nöbet sıklığını azaltmak ve SE oluşumunu önlemektir. Valproat, klobazam, stiripentol ve bromid, ateşli nöbetlerin hastalığın başlarında tekrarını kontrol edebilir. Stiripentol, valproat ve klobazam ile birleştirildiğinde nöbet sıklığının azaltılmasında etkili olabilir. Ketojenik diyet, topiramat ve levetirasetam ek tedavi olarak önemli etkinlik sağlayabilir. Nöbetleri tetikleyebileceklerinden karbamazepin ve lamotriginden kaçınılmalıdır. Midazolam akut nöbetleri tedavi etmek için kullanılabilir. Belirgin atonik nöbet geçiren çocuklarda destek tedavisi (yani koruyucu kafa tertibatı) önerilebilir.

Prognoz

Orta-şiddetli bilişsel bozulma ve erişkinlik döneminde inatçı epilepsi yaygındır. Çocuklarda konvülsif SE oluşumunu önlemek, uzun süreli prognozu iyileştirebilir.

Uzman hakem(ler): Pr Ingo HELBIG – Son güncelleme: Mayıs 2014

Çeviren: Sezer AKYÖNEY, BSc – OCAK 2019

Hastalık Tanımı

Yatay göz hareketi kısıtlaması, küre retraksiyonu ve palpebral fissür daralması ile karakterize konjenital şaşılık şekli. Abdusens siniri gelişimindeki bir başarısızlıktan kaynaklanır ve ambliyopiye neden olabilir.

ORPHA:233

  • Eş anlamlısı(ları):

    • DRS

    • DURS

    • Duane sendromu

    • Stilling-Turk-Duane sendromu

  • Prevalans: 1-5 / 10 000

  • Kalıtım: Otozomal dominant ya da otozomal resesif ya da uygulanamaz

  • Başlangıç yaşı: Bebeklik, yenidoğan

  • ICD-10: H50.8

  • OMIM: 126800 604356 616219 617041

  • UMLS: C0013261

  • MeSH: D004370

  • GARD: 6288

  • MedDRA: 10013799

ÖZET

Epidemiyoloji

DRS prevalansı, tüm şaşılık vakalarının yaklaşık %1-5'ini temsil eden yaklaşık 1/10,000'dir. Kadınlar erkeklerden daha fazla etkilenir.

Klinik Tanım

DRS, ilerlemeyen ve yatay olmayan oftalmopleji ile karakterize, konjenital bir hastalıktır. DRS genellikle tek taraflıdır ve sol göz baskın olarak etkilenir. Doğumda, etkilenen bebekler kaçırma ve / veya addüksiyonu kısıtlamıştır. DRS'li bireylerin çoğu, ilk bakışta şaşılık gösterir, ancak diplojiyi önleyerek gözleri hizalamak için telafi edici bir baş pozisyonu kullanabilir. DRS tip I olarak sınıflandırılabilir: sınırlı veya yoksun kaçırma, normal veya hafif sınırlı addüksiyon ve küre geri çekilmesi ve addüksiyonda palpebral fissürün daralması; tip II: sınırlı veya yoksun addüksiyon, normal veya sınırlı abdüksiyon, küre retraksiyonu ve addüksiyonda palpebral fissürün daralması ve tip III: Sınırlı kaçırılma ve addüksiyon, küre geri çekilmesi, addüksiyonda palpebral fissürün daralması ve gözler, başı dönmeden primer pozisyonda düzdür. DRS olgularının çoğunluğu (%70) diğer anomalilerle ilişkili değildir. Dikey göz hareketi anormallikleri de görülebilir.

Etiyoloji

DRS, pontin abdukens çekirdeğinin veya sinirin normal gelişiminin başarısızlığından, etkilenen taraftaki lateral rektus kasının normal innervasyonunun başarısızlıkla sonuçlanmasından kaynaklanır. Aynı zamanda, okülomotor sinirin anormal bir dalı lateral rektus kasını bozar. Bu nedenle, küre geri çekilmesi, adduksiyonda medial ve lateral rektus kaslarının birlikte daralmasından kaynaklanır. Otozomal dominant DRS'nin çoğu durumda iki taraflı DRS'ye yol açan CHN1'deki mutasyonlardan kaynaklandığı bulunmuştur.

Tanısal Yöntemler

DRS tanısı klinik özelliklere dayanır. Beyin sapının manyetik rezonans görüntülemesi, küçük veya eksik abduken sinirlerini; optik, okülomotor ve troklear sinirler hipoplastik olabilir. Ayrıca, göz hareketi kaydı, etkilenen abduslerde bir miktar kalıntı innervasyonun varlığını test edebilir. Elektromiyografi bulguları, abdüksiyon sırasında hiçbir aktiviteden, addüksiyonda abdüksiyona karşı esasen eşit aktiviteye kadar değişen lateral rektus kaslarının aksiyon potansiyellerini ortaya çıkarabilir.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanı, Duane-radial ışın sendromu, akro-renal-oküler sendrom, Bosley-Salih-Alorainy sendromu, Townes-Brocks sendromu, Athabaskan beyin sapı disgenezine bağlı bozukluklar, Wildervanck sendromu, Goldenhar sendromu, ilerleyici skolyoz ile yatay bakış felci, Moebius sendromu ve ekstraoküler kasların konjenital fibrozisidir. DRS sendromu formları, Okihiro sendromunda görüldüğü gibi SALL4 genindeki mutasyonlardan veya öncelikle 8. kromozomdaki anomalilerden kaynaklandığı bildirilmiştir.

Genetik Danışmanlık

Vakaların çoğu sporadiktir ancak hastaların %10'una kadarında hem resesif hem de dominant kalıtım (tanıdık bir değişkenlik ile eksik penetrasyon) ile tanıdık bir desen görülmektedir.7

Yönetim ve Tedavi

DRS yönetimi temel olarak destekleyicidir ve kırılma hatalarını düzeltmek için gözlük veya kontakt lens takmayı, anormal kafa duruşunu düzeltmek üzere ambliyopi veya prizmaların tedavisinde daha iyi gören gözün tıkanmasını veya cezalandırılmasını içerir. Kas cerrahisi, anormal baş pozisyonunu düzeltmek, gözleri ilk bakışta hizalamak veya adduksiyonda iniş veya aşağı inmek için düzeltmek için gösterilebilir. Bununla birlikte, cerrahi tam normal göz hareketlerini restore etmez. Ambliyopiyi önlemek veya tespit etmek için gözetim gereklidir. Görme terapisi sekonder yakınsama yetersizliği için önerilmektedir.

Prognoz

İzole DRS, uygun şekilde yönetilirse görme için mükemmel uzun süreli prognozla sonuçlanan benign bir hastalıktır. Bazı durumlarda ambliyopi veya dürbün tek görme kaybı gelişebilir.

Uzman hakem(ler): Pr Elizabeth ENGLE - Dr Sherin SHAABAN – Son güncelleme: Ekim 2013

Çeviren: Sezer AKYÖNEY, BSc – OCAK 2019

Hastalık Tanımı

Dubowitz sendromu (DS), birincil olarak büyüme geriliği, mikrosefali, belirgin yüz dismorfizmi, kutanöz egzama, hafif ila şiddetli zihinsel yetersizlik ve genital anormallikler ile karakterize nadir görülen bir konjenital sendromdur.

ORPHA:235

  • Eş anlamlısı(ları): -

  • Prevalans: Bilinmiyor

  • Kalıtım: Otozomal resesif

  • Başlangıç yaşı: Yenidoğan, antenatal

  • ICD-10: Q87.1

  • OMIM: 223370

  • UMLS: C0175691

  • MeSH: C535718

  • GARD: 6290

  • MedDRA: 10059589

ÖZET

Epidemiyoloji

Avrupa'da toplam doğum prevalansı 1/500,000 olarak tahmin edilmiştir. Bugüne kadar 150'den fazla vaka tanımlanmıştır.

Klinik Tanım

Yenidoğanlar genellikle mikrosefali ve vücut büyüklüğü ile düşük doğum ağırlığına sahiptir. Yüz görünümü, dar veya üçgen şekilli kafa ve yüksek veya eğimli alın, düz supraorbital sırt, yetersiz yanal kaşlar, kısa palpebral fissürler, blefarofimoz, ptozis, anormal modellenmiş kulaklar, geniş ve düz burun köprüsü, mikrognati ve olağandışı konfigürasyon ile karakteristiktir. Sumukoz yarık damak yaygındır. Diğer bulgular kutanöz egzama, yüksek perdeli veya kısık ses, hipospadias ve kriptorşidizmi içerir. DS'deki iskelet anomalileri arasında sakral gamze ve kuindaktil (5. parmak), ayak parmaklarında veya parmaklarda kutanöz sindaktili bulunur. Zihinsel yetersizlik çoğunlukla hafiftir. Ayrıca, hipermetropi, katarakt, banttoretinal dejenerasyon, şaşılık ve taurodonti, anodonti/hipodonti veya hiperdonti gibi çeşitli oküler ve dental anormallikler bildirilmiştir. Davranışsal özellikler kısa dikkat süresi, dürtüsellik ve utangaçlık ile hiperaktivite içerebilir. Dubowitz sendromuayrıca şu spektrumları içerebilir: hematolojik (aplastik anemi) ve konjenital kalp defektleri, sık enfeksiyonlar, kromozomal instabilite ve malignitelerin gelişimi (akut lenfoblastik lösemi veya nöroblastom).

Etiyoloji

Dubowitz sendromunun etiyolojisi açık bir şekilde aydınlatılmamıştır. Ayrı ayrı izole vakalarda iki neden olan NSUN2 ve LIG4 genleri ortaya konmuştur ve Bununla birlikte, Dubowitz sendromunun diğer fenotiplerle olan büyük orandaki örtüşmesi nedeniyle etiyolojide belirsizlik devam etmektedir.

Tanısal Yöntemler

Teşhis çoklu klinik belirtilere dayanır ve genellikle erken çocukluk döneminde yapılır.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanı, fetal alkol sendromu, Bloom sendromu, LIG4 sendromu ve Fanconi anemisini içerir.

Antenatal Tanı

Prenatal büyüme geriliği ultrasonda görülebilir ancak güvenilir bir prenatal tanıya yol açmaz.

Genetik Danışmanlık

Bazı ailelerde, Dubowitz sendromunun otozomal resesif geçiş gösterdiği görülmektedir. Bununla birlikte, son zamanlarda Dubowitz sendromunun otozomal bir hastalıktan ziyade bir mikrodelesyon/mikroduplikasyon sendromu olduğu ileri sürülmüştür.

Yönetim ve Tedavi

Büyüme, dental konuşma, davranışsal ve zihinsel gelişim ve genel sağlık durum kontrolü düzenli olarak izlenmeli ve uygun şekilde tedavi edilmelidir. Egzama ve tekrarlayan enfeksiyonlar konservatif tedavi gerektirir. Bazı kardiyovasküler, ürogenital, kraniyofasiyal veya ekstremite anomalileri için cerrahi girişim gerekli olabilir. Hematolojik ve malign bozuklukların sürveyansı önerilmektedir.

Prognoz

Prognoz, mevcut konjenital anomalilerin ciddiyetine ve türüne bağlı olarak çok değişkendir ve ergenlik sonrası veri bulunmadığından uzun dönem sonuçları hala belirsiz kalmaktadır.

Uzman hakem(ler): Dr Chantal FARRA – Son güncelleme: Haziran 2014

Çeviren: Sezer AKYÖNEY, BSc – OCAK 2019

Hastalık Tanımı

Duchenne kas distrofisi (DMD), hızlı ilerleyen kas güçsüzlüğü ve iskelet, düz ve kalp kaslarının dejenerasyonuna bağlı yıkımı ile karakterize bir nöromusküler hastalıktır.

ORPHA:98896

  • Eş anlamlısı(ları):
  • DMD
  • Şiddetli distrofinopati, Duchenne tip
  • Prevalans: 1-9 / 100 000
  • Kalıtım: X’e bağlı resesif
  • Başlangıç yaşı: Çocukluk
  • ICD-10: G71.0
  • OMIM: 310200
  • UMLS: C0013264
  • MeSH: D020388
  • GARD: 6291
  • MedDRA: 10013801

Özet

Epidemiyoloji

DMD tahmini insidansı 1/3300 erkek doğumudur ve primer olarak erkekleri etkiler. Kadınlar genellikle asemptomatiktir anak kadın taşıyıcıların küçük bir yüzdesi hastalığı hafif formda gösterir (Kadınlarda Duchenne ve Becker distrofilerin semptomatik formu terimine bakınız).

Klinik Tanım

Başlangıç, erken çocukluk döneminde ortaya çıkar ve etkilenen erkekler, motor gelişimde veya genel gelişimsel süreçte gecikme gösterebilir. DMD'li çocuklar genellikle koşma veya zıplama yeteneklerini asla elde edemezler. Durum hızla ilerler ve çocuk bir waddling yürüyüş ve Gower'ın işaretini gösterir. Merdiven tırmanma zorlaşır ve çocuk sık sık düşmeye başlar. Bağımsız ambulasyon kaybı 6 ile 13 yaş arasında, steroid olmayan hastalarda ortalama 9,5 yıl olarak gerçekleşir. Ambulasyon kaybedildiğinde, eklem kontraktürleri ve skolyoz hızla gelişir. Kardiyomiyopati ve solunum yetmezliği genç erişkinlerde ölüm sebebidir

Etiyoloji

Kas hasarı, DMD (Xp21.2) genindeki anomaliler nedeniyle sarkolemmal protein distrofinin tam yokluğundan kaynaklanır

Tanı yöntemi

Klinik tablo, aile öyküsü ve laboratuvar bulgularına (serum keratin kinaz düzeyi normalin 100-200 kat üstündedir) göre tanı şüphesi oluşur. Kas biyopsisi distrofik özellikler gösterir ve distrofin protein tümüyle yoktur. DNA çalışamaları DMD geninde çerçeve kayması delesyonları, duplikasyon ya da anlamsız mutasyonları gösterir.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanı şiddetli Becker kas distrofisi ve bacak kemiği kas distrofilerini içerir. Antenatal tanı, tanısı moleküler testler ile kesinleşmiş aileler için mümkündür.

Genetik Danışma

DMD X’e bağlı resesif bir hastalıktır. Genetik danışma çok önemlidir: erkek fetus için tekrarlama riski %50’dir. Kız kardeşler için taşıyıcı olma riski %50’dir.

İdame ve tedavi

Multidisipliner bakım esastır. Fizyoterapi, tendo-aşil kontraktürlerini azaltmak için pasif esneme ve gece ayak bileği-ayak ortezleri içerir. Kortikosteroidler (prednizolon, prednizon veya deflazakort) ile tedavi altın standarttır. Kortikosteroidler, çocuğun 5-7 yaşları arasında olan motor becerileri platosuyla birlikte kullanılmalıdır. Kortikosteroid tedavisinin komplikasyonları yönetilmelidir ve şunları içerir: ağırlık yönetimi, gastrik koruma için H2 antagonistleri, osteoporozun düzenli olarak izlenmesi ve tedavisi ve katarakt ve glokom için oftalmik değerlendirme. ACE inhibitörleriyle erken tedaviye izin vermek için düzenli kardiyak izleme gereklidir. Skolyozun düzeltilmesi için cerrahi gerekebilir ve nokturnal BIPAP kısıtlayıcı solunum yetmezliğinin tedavisi için faydalıdır.

Prognoz

DMD’nin ağır bir seyri vardır ve yaşam beklentisi erken erişkin dönemde ölüm olması nedeniyle anlamlı düzeyse düşüktür.

Uzman Hakem(ler): Dr Rosaline QUINLIVAN – Son güncelleme: Eylül 2009-Ocak 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Duodenal atrezi, duodenal lümenin tamamen yokluğuna yol açan, kranyal bağırsakların embriyopatisidir.

ORPHA:1203

  • Eş anlamlısı(ları): -

  • Prevalans: 1-9 / 100 000

  • Kalıtım: Otozomal resesif

  • Başlangıç yaşı: Antenatal, yenidoğan, bebeklik, çocukluk

  • ICD-10: Q41.0

  • OMIM: 223400

  • UMLS: C0266174

  • MeSH: C535720

  • GARD: 54

  • MedDRA: 10013812

ÖZET

Epidemiyoloji

Duodenal atrezi insidansı yaklaşık olarak erkek/kadın oranı olan 1/10,000 ile 1/6,000 canlı doğum arasındadır.

Klinik Tanım

Bebeklerin %30-52'sinde izole bir anomalidir, ancak sıklıkla diğer doğumsal anormallikler ile ilişkilidir. Duodenal atrezili bebeklerin yaklaşık %20 ila 30'u trizomi 21 taşıyıcısıdır ve yaklaşık %20 ila 25'i kardiyak anomalilere sahiptir. Sıklıkla açıklanan diğer ilişkili malformasyonlar, duodenal büyüme yetmezliği, duodenal atrezinin özel klinik formları olan anüler pankreas ve biliopankreatik sistem veya koledok kistlerinin anomalileridir. Duodenal atrezi üç türe ayrılır: tip I (duodenal diyafram), sağlam bir kas duvarına sahip mukozal diyaframik bir zar varlığına bağlıdır; atresik duodenumun iki ucunu bağlayan kısa lifli bir kordon ile karakterize edilen tip II (bir duodenal atrezi) ve duodenumun iki ucunun, bazen anüler pankreas ile birlikte tamamen ayrılmasına tekabül eden tip III (ayrıca komple duodenal atrezi). Önemli engeller, yaşamın ilk günlerinde, doğumdan sonraki saatlerde ve intoleransın beslenmesiyle başlayan intra-vateryan ise, şiddetli kusmayla ortaya çıkar. Kilo kaybı, dehidratasyon ve hipokloremik metabolik alkaloz en sık görülen semptomlardır. Daha az şiddetli tıkanmalar, birkaç ay hatta doğumdan birkaç yıl sonra abdominal rahatsızlık hissetmeden keskin kusmayla ortaya çıkabilir (büyük işaret); Ancak gelişim bozukluğu tek belirti olabilir.

Etiyoloji

Vasküler anomaliler, sinir hücresi göçündeki anormallikler ve duodenal lümende rekanalizasyon başarısızlığı nedensel bir rol oynayabilir.

Tanısal Yöntemler

Klinik tanı, mide ve duodenumun ilk bölümünün (stenozun üstündeki) aynı anda dağılmasından dolayı, duodenum ve midenin birinci kısmında sıkışan hava ile karakteristik bir 'çift kabarcık' görünümü gösteren karın radyografisi ile doğrulanır.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanılar, eksik diyafram durumunda geç ortaya çıkan pilorik stenozu ve diğer intestinal atrezi, ortak mezenterik intestinal volvulus ve duodenal replikasyon formlarını içerir.

Antenatal Tanı

Tanı olguların %80-90'ında doğum öncesidir (yedinci ayda veya daha önce ultrason ile 'çift kabarcık' karakteristiğini ortaya çıkarır).

Genetik Danışmanlık

Çoğu durumda, duodenal atrezi sporadiktir ancak bazı ailelerde otozomal resesif kalıtım gibi yaklaşılması önerilmiştir.

Yönetim ve Tedavi

Yönetim yenidoğan döneminde yenidoğan resüsitasyon ve cerrahi düzeltme içerir. Ameliyat sonrası komplikasyonlar nadirdir, ancak çok nadir vakalarda geç komplikasyonlar (megaduodenum, kör loop sendromu, duodenogastrik reflü, özofajit, pankreatit, kolesistit ve kolelitiazis) ortaya çıkar.

Prognoz

Erken cerrahi girişim ile prognoz mükemmeldir . Uzman hakem(ler): Pr Frédéric BARGY – Son güncelleme: Şubat 2009

Çeviren: Sezer AKYÖNEY, BSc – OCAK 2019

Hastalık Tanımı

İlerleyici spino-serebellar ataksi, propriyosepsiyon kaybı, arefleksi ile karakterize kalıtsal serebellar ataksilere ait bir nörodejeneratif hastalık ve E vitaminde belirgin bir eksiklik ile ilişkilidir.

ORPHA:96

Sınıflandırma seviyesi: Hastalık

  • Eş anlamlısı:
  • AVED
  • İzole E vitamini eksikliği olan Ataksi
  • Ailesel izole E vitamini eksikliği
  • Friedreich benzeri ataksi
  • İzole E vitamini eksikliği
  • Prevalans: 1-9 / 1 000 000
  • Kalıtım: Otozomal resesif
  • Başlangıç yaşı: Tüm yaşlar
  • ICD-10: G11.1
  • OMIM: 277460
  • UMLS: C1848533
  • MeSH: C535393
  • GARD: 8595
  • MedDRA: 10047631

Özet

Epidemiyoloji

Dünya çapında prevalans bilinmemektedir ancak popülasyona dayalı çalışmalar yapılmıştır ve prevalans yaklaşık 1/300,000'de tahmin edilebilir. AVED, Kuzey Afrika'da en sık rastlanan kalıtımsal serebellar ataksidir. E vitamini eksikliği sıtmaya karşı koruma sağlayabileceğinden (bu terime bakınız), Plasmodium istilasına maruz kalan bölgelerde AVED prevalansının daha yüksek olduğunu açıklayabilir.

Klinik Tanım

AVED genellikle değişken fenotip ve ciddiyetini 5 ila 20 yaşları arasında gösterir. Progresif spino-serebellar ataksi, fleksiyal ve propriyosepsiyon kaybı, özellikle distal eklem pozisyonunda ve titreşim hissinde, belirgin bir sakarlık ve dengesizliğe neden olur. Hastaların karakteristik kafa titübasyonu olabilir. Tendon refleksleri dramatik şekilde azalır ve ekstansör plantar refleksleri sıktır. Serebellar bozukluk sıklıkla dismetri, disdiadokokinezi ve disartri şeklinde kendini gösterir. Retinitis pigmentosa ile azalmış görme keskinliği görülebilir. Bazı durumlarda, hastalığın başlangıcı geç (>30 yıl) ve gidişat daha ılımandır. Aksine, erken başlangıçlı vakalarda, kardiyomiyopati riski arttıkça seyir daha şiddetlidir. Genel olarak, AVED'in klinik tablosu Friedreich ataksisine yakındır (bu terime bakınız).

Etiyoloji

AVED, tokoferol (alfa) transfer proteini genindeki (TTPA; 8q13) mutasyonlardan kaynaklanır. Bu protein, karaciğerde alfa-tokoferol (bir E vitamini izomeri) ve çok düşük yoğunluklu lipoproteinleri (VLDL'ler) bağlar. Mutasyona uğradığında, TTPA, E vitaminin VLDL'lere bağlanmasını ve genel dolaşım içine girmesini önler. Birçok mutasyon tanımlanmıştır, fakat p.His101Gln ve c.744delA, hastalığın geç başlangıçlı / hafif ve erken başlangıçlı / ciddi formlarından sorumludur.

Tanı yöntemleri

Teşhis fiziki muayeneye, E vitamini plazma dozuna ve bilinen malabsorpsiyon nedenlerinin dışlanmasına dayanır. Laboratuvar bulguları plazmadaki E vitamini eksikliğini ancak normal lipid ve lipoprotein profilleri düzeylerinde ortaya koymaktadır. Nörogörüntüleme, hastalığın ilk aşamalarında bariz bir serebellar atrofi göstermez. Elektromiyografi genellikle saf bir duyusal nöronopati (ganglionopati) ortaya koymaktadır. Moleküler analiz tanıyı doğrular.

Ayırıcı tanı

Ayırıcı tanı esas olarak Friedreich ataksi, dizartri ve oftalmopleji (SANDO) ve abetalipoproteinemi (duyu atağı) ile duyusal ataksik nöropatidir (bu terimlere bakınız). Diğer otozomal resesif serebellar ataksi de düşünülebilir (Refsum hastalığı, ataksi telanjiektazi, Charcot-Marie-Tooth hastalığı 1A ve okülomotor apraksi tip 1 ve 2 ile ataksi (bu terimlere bakınız)).

Antenatal tanı

Antenatal tanı, mutasyon ailede tanımlandığında moleküler genetik testlerle uygulanabilir.

Genetik Danışmanlık

Hastalığın otozomal resesif geçiş şekli ve sonrasında% 25'lik nüks riski vardır.

Yönetim ve tedavi

Tedavi, her gün alınması gereken ömür boyu süren yüksek doz E vitamini takviyesine dayanır. Erken tedavi edildiğinde bazı semptomlar geri dönüşümlü olabilir; yaşlı hastalarda hastalık ilerlemesi yavaşlayabilir. İndeks vakaların ailelerinde AVED gelişimini önlemek için presemptomatik bireylerde E vitamini önleyici tedavi uygulanıp uygulanamadığı bilinmemektedir.

Prognoz

Tedavi edilse bile, hastaların sıklıkla prognozu kötüdür ve 8-20 yaşları arasında tekerlekli sandalye bağımlı hale gelirler.

Uzmanlar: Pr Mathieu ANHEIM –Son güncelleme: Şubat 2013

Çeviri: Gizem Şentürk, MSc-Ocak 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Ebstein malformasyonu, triküspit valfın septal ve alt yaprakçıklarının atriyoventriküler junksiyonda beklenenden ziyade sağ ventrikül içinde menteşeli olacak şekilde rotatif yer değiştirmesi ile karakterize nadir görülen konjenital bir kalp anomalisidir.

ORPHA:1880

  • Eş anlamlısı(ları):

    • Triküspit valfın Ebstein anomalisi
  • Prevalans: 1-9 / 100 000

  • Kalıtım: Otozomal dominant veya uygulanamaz

  • Başlangıç yaşı: Tüm yaşlar

  • ICD-10: Q22.5

  • OMIM: 224700

  • UMLS: C0013481

  • MeSH: -

  • GARD: 6313

  • MedDRA: 10014075

Özet

Epidemiyoloji

Prevalans 1/50,000-1/200,000 olarak tahmin edilmektedir. Her iki cinsiyet de eşit derecede etkilenir.

Klinik Tanım

Klinik bulgular heterojendir ve lezyon ciddiyetine (normal valf boşluğunda bulunan antero-süperior bileşimindeki yapıların bağlanma derecesine göre) ve sağ ventrikülün işlev kaybına göre değişir. Hastalığın minör formları olan hastalar asemptomatik kalır veya rastlantısal üfürüm, efor dispnesi, yorgunluk veya çarpıntı olabilir Şiddetli formları olanlarda aritmiler, siyanoz ve bazen kalp yetmezliği çeşitli yaşlarda ortaya çıkabilir. En ağır malformasyonlara sahip olanlar, genellikle “duvardan duvara” kalp ile adlandırılan, yenidoğan olarak ortaya çıkarlar. Yetişkinlik döneminde, supraventriküler taşikardi de, hastaların bir kısmında Wolff-Parkinson-White sendromu da gözlenebilir. Malformasyon, atriyal veya ventriküler septal defektler, arteryel kanalın açıklığı ve pulmoner darlık gibi diğer kalp lezyonlarıyla ilişkilidir.

Etiyoloji

Etiyoloji bilinmemektedir. Bazı durumlarda, annenin lityum alması hastalıkla ilişkilendirilmiştir.

Tanısal Yöntemler

Tanı, yaprakçıkların dönüş hareketini gösteren kesitsel veya 3D ekokardiyografiye, anterosüperiyor yaprakçığın anormal bağlanma derecesine, sağ ventrikülün atriyalize giriş bileşeninin inceltme derecesine ve anormal valfın regürjitasyon veya stenoz derecesine dayanır,Elektrokardiyogramda sağ atriyal hipertrofi, sağ dal bloğu ve supraventriküler taşikardi görülebilir.Radyografi herhangi bir kardiyomegaliyi gösterir ve kardiyak MRI valvar anomalliklerinin tamamını gösterir.

Ayırıcı Tanı

Özellikle fetal yaşamda ayırıcı tanı, trikuspid valfin displazisidir. Bu, Ebstein'ın pulmoner atrezi ile ilişkili malformasyonu gibi, Uhl anomalisi (bu terime bakınız) ile karıştırılmaması gereken sağ ventrikül duvarlarının kabaca bir şekilde incelmesine neden olabilir. Ebstein'ın malformasyonunun en şiddetli formları, triküspit atrezisinden (bu terime bakınız) ayırt edilmesi gereken, deliksiz bir trikuspid valfa neden olabilir.

Antenatal Tanı

Hidrops fetalis gösteren fetal ekokardiyografi ile antenatal tanı artık mümkün.

**Yönetim ve Tedavi **

Tıbbi tedavi inotropik ajanlara (kalp yetmezliği durumunda) ve antiaritmik ilaçlara (taşiaritmi durumunda) dayanır. Kesin tedavi cerrahidir ve kalp yetmezliği başlangıcından önce önce rekonstrüktif cerrahiden oluşmaktadır. Kapakçık malformasyonu çok ağırsa, tek seçenek değiştirme işlemidir.

Prognoz

Asemptomatik hastalar ve hastalığın hafif formlarının görüldüğü hastalar normal yaşam beklentisine sahiptir. Hastalığın şiddetli formlarına sahip olan hastalar, özellikle de fetal dönemde veya yenidoğan olarak başvuranlar, doğumda veya fiziksel egzersiz sırasında da dahil olmak üzere kalp yetmezliği nedeniyle artmış ölüm riskine sahiptir.

Uzman hakem(ler): Pr Robert ANDERSON – Son güncelleme: Mart 2010

Çeviren: İlayda ŞAHİN, BSc – OCAK 2019

Hastalık Tanımı

Subaraknoid boşluğa intrakraniyal anevrizmanın aniden yırtılmasıyla karakterize, hayatı tehdit eden nadir görülen nadir bir nörolojik hastalıktır. Genellikle mide bulantısı, kusma ve baygınlık eşliğinde ani, şiddetli, dayanılmaz bir baş ağrısı ile ortaya çıkar. Diğer özellikler fokal nörolojik bulgular, üçüncü ve altıncı sinir felcini, nöbetleri ve kalp yetmezliğini içerebilir. Erken komplikasyonlar arasında kanama, hidrosefali ve nöbetler bulunur.

ORPHA:90065

  • Eş anlamlısı(ları) : -
  • Prevalans: 1-5/10 000
  • Kalıtım: -
  • Başlangıç Yaşı: -
  • ICD-10: 160.9
  • OMIM: -
  • UMLS: -
  • MeSH: -
  • GARD: -
  • MedDRA: -

Çeviren: Seda KARAKAŞ, MSc-Ocak 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Tabakalı skuamöz epitelinin dermal-epidermal kavşağının bazal membran bölgesinde tip VII kollajene karşı doku bağlı otoantikorların varlığı ile karakterize, nadir, kronik, tedavi edilemez, alt epitelyal otoimmün büllöz bir hastalık. Hastanın serumu ayrıca anti-tip VII kollajen otoantikorlarına sahip olabilir. Klinik tablo değişkendir ve cildi, oral mukozayı ve yemek borusunun üçte birini içerebilir. Klasik sunum kalıtsal distrofik epidermolysis bullosayı (EB) cilt kırılganlığı, kabarcıklar ve erozyonlar ve cilt izleri ile hatırlatır. Klasik olmayan diğer klinik sunumlar, enflamatuvar bir büllöz pemfigoid benzeri erüpsiyon, bir mukoza membranı pemfigoid benzeri bir erüpsiyon ve bir IgA büllöz dermatoz benzeri hastalığı içerir.

ORPHA:46487

  • Eş anlamlısı(ları) : Kazanılmış epidermolizis büllozası Prevalans: Bilinmiyor
  • Kalıtım: Uygulanabilir değil
  • Başlangıç Yaşı: Yetişkin
  • ICD-10: L12.3
  • OMIM: -
  • UMLS: C0079293
  • MeSH: -
  • GARD: 6360
  • MedDRA: 10056508

Özet

Epidemiyoloji

Prevalans bilinmemektedir, ancak insidansın yılda 1/96,200 yeni vaka olduğu tahmin edilmektedir.

Klinik Tanım

Epidermolizis bullöza akuisita (EBA), genel olarak orta yaşlı erişkinlerde ortaya çıkan, ancak çocukluk çağında nadiren ortaya çıkabilen edinilmiş bir hastalıktır. Hastalık birkaç olası yolla kendini gösterir. Klasik görünümde kalıtımsal distrofik EB'yi cilt kırılganlığı, kabarcıklar ve erozyonlar ve cilt izleri ile andırır. Cildin travmaya yatkın bölgelerinde cildin yaralanmasına ve erozyonlarına, ciltte iz kalmasına neden olan belirgin cilt kırılganlığı vardır. Bu form nispeten inflamatuar değildir. Mukoza zarı lezyonları ve tırnak distrofisi yaygındır. İkinci olası klinik sunum, otoimmün büllöz hastalığı, büllöz pemfigoid'i hatırlatan enflamatuar bir büllü erüpsiyondur. Bu büller, enflamatuar plaklarda bulunur ve travmaya meyilli alanlardan ziyade bükülme olabilir. Üçüncü bir olası klinik sunum, konjonktival ve oral mukozanın skarlanması, erozyonu ve skarlanması ile mukoza merkezlidir, fakat aynı zamanda larinks ve üretrayı da içerebilir. Dördüncü bir olası sunum, IgA büllöz dermatoz ve dermatit herpetiformis'i hatırlatan bir IgA anti-tip VII kollajen aracılı hastalıktır. Sıklıkla EBA ile ilişkili hastalıklar arasında inflamatuar bağırsak hastalıkları (Crohn hastalığı ve ülseratif kolit) ve sistemik lupus eritematozus bulunur.

Etiyoloji

EBA, dermal-epidermal bağlantısında bulunan ciltte tip VII kollajene karşı üretilen IgG otoantikorlarından kaynaklanır. Tip VII kollajen, lamina densanın hemen altındaki dermal-epidermal bağlantıda yer alan ankraj fibril yapılarının ana bileşenidir. Bu yapılar derinin epidermal ve dermal tabakalarını bir arada tutar. Tip VII kollajene karşı otoantikorlar, bağlayıcı fibrillerin fonksiyonunu bozar ve cildin bu iki ana katmanı arasındaki yapışmayı bozar ve kabarmaya eğilimlidir.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanı diğer deri altı, otoimmün büllöz hastalıkları da içermelidir.

Yönetim ve Tedavi

İnflamatuvar bağırsak hastalığı olmayan EBA hastalarında oral kolşisin ilk tedavidir. Dapson bazı hastalarda yardımcı olabilir. Oral siklosporin A hastalığı kontrol eder, ancak nefrotoksik yan etkileri kullanımını sınırlar. Klasik EBA formunda, diğer immünosüpresif tedavi türleri (sistemik steroidler, azatiyoprin, mikofenile mofetil gibi) sıklıkla etkisizdir, ancak EBA' nın enflamatuar çeşitlerinde faydalı olabilir. Daha fazla denemeye ihtiyaç duyulmasına rağmen, intravenöz immünoglobulin tedavisi, ekstrakorporeal fotokemoterapi ve daha yakın zamanda rituximab tedavisi gibi diğer yaklaşımlarla cesaret verici sonuçlar elde edildi.

Prognoz

EBA, distrofik skar ve miliaya yol açan kronik, tedavi edilemez bir hastalıktır. Hastalık seyri sırasında, enflamatuar formlar klasik forma benzeyebilir ve bunun tersi de olabilir. Ölümcül olmamasına rağmen, oral ve oküler mukozanın ilerleyici skarlaşması ve tutulumu fonksiyonel olarak devre dışı bırakılabilir.

Uzman Hakem(ler): Pr David WOODLEY – Son Güncelleme: Haziran 2013

Çeviren: Seda KARAKAŞ, MSc- Ocak 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Daha önce kanama eğilimi olmayan kişilerde, ani, spontan ve sıklıkla şiddetli kanama ile karakterize deri, kas, mukoz membran kanamaları ile ortaya çıkan ,bir pıhtılaşma faktörü eksikliği nedeniyle görülen nadir bir hemorajik hastalık. Ek semptomlar epistaksis, gastrointestinal ve / veya ürogenital kanama, spontan morarma, melena ve hematüri olabilir.

ORPHA: 73274

  • Eş anlamlısı(ları) : -
  • Prevalans: 1-9 / 100 000
  • Kalıtım: Uygulanabilir değil
  • Başlangıç Yaşı: Yetişkinlik
  • ICD-10: D68.4
  • OMIM: -
  • UMLS: C1096116
  • MeSH: -
  • GARD: 10350
  • MedDRA: 10053745

Çeviren: Seda KARAKAŞ, MSc- Ocak 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Periferik kan sitopenisine yol açan ve artan lösemi riskini artıran bir veya daha fazla kan hücre soyunu (miyeloid, eritroid veya megakaryositik) etkileyen etkisiz hemopoezi ile karakterize nadir bir miyelodisplastik sendrom.

ORPHA:75564

  • Eş anlamlısı(ları) : AISA, Birincil edinsel sideroblastik anemi, RARS, Halkalı sideroblastlı refrakter anemi
  • Prevalans: 1-9 / 100 000
  • Kalıtım: Uygulanabilir değil
  • Başlangıç Yaşı: Yetişkin
  • ICD-10: D64.3
  • OMIM: -
  • UMLS: C1264195
  • MeSH: -
  • GARD: 8249
  • MedDRA: -

Özet

Epidemiyoloji

Avrupa'da, yeni RARS vakalarının görülme sıklığının yılda 100.000 kişi başına yaklaşık 1 olduğu tahmin edilmektedir, ancak kesin değerler mevcut değildir. İnsidans, yaşla birlikte 70 ve daha yukarı yaştakilerde yaklaşık 10 kat artmaktadır.

Klinik Tanım

Çoğunlukla yaşlı insanlarda veya geç orta yaştaki insanlarda, dünyada biraz farklı olan bir oranda ortaya çıkar.

Etiyoloji

Nedeni bilinmiyor. Hemopoetik kök hücre anormalliklerinden kaynaklanan klonal bir hastalık gibi görünmektedir, ancak Xq13'ü içeren birkaç kromozomal düzenlemenin raporları dışında herhangi bir sitogenetik değişiklikle ilişkili değildir.

Tanısal Yöntemler

Teşhis, hem kan hem de kemik iliğinin muayenesini, olası ikincil edinilmiş nedenlerin araştırılmasını ve kalıtsal bir sideroblastik anemi türü önerebilecek herhangi bir aileye ve klinik geçmişe dikkat edilmesini gerektirir (bu terimlere bakın).

Ayırıcı Tanı

RARS, eritroid hücrelerinde halkalı sideroblastların % 15'inden daha fazlasının kemik iliğinde, diğer hücre soylarında displazinin bulunmadığı ve düşük oranda miyeloid patlaması (<%5) olması durumuyla da diğer MDS kategorilerinden ayrılabilir. .

Yönetim ve Tedavi

Tedavi genellikle destekleyicidir ve anemi semptomlarını hafifletmek ve herhangi bir kan transfüzyonundan kaynaklanan aşırı demir yükünün önlenmesi veya tedavisine yöneliktir. Düzenli tam kan sayımı izlemesi önemlidir.

Prognoz

Lösemiye dönüşüm riski diğer normal MDS gruplarına göre (örneğin, en yüksek risk grubundaki 8 ayda% 50), düşüktür (normal karyotipli ve kan transfüzyonuna bağımlı olmayanlarda 10 yılda% 5-10 arasında) ve prognoz iyidir. RARS ile 70 yaşın üzerindeki kişilerin yaşam beklentisi, genel nüfustan farklı olmayabilir. İki soylu veya çok soylu displazinin gelişimi, karyotipik olarak anormal olan hücrelerin ortaya çıkması veya kan transfüzyonlarına olan bağımlılığın artması daha kötü bir prognozu önler ve daha sert bir müdahaleye işaret edebilir.

Uzman Hakem(ler) : Dr Ala AL-SABAH - Dr Alison MAY – Son Güncelleme:Mayıs 2008

Çeviren: Seda KARAKAŞ, MSc- Ocak 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Adipoz doku kaybıyla karakterize nadir görülen bir lipodistrofik sendrom ve artmış kardiyovasküler riske yol açan insülin direnci sendromudur. Elde edilen genelleşmiş lipodistrofi, sadece ekstremitelerde (yüz, bacaklar, kollar, avuç içi ve bazen de ayak tabanlarında) oluşan seçici bir subkutan adipoz doku kaybı ile ilgilidir.

ORPHA:79086

  • Eş anlamlısı(ları) : Kazanılmış lipoatrofik diyabet, Lawrence sendromu, Lawrence- Seip sendromu
  • Prevalans: 1-9 / 100 000
  • Kalıtım: Uygulanabilir değil
  • Başlangıç Yaşı: Tüm yaşlar
  • ICD-10: E88.1
  • OMIM: -
  • UMLS: C0271693 C3665770
  • MeSH: -
  • GARD: 12603
  • MedDRA: -

Özet

Epidemiyoloji

100'den fazla vaka tanımlanmıştır ve kadın - erkek oranı 3: 1'dir.

Klinik Tanım

Klinik fenotip, Berardinelli-Seip sendromununkine benzer (bu terime bakınız), ancak lipoatrofi, çocukluk, ergenlik veya yetişkinlik döneminde sekonder olarak ortaya çıkar ve sonuç olarak sendromun edinildiği düşünülür. Bazı durumlarda, adipoz doku kaybı, özellikle de bir pannikülit ile yapıldığında, lokalize olur. Sendrom, obur bir iştah ve ergenlerde büyümenin hızlanması ile ilişkilidir. Vakaların üçte birine akantoz nigrikan ve polikistik over sendromu eşlik eder (bu terimlere bakınız). Steatoz ve sirojen ilerlemesi riski olan hepatomegali sık görülür. Biyolojik olarak, genellikle leptin ve adiponektin düşük plazma seviyeleri ile şiddetli hipertrigliseridemi ile ilişkili hiperinsülinemi ve insüline dirençli diyabet gözlenir. Fokal segmental glomerüloskleroz veya membranoproliferatif glomerülonefrit ile ilişkili proteinüri, büyüme hormonunun düzensizliğinin yanı sıra son zamanlarda bildirilmiştir. Hastalığın üç türü tarif edilmiştir: 1) pannikülit (sonradan lipoatrofi takip eden enflamatuar nodüller) ile bir form, 2) kronik aktif hepatit, Hashimoto struma ve hemolitik anemi gibi diğer sendromlarla kolayca bağlantılı bir otoimmün form dermatomiyozit ve Sjögren sendromu (bu terimlere bakınız), 3) idiyopatik.

Etiyoloji

Hastalığın nedeni bilinmemektedir. Enfeksiyöz tetikleyici faktörler (tüberkülozdan sonra ortaya çıkan yeni bir pannikülit vakası vardı) veya otoimmün bir mekanizma olabilir. Yakın tarihli bir yayın, klasik kompleman yolunun aktivasyonunu gösterdi (düşük C4). Bu, vücudun üst yarısını etkileyen ve alternatif kompleman yolunun (düşük C3) aktivasyonu ile karakterize edilen edinilmiş parsiyel lipodistrofinin aksinedir (bu terime bakınız). Dermatomiyozit hastalarında fokal veya genelleşmiş parsiyel lipoatrofiye doğru ilerleme, bunun geç nüksedebileceği durumlar arasında bildirilmiştir ve anti-p155 antikorunun bulunması daha yaygındır. Altta yatan genetik faktörün hipotezi reddedilmedi.

Tanısal Yöntemler

Teşhis kliniktir ve vücut yağının değerlendirilmesi, özellikle biyofotonik absorpstiyometri ve manyetik rezonans görüntüleme ile doğrulanmalıdır.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanılar, diğer aşırı insülin direnci formlarını (Rabson-Mendenhall sendromu, leprechaunizm , Berardinelli tipi lipodistrofi ve insülin direnci sendromları A ve B tipleri; bu terimlere bakınız) ve diğer lipodistrofileri içerir.

Yönetim ve Tedavi

Metabolik belirtilerin tedavisi, diğer insülin direnci formlarından farklı değildir: fiziksel egzersiz, metformin veya pioglitazon gibi insülin duyarlılaştırıcılar, insülin (veya tercihen insülin analogları), antihipertensifler ve hipertrigliseridinin izlenmesi ve tedavisi. Rekombinant insan leptininin etkinliği, metabolik düzeyde kanıtlanmıştır, ancak bu terapi her ülkede mevcut değildir. Hastalığın ciddi otoimmün formlarında, immünosüpresif tedavi belirtilebilir.

Prognoz

Prognoz iyi bilinmemektedir, ancak muhtemelen kardiyovasküler risk (insülin direnci sendromuna bağlı) ve hastalığın altında yatan neden ile ilişkilidir.

Uzman Hakem(ler): Pr Marie-Christine VANTYGHEM– Son Güncelleme:Ocak 2019

Çeviren: Seda KARAKAŞ, MSc- Ocak 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Vücudun üst kısmındaki lipoatrofi ile uylukların lipohipertrofisi arasındaki ilişki ile karakterize nadir bir lipodistrofik sendromdur.

ORPHA:79087

  • Eş anlamlısı(ları) : Barraquer-Simons sendromu, İlerleyici sefalotorasik lipodistrofi
  • Prevalans: 1-9 / 100 000
  • Kalıtım: Uygulanabilir değil ya da multijenik- multifaktörlü
  • Başlangıç Yaşı: Çocukluk
  • ICD-10: E88.1
  • OMIM: 608709
  • UMLS: C0220989
  • MeSH: -
  • GARD: 10509
  • MedDRA: -

Özet

Epidemiyoloji

Literatürde 250'den fazla vaka tanımlanmıştır, kadın / erkek oranı 3: 1'dir. Genellikle ailede lipodistrofi öyküsü yoktur.

Klinik Tanım

Başlangıcı çocukluk veya ergenlik döneminde ortaya çıkar. Lipoatrofi yüzünde başlar ve sonra boyuna, omuzlara, üst üyelere ve daha sonra toraksa kadar uzanır. Bazen sağırlık algısı, epilepsi, entelektüel eksiklik ve hatta miyopati ile ilişkilidir. Metabolik anomaliler bazen mevcuttur. Mesangiocapillary glomerülonefrit hastaların üçte birinde rapor edilir ve vakaların% 90'ında C3NeF IgG ve düşük kompleman seviyelerinin varlığı ile ilişkilidir. Bazen diğer otoimmün hastalıklarla bir ilişki olduğu bildirilmiştir.

Etiyoloji

Son zamanlarda, bu sendromlu hastalarda nükleer zarf proteini, B2 laminindeki mutasyonlar tespit edilmiştir.

Yönetim ve Tedavi

Lipodistrofinin cerrahi tedavisi uygulanabilir ve esas olarak estetik iyileşmeyi amaçlar. Metabolik belirtilerin tedavisi, eğer varsa, diğer insülin direnci formları için kullanılanlarla aynı yönergeleri takip etmelidir: fiziksel egzersiz, insülin duyarlılaştırıcı ilaç (metformin veya glitazonlar), insülin (veya tercihen insülin analogları) ve hipertansiyonun yönetimi ve hipertrigliseridemi. Nefrolojik takip de önerilmelidir.

Prognoz

Prognostik büyük ölçüde bilinmemektedir ancak böbrek yetmezliğine ilerleyebilecek nefropatinin boyutuna bağlıdır.

Uzman Hakem(ler): Pr Marie-Christine VANTYGHEM– Son Güncelleme: October 2006

Çeviren: Seda KARAKAŞ, MSc- Ocak 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Edinsel kısmi lipodistrofi ya da Barraquer-Simons sendromu, vücudun üst kısımlarının lipoatrofisi ile ilişkili ve uylukların lipohipertrofisiyle karakterizedir.

ORPHA:79087

  • Eş anlamlısı(ları)

    • Barraquer-Simons Sendromu

    • İlerleyici sefalotrasis lipodistrofi

  • Prevalans: 1-9/100000

  • Kalıtım: Bilinmiyor ya da Multigenik/multifaktöryel

  • Başlangıç Yaşı: Çocukluk

  • ICD-10: E88.1

  • OMIM: 608709

  • UMLS: C0220989

  • MeSH: -

  • GARD: 10509

  • MedDRA: -

Özet

Epidemiyoloji

Literatürde 250’den fazla vaka, kadın/erkek oranı 3:1 olarak tanımlanmıştır. Genellikle lipodistrofinin aile geçmişi bulunmamaktadır.

Klinik Tanımlama

Başlangıcı çocukluk ya da ergenlik döneminde ortaya çıkar. Lipoatrofi yüzde başlar ve daha sonra boyuna, omuzlara, üst üyelere ve daha sonra göğüs kafesine kadar uzanır. Bazen sağırlık algısı, epilepsi, bilişsel eksiklik ya da hatta miyopati ile ilişkilidir. Bazen metabolik anormallikler görülür. Hastaların üçünde mezangiokapiler rapor edilmiştir ve C3NeF IgG varlığı ve vakaların %90’ında düşük komplemanı ile ilişkilidir. Diğer otoimmün hastalıklarla ilişkisi bazen rapor edilmiştir.

Etiyoloji

Son zamanlarda, nükleer zarf proteininde, lamin B2’de, mutasyonlar bu sendromlu hastalarda tanımlanmıştır.

İdamesi ve Tedavisi

Lipodistrofi cerrahi tedavisi uygulanabilir ve esas olarak estetik iyileşmeyi amaçlar. Eğer rastlanırsa metabolik bulguların tedavisi insülin direnci diğer formları için kullanılan yönergelerin aynısı takip edilmelidir: fiziksel egzersiz, insülin duyarlaştırıcı ilaç (metformin veya glitazonlar), insülin (ya da tercihen insülin analogları ) ve hipertansiyon ve hipertrigliseridami tedavisi. Nefrolojik takip de önerilmelidir.

Prognoz

Prognoz büyük ölçüde bilinmemektedir ancak böbrek yetmezliğine ilerleyebilecek nefropati boyutuna bağlıdır.

Uzman(lar): Pr Marie-Christine VANTYGHEM – Son güncelleme- Ekim 2006

Çeviren: Fatma Çelik – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız

Not:Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

ORPHA:631

  • Eş anlamlısı(ları):

    • Konjenital IGHD

    • Konjenital İzole GH eksikliği

    • Konjenital İzole büyüme hormonu eksikliği

  • Prevalans: 1-5 / 10 000

  • Kalıtım: Otozomal dominant veya Otozomal resesif veya X’e bağlı resesif

  • Başlangıç yaşı: Yenidoğan

  • ICD-10: E23.0

  • OMIM: 173100 262400 262650 300123 307200 612781

  • UMLS: C0013338 C0271561

  • MeSH: -

  • GARD: 12556

  • MedDRA: 10035083

Özet

Bu hastalık için Orphanet özeti şu anda geliştirilme aşamasındadır. Bununla birlikte, hastalıkla ilgili diğer verilere kaynak sayfanın altında bulunan “Additional Information” menüsünden erişilebilir.

Çeviren: İlayda ŞAHİN, BSc – ŞUBAT 2020

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Konjenital hipopitüitarizm, hipofiz ontogenezinde rol alan hipofiz transkripsiyon faktörlerinin mutasyonları nedeniyle somatotropin, tirotropin, laktotrop, kortikotropin veya gonadotropin eksiklikleri dahil olmak üzere çoklu hipofiz hormonu eksikliği ile karakterizedir.

ORPHA:467

  • Eş anlamlısı(ları):

    • Konjenital kombine hipofiz hormon eksikliği

    • Konjenital hipopitüitarizm

  • Prevalans: 1-5 / 10 000

  • Kalıtım: -

  • Başlangıç yaşı: Tüm yaşlar

  • ICD-10: E23.0

  • OMIM: -

  • UMLS: -

  • MeSH: -

  • GARD: -

  • MedDRA: -

Özet

Epidemiyoloji

Konjenital hipopitüitarizm, hipofiz adenomları, transsfenoidal cerrahi veya radyoterapinin neden olduğu yüksek hipopitüitarizm insidansına kıyasla nadirdir. Konjenital hipopitüitarizm insidansının 1:3000 ile 1:4000 doğum arasında olduğu tahmin edilmektedir.

Klinik Tanım

Klinik sunum, hormon eksikliklerinin tipine ve şiddetine ve tanı yaşına bağlı olarak değişkendir. Tedavi edilmezse, ana semptomlar boy kısalığı, bilişsel değişiklikler veya gecikmiş ergenliği içerir.

Etiyoloji

Konjenital hipopitüitarizm, hipofiz transkripsiyon faktörlerini kodlayan birkaç genin mutasyonundan kaynaklanmaktadır. Fenotip ilgili faktörlere göre değişir: PROP1 (somatolaktotrof, tirotrop, gonadotrop ve bazen kortikotrop eksiklikleri; hipofiz hiper ve hipoplazisi), POU1F1 (somatolaktotrof ve tirotrop eksiklikleri, hipofiz displazisi), HESX1 (değişken hipofiz eksiklikleri, septo-optik displazi) ve daha az sıklıkla LHX3 (somatolaktotrof, tirotrop ve gonadotrop eksiklikleri, sınırlı baş ve boyun dönmesi) ve LHX4 (değişken hipofiz eksiklikleri, ektopik nörohipofiz, serebral anormallikler)

Tanısal Yöntemler

Hipopitüitarizmin belirgin nedenleri (sellar tümör, cerrahi veya radyoterapi kaynaklı hipopitüitarizm) elendiğinde kombine hipofiz hormunu eksikliği (CPHD) tanısından şüphenilmelidir. Hangi transkripsiyon faktörünün taranması gerektiğini daha iyi belirlemek için klinik, biyolojik ve radyolojik çalışma çok önemlidir. Doğrulama, transkripsiyon faktörü genlerinin doğrudan dizilenmesi ile sağlanır.

Genetik Danışmanlık

Kalıtım tipi transkripsiyon faktörüne ve ilgili mutasyona (PROP1 ve LHX3 için resesif katılıtım, LHX4 için dominant, POU1F1 ve HESX1 için otozomal resesif) bağlı olarak değişir

Yönetim ve Tedavi

Hormon eksikliklerine uygun yerine koyma tedavisi gereklidir. Sıkı takip gereklidir çünkü hastalar yeni eksiklikler (örneğin PROP1 mutasyonları olan hastalarda geç başlangıçlı kortikotrop eksikliği) geliştirir.

Prognoz

Tanı doğrulandıktan hemen sonra tedaviye başlandığı ve özel takip yapıldığı takdirde hipofiz yetmezliği olan hastalara eşdeğerdir.

Uzman hakem(ler): Pr Thierry BRUE - Dr Frédéric CASTINETTI – Son güncelleme: Mart 2008

Çeviren: İlayda ŞAHİN, BSc – ŞUBAT 2020

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

EEC sendromu, ektrodaktili, ektodermal displazi ve orofasiyal yarıklar (yarık dudak/damak) ile karakterize, bir genetik gelişimsel bozukluktur.

ORPHA:1896

  • Eş anlamlısı(ları):

    • Ektrodaktili-ektodermal displazi-yarık dudak / damak sendromu
  • Prevalans: 1-9/100,000

  • Kalıtım: Otozomal dominant

  • Başlangıç yaşı: Antenatal, Yenidoğan

  • ICD-10: Q82.4

  • OMIM: 129900 604292

  • UMLS: C0406704 C1851841

  • MeSH: -

  • GARD: 2076

  • MedDRA: -

Özet

Epidemiyoloji

Kesin prevalansı bilinmemektedir. Literatürde 300’den fazla vaka tanımlanmıştır.

Klinik Tanım

Sendromun üç kardinal belirtisi el ve ayakların ektrodaktili ve sindaktili, yarık damağı olan veya olmayan yarık dudak (konuşma bozukluklarına neden olabilir) ve cilt (yani hipopigmentasyona uğramış ve kuru cilt, hiperkeratoz, deri atrofisi), saç (yani, ince, seyrek saç ve kaşlar), dişler (küçük, eksik veya displastik dişler), tırnaklar ( ve ekzokrin bezleri (ter, yağ ve tükürük bezlerinin azalması/yokluğu) dahil olmak üzere birkaç ektodermal yapıdaki anormalliklerdir. Sendrom, geniş bir aile içi ve aileler arası klinik değişkenlik sunar: cardinal işaretlerin birlikte bulunması zorunlu değildir ve her biri farklı şiddet derecelerinde ifade edilebilir. Diğer ilişkili klinik özellikler, genitoüriner systemin anomaliliklerini (böbrek agenezisi, üretral atrezi, hidroneroz), iletim tipi veya sensörinöral işitme kaybı, koanal atrezi, meme bezi/ucu hipoplazisi, göz bulguları (gözyaşı kanalı hasarı,fotofobi, korneal ülserasyon, keratit, blefarit, entropiyon), bez anomalilikleri (hipoplastik timus, hipopitüitarizm, büyüme hormone eksikliği), ve istisnai koşullarda, beyaz bir sünger nevus, gecikmiş gelişimsel kilometer taşları, malign lenfomanın varlığını ve içerir. Hastalarda zihinsel yetmezlik görülmez.

Etiyoloji

Vakaların %90’ından fazlasında, EEC, ektoderm ve uzuv gelişimi için gerekli olan TP53 transkripsiyon faktörünü kodlayan TP63 geninin (3q27) dizisindeki yanlış anlamlı mutasyonlardan kaynaklanmaktadır. Bu vakalar klasik EEC sendromuna (EEC tip 3) karşılık gelir ve bir dereceye kadar genotip-fenotip korelasyonu var gibi görünmektedir. Diğer durumlar, malformedauriküller ve orta ve iç kulak malformasyonları gibi ilişkili klinik özellikleri gösteren ve 7q21 ile eşleştirilen EEC sendromu tip 1’e karşılık gelir. EEC tip 2 artık mevcut değildir. EEC sendromu eksik penetrasyon (%93-98 arası) ve değişken ekspresyon ile otozomal dominant bir hastalıktır.

Tanısal Methodlar

Tanı, klinik muayeneye uzuvların ve çenenin röntgenine ve ilgili özelliklerine göre, böbrek ultrasonu, oftalmolojik muayeneler ve cilt biyopsisine dayanır. Genetik testler tanıyı doğrulayabilir.

Antenatal Tanı

Antenatal tanı, gebeliğin ikinci trimesterinde, yapısal anormalilikleri ortaya çıkarabilen ultrasonografiye dayanmaktadır. Koriyonik villus örneklemesi veya amniyosentez ile yapılan moleküler analiz, hastalığa neden olan mutasyonun tanımlandığı aileler için tanıyı doğrulamada yardımcı olur.

Genetik Danışmanlık

Etkilenen ailelere, etkilenen bir kişinin hastalığa neden olan mutasyonu kalıtımla iletme olasılığının %50 olduğunu bildiren genetik danışmanlık verilmedir. Germline mozaikliği nedeniyle, EEC sendromlu bir çocuğun etkilenmemiş ebeveynleri, başka bir etkilenmiş çocuğa sahip olma riskinin %4’üne sahiptir.

Yönetim ve Tedavi

Yönetim multidisiplinerdir ve ortopedi, plastik ve diş cerrahları, oftalmologlar, dermatologlar ve konuşma terapisleri tarafından değerlendirme gerektirir. Cerrahi, orofasiyel ve dental anormalliklerin düzeltilmesine izin verir ve uzuvların işlevini ve görümünü iyileştirir. Katarakt ve kornea çizilmesi gibi komplikasyonlardan kaçınmak için oftalmolojik bakım (örneğin gözlerin kuruması durumunda yapay gözyaşı) gereklidir. Hipohidroz durumunda yüksek sıcaklıklardan, ağır kıyafetlerden ve egzersizlerden kaçınılmalıdır.

Prognoz

Prognoz, normal yaşam süresine yakın olması ile iyidir. Hipohidroz (ter bezlerinin azalması/yokluğu), doğru şekilde yönetilmediğinde nöbetlere, komaya ve nihayetinde ölüme neden olabileceğinden hayatı tehdit eden komplikasyonlar sunar.

Uzman hakem(ler): Pr Didier LACOMBE – Son güncelleme: Mart 2011

Çeviren: İlayda ŞAHİN, BSc – OCAK 2019

Hastalık Tanımı

Yaygın cilt, bağ, eklem, kan damarı ve/veya iç organ belirtileri ile sonuçlanan yumuşak bağ dokularının kırılganlığı ile karakterize heterojen bir hastalık grubu. Klinik spektrum, hafif cilt ve eklem hiperksisitesinden şiddetli fiziksel sakatlığa ve hayatı tehdit eden vasküler komplikasyonlara kadar değişkendir. EDS/osteogenezis imperfekta örtüşme fenotipiyle sonuçlanan osteogenezis imperfekta ile örtüşme gözlenebilir. Bu gruptaki hastalıklar klasik Ehlers-Danlos sendromu (EDS), kas-kontraktürel EDS, hipermobil EDS, vasküler EDS, artrokalazi EDS, dermatosparaksis EDS, periodontal EDS, X’e bağlı EDS, kırılgan kornea sendromu, klasik benzeri EDS tip 1 ve tip 2, kalp-kapak EDS, spondiloz displastik EDS, miyopatik EDS ve kifoskolyotik EDS’yi içerir.

ORPHA:98249

  • Eş anlamlısı(ları): -

  • Prevalans: Bilinmiyor

  • Kalıtım: Otozomal dominant veya Otozomal resesif veya X’e bağlı resesif

  • Başlangıç yaşı: Bebeklik, Yenidoğan

  • ICD-10: Q79.6

  • OMIM: -

  • UMLS: C0013720

  • MeSH: D004535

  • GARD: 6322

  • MedDRA: 10014316

Çeviren: İlayda ŞAHİN, BSc – OCAK 2019

ORPHA:285

  • Eş anlamlısı(ları):

    • EDS III

    • EDS-HT

    • Ehlers-Danlos sendromu hipermobilite tipi

    • Ehlers-Danlos sendromu tip 3

    • hEDS

  • Prevalans: 1-5 / 10 000

  • Kalıtım: Otozomal dominant veya otozomal resesif

  • Başlangıç yaşı: Tüm yaşlar

  • ICD-10: Q79.6

  • OMIM: 130020

  • UMLS: C0268337

  • MeSH: -

  • GARD: 2081

  • MedDRA: -

Özet

Bu hastalık için bir Orphanet özeti halen geliştirilme aşamasındadır. Bununla birlikte, hastalıkla ilgili diğer verilere kaynak sayfanın altındaki ek bilgi menüsünden erişilebilir.

Çeviren: İlayda ŞAHİN, BSc – OCAK 2019

Hastalık Tanımı

Ehlers-Danlos sendromu, kiföz çölyak türü (EDKT), doğumda şiddetli hipotoni ve kifoskolyoz, genelleştirilmiş eklem hipereksensibilitesi ve oküler küre kırılganlığı ile karakterize Ehlers-Danlos sendromunun bir şeklidir.

ORPHA:1900

  • Eş anlamlısı(ları):

    • Kütis hiperelastik

    • EDS VIA

    • Ehlers-Danlos sendromu tip 6A

    • Lizil hidroksilaz 1 eksikliğine bağlı kifoskoliyotik EDS

    • Oküler-skolyotik EDS

    • kEDS-PLOD1

  • Prevalans: Bilinmiyor

  • Kalıtım: Otozomal resesif

  • Başlangıç yaşı: Bebeklik, Yenidoğan

  • ICD-10: Q79.6

  • MIM: 225400

  • UMLS: C0268342

  • MeSH: -

  • GARD: 2083

  • MedDRA: -

Çeviren: İlayda ŞAHİN, BSc – OCAK 2019

Hastalık Tanımı

Ehlers-Danlos sendromu, klasik tip (cEDS), bağ dokusunu etkileyen bir Ehlers-Danlos sendromu şeklidir ve cilt hipereksensibilitesi, genişletilmiş atrofik skarlar ve eklem hipermobilitesi ile karakterizedir.

ORPHA:287

  • Eş anlamlısı(ları):

    • Klasik EDS

    • cEDS

  • Prevalans: 1-9 / 100 000

  • Kalıtım: Otozomal dominant

  • Başlangıç yaşı: Bebeklik, Yenidoğan, Çocukluk

  • ICD-10: Q79.6

  • OMIM: 130000 130010

  • UMLS: C0220679

  • MeSH: -

  • GARD: 2088

  • MedDRA: -

Çeviren: İlayda ŞAHİN, BSc – OCAK 2019

Hastalık Tanımı

Ehlers-Danlos sendromunun (EDS) vasküler tipi olarak da bilinen Ehlers-Danlos sendromu tip IV, çoğu hastada karakteristik yüz özellikleri, gövde ve bel üzerinde oldukça belirgin subkutan damarlar bulunan yarı saydam cilt, kolay morarma ve şiddetli arteriyel, sindirim ve uterus komplikasyonlarının nadiren olsa da diğer EDS formlarında da gözlenen nadir bir bağ dokusu bozukluğudur.

ORPHA:286

  • Eş anlamlısı(ları):

    • Arteriyal-ekimotik EDS

    • EDS IV

    • Ehlers-Danlos sendromu tip 4

    • Sack-Barabas sendromu

    • vEDS

  • Prevalans: 1-9 / 100 000

  • Kalıtım: Otozomal resesif veya Otozomal dominant

  • Başlangıç yaşı: Bebeklik, Yenidoğan

  • ICD-10: Q79.6

  • OMIM: 130050

  • UMLS: C0268338

  • MeSH: -

  • GARD: 2082

  • MedDRA: -

Özet Epidemiyoloji EDS formlarının tahmini prevalansı, vakaların yaklaşık %5 ila 10'unu temsil eden EDS tip IV ile 1/10,000 ila 1/25,000 arasında değişmektedir.

Klinik Tanım

Vasküler komplikasyonlar, büyük ve orta çaplı atardamarlara öncelik vererek tüm anatomik bölgeleri etkileyebilir. Vertebral arterlerin ve karotislerin, ekstra ve intra-kraniyal segmentlerinde (karotis-kavernöz fistül) diseksiyonu tipiktir.Tekrarlayan kolon perforasyonları riski yüksektir. Hamilelik, uterus veya vasküler yırtık olasılığını arttırır.

Etiyoloji EDS tip IV, tip III prokollajeni kodlayan COL3A1 genindeki mutasyonlardan kaynaklanır.

Tanısal Yöntemler

Tanı klinik bulgulara, invaziv olmayan görüntülemeye ve COL3A1 genindeki bir mutasyonun tanımlanmasına dayanır.

Ayırıcı Tanı

Çocukluk çağında pıhtılaşma bozuklukları ve Silverman sendromu ana ayırıcı tanılardır; yetişkinlikte, ayırıcı tanı diğer Ehlers-Danlos sendromlarını, Marfan sendromunu ve Loeys-Dietz sendromunu (bu terimlere bakınız) içerir.

Antenatal Tanı

Mutasyonun bilindiği ailelerde doğum öncesi tanı düşünülebilir. Bununla birlikte, kordosentez veya amniyosentez, bu hastalığa sahip hamile kadınlar için yüksek risk ile ilişkilidir.

Genetik Danışmanlık

EDS tip IV otozomal dominant olarak kalıtılır.

Yönetim ve Tedavi

EDS tip IV için spesifik bir tedavinin yokluğunda, tıbbi müdahale semptomatik tedaviye ve profilaktik tedbirlere odaklanmalıdır. Arteriyel, sindirim veya uterus komplikasyonları yoğun bir bakım ünitesinde acil hastaneye yatış ve gözlem gerektirir. İnvaziv görüntüleme teknikleri kontrendikedir. EDS tip IV’li bir hastadaki vasküler komplikasyonlara bakarken genellikle konservatif bir yaklaşım önerilir. Ancak, potansiyel olarak fatal komplikasyonları tedavi etmek için acilen cerrahi müdahale gerekebilir.

Uzman hakem(ler): Pr Dominique GERMAIN – Son güncelleme: Temmuz 2007

Çeviren: İlayda ŞAHİN, BSc – OCAK 2019

ORPHA:209916

  • Eş anlamlısı(ları) : -

  • Prevalans: 1–9/1.000.000

  • Kalıtım: Uygulanamaz

  • Başlangıç Yaşı: Yetişkin

  • ICD-10: C49.9

  • OMIM: 612237

  • UMLS: C1275278

  • MeSH: -

  • GARD: -

  • MedDRA: -

Özet

Bu hastalık için bir Orphanet özeti halen geliştirilme aşamasındadır. Bununla birlikte, hastalıkla ilgili diğer verilere bu sayfanın altındaki Ek Bilgi menüsünden erişilebilir.

Çeviren: Ezgi Gizem BERKAY, MD

ORPHA: 363579

  • Eş anlamlısı(ları) : -

  • Prevalans:-

  • Kalıtım: -

  • Başlangıç Yaşı: -

  • ICD-10: -

  • OMIM: -

  • UMLS: -

  • MeSH: -

  • GARD: 9325

  • MedDRA:-

Özet

Bu hastalık için bir Orphanet özeti halen geliştirilme aşamasındadır. Bununla birlikte, hastalıkla ilgili diğer verilere bu sayfanın altındaki Ek Bilgi menüsünden erişilebilir.

Çeviren: Ezgi Gizem BERKAY, MD

ORPHA:448270

  • Eş anlamlısı(ları): -

  • Prevalans: Bilinmiyor

  • Kalıtım: Uygulanamaz

  • Başlangıç yaşı: Antenatal

  • ICD-10: Q24.8

  • OMIM: -

  • UMLS: C001358

  • MeSH: -

  • GARD: -

  • MedDRA: -

Özet

Bu hastalık için bir Orphanet özeti halen geliştirilme aşamasındadır. Bununla birlikte, hastalıkla ilgili diğer verilere kaynak sayfanın altındaki Ek Bilgi menüsünden erişilebilir.

Çeviren: İlayda ŞAHİN, BSc – OCAK 2019

ORPHA: 294975

  • Eş anlamlısı(ları) : Humero-radio-ulnar interkalarlar enine meromelya
  • Prevalans: Bilinmiyor
  • Kalıtım: -
  • Başlangıç Yaşı: -
  • ICD-10: Q71.1
  • OMIM: -
  • UMLS: C0031575
  • MeSH: -
  • GARD: 12123
  • MedDRA: -

Özet

Bu hastalık için bir Orphanet özeti halen geliştirilme aşamasındadır. Bununla birlikte, hastalıkla ilgili diğer verilere bu sayfanın altındaki Ek Bilgi menüsünden erişilebilir.

Çeviren: Can Veysel ŞOROĞLU, MSc

ORPHA: 294975

  • Eş anlamlısı(ları) : Humero-radio-ulnar interkalarlar enine meromelya

  • Prevalans: Bilinmiyor

  • Kalıtım: -

  • Başlangıç Yaşı: -

  • ICD-10: Q71.1

  • OMIM: -

  • UMLS: C0031575

  • MeSH: -

  • GARD: 12123

  • MedDRA: -

Özet

Bu hastalık için bir Orphanet özeti halen geliştirilme aşamasındadır. Bununla birlikte, hastalıkla ilgili diğer verilere bu sayfanın altındaki Ek Bilgi menüsünden erişilebilir.

Çeviren: Can Veysel ŞOROĞLU, MSc

Hastalık Tanımı

Ellis Van Creveld Sendromu (EVC), kısa boylu bir tetrad, postaksiyal polidaktili, ektodermal displazi ve konjenital kalp defektleri ile karakterize iskelet ve ektodermal displazisidir.

ORPHA:289

  • Eş anlamlısı(ları):

    • Kondroektodermal displazi

    • Mezodermik displazi

  • Prevalans: Bilinmiyor

  • Kalıtım: Otozomal resesif

  • Başlangıç yaşı: Yenidoğan, Antenatal

  • ICD-10: Q77.6

  • OMIM: 225500 617088 618123

  • UMLS: C0013903

  • MeSH: D004613

  • GARD: 1301

  • MedDRA: 10008724

Çeviren: İlayda ŞAHİN, BSc – OCAK 2019

ORPHA:180226

  • Eş anlamlısı(ları): -

  • Prevalans: -

  • Kalıtım: -

  • Başlangıç yaşı: Çocukluk, ergenlik

  • ICD-10: C22.7 C71.9

  • OMIM: -

  • UMLS: C0206659

  • MeSH: D018236

  • GARD: 5140

  • MedDRA: -

Özet

Bu hastalık için bir Orphanet özeti halen geliştirilme aşamasındadır. Bununla birlikte, hastalıkla ilgili diğer verilere kaynak sayfanın altındaki ek bilgi menüsünden erişilebilir.

Çeviren: İlayda ŞAHİN, BSc – OCAK 2019

Hastalık Tanımı

Erken eklem kontraktürleri ve kardiyomiyopatili, kas güçsüzlüğü ve atrofi ile karakterize edilen bir nöromüsküler hastalık.

ORPHA:261

  • Eş anlamlısı(ları):

    • EDMD
  • Prevalans: 1-9 / 1 000 000

  • Kalıtım: Otozomal dominant veya Otozomal resesif veya X’e bağlı resesif

  • Başlangıç yaşı: Çocukluk

  • ICD-10: G71.0

  • OMIM: 181350 300696 310300 612998 612999 614302 616516

  • UMLS: C0410189

  • MeSH: D020389

  • GARD: 6329

  • MedDRA: -

Özet

Epidemiyoloji

Emery-Dreifuss kas distrofisi (EDMD) prevalansının 400,000'de bir olduğu tahmin edilmektedir.

Klinik Tanım

Klinik triad, Aşil, dirsek ve posterior boyun tendonlarının eklem kontraktürlerinden oluşur (erken çocukluk döneminde başlar ve sınırlı eklem hareketine neden olmasıyla kötüleşir). Yavaş ilerleyen kas zayıflığı ve atrofi gözlenir (başlangıçta ve genel olarak bir humeroperoneal dağılımla ancak daha sonra daha difüze hale gelmektedir). Genellikle iki ila üç yaşlarının başında ortaya çıkan ve ani ölüme (bazen hastalığın sunum özelliği) yol açabilen kardiyak anomaliler (iletim defekti, ritim bozuklukları ve dilate kardiyomiyopati) ve ve emboli nedeniyle iskemik kazalar. Hastalık seyri ve şiddeti aileler arasında ve aynı aileden hastalar arasında değişiklik gösterir.

Etiyoloji

Otozomal kalıtımlı EDMD için lamin A/C (LMNA; 1q21.2), X'e bağlı EDMD için emerin (EMD; Xq28 and FHL1; Xq26.3) dahil olmak üzere ubikuitöz proteinleri kodlayan birkaç nedensel gen tanımlanmıştır. İstisnai olarak, otozomal kalıtımlı EDMD benzeri hastalarda LUMA (TMEM43), Nesprine1 (SYNE1) ve Nesprine2 (SYNE2) varyantları bildirilmiştir. Emerin, A/C lamin, Nesprine1, Nesprine2 ve LUMA çekirdek zarı proteinleridir. Hastaların yaklaşık %45'i bu genlerde mutasyon taşımamaktadır ve bu da halen tanımlanamayan diğer nedensel genleri göstermektedir.

Tanısal Yöntemler

Tanı klinik triadın tanınmasına dayanır (Ancak kalp belirtileri başlangıçta mevcut olmayabilir). Musküler görüntüleme, hastalığın ilk aşamalarını düşündüren soleusun izole tutulumunu ortaya çıkarabilir. EMD genine bağlı X'e bağlı formlar için, emerin çeşitli dokularda immüno-modülasyonu, protein yokluğunu veya azalmasını ortaya koymaktadır. EMD mutasyonlarının tespiti ile tanı doğrulanabilir. FHL1'e bağlı X’e bağlı formlar ve otozomal formlar için LMNA, FHL1, SYNE1, SYNE2 ve TMEM43 genlerinin doğrudan moleküler analizi, tanıyı doğrulamak için tek yaklaşımdır.

Ayırıcı Tanı

Ana ayırıcı tanılar kardiyak tutulumu olan veya olmayan eklem kontraktürlü diğer miyopati formlarını (Bethlem miyopati, SEPN1 ve FKRP ile ilgili miyopatiler); desmin ile ilgili miyopatileri; proksimal miyotonik miyopati; ve kardiyak tutulumu olan belli LGMD formlarını içerir.

Antenatal Tanı

Nedensel mutasyon bilindiğinde prenatal tanı mümkündür.

Genetik Danışmanlık

Birkaç kalıtım şekli bildirilmiştir: X'e bağlı ve otozomal dominant veya resesif. Genetik danışmanlık, kalıtım şekline ve mutasyonun tanımlanıp tanımlanmadığına bağlıdır.

Yönetim ve Tedavi

Yönetim ortopedik önlemleri (ortopatik cihaz, Aşil tendonu kontraktürleri ve skolyoz ameliyatı) içermelidir. Kalp hastalığının tedavisi: beta blokerler, diüretikler, ACE inhibitörleri, kalp cihazları (kalp pili, implante edilebilir kardiyak defibrilatör) dahil anti-aritmik ajanlar, gerektiğinde, son dönem kalp yetmezliği durumunda kalp nakli, ve solunum komplikasyonlarının tedavisi (aralıklı nazal ventilasyon, trakeostomi).

Prognoz

Prognoz, kas zayıflığı, eklem kontraktürleri ve kalp ve solunum tutulumunun şiddetine bağlıdır. Hastalığın şiddetli formları olan hastalar yürüme kapasitesini kaybedebilir veya intermitent nazal ventilasyon gerektirebilir.

Uzman hakem(ler): Dr Rabah BEN YAOU - Dr Gisèle BONNE - Dr France LETURCQ – Son güncelleme: Haziran 2019

Çeviren: İlayda ŞAHİN, BSc –2019

ORPHA:182130

  • Eş anlamlısı(ları): -

  • Prevalans: 6-9 / 10 000

  • Kalıtım: -

  • Başlangıç yaşı: -

  • ICD-10: -

  • OMIM: -

  • UMLS: C0014132

  • MeSH: -

  • GARD: -

  • MedDRA: 10061121

Özet

Bu hastalık için Orphanet özeti şu anda geliştirilme aşamasındadır. Bununla birlikte, hastalıkla ilgili diğer verilere kaynak sayfanın altında bulunan “Additional Information” menüsünden erişilebilir.

Çeviren: İlayda ŞAHİN, BSc – OCAK 2020

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Enkondromatozis, uzun kemiklerin metafizleri boyunca çok sayıda unilateral veya asimetrik olarak dağılmış enkondromların gelişimi ile karakterize nadir bir primer kemik displazisi hastalığıdır.

ORPHA:296

  • Eş anlamlısı(ları):

    • Diskondroplazi
  • Prevalans: 1-9 / 100 000

  • Kalıtım: Uygulanamaz

  • Başlangıç yaşı: Adolesan, Yetişkin, Çocukluk

  • ICD-10: Q78.4

  • OMIM: 166000

  • UMLS: C0013366 C0014084

  • MeSH: D004687

  • GARD: 7251

  • MedDRA: 10014642

Çeviren: İlayda ŞAHİN, BSc – OCAK 2019

Hastalık Tanımı

Entezite bağlı artrit, yetişkinlerde spondilartropatinin pediyatrik formunu temsil eden bir tür jüvenil idiyotapik artrittir (JIA).

ORPHA:85438

  • Eş anlamlısı(ları):

    • ERA

    • Entezite bağlı JIA

  • Prevalans: 1-9 / 100 000

  • Kalıtım: Bilinmiyor

  • Başlangıç yaşı: Çocukluk

  • ICD-10: M08.8

  • OMIM: -

  • UMLS: C3495919

  • MeSH: -

  • GARD: 10969

  • MedDRA: -

Özet

Epidemiyoloji

Yıllık insidansın 2,000,000 çocukta 1-60 ile, prevalansın 66,000’de 1-30 çocuk olduğu tahmin edilmektedir. Hastaların yaklaşık %70’i erkektir ve başlangıç genellikle 10 ile 12 yaşları arasındadır.

Klinik Tanım

Yetişkinlerde gözlenen klinik tablonun aksine, pediatrik formdaki ilk bulgular esasen tendon yerleşme bölgesindeki ağrı ile ilişkili olan alt ekstremitelerin asimetrik oligoartiküler artritli (entezit) periferik eklemleri içerir. Aksiyal belirtiler (sakroiliak tutulumun bir sonucu olarak bel ve kalça ağrısı) başlangıçta vakaların sadece %25’inde bulunur, ancak birkaç yıl sonra hastalık seyrinde ortaya çıkar. “Sosis benzeri” bir el veya ayak parmağının varlığı, interfalanksiyal eklemlerin ve fleksör tendon kılıfının iltihaplanmasının belirtisidir. Enflamatuar sendromun biyolojik özellikleri tutarsızdır.

Etiyoloji

Hastalığın kesin nedeni ve kalıtım şekli bilinmemektedir. Ekstraartiküler enfeksiyon bazen tetikleyen bir faktör olarak rapor edilir. İnsan majör histokompatibilite antijeni HLA-B27’nin varlığı ile bir ilişki de vardır, ancak bu antijenin hastalık tespitindeki rolü varsayımsal olarak kalmıştır.

Tanısal Yöntemler

Hastaların yaklaşık %70’inin HLA-B27 testi pozitif olsa da bu bulgu tanı için kesin değildir. Hastalığın tanı kriterleri 2001’de Edmonton’daki son uluslararası toplantıda belirlenmiştir. Bu kriterlere göre hastalık, entezit ve artrit varlığı veya artrit varlığı ve verilenlerden en az ikisi ile tanımlanır: sakroilyak ağrı ve/veya omurilik iltihabı, akut anteriyor üveit, HLA-B27 antijeninin varlığı, ve ailede üveit öyküsü, spondilartropati, veya ebeveyn veya birinci derece akrabada enflamatuar enteropatili sakroiliit. Dışlama kriterleri, hastadaki sedef hastalığının veya bir ebeveyn veya birinci derece akrabada aile sedef hastalığı öyküsünün varlığını, 3 aylık aralıklarla yapılan iki testte Romatoid Faktör IgM’nin saptanmasını ve hastadaki sistemik artritin varlığını içerir.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanı, artrite yol açabilecek hematolojik hastalıklar yanında (özellikle bağ dokusu hastalıkları ve akut lösemi), enfeksiyöz artrit ve diğer enflamatuar hastalıkları da içermelidir.

Yönetim ve Tedavi

Tedavi en iyi pediyatrik romatoloji alanında uzmanlaşmış bir merkez tarafından yönetilir ve steroid olmayan anti-enflamatuar ajanların (NSAIDS) uygulanması etrafında döner. Kalıcı artrit durumunda (NSAIDS ile tedaviden 4-6 hafta sonra artrit varlığı) sedasyon ve genel anestezi altında (3 yaşın altındaki çocuklarda) uygulanan geç etkili kortikoidlerin (triamsinolon heksasetonid) intraartiküler infiltrasyonu gerekir. Hastalığı modifiye eden anti-artritik ilaçların (Salazopyrin veya tümör nekroz faktörü (TNF)-alfa) kullanılması sadece diğer tedavi şekillerine karşı dirençli olan ciddi vakalarda önerilmektedir. Bu tedavilerin etkinliği birkaç karşılaştırılmalı ve ağırlıklı olarak kontrolsüz çeşitli çalışmalarda test edilmiştir.

Prognoz

Vakaların yaklaşık %40’ında, hastalık yetişkinlikte ilerleyici değildir. Kalan vakalarda, hastalık spondilartritte gelişir ve kalça tutulumu riski (vakaların %30’u) ile ilişkilidir. Omurganın ankilozu bildirilmiştir, ancak açıkça sabit bir özellik değildir.

Uzman Hakem(ler): Dr Chantal JOB DESLANDRE – Son güncelleme: Ocak 2007

Çeviren: İlayda ŞAHİN, BSc – OCAK 2019

Hastalık Tanımı

Eozinofilik özofajit (EoE), klinik olarak proton pompa inhibitörleri (PPI'ler) ile tedaviden sonra devam eden özofagus disfonksiyonu (kusma, disfaji, beslenme bozuklukları, gıda etkisi ve karın ağrısı dahil) semptomları ile karakterize, yemek borusunun kronik, alerjik bir hastalığıdır.

ORPHA:73247

  • Eş anlamlısı(ları):

    • EoE
  • Prevalans: 1-5 / 10 000

  • Kalıtım: Multigenik/multifaktöriyel veya uygulanamaz

  • Başlangıç yaşı: Tüm yaşlar

  • ICD-10: K20

  • OMIM: 610247 613412

  • UMLS: C0341106

  • MeSH: D057765

  • GARD: -

  • MedDRA: 10064212

Özet

Epidemiyoloji

Mevcut prevalans dünya çapında 1/2,300-1/1,750 olarak tahmin edilmektedir ve artış göstermektedir. Ağırlıklı olarak erkeklerde görülen bir hastalıktır.

Klinik Tanım

Çoğu vaka çocuklarda ve genç erişkinlerde görülür ancak EoE her yaşta ortaya çıkabilir. Bebekler ve küçük çocuklarda, yiyeceklerin reddedilmesi, kusma, yemeklerle boğulma ve nadir durumlarda, gelişememeleri ile kendini gösterir. Okul çağındaki çocuklar çoğunlukla disfaji, yemeklerle boğulma/tıkanma, yiyecek impaksiyonu, ve daha az yaygın olarak, regürjitasyon, kusma ve göğüs/karın ağrısı ile kendini gösterir. Yetişkinlerde temel olarak disfajinin yanı sıra yiyreceklerden kaçınma, yiyecek impaksiyonu ve zorlu mide yanması ile kendini gösterir. Belirtiler kronik veya aralıklarla meydana gelebilir, bazı hastalar uzun süreler boyunca tamamen asemptomatiktir. Genel olarak, semptomlar tanı konmadan 4 ila 5 yıl kadar sürebilir. Vakaların %75'inde diğer atopik hastalıkların kişisel veya aile öyküsü vardır (yani; dermatit, rinit, astım).

Etiyoloji

Kesin etiyoloji bilinmemektedir ancak birkaç teori öne sürülmüştür. EoE hastalarının yaklaşık %7'sinde, pozitif bir aile öyküsü bildirilir (genellikle etkilenen kardeşlerde), bu nedenle bazı kalıtsal genlerin EoE'ye yatkınlığı artıracağı açıktır. Ancak, hastalığın başlangıcını belirleyen çevresel ve epigenetik faktörler henüz net bir şekilde tanımlanamamıştır. EoE’nin, hastaların özofagusunda yüksek Th2 sitokin seviyeleri ve mast hücreleri bulunduğundan, T yardımcı hücre (Th)-2 tipi immün yanıtlarla ilişkili olduğu düşünülmektedir.

Tanısal Yöntemler

Tanı, endoskop yerleştirildikten sonraki lineer karıklanma, beyaz benekli eksüdalar, eşmerkezli halkalar, Schatzki halka ve doğrusal mukozal gözyaşı açığa çıkaran özofagusun klinik ve endoskopik incelemesine dayanır (Ancak vakaların %30’una kadarında özofagus normal görünür). Bir özofageal mukozal biyopsi, EoE'nin tanısında esastır ve pH izleme sonuçlarından bağımsız olarak en az 15 eozinofil/yüksek güç alanı (HPF) varlığına dayanır. 8 haftalık bir çift doz PPI denemesinin ardından patolojik bir eozinofilik infiltrasyonun kalıcılığını belgeleyen EoE tanısı konulabilir.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanılar arasında gastroözofageal reflü hastalığı (GERD), şiddetli küçük çaplı özofagus ve özofagus kandidiyazisi bulunur. Şu anda bir PPI denemesinden önce EoE’den ayırt edilemeyen PPI duyarlı özofajiyal eozinofili de dışlanmalıdır.

Yönetim ve Tedavi

Tedaviler arasında diyet yönetimi, farmakolojik tedavi ve özofagusun mekanik dilatasyonu bulunmaktadır. Ampirik 6-besin eliminasyon diyeti, hedeflenen diyet kısıtlamaları ve bazen de temel diyet, olası herhangi bir besin alerjisinin tanımlanmasına yardımcı olabilir. EoE'yi tetikleyen gıda alerjenlerinden sürekli kaçınmak, sıklıkla ilaca gerek kalmadan yıllarca hastalık remisyonunu sürdürür. Topikal kortikosteroidler en sık kullanılan ilaç seçimidir. Tiyopürinik immünosupresanlar, steroid bağımlılığı veya refrakterliği olanlarda faydalı olabilir. Lökotrien reseptör antagonisti ve mast hücre stabilizatörleri önerilmez. Nüksü önlemek için bakım tedavisi düşünülmelidir. Endoskopik genişletme, kalıcı semptomatik darlığı olanlar için ayrılmıştır ve vakaların çoğunda, en azından kısa vadede semptom iyileşmesi sağlar.

Prognoz

EoE semptomların ve inflamasyonun kalıcılığının yıllarca devam ettiği kronik bir hastalıktır. Hem steroidler hem de diyet değişikliği geçici bir rahatlama sağlayabilir, ancak sürekli gıdadan kaçınma veya ilaç kullanımının sürekli remisyon ve yaşam kalitesi üzerindeki etkisi henüz değerlendirilmemiştir.

Uzman hakem(ler): Dr Alfredo LUCENDO – Son güncelleme: Mayıs 2014

Çeviren: İlayda ŞAHİN, BSc – OCAK 2019

Hastalık Tanımı

Ependymal tümör, hem çocuklarda hem de yetişkinlerde ortaya çıkabilen, omuriliğin ventriküllerini ve merkezi kanalını kaplayan ependimal hücrelerden kaynaklanan, posterior fossadan köken alan tümörler için intrakraniyal hipertansiyon, tümör değişikliklerine ve supratentoryal tümörler için piramidal işaretler ve omuriliğin tümörleri için disestezi gibi tümörün konumuna bağlı olarak geniş bir yelpazede klinik bulgular ile karakterize nörektodermal kökenli bir tümördür, Miksopapiller ependimoma, subependimom, ependimoma (iyi huylu veya düşük dereceli tümörler) veya anaplastik ependimoma (malign veya III. derece tümörler) olarak sınıflandırılabilirler.

ORPHA:301

  • Eş anlamlısı(ları): -

  • Prevalans: 1-9/100,000

  • Kalıtım: -

  • Başlangıç yaşı: Tüm yaşlar

  • ICD-10: C71.7

  • OMIM: 137800

  • UMLS: C0014474

  • MeSH: -

  • GARD: -

  • MedDRA: -

Çeviren: İlayda ŞAHİN, BSc – OCAK 2019

Hastalık Tanımı

Ependimom erişkinlerde (ancak pediatrik merkezi sinir sistemi tümörlerinin sadece %10-12'sini oluşturur) en sık görülen intramedüller tümördür ve iyi huylu veya anaplastik olabilir. Ependimom, serebral ventriküllerin, kortikal desteklerin ve omuriliğin merkezi kanalının ependimal hücrelerinden kaynaklanır ve baş ağrısı, kusma, nöbetler, fokal nörolojik belirtiler ve görme kaybı gibi değişken semptomlarla kendini gösterir ve bazı durumlarda obstrüktif hidrosefali yapabilir.

ORPHA:251636

  • Eş anlamlısı(ları):

    • Klasik ependimom
  • Prevalans: Bilinmiyor

  • Kalıtım: Uygulanamaz

  • Başlangıç yaşı: Tüm yaşlar

  • ICD-10: D43.2

  • OMIM: -

  • UMLS: C0014474

  • MeSH: -

  • GARD: 6353

  • MedDRA: 10014967

Çeviren: İlayda ŞAHİN, BSc – OCAK 2019

Hastalık Tanımı

Suya maruz kaldıktan sonra sıklıkla dermatofit enfeksiyonları ile birlikte beyaz süngerimsi bir görünüm sunan, difüze, homojen, hafif ila kalın, sarımsı palmoplantar hiperkeratoz (bazen parmakların dorsal tarafına yayılarak) ile karakterize nadir, izole, difüze bir palmoplantar keratoderma hastalığı. Hiperhidroz genellikle bulunur ve deri biyopsisinde epidermolitik olmayan değişiklikler görülür.

ORPHA:2337

  • Eş anlamlısı(ları):

    • Otozomal dominant difüze palmoplantar keratoderma, Norrbotten tipi

    • Difüze palmoplantar keratoderma, Bothnian tipi

    • NEPPK

  • Prevalans: 1-9 / 100 000

  • Kalıtım: Otozomal dominant

  • Başlangıç yaşı: Bebeklik, Çocukluk

  • ICD-10: Q82.8

  • OMIM: 600231

  • UMLS: C1833030 C1838359

  • MeSH: -

  • GARD: 1862

  • MedDRA:

  • Çeviren: İlayda ŞAHİN, BSc – ŞUBAT 2020

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Epidermolizis bölloza simpleks (EBS), ya kendiliğinden ya da fiziksel travmadan sonra ortaya çıkan intraepidermal kabarcıklar ve erozyonlar ile sonuçlanan cilt kırılganlığı ile karakterize kalıtsal epidermolizis bülloza (HEB) bozuklukları grubudur.

ORPHA:304

  • Eş anlamlısı(ları):

    • EBS

    • EEB

  • Prevalans: 1-9 / 100 000

  • Kalıtım: Otozomal dominant veya Otozomal resesif

  • Başlangıç yaşı: Bebeklik, Yenidoğan, Çocukluk, Adölesan

  • ICD-10: Q81.0

  • OMIM: -

  • UMLS: C0079298

  • MeSH: -

  • GARD: 10752

  • MedDRA: -

**Özet **

Epidemiyoloji

Rapor edilen prevalans, ABD’de 1/215,000 ile İskoçya’da 1/35,000 arasında değişmektedir.

Klinik Tanım

Başlangıcın genellikle konjenital veya doğumdan kısa bir süre sonra olmasına rağmen, lokalize EBS'de kabarma geç çocukluk veya erken yetişkinliğe kadar gelişmeyebilir. Lokalize veya genelleşmiş kabarma ve erozyonların yanı sıra, bazen karakteristik desenler gösteren (herpetiform gruplama), kutanöz özellikleri, tırnak dökülmesini ve distrofiyi ve nadiren milia oluşumunu içerebilir. Skarlaşma çoğunlukla yoktur veya çok azdır (hafif atrofik kırışıklık ve dispigmentasyon). Diğer bulgular, cildin konjenital yokluğunu ve avuç içi ve tabanların lokalize veya konflüent keratodermasını içerebilir. En yaygın ekstraktanöz belirti, ağız boşluğunun kabarmasıdır. Çeşitli ek ekstra-kütanöz komplikasyonları ortaya çıkabilir ve yaşa bağlıdır, başlangıç zamanı ve kümülatif ortaya çıkma riski EB alt tipine oldukça bağlıdır. Kabarcıkların intraepidermal lokalizasyonuna bağlı olarak birkaç alt tip mevcuttur. Çoğu zaman, kabarcıklar epidermisin bazal tabakasında oluşur ( otozomal resesif EBS; Dowling-Meara tipi; Köbner tipi; EBS – pilorik atrezi; lokalize EBS; migratör sirkinat kızartı ile EBS; benekli pigmentasyon ile EBS). Bununla birlikte, 3 alt tip suprabasal kabarmayı içerir (plakophilin eksikliğine bağlı EBS, EBS süperfisiyalis, letal avantolitik EB; bu terimlere bakınız).

Etiyoloji

EBS, alt tipe bağlı olarak spesifik genlerdeki genetik mutasyonlardan kaynaklanır.

Tanısal Yöntemler

Tanı, küçük bir cilt traksiyonunu takiben kabarcıkların geliştiği epidermal seviyenin belirlenmesine dayanır. Önerilen teknikler, cilt biyopsisi üzerinde gerçekleştirilen immünofloresan antijen haritalaması (IFM) ve transmisyon electron mikroskopisidir (TEM). Alt tipler daha sonra aktarım şekli, IFM ve TEM ve klinik sunum temelinde tanımlanır. Kutanöz bulgular güvenilir tanısal belirteçler değildir.

Ayırıcı Tanı

Tanı, kapsamlı ayırıcı tanıda çok az ihtiyaç duyulduğunda genellikle kolaydır. Bununla birlikte neonatal döneminde in utero herpes simpleks enfeksiyonu düşünülebilir, özellikle ailede büllöz hastalığı öyküsü yoksa veya klinik bulgular EB için atipik ise, düşünülebilir. Yenidoğanlarda ve küçük çocuklarda ayırıcı tanı inkontinansı pigmenti, epidermolitik iktiyoz, lineer IgA dermatozu, büllöz pemfigoid, ve büllöz empetigo (bu terimlere bakınız) yanısıra konjenital aplasia aplazi kütis, neonatal pemfigüs, neonatal herpes gestasyonis, stafilokokal haşlanmış deri sendromu içerebilir.

Antenatal Tanı

Koryonik villi veya amniyon sıvısı hücrelerinden fetal DNA kullanarak yapılan prenatal test, eğer nedensel gen biliniyorsa ve patojenetik mutasyon(lar) tanımlanırsa mümkündür.

Genetik Danışma

Kalıtım, alt tipe bağlı olarak, ya otozomal dominant ya da otozomal çekiniktir. EBS alt tipinin doğru tanısı, uygun genetik danışma için çok önemlidir.

Yönetim ve Tedavi

Yönetim, travmayı önlemek için titiz koruyucu cilt dolgusu ve uygun yaşam tarzı ile örselenimin önlenmesi ve dikkatli yara bakımı ile ikincil enfeksiyonun önlenmesine dayanır. Klima, sıcak havalarda hastalığın kötüleşmesini önlemede yardımcı olabilir.Spesifik ekstraktanöz komplikasyon riski en yüksek olan EB alt tipi hastalar yakından izlenmeli ve etkilenen dokuların ciddi şekilde yaralanmasını önlemek için uygun önlemler alınmalıdır.

Prognoz

Prognoz, alt tipe oldukça bağlıdır. Çoğu hasta normal yaşam süresine sahiptir, ancak bazı alt tiplerde önemli morbidite ve hatta erken ölüm olabilir.

Uzman hakem(ler): Pr Giovanna ZAMBRUNO – Son güncelleme: Mayıs 2012

Çeviren: İlayda ŞAHİN, BSc – OCAK 2019

Hastalık Tanımı

Epignatus, genellikle maksilla, alt çene, damak veya kafa tabanından kaynaklanan ve kranyum, nazofarinks veya ağız içi boşluğunu istila eden, nadir görülen ve hayatı tehdit eden bir intraoral teratomdur. Epignathus kadınlarda daha sık görülür ve doğum öncesi dönemde (tümör boyutuna bağlı olarak) obstrüktif polihidramniyoz ve dispne, siyanoz, öksürük, emme ve yutma zorluğu ve doğum sonrası nadiren kusma (yutma güçlüğü nedeniyle) gibi çeşitli belirtilerle kendini gösterir. Büyük olduklarında, neonatal döneminde hava yolu obstrüksiyonu, asfeksi, ve ölüme neden olabilirler.

ORPHA:141077

  • Eş anlamlısı(ları):

    • Orofaringeal teratom
  • Prevalans: -

  • Kalıtım: Uygulanamaz

  • Başlangıç yaşı: Antenatal, Yenidoğan

  • ICD-10: D37.0

  • OMIM: -

  • UMLS: C0266725

  • MeSH: -

  • GARD: -

  • MedDRA: -

Çeviren: İlayda ŞAHİN, BSc – OCAK 2019

Hastalık Tanımı

Epstein-Barr virüsü (EBV) ile ilişkili gastrik karsinom (EBVaGC), mide karsinomu hücrelerinde gizli bir EBV enfeksiyonu, yaygın tip histoloji, proksimal bir yerleşim yeri (midenin gövde ve kardiasında) ve nispeten uygun bir prognoz ile karakterize, erkeklerde baskın olan nadir bir gastrik karsinom formudur (vakaların yaklaşık % 10'unda görülür) .

ORPHA:313920

  • Eş anlamlısı(ları):

    • EBV-ilişkili gastrik karsinom

    • EBVaGC

  • Prevalans: Bilinmiyor

  • Kalıtım: Multigenik/multifaktöriyel

  • Başlangıç yaşı: -

  • ICD-10: C16.0 C16.2

  • OMIM: -

  • UMLS: -

  • MeSH: -

  • GARD: -

  • MedDRA: -

Çeviren: İlayda ŞAHİN, BSc – OCAK 2019

Hastalık Tanımı

Erişkin başlangıçlı servikal distoni, DYT23 tipi, bazen hafif kafa tremoru ve esansiyel tipte uzuv tremorunun eşlik ettiği tortikollis ile ortaya çıkan, ilerleyici olmayan fokal servikal distoni (*hareket bozukluğu) ile karakterize nadir, genetik, izole bir distonidir.

ORPHA:420492

  • Eş Anlamlısı(ları):
  • DYT23
  • Distoni 23
  • Prevalans: <1 / 1 000 000
  • Kalıtım: Otozomal dominant
  • Başlangıç yaşı: Erişkin
  • ICD-10: G24.8
  • OMIM: 614860
  • UMLS: -
  • MeSH: -
  • GARD: -
  • MedDRA: -

Çeviren: Seda Arslan Özkul, MD- Ocak 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

İnsan T-hücresi Lösemi Virüsü tip 1 veya İnsan T-hücresi Lenfotropik Virüs tip 1 (HTLV-1) nedeniyle nadir, irüs ilişkili tümör ve anti-HTLV-1 antikorlarının varlığı ile karakterizedir ve yoğun kromatin ve çok loblu çekirdekleri ile malign, olgun, orta ölçekli T hücreleri. Malign hücreler olgun CD4+ T hücreleri fenotip ve ekspres CD2, CD5, CD25, CD45RO, HLA-DR ve T-hücresi reseptörü αβ sergilerler. Sunum heterojendir ve tipik olarak agresif lösemi veya lenfoma, değişken deri döküntüleri ve visseral organ tutulumudur.

ORPHA: 86875

  • Eş anlamlısı(ları) : ATLL
  • Prevalans: 1-9/100.000
  • Kalıtım: Uygulanamaz veya Multifaktöriyel
  • Başlangıç Yaşı: Yetişkin
  • ICD-10: C91.5
  • OMIM: -
  • UMLS: C0023493
  • MeSH: D015459
  • GARD: -
  • MedDRA:- 1000143

Çeviren: Can Veysel ŞOROĞLU, MSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Eritrosit piruvat kinaz (PK) eksikliğine bağlı hemolitik anemi, değişken derecede kronik nonprotositik hemolitik anemi ile karakterize metabolik bir hastalıktır.

ORPHA: 766

  • Eş Anlamlısı(ları): Eritrositlerin piruvat kinaz eksikliği

  • Prevalans: 1-9 / 100.000

  • Kalıtım: Otozomal resesif

  • Başlangıç yaşı: Yenidoğan, Bebeklik

  • ICD-10: D55.2

  • OMIM: 266200

  • UMLS: C0340968

  • MeSH: -

  • GARD: 7514

  • MedDRA: -

Özet

Epidemiyoloji PK eksikliği, genel beyaz popülasyonda prevalansı 1/20.000 olarak tahmin edilen konjenital nonstalitik olmayan hemolitik aneminin en sık nedenidir.

Klinik Tanım

Klinik olarak PK eksikliği olan hastalar, şiddetli yenidoğan sarılık ve doğumda ölümcül anemi, şiddetli transfüzyona bağlı kronik hemoliz, enfeksiyon sırasında alevlenme ile orta derecede hemoliz, belirgin anemi olmadan tamamen kompanse hemolize kadar çok değişken bir kronik hemolizden muzdariptir. Kronik ikter, safra taşı ve splenomegali yaygın bulgulardır.

Etiyoloji

Eritrosit PK eksikliğine PKLR genindeki mutasyonlar neden olur (1q22). Bugüne kadar, PKLR'de 190'dan fazla mutasyon rapor edilmiştir. PK, önemli bir düzenleyici glikoliz enzimidir ve PK eksikliğinden iki ana metabolik anormallik ortaya çıkar: ATP tükenmesi ve artmış 2,3-difosfogliserat (2,3-DPG) içeriği. Ekstravasküler hemolize neden olan kesin mekanizmalar henüz bilinmemektedir, ancak önemli bir özellik, PK eksikliği olan genç eritrositlerin, özellikle retikülositlerin dalak tarafından seçici sekestrasyonunu içerir. Artan 2,3-DPG seviyeleri, hemoglobinin oksijen afinitesini azaltarak anemiyi iyileştirir.

Tanısal Yöntemler

Tanı, klinik özellikler ve laboratuvar bulguları temelinde düşünülebilir: değişken düzeyde anemi, retikülositoz, artmış konjuge olmayan bilirubin ve azalmış haptoglobin seviyeleri. Kırmızı kan hücresi morfolojisi aslında normaldir. PK eksikliği, PK enzimatik aktivitesini ölçerek teşhis edilir. En önemlisi, enzimatik aktivitenin eritrosit yaşına bağlı olması nedeniyle, PK eksikliği retikülositoz ile maskelenebilir. Tanının doğrulanması için moleküler karakterizasyona ihtiyaç duyulur.

Ayırıcı Tanı

Hematolojik hastalıklar kapsamında ortaya çıkan (akut/kronik lösemi, miyelodisplastik sendromlar ve sideroblastik anemi; bu terimlere bakınız) ikincil PK eksikliği de bildirilmiştir. Hemoglobin anomalilerinin ve antiglobulin reaksiyonlarının dışlandığı kalıcı normositik hemolitik anemi durumunda, sferositler yoktur ve ozmotik kırılganlık normaldir, kalıtsal nonprofositik hemolitik anemi tanısı düşünülmelidir.

Genetik Danışmanlık

Eritrosit PK eksikliği otozomal resesif bir hastalıktır.

Yönetim ve Tedavi

Tedavinin temel dayanağı kan transfüzyonu ve ciddi vakalarda splenektomidir. İkincisi, hastanın anemiyi tolere etme yeteneğine dayanmalıdır. Splenektomi sonucunda retikülosit sayısı sıklıkla artar ve transfüzyon ihtiyacı azalır. Kemik iliği nakli PK eksikliğini tedavi edebilir, ancak nadiren yapılır.

Prognoz

Prognoz aneminin şiddetine göre değişkendir, ancak uygun tedavi gerektiren diğer kronik hemolitik hastalıklar, safra taşı ve aşırı demir depolanmasına bağlı olarak da gelişebilir.

Uzman(lar): Dr R. [Richard] VAN WIJK – Son Güncelleme: Mart 2009

Çeviren: Can Veysel Şoroğlu, MSc

Hastalık Tanımı

İstemsiz, tekrarlayan, devamlı kas kasılmaları veya tipik olarak tek bir uzuvda başlayan ve çoğu kişide tipik olarak kraniyal ve servikal bölgeyi koruyan diğer uzuvların ve gövdenin ilerici tutulumu ile karakterize olan nadir bir hareket bozukluğu.

ORPHA:256

  • Eş anlamlısı(ları):

    • Distoni muskulorum deformans

    • EOTD

    • Erken başlangıçlı genelleşmiş burulma distoni

    • Erken başlangıçlı izole distoni

    • Erken başlangıçlı primer distoni

    • Erken başlangıçlı burulma distoni

    • Idiyopatik burulma distoni

    • Oppenheim distoni

  • Prevalans: 1-9 / 1 000 000

  • Kalıtım: Otozomal dominant

  • Başlangıç yaşı: Adölesan, Çocukluk, Yetişkin

  • ICD-10: G24.1

  • OMIM: 128100 602554

  • UMLS: C0013423 C1851945 C3888090

  • MeSH: -

  • GARD: 2027

  • MedDRA: -

Özet

Epidemiyoloji

Prevalans bölge ve etnik popülasyona göre değişmektedir. ABD’de genel popülasyondaki tahmini prevalans yaklaşık 1/30,000 iken, Avrupa’da kesin tahminler mevcut olmasa da, tahmin edilen prevalans 1/200,000-330,000 arasındadır. Aşkenazi Yahudi nüfusundaki tahmini prevalans, kurucu etkisinden dolayı, 1/3,000-9,000 ile çok daha yüksektir.

Klinik Tanım

Semptomlar tipik olarak ilk önce orta ila geç çocuklukta distonik kas kasılmaları olan bir kol veya bacakta gelişir ve ilk önce yazma veya yürüme gibi özel eylemlerle belirginleşebilir. Hastaların yaklaşık %60-70’inde hastalık, en az bir bacak ve bir kol ve sıklıkla aksiyal kasları içeren, yaklaşık beş yıl içerisinde diğer vücut bölgelerine (multifocal veya genelleşmiş distoni) ilerler. Nadiren kraniyoservikal kaslara yayılabilir. Semptomların dağılımı ve şiddeti, etkilenen bireyler arasında ve hatta aynı ailede geniş ölçüde değişiklik gösterir. Bu tip distoni, diğer nörolojik veya sistemik anormallikler ile ilişkili değildir.

Etiyoloji

Vakaların çoğuna TOR1A genindeki (9q34) üç baz çiftinin (GAG) heterozigot bir şekilde delesyonu neden olur. Bu gen, her yerde ekspres edilen ve bir AAA+ ATPaz olarak çeşitli hücresel bölgelerde (sitoskeletal dinamikler, vezikül füzyonu, membran trafiği ve protein katlanması) rol aldığı anlaşılan protein torsinA’yı kodlar. Protein, endoplazmik reticulum (ER) ile nükleer zarf arasında yer değiştirerek ER ile ilişkili degredasyonda rol oynar ve hücreleri ER stresine daha az duyarlı hala getirir.

Tanısal Yöntemler

Tanı, yalnızca bugüne kadar tanımlanmış TOR1A geninde kesinlikle patojenik bir varyant olan heterozigot bir TOR1A üç baz çifti delesyonunun, c.907_909delGAG, tanımlanmasıyla bir probandda konulur.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanı, DOPA-yanıtlı distoni (GCH1, SPR, TH’dan biri nedeniyle), Primer distoni, DYT6 tipi (THAP1) ve Otozomal dominant fokal distoni, DYT25 (GNAL) tipi gibi diğer izole distoni formlarını içerir. Semptomların ortaya çıkması benzer olsa da, DYT25 sıklıkla yetişkin başlangıçlı fokal distoni ile ayırt edilirken, DYT6 distonisi olan bireylerde sıklıkla belirgin kranio-servikal ve larinjeal tutulum vardır.

Genetik Danışmanlık

Kalıtım paterni düşük penetrans (taşıyıcıların yaklaşık %30’u semptomik hale gelir) ve yaş, başlangıç yeri ve ilerlemesine göre değişken ekpresyon ile otozomal dominanttır. Moleküler test ve genetik danışmanlık, 26 yaşın altında olan bireyler için önerilmektedir ve ayrıca, tipik erken başlangıçlı izole distoni ile akraba olan 26 yaş sonrası başlangıçlı olanlarda da düşünülebilir.

Yönetim ve Tedavi

Tedavi seçenekleri arasında fokal semptomlar için botulinum toksin enjeksiyonları ve genelleşmiş distoni için antikolinerjikler (en yaygın olarak triheksifenidil) gibi farmakolojik tedavi bulunur. Tıbbi olarak dirençli erken başlangıçlı distonisi olan ciddi vakalarda cerrahi yaklaşımlar, özellikle iç globus pallidusun (GPi) derin beyin stimülasyonu (DBS) veya bazı durumlarda intratekal baklofen uygulaması düşünülmelidir. Son yıllarda, GPi-DBS, tıbben refrakter izole genelleşmiş distoni için önemli bir tedavi seçeneği olarak kurulmuştur ve çoğu birey iyi hatta bazen etkileyici iyileşme yaşamaktadır.

Prognoz

Tüm hastalar normal bilişsel fonksiyonlara sahiptir ve yüksek distonik semptomların genelleşme oranına rağmen, hastaların yaklaşık %75’i modern tedavi yöntemleri ile birlikte dolaşma ve bağımsızlık ve dolayısıyla nispeten iyi bir yaşam kalitesini koruyabilmektedir. Şiddetli, tıbbi olarak dirençli distonisi olan çocuklarda ve yetişkinlerde, GPi-DBS, hastalığın seyri sırasında daha erken düşünülmelidir, çünkü daha kısa hastalık süresi, iyileşme sonuçlarıyla bağlantıdır.

Uzman hakem(ler): Dr. Christoph KAMM – Son güncelleme Nisan 2019

Çeviren: İlayda ŞAHİN, BSc – OCAK 2019

Hastalık Tanımı

Esansiyel trombositemi (ET), tromboz ve kanama eğilimi ile trombosit sayısının (>450 x 109/L) sürekli yükselmesiyle karakterize edilen miyeloproliferatif bir neoplazmdır (MPN, bu terime bakınız).

ORPHA:3318

  • Eş anlamlısı(ları):

    • ET

    • Esansiyel trombositoz

  • Prevalans: 1-5 / 10 000

  • Kalıtım: Multigenik/multifaktöriyel ya da uygulanamaz

  • Başlangıç yaşı: Tüm yaşlar

  • ICD-10: D47.3

  • OMIM: 187950 601977 614521

  • UMLS: C0040028

  • MeSH: D013920

  • GARD: 6594

  • MedDRA: 10015493

Özet

Epidemiyoloji

Prevalans ABD’de 1/4,200 olarak tahmin edilir ve İsveç’te 1/3,333 olarak bildirilir. Tanıda ortalama yaş 60-65’dir, ancak genç kadınlarda görülme sıklığında zirve yaparak, hastalık herhangi bir yaşta ortaya çıkabilir, Kadın erkek oranı yaklaşık 2:1’dir.

Klinik Tanım

Klinik tabloya vasküler tıkayıcı olaylara ve kanamalara yatkınlık hakimdir. ET'li bazı hastalar asemptomatiktir, bazıları ise mikrosirkülasyon bozuklukları veya vazomotor olaylar yaşayabilir: baş ağrıları, görme bozuklukları, bayılma hissi, atipikal göğüs ağrısı, distal parestezi, eritromelalji, ve geçici nörolojik iskeminin diğer semptomları. Daha az sıklıkla ET, artan kanama riski ile ilişkilidir. Hastalar için ana riskler arasında ciddi nörolojik, kardiyak veya periferik arter belirtilerini indükleyebilen trombozlar (arteriyel ve venöz) bulunur. Uzun vadede hastaların küçük bir bölümünde miyelofibrozise (bu terime bakınız) veya akut lösemiye dönüşüm mümkündür.

Etiyoloji

JAK2 genindeki somatik mutasyonlar ET’de bulunan en yaygın genetik değişikliklerdir. LNK genindeki mutasyonlar, JAK2 yolağını aşağı regüle eder ve neden olabilir. MPL genindeki mutasyonlar, myeloproliferasyonlu ET vakalarında da bulunmuştur. Son zamanlarda CALR’deki mutasyonlar, JAK2 VE MPL için negatif olan birçok hastada tanımlanmıştır. Detaylı patojenik mekanizma bilinmemektedir. ET genellikle edinsel bir hastalık (kalıtsal olmayan) olmasına rağmen, ailevi bir form, primer ailevi trombositoz (bu terime bakınız) da gözlenmiştir.

Tanısal Yöntemler

Tanı, reaktif nedenlerin (demir eksikliği veya iltihaplanma gibi, aşağıya bakınız) olmadığı durumlarda sürekli yüksek trombosit seviyesine (450x109 / L'den fazla), klonal markere ait kanıtlara (JAK2, CALR, MPL veya MPN patogenezinde rol alan diğer genlerde somatik mutasyon), geniş ve olgun morfolojiye sahip megakaryositlerin artmış olduğunu gösteren kemik iliğine ve retikülin artışının olmayışına ve primer ailesel polistemiyi (bu terime bakınız) dışlamak için akrabalar arasında MPN yokluğuna dayanmaktadır..

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanılar arasında diğer miyeloproliferatif neoplazmalar (polisitemi vera, primer miyelofibroz, kronik miyeloid lösemi; bu terimlere bakınız), miyeloid maligniteler (myelodisplastik sendromlar), seconder trombositoz nedenleri (inflamasyon, kanser, demir eksikliği, asplenia) ve primer ailesel trombositoz (bu terime bakınız) yer alır.

Yönetim ve Tedavi

Yönetim şu anda tromboz riskine dayanmaktadır ve antiagregan tedaviyi ve/veya trombosit sitoredüksiyonunu içerebilir. Hidroksikarbamid ve aspirin yüksek riskli hastalarda etkilidir. Anagrelid, Avrupa Birliği'nde hidroksikarbamide dirençli veya duyarlı hastalarda trombosit düşürücü ajan olarak onaylanmıştır. Konvansiyonel ve pegile rekombinant interferon alfa (IFN), trombosit sayımlarını control etmede etkilidir, ancak trombozun önlenmesinde etkinliğine dair kanıt yoktur ve genç hastalarda konvansiyonel storedüktif tedaviler için tercih edilebilir. Arteriosklerotik hastalık ile ilişkili risk faktörleri (hipertansiyon, diyabet, sigara vb.) aktif olarak yönetilmelidir. Konvansiyonel sitoredüktif tedaviler gebelikte kontrendikedir.

Prognoz

Genel sağkalım, tanıdan sonraki ilk on yılda, yaş ve cinsiyete göre eşleştirilen sağlıklı bir popülasyona benzer ve bundan sonra farklılık gösterebilir (tromboz, miyelofibrozise geçiş, akut lösemi veya miyelodisplazi gibi hastalık komplikasyonları nedeniyle). Uygun şekilde yönetildiğinde ve dikkatlice takip edildiğinde, ET hastalarının yaşam beklentisi, genel popülasyona benzer olabilir.

Uzman Hakem(ler): Pr Jean-Jacques KILADJIAN – Son güncelleme: Temmuz 2014

Çeviren: İlayda ŞAHİN, BSc – OCAK 2019

Hastalık Tanımı

Esteziyonöroblastom (ENB), genellikle yaşamın 50-60’lı yıllarında meydana gelen süperior nazal kubbede olfaktör nöroepitelyal hücrelerin bazal tabakalarından kaynaklanan, klinik olarak progresif ipsilateral burun bloğu, sinüzit, yüz ağrısı, aralıklı baş ağrıları, hiposmi / disosmi, rinore ve epistaksisin yanı sıra proptozis, diplopi ve orbital ekstansiyon nedeniyle aşırı lakasyon gibi spesifik olmayan semptomlarla karakterize, sinonazal kavitenin nadir görülen bir malign neoplazmıdır. Erken tedavi ile ve uzak metastaz yokluğunda, ENB yüksek servikal metastaz oranına rağmen iyi prognozlu (diğer süperior nazal malignitelerle karşılaştırıldığında) görünmektedir.

ORPHA:1957

  • Eş anlamlısı(ları):

    • Olfaktör nöroblastom
  • Prevalans: <1 / 1 000 000

  • Kalıtım: Uygulanamaz

  • Başlangıç yaşı: Yetişkin, yaşlı

  • ICD-10: C30.0

  • OMIM: -

  • UMLS: C0206717

  • MeSH: -

  • GARD: 2197

  • MedDRA: -

Çeviren: İlayda ŞAHİN, BSc – OCAK 2019

Hastalık Tanımı

Etiyolojisi bilinmeyen yetişkin başlangıçlı sporadik ataksisi, erişkinlikte ortaya çıkan (yaklaşık 50 yaşında), yavaş ilerleyen serebellar sendrom (karakteristik ve yürüme ataksisi, üst ekstremite dismetrisi ve niyet tremoru, ataksik konuşma ve okülomotor anormallikler ile karakterize edilen) bir grup kalıtsal dejeneratif ataksiyi tanımlar. Ekstraserebellar semptomlar (örneğin, azalmış titreşim hissi ve ayak bileği reflekslerinin olmaması veya azalması), polinöropati ve hafif otonomik disfonksiyon da kendini gösterebilir. Hafif bilişsel bozukluk da nadiren bildirilmiştir.

ORPHA:247234

  • Eş anlamlısı(ları):

    • İdiyopatik geç başlangıçlı serebellar ataksi

    • YBSA

  • Prevalans: 1-9 / 100 000

  • Kalıtım: Uygulanamaz

  • Başlangıç yaşı: Yetişkin, yaşlı

  • ICD-10: -

  • OMIM: -

  • UMLS: -

  • MeSH: -

  • GARD: -

  • MedDRA: -

Çeviren: Sezer AKYÖNEY, BSc – OCAK 2020

Hastalık Tanımı

Otoimmün hemolitik anemi (OİHA; otoantikorların, kırmızı kan hücrelerine karşı yönlendirildiği farklı derecelerde anemiye neden olan bir hastalık), immün trombositopenik purpura (İTP; otoantikorların trombositlere yönlenmesi ile, hemorajik epizodların olduğu koagülasyon bozukluğu) ve bazen de bilinen bir etiyoloji yokluğunda otoimmün nötropeniyle karakterizedir.

ORPHA: 1959

  • Eş Anlamlısı(ları):

    • Otoimmün hemolitik anemi ve otoimmün trombositopeni

    • İmmün pansitopeni

  • Prevalans: 1-9 / 1.000.000

  • Kalıtım: Uygulanamaz

  • Başlangıç yaşı: Çocukluk, Yetişkinlik

  • ICD-10: D69.3

  • OMIM: -

  • UMLS: C0272126

  • MeSH: -

  • GARD: 6389

  • MedDRA: 10053873

Özet

Epidemiyoloji

Avrupa'da prevalansın 1/1.000.000 olduğu tahmin edilmektedir ancak sağlam bir epidemiyolojik veri bulunmamaktadır.

Klinik Tanım

Sendrom hem çocuklukta hem de yetişkinlikte ortaya çıkabilir. Trombositopeni atakları önce gelişebilir, eş zamanlı olarak ortaya çıkabilir (vakaların %50'si) veya OİHA ataklarını takip edebilir. Semptomların şiddeti ve OİHA ve/veya İTP bölümleri arasındaki gecikme değişkendir. Yetişkinlerde eşzamanlı olmayan vakalarda, bölümler arasındaki gecikme ortalama 4 yıldır. İTP sıklıkla, burun kanaması, peteşi, purpura ve ekimozlu mukokutanöz kanama ile ortaya çıkar. Şiddetli trombositopeni durumunda, nadir durumlarda hematüri, gastrointestinal ve/veya serebromeningeal kanama görülebilir. OİHA, olağandışı halsizlik, solgunluk, taşikardi ve efor dispnesi ile yorgunluk ve bazı durumlarda sarılık, koyu renkli idrar ve/veya splenomegali şeklinde kendini gösterir.

Etiyoloji

Evans sendromu, çapraz reaksiyona girmeyen otoantikorların, kırmızı hücreler, trombositler, bazen nötrofiller üzerindeki farklı antijenik determinantlara yönelik olduğu otoimmün bir hastalıktır; ancak, kesin patofizyolojik mekanizma bilinmemektedir. T-yardımcı lenfosit sayısında azalma ve T-baskılayıcı lenfosit popülasyonundaki bir artışın gözlemlenmesi nedeniyle, sitopeninin T-hücre anomalileri ile ilişkili olabileceği düşünülmektedir. Evans sendromu sıklıkla sistemik lupus eritematozus, antifosfolipid sendromu, otoimmün lenfoproliferatif sendrom ve ortak bir hücresel ve humoral anomaliye işaret edebilen ortak değişken immün yetmezlik gibi diğer hastalıklar ile ilişkilidir.

Tanısal Yöntemler

Teşhis, anemi (hemoglobin seviyesi <12g/dL) ve nötropeni (nötrofil sayısı <1500/mikroL) ile ilişkili olan veya olmayan trombositopeni (trombosit sayısı <100.000/mikroL) gösteren tam kan sayımına dayanır. Yükseltilmiş bir laktat dehidrojenaz (LDH) ve/veya direkt bilirubin seviyesi ve azalmış haptoglobin seviyesi hemolizi gösterir. Pozitif antiglobulin testi (Coombs testi), kırmızı kan hücrelerini (RBC'ler) antijenlerini hedef alan antikorların varlığını doğrular. Hem trombositleri hem de nötrofilleri hedef alan otoantikorların varlığı da gözlenebilir.

AyırıcıTanı

Ayırıcı tanı esas olarak trombotik trombositopenik purpura, tipik veya atipik hemolitik üremik sendrom gibi mikroanjiyopatileri içerir (bu terimlere bakınız).

Genetik Danışmanlık

Vakaların çoğu sporadiktir. Ailesel vakalar, özellikle altta yatan birincil immün yetmezliğin belirlenmesinde istisnai olarak gözlenmiştir.

Yönetim ve Tedavi

İntravenöz immünoglobülinle birlikte olsun veya olmasın, immünosüpresif tedavi İTP için birinci basamak tedaviyi oluşturur. Kortikosteroidlerin (prednizon) uygulanması tedavinin temelidir, ancak rituksimab, siklosporin, azatiyoprin, siklofosfamid ve danazol gibi refrakter vakalara başka ilaçlar da verilebilir. Splenektomi üçüncü basamak tedavi olarak uygulanır; ancak, uzun süreli remisyon daha az görülür ve hastalar yüksek sepsis riski sergilerler. Ağır vakalarda hematopoetik kök hücre nakli gerekebilir.

Prognoz

Evans sendromu, tedaviye rağmen alternatif remisyon ve OİHA ve/veya İTP'nin nüksetme dönemleri olan kronik bir hastalıktır. Ciddi kanama, ağır trombositopeni ve nötropeni durumunda enfeksiyonlar nedeniyle önemli morbidite ve mortalite ile ilişkili olabilir.

Uzman(lar): Pr Marc MICHEL–Son Güncelleme: Haziran 2014

Çeviren: Ezgi Gizem BERKAY, MD

Hastalık Tanımı

Fabry hastalığı kademeli olarak ilerleyen, kalıtsal; nörolojik, cilt, böbrek, kardiyovasküler, kohleovestibuler, serebrovasküler gibi birçok lizozomal depo organı etkileyen hastalıktır.

ORPHA: 324

Eş anlamlısı(ları):

  • Alfa- galaktosidaz A eksikliği
  • Anderson-Fabry Hastalığı
  • Anjiyokeratom korporis diffüsüm
  • Diffüz anjiyokeratom
  • FD Prevalans : 1-5/10,000 Kalıtım: X’e bağlı çekinik gen Başlangıç Yaşı: Çocukluk ICD-10: E75.2 OMIM: 301500 UMLS: C0002986 MeSH : D000795 GARD:6400
    MedDRA:10016016

Özet

Epidemiyoloji

Yıllık görülme oranı 80.000 kişide bir olarak rapor edilmiştir ancak bu rapora göre hastalığın görülme sıklığı azımsanıyor. Bu hastalığa sahip olan tüm kişiler dikkate alındığında hastalığın görülme sıklığının 3.000 kişide bir olduğu tespit edildi. FD tüm ırklarda görülebilen bir hastalıktır.

Klinik Tanım

Klinik tablo, heterozigot kadınlarda hafif vakalardan, artık alfa-galaktosidaz A aktivitesi olmayan klasik olarak etkilenen hemizigoz erkeklerde ağır vakalara kadar geniş bir spektrumu kapsar. Bu hastalar hastalığın tüm karakteristik nörolojik (ağrı), kutanöz (anjiokeratom), böbrek (proteinüri, böbrek yetmezliği), kardiyovasküler (kardiyomiyopati, aritmi), kohleo-vestibüler ve serebrovasküler (geçici iskemik ataklar, felç) belirtileri olabilir. Kadın hastalarda çok hafif veya şiddetli belirtiler olabilir. Ağrı, FD'nin sık görülen erken bir semptomudur (yanma ve karıncalanma parestezisi ile karakterize kronik ağrı ve yanma ağrısının acı çekmesiyle karakterize zaman zaman epizodik krizler). Ağrı, yetişkinlikte ortadan kalkabilir. Isıya ve egzersiz intoleransına neden olan anhidroz veya hipohidroz oluşabilir. Diğer belirtiler arasında anjiokeratom, kornea değişiklikleri, kulak çınlaması, kronik yorgunluk, kardiyak ve serebrovasküler anormallikler (sol ventrikül hipertrofisi, aritmi, anjina), dispne ve nefropati sayılabilir.

Etiyoloji

Fabry hastalığı, alfa-galaktosidaz A enzimini kodlayan GLA genindeki (Xq21.3-q22) mutasyonlarla ilgili eksik olan veya hiç olmayan lizozomal alfa-galaktosidaz A aktivitesinin neden olduğu bir glikosfingolipid metabolizması bozukluğudur. Yetersiz aktivite, hücresel olayların bir kademesini tetiklediğine inanılan lizozomlar içinde globotriaosilseramid (Gb3) birikimi ile sonuçlanır.

Tanı Yöntemleri

Kesin laboratuvar tanı, hemizigoz erkeklerde belirgin enzim eksikliğinin gösterilmesini içerir. Enzim analizi arada sırada heterozigotları saptamaya yardımcı olabilir ancak rastgele X-kromozomu inaktivasyonu nedeniyle yetersizdir, bu da kadınların moleküler testini (genotipleme) zorunlu kılar.

Ayırıcı tanı

Çocuklukta, romatoid artrit ve "büyüyen ağrılar" gibi diğer olası ağrı nedenleri göz ardı edilmelidir. Yetişkinlikte, bazen multipl skleroz göz önünde bulundurulur.

Antenatal Tanı

Prenatal tanı, koryonik villüs veya kültüre amniyotik hücrelerde enzim aktivitesi veya DNA testi ile sadece erkek fetüslerde (etik sebeplerden dolayı) tespit edilebilir. İmplantasyon öncesi tanı mümkündür.

Genetik Danışmanlık

FD, X'e bağlı kalıtılır. Atipik, geç başlangıçlı, varyantların ve spesifik tedavinin mevcudiyeti genetik danışmanlığı zorlaştırmaktadır.

İdame ve Tedavi

Son zamanlarda hastalığa özgü tedavi seçeneği (yapay ortamda tasarlanan alfa-galaktosidaz A kullanılarak enzim değişimi tedavisi) sunuldu ve uzun vadeli sonuçları araştırılıyor, umut verici olduğu düşünülüyor. Farmakolojik şaperonlarla enzim artışı şu anda klinik deneylerde araştırılmaktadır. Geleneksel tedavi; analjezik ilaçlar, nefroproteksiyon (anjiyotensin dönüştürücü enzim inhibitörleri ve anjiyotensin reseptör blokerleri), antiaritmik ajanlar, hızlandırıcı veya implante edilebilir kardiyoverter defibrilatör, diyaliz ve böbrek nakli ile ağrı kesicidir.

Prognoz

Yaşla birlikte, hayati organ sistemlerinde progresif hasar gelişir ve muhtemelen organ yetmezliğine yol açar. Son dönem böbrek hastalığı ve hayatı tehdit eden kardiyovasküler veya serebrovasküler komplikasyonlar, tedavi edilmeyen erkeklerin ve kadınların yaşam beklentilerini genel popülasyona göre 10 ila 20 yıl azaltarak sınırlandırır.

Uzman Hakem(ler): Pr Dominique GERMAIN - Son Güncellme: Mart 2012

Çeviren: Elif Ongun – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Bilateral striopallidodentat kalsinozis (BSPDC, ayrıca Fahr hastalığı olarak da bilinir), farklı beyin bölgelerinde, özellikle bazal ganglionlarda ve dentat nükleusta kalsiyum birikmesi ile karakterizedir ve genellikle nörodejenerasyon ile ilişkilendirilir.

ORPHA: 1980

  • Eş anlamlısı(ları): BSPDC Serebrovasküler ferrokalsinoz İdiyopatik bazal ganglion kalsifikasyonu PFBC Primer ailesel beyin kalsifikasyonu
  • Prevalans : Bilinmiyor
  • Kalıtım: Otozomal dominant
  • Başlangıç Yaşı: Yetişkinlik
  • ICD-10: G23.8
  • OMIM: 213600 606656 615007 615483 616413
  • UMLS: C0393590
  • MeSH : -
  • GARD: 6406
  • MedDRA: 10059626

Özet

Epidemiyoloji

BSPDC'nin prevalansı bilinmemektedir ancak çok nadirdir. 200'den az vaka bildirilmiştir. BSPDC erkeklerde daha sık görülür (erkek:kadın oranı 2:1).

Klinik Tanım

BSPCD semptomsuz olabilir. Semptomatik formlar genellikle yaşamın kırklı yaşlarında görülürken, yirmili yaşlarda kireçlenme görülebilir. Parkinsonizm, korea, titreme, distoni, atetoz ve orofasiyal diskinezi, ataksi ve nöropsikiyatrik bozukluklar da dahil olmak üzere progresif hareket bozuklukları, konsantrasyon ve hafızada zorluk, kişilik ve/veya davranış değişiklikleri ve bunama, hastalarda mevcuttur. İlk belirtiler sıklıkla sakarlık, yorgunluk, kararsız yürüyüş, yavaş ya da geveleyerek konuşma, disfaji, istemsiz hareketler veya kas krampları içerir. Nöbetler sık sık meydana gelir. İdrarını tutamama olabilir.

Etiyoloji

Neden olan gen veya genler bilinmemektedir. Bir ailede 14q kromozomuyla bağlantı kurulmuştur. Bazal ganglionlarda biriken ana element kalsiyumdur ve hastalığın radyolojik görüntüsünü oluşturur. Gözlenen kalsifikasyonların, klinik semptomların nedeninden ziyade hastalığın bir işareti olduğu düşünülmektedir.

Tanı Yöntemleri

Tek proton emisyonlu bilgisayarlı tomografi (SPECT), bazal ganglionlara bilateral olarak perfüzyonun serebral kortekslere perfüzyonun azalmasıyla belirgin şekilde azaldığını ortaya koymaktadır. Teşhis; bazal ganglionlar, dentat çekirdekler, talamus ve serebral beyaz madde gibi alanlardan bir veya daha fazlasının bilateral, neredeyse simetrik, kalsifikasyonlarının BT veya MR bulgularına dayanır. Teşhis ayrıca normal çocukluk büyümesi ve gelişimi ile paratiroitlerde veya diğer bilinen nörolojik bozuklukların yokluğuna dayanmaktadır. Elektroensefalogram, sinir iletim çalışmaları ve PSVER çalışmaları genellikle normaldir ve beyin sapı işitsel uyarılmış potansiyelleri normalden küçük anormalliklere kadar değişebilir.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanılar arasında hipoparatiroidizm ve psödohipoparatiroidizm (genellikle normal serum paratiroid hormon düzeyleri tarafıdan dahil edilmez), Kenny-Caffey sendromu tip 1, demir birikimi ile seyreden nörodejenerasyon, Cockayne sendromu ve Aicardi-Goutières sendromu bulunur.

Antenatal Tanı

Genetik danışma önerilebilir. Ancak, şu anda antenatal tanı olasılığı yoktur.

Genetik Danışma

Ailesel veya sporadik olabilir. 30'dan fazla ailesel formu vardır. Ailede idiopatik bazal ganglion kalsifikasyonu otozomal dominant olarak kalıtsaldır.

İdame ve Tedavi

Spesifik bir tedavi mevcut değildir. Anksiyete, depresyon, obsesif-kompulsif davranışlar ve distoni için farmakolojik tedavi de dahil olmak üzere belirtilerin iyileştirilmesine dayalı tedavi denenebilir.

Prognoz

Uzun süreli çalışmaların bulunmaması nedeniyle prognoz tam olarak anlaşılmamıştır. Ancak, asemptomatik vakalar 25 yaşından küçük bireylerde gözlenirken, artan yaşla birlikte semptomların ortaya çıkması mümkündür.

Uzman Hakem(ler): Pr Bala MANYAM

Son Güncellme: Mart 2010

Çeviren: Elif Ongun – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

Hastalık Tanımı

Faktör V ve faktör VIII'in birlikte eksikliği, hem faktör V (FV) hem de faktör VIII'in (FVIII) aktivitesinde ve antijen seviyelerinde azalma ve hafif ila orta dereceli kanama semptomları ile karakterize kalıtımsal bir kanama bozukluğudur.

ORPHA:35909

  • Eş anlamlısı(ları) : F5F8D, FV ve FVIII birlikte eksikliği, Ailesel çoklu pıhtılaşma faktörü eksikliği
  • Prevalans: 1-9 / 1 000 000
  • Kalıtım: Otozomal resesif
  • Başlangıç Yaşı: Tüm yaşlar
  • ICD-10: D68.8
  • OMIM: 227300 227310 613625
  • UMLS: C1856883
  • MeSH: -
  • GARD: -
  • MedDRA: -

Özet

Epidemiyoloji

Prevalans 1/100,000 ila 1/1,000,000 arasında tahmin edilmektedir.

Klinik Tanım

Durum Akdeniz bölgesinde ve akraba evliliğinin yaygın olduğu bölgelerde daha yaygındır. Kombine FV ve FVIII eksikliği her yaşta ortaya çıkabilir. Epistaksis, kolay morarma, ameliyat sonrası veya doğum sonrası kanama ve menoraji en sık görülen semptomlardır. Hemartroz ve kas hematomları oluşabilir. Belirtiler genellikle hafiftir.

Etiyoloji

Faktör V’in ve faktör VIII'in birlikte eksikliği, LMAN1 genindeki (kromozom 18; q21) veya MCFD2 genindeki (kromozom 2) mutasyonlardan kaynaklanır. LMAN1, bir transmembran lektini olan ERGIC-53'ü kodlarken, MCFD2 bir EF-el-içeren proteindir. ERGIC-53/MCFD2 protein kompleksi, V ve VIII pıhtılaşma faktörlerinin endoplazmik retikulumdan Golgi aparatına taşınmasını kolaylaştıran bir kargo reseptörü olarak işlev görür. LMAN1'deki mutasyonlar vakaların yaklaşık %70'ini oluşturur ve yalnızca boş mutasyonları içerir. MCFD2'deki mutasyonlar vakaların yaklaşık %30'unu oluşturur ve hem boş hem de yanlış mutasyonları içerir.

Tanısal Yöntemler

Teşhis, faktör V ve faktör VIII seviyelerinin ölçülmesine ve uzun süreli aktif kısmi tromboplastin ve protrombin sürelerinin tespitine dayanır. Faktör V ve faktör VIII'in seviyeleri düşük olarak %1 ila yüksek olarak %46 arasında değişmektedir, ancak genel olarak %5 ila %30 arasına düşmektedir.

Ayırıcı Tanı

Ayırıcı tanı hafif hemofili A'yı ve faktör V'de kısmi eksikliği içerir (bu terimlere bakınız).

Genetik Danışmanlık

Kalıtım otozomal resesiftir.

Yönetim ve Tedavi

Yönetim kanamayı kontrol etmeyi amaçlar ve taze donmuş plazma ve desmopressin uygulaması ile tedavileri içerir.

Prognoz

Prognoz, hastalığın orta dereceli formları için elverişlidir. Daha şiddetli formlara sahip hastaların yönetimi uzman bir merkezde yapılmalıdır.

Uzman Hakem(ler): Pr Jenny GOUDEMAND - Son güncelleme: Ekim 2009

Çeviren: Seda Karakaş MSc – OCAK 2019

Kaynak sayfa için tıklayınız.

Not: Bu sayfada yer alan kayıtlar, uluslararası OrphaNet web sitesinden tercüme edilmiş olup, okuyucuyu çeşitli nadir hastalıklar hakkında tamamen genel bir fikir sahibi yapmaya yönelik olarak hazırlanmıştır. Veriler güncel olmayabilir. Tıbbi bilgi niteliği taşımamakta olup, tanı, tedavi veya herhangi bir klinik karar verme sürecinde kullanılmamalıdır.

ORPHA: 180242

  • Eş Anlamlısı(ları):

    • Fallop tüpleri kanseri

    • Habis tubal tümör

    • Tubal kanser

  • Prevalans: 1-9 / 100 000

  • Kalıtım: -

  • Başlangıç yaşı: Yetişkin, yaşlılık

  • ICD-10: C57.0

  • OMIM: -

  • UMLS: C0153579 C0238122

  • MeSH: -

  • GARD: -

  • MedDRA: 10025915

Özet

Bu hastalık için bir Orphanet özeti halen geliştirilme aşamasındadır. Bununla birlikte, hastalıkla ilgili diğer verilere bu sayfanın altındaki Ek Bilgi menüsünden erişilebilir.

Çeviren: Ezgi Gizem BERKAY, MD

Hastalık Tanımı

Fanconi anemisi (FA), kemik iliği yetmezliği, değişken konjenital malformasyonlar ve hematolojik veya solid tümörler geliştirmeye yatkınlığı olan ilerleyici pansitopeni ile karakterize kalıtsal bir DNA tamir bozukluğudur.

ORPHA:84

  • Eş Anlamlısı(ları): Fanconi Pansitopenisi

  • Prevalans: 1-9 / 1.000.000

  • Kalıtım: Otozomal resesif ya da X’e bağlı resesif

  • Başlangıç yaşı: Çocukluk

  • ICD-10: D61.0

  • OMIM: 227645 227646 227650 300514 600901 603467 609053 609054 610832 613390 613951 614082 614083 615272 616435 617243 617244 617247 617883

  • UMLS: C0015625

  • MeSH: D005199

  • GARD: 6425

  • MedDRA: 10055206

Özet

Epidemiyoloji

En az 1/160,000 doğumda beklenen prevalans ile taşıyıcı frekansının1/200'den fazla olduğu tahmin edilmektedir. Bazı popülasyonlarda, kurucu mutasyonlar nedeniyle taşıyıcı frekans çok daha yüksektir. Şimdiye kadar, literatürde 2.000'den fazla vaka bildirilmiştir.

Klinik Tanım

Hastaların 2/3'ünde, FA'nın ilk bulguları iskelet, deri, ürogenital, kardiyopulmoner, gastrointestinal ve merkezi sinir sistemlerini içerebilen konjenital malformasyonlardır. Ekstremite anomalileri tek taraflı veya bilateraldir, sıklıkla asimetriktir. Düşük boy ve kilo, mikrosefali ve/veya mikroftalmi gibi küçük anomaliler de mevcut olabilir. Cilt pigmentasyon anormallikleri ve hipoplastik tenar çıkıntı sık görülür. Hastaların yaklaşık %20'sinde işitme kaybı olan veya olmayan kulak malformasyonları vardır. Konjenital malformasyonlar aile içinde değişkenlik gösterebilir. Konjenital malformasyonlar belirgin olmadığında, tanı, 7 yaş gibi bir yaşta ortaya çıkan kemik iliği yetmezliğinin (KİY) başlangıcına kadar gecikebilir. Hematolojik anormallikler daha genç yaşta ve daha nadiren yetişkinlerde ortaya çıkabilir ve hastaların %90'ında 40 yaşına kadar KİY gelişmektedir. Hastalarda genellikle miyelodisplastik sendrom öncesinde akut miyeloid lösemi gelişir. Hastalar ayrıca baş ve boyun veya anogenital bölgelerin katı tümörlerine oldukça yatkındır. Kısa boy genellikle hormonal eksikliklere ikincildir. Doğurganlık erkeklerde neredeyse tamamen bozulmuştur ve kadınların yarısında oldukça kötüdür. Gebelik süreci genellikle karmaşıktır.

Etiyoloji

FA, DNA onarımı ve genomik stabilite ile ilgili genlerdeki mutasyonlardan kaynaklanmaktadır. 15 tamamlayıcı grubu temsil eden 15 gen tanımlanmıştır.

Tanısal Yöntemler

Genetik nedensellik, klinik fenotipte yüksek heterojenite ve FA'nın patojenik mekanizması göz önüne alındığında, tanı diepoksibütan (DEB) veya mitomisin C (MMC) tarafından indüklenen kromozomal kırıkların değerlendirilmesine dayanır.

Ayırıcı Tanı

FA klinik belirtileri birçok malformasyon sendromları ile örtüşür (Dubowitz, Seckel, Holt-Oram, Paran-Gerold, trombositopeni-radius yokluğu, Nijmegen kırık sendromu, VACTERL asosiyasyonu, diskeratosis kongenita; bu terimlere bakınız). FA bulgularını görmek ve teşhis genellikle hastada KİY veya habis tümörler gelişene kadar gecikir. Etyolojisi bilinmeyen KİY’li tüm genç hastaların ayırıcı tanısında FA düşünülmelidir. Diğer kanser yatkınlık sendromları (Bloom, Rothmund-Thomson veya Werner sendromları; bu terimlere bakın) veya pansitopeni olan sendromlar (Diamond-Blackfan anemi, immün pansitopeni, Pearson veya Shwachman-Diamond sendromları; bu terimlere bakın) dikkate alınmalıdır.

AntenatalTanı

Prenatal tanı, DEB ile indüklenen kromozomal kırık tahlili veya mutasyon bilindiği zaman moleküler çalışma ile mümkündür.

Genetik Danışmanlık

FA genellikle otozomal resesif bir bozukluktur, ancak X'e bağlı kalıtımda görülebilir.

Yönetim ve Tedavi

Destekleyici bakım, kırmızı kan hücrelerinin (RBC) veya lökodeplet trombositlerin transfüzyonlarını içerir. Hematolojik bulgular için tek iyileştirici tedavi hematopoetik kök hücre transplantasyonudur (HKHT). Bununla birlikte, bu yaklaşım, özel olarak izlenmesi gereken katı tümör riskini artırma eğilimindedir. Semptomatik tedavi, bazı hastalarda, özellikle de RBC’nin kandaki sayılarını arttıran oral androjen uygulamasını içerir. Hematopoetik büyüme faktörünün uygulanması, tedavi sırasında düzenli olarak yapılması gereken kemik iliği aspiratı ve biyopsiden sonra düşünülebilir. Maligniteler geliştiğinde, FA hastalarının radyasyona ve kemoterapiye duyarlılığı ile tedavi karmaşıktır.

Prognoz

KİY ve maligniteler, HKHT ve androjen tedavisi ile iyileştirilmiş olsa da, yaşam beklentisinin azalması ile kötü bir prognoza yol açar.

Uzman(lar): Pr Arleen AUERBACH –Son Güncelleme: Kasım 2011

Çeviren: Ezgi Gizem BERKAY, MD

Hastalık Tanımı

Farklılaşan liposarkom (FLS), iyi farklılaşmış liposarkomdan ilerleyen (İFLS; bu terime bakın) ve en sık retroperitonda ortaya çıkan, yüksek dereceli bir liposarkom alt tipidir (LS; bu terimi inceleyin). İFLS ile ilişkili, lipojenik olmayan bir sarkom bölgesi olarak tanımlanmaktadır.

ORPHA:99970

Sınıflandırma düzeyi: Alt tip

  • Eş anlamlısı):

    • FLS
  • Prevalans: Bilinmiyor

  • Kalıtım: Uygulanamaz

  • Başlangıç yaşı: Yetişkin

  • ICD-10: C49.9

  • OMIM: -

  • UMLS: C0205824

  • MeSH: -

  • GARD: -

  • MedDRA: -

ÖZET

Epidemiyoloji

İnsidans yaklaşık olarak 1/330,000 kişi/yıldır.

Klinik Tanım

FLS uzak metastaz potansiyeli olan hızlı büyüyen bir tümördür ancak bu hastaların %15’inden daha azında görülür. İFLS gibi, genellikle ağrısız bir kitledir ancak tıkanma semptomlarına, iştahta azalmaya ve abdominal distansiyona neden olabilir.

Etiyoloji

Etiyoloji bilinmemektedir. İFLS gibi, FLS de genellikle kromozom bölgesi 12q'nin amplifikasyonuna ve MDM2, HMGA2 ve CDK4 genlerinin ilişkili amplifikasyonuna ve aşırı ifadesine sahiptir.

Prognoz

Genel olarak FLS için 5 yıllık hastalığa özgü sağkalım oranı %44'tür ancak bu, %90'dan daha büyük bir 5 yıllık hastalığa özgü sağkalım oranına sahip ekstremite lezyonlarına bağlıdır.

Uzman hakem(ler): Dr Samuel SINGER – Son güncelleme: OCAK 2013

Çeviren: Sezer AKYÖNEY, BSc – OCAK 2019

Hastalık Tanımı

Papiller veya foliküler tiroit karsinomu olarak da bilinen farklılaşmış tiroit karsinomu (DTK), genellikle erişkinlerde asemptomatik tiroit kitlesi olarak görülen yavaş büyüyen bir malignitedir.

ORPHA:146

  • Eş anlamlısı(ları):

    • Papiller veya foliküler tiroit karsinomu

    • İyi farklılaşmış tiroit karsinomu

  • Prevalans: Bilinmiyor

  • Kalıtım: Uygulanamaz

  • Başlangıç yaşı: Yetişkin

  • ICD-10: C73

  • OMIM: 188550 607464

  • UMLS: C0238463

  • MeSH: -

  • GARD: 12027

  • MedDRA: -

ÖZET

Epidemiyoloji

DTK, tiroit kanserinin en yaygın şeklidir ve hem papiller tiroit kanseri (PTK) hem de foliküler tiroit kanserini (FTK) içerir. Genel yıllık insidans yaklaşık 1/10,000'dir ve insidansın arttığı görülmektedir. Kadın erkek oranı yaklaşık 3:1'dir. DTK'lerin yaklaşık %90'ı PTC ve %10'u FTK'dir.

Klinik Tanım

İki DTK formu benzer sunumlara sahiptir. FTK genellikle biraz daha agresif olarak kabul edilir. Tanı koyma yaşı genellikle 30 yıldan fazladır. DTK genellikle tiroit içerisinde asemptomatik bir nodül olarak görülür. Nadir fakat endişe verici sunumlar arasında vokal kord paralizisi ve hava yolu veya yemek borusu tıkanıklığı nedeniyle ses kısıklığı vardır. DTK yavaş büyür ve sunum sırasında uzak metastazlar nadirdir. En yaygın metastatik bölge servikal lenf düğümleridir. Akciğerlere veya kemiklere uzak metastaz nadirdir (yaklaşık %5).

Etiyoloji

Çoğu DTK'ler sporadiktir ve bilinen bir nedeni yoktur. İyonize radyasyon PTC'ye neden olur. İyot eksikliği, artmış FTK riski ile ilişkilidir. Bu iki malignitenin sporadik moleküler patogenezi kısmen anlaşılmıştır. V600E BRAF mutasyonu (7q34) PTC'de en sık görülen tek mutasyondur. RET (10q11.2) içeren çoklu farklı füzyon genleri de nispeten yaygındır. Aktive edici RAS mutasyonları hem PTC'de hem de FTK'de ve benign tiroit lezyonlarında meydana gelir. PAX8 / PPAR gama füzyon geni (2q13) foliküler tiroit kanserine özgüdür. PTC'lerin yaklaşık %5'inin ailesel bir eğilimi vardır.

Tanısal Yöntemler

Farklılaşmış tiroit kanseri genellikle fizik muayenede veya ultrasonda tiroit bezinde asemptomatik bir nodül olarak ortaya çıkar ve çok daha yaygın olan iyi huylu tiroit nodüllerinden farklılaştırılmalıdır. Tiroit hormonunun serum konsantrasyonları genellikle normaldir. Tiroit ince iğne aspirasyon biyopsisi en sık benign ve malign nodüller arasında ayrım yapmak için kullanılır. Cerrahi rezeksiyon sonrası patoloji incelemesinde tanı doğrulanır. PTK'lerin yaklaşık %50'si kalsiyum birikintileri olan '' psammom gövdelerinin '' varlığı ile karakterize edilir. Farklı histolojik alt tipleri tanımlanmıştır. PTK'nin foliküler varyantı PTC ile aynı prognoza sahiptir; PTK'nin uzun hücre varyantı (%10) daha agresif bir varyanttır.

Ayırıcı Tanı

Tiroit nodüllerinin ayırıcı tanısında nodüler guatr, tiroit kisti, foliküler adenom, diğer tiroit malignitelerinin yanı sıra Hashimoto tiroiditi ve tiroit lenfoması bulunur.

Yönetim ve Tedavi

DTK tedavisi önceliklidir. İlk olarak, tam cerrahi rezeksiyon tedavi için şarttır. İkincisi, TSH'ı baskılamak için tiroit hormonu uygulaması nüksün önlenmesine yardımcı olur. Üçüncüsü, çoğu DTK, iyot alma yeteneğini koruduğundan, 131-iyot tedavisi, artık mikroskobik hastalığın yok edilmesinde yararlıdır. Konvansiyonel tedaviye cevap vermeyen birkaç hasta için dış radyasyon ve multikinaz inhibitörleri etkilidir. Kümülatif nüks riski (20 yılda yaklaşık %20) nedeniyle uzun süreli takip esastır. Nüksler fizik muayene, boyun ultrasonu, iyot taramaları ve serum tiroglobulin ölçümleriyle tespit edilir.

Prognoz

İki DTK formu da benzer sonuçlara sahiptir: vakaların yaklaşık %5'i ölümcüldür. Prognoz çoğu hastada genellikle iyidir. 45 yaşın altındakiler ve iki cm'nin altındaki tümör boyutları özellikle iyi prognoza sahiptir. Uzak metastatik hastalığı olanlarda prognozu kötüdür. Nadiren hastalar, üniform bir şekilde çok kötü prognozu olan anaplastik tiroit k